Sabah kuş cıvıltısı güneşin parlaklığı ve güzelliğiyle birlikte gözlerimi yumuşacık yatağımda açtım. Yatakta gerinerek yavaşça doğruldum. Bugün kendimi enerjik hissediyordum. Aç olduğum için hemen mutfağa doğru yöneldim. Annem her zaman ki gibi döktürmüştü sofrayı. Anneme bir öpüçük kondurup hemen oturdum. Annem kardeşimi ve babamı bahçeden çağırmaya gitti. Hep beraber kahvaltı yapıp dağıldık. Lisenin son yılının ilk günü olduğu için heyecanlıydım. Odama çıkıp hemen hazırlandım. Anneannem’den yadigar bilekliklerimi taktım ve okula yetişmek için evden çıktım.
Okula geldim ve sınıfa doğru çıkarken hafif kaslı bi çocukla çarpıştım. Sanki masallardaki gibi kitaplar yere çalındı. Kitapları almak için eğildim de onun da eğildiğini hissettim. Kafamı hafifçe kaldırınca kahverengi gözlerine gözlerimle temas etmiş oldum. Saçlarının kahverengi oluşu insanı derin düşüncelere daldırıyordu. O an çok büyüleyici bir andı. Kitapları yerden toparlayıp sınıfa doğru giderken arkama baktım ve o da baktı. Çocuk gerçekten yakışıklıydı ve onu ilk defa görüyordum sanırım okula yeni gelmiş biriydi. Ardından hemen kafamı çevirip sınıfıma koştum ve en yakın arkadaşım olan Alexa’nin yanına oturdum. Nefes nefese kalmıştım. Alexa “Sen iyimisin Holly hiç iyi görünmüyorsun ?” dedi. Bende “iyiyim Alexa sadece az önce şu çocukla çarpıştımda ondan.” diyerek kapıdan giren çocuğu gösterdim. Alexa hemen atladı “ oooo okula yeni öğrenci gelmiş ve filmlerdeki gibi ilk senle mi çarpıştı inanmıyorum. Peri masalı gibi miydi?” demesiyle öyle birşey olmadığına ikna etmeye çalışıyordum ama bu imkansız gibi bir şeydi. Bizi çoktan birbirimize yakıştırmıştı. Zil çaldı ve derse geçtik. Yoklama alınırken ismini öğrendim. “Lucas Olsen” ve evet okula yeni gelmiş havalı ve gizemli birine benziyor. Gün boyu ona odaklanmış olacaktım ki ne ara yemek arası olduğunu bile anlamadım. Alexa ile birlikte yemeğimizi yiyip bahçede gezmeye başladık. Alexa bana bu çocukla ilgili şeyler söylemeye devam ediyordu. “Alexa alt tarafı bir kere çarpıştık. Neden bu kadar abartıyorsun anlamıyorum.” Diyip hemen sınıfa çıktım.
Sınıfa çıktığımda sıramda Lucas’ı gördüm. Görünce şaşırdım ve yanına gittim. Lucas “Merhaba tanışalım mı ben Lucas Olsen” diyip elini bana uzattı. Ben şaşkınlıkla gülümsemek arasında olan bakışımla “Merhaba tabiki bende Holly Hill” diyerek tokalaştık. “Holly he baya tatlı isim miş aynı senin gibi” dedi ve ben ne yapacağımı bilemedim utançtan. O an zil çaldı ve “ben artık kendi yerime geçsem iyi olucak.” Diyip kendi sırasına doğru gitti.
O sırada Alexa Lucas’ın yanına gidip kulağına birşeyler fısıldadı. Ardından ikiside buraya baktı. Sonra Alexa yanıma gelip oturdu. “Alexa az önce dediklerim için özür dilerim. Öyle demek istememiştim sadece be-“ derken sözümü kesip “evet sen utandığın için böyle dedin. Ben seni küçüklüğümden beri tanıyorum nerde ne hissettiğini de biliyorum. Zaten arkadaşlarda böyle yapar öyle değil mi?” dedi ve ben sevinçle ona kocaman sarıldım. Ardından hoca içeriye girdi. Lucas derste sürekli bana bakıyordu. Bir an sol tarafından cimcik yedim. “Alexa ne yapıyorsun.” dedim. “Holly hoca sana soru sordu.” diyince hemen yönümü hocaya yönlendirdim ama hoca bana ne sormuştu ki ben bilmiyordum. Hemen kafamı Alexa ya döndürdüm.
Alexa tam soruyu söyleyecekken hoca “gerek yok Alexa boşuna söyleyip kendini yorma bazılarımızın dikkati başka yerlerde.” diyince utançtan yerin dibine girdim. Zilin çalmasıyla çoğu kişi sınıftan çıktı. Lucas’a baktığımda sırıtıyordu, gıcık olmuştum. “Alexa neden bana öyle bakıyor, sen onunla ne konuştun?” diye sordum. “ Ah Holly onu bunu boşver de sen yarın ne yapmak istersin?” diye sordu ben şaşkınlıkla “ne” dedim. O da bana dediki “hadi ama bırak şu çocuğu” diyip beni geçiştirdi. Aslında haklıydı niye bu konuyu uzatıyordum ki “bilmiyorum Alexa okul çıkışı kafeye filan gideriz ikimiz yada sahili dolaşırız.” dedim ve beni analiz etmek ister gibi bi bakışla “iyi de onları zaten her zaman yapıyoruz.” dedi. Evet haklıydı ama “ iyi de yarının ne özelliği varki aynı şeyleri yapsak ne olur.” dedim. “Aslında doğru söylüyorsun tamam o zaman eve gidince konuşuruz.” Dedi eşyalarımızı toparlayıp sınıftan çıktık. Arkadan “Abla” diye bir ses duydum ve arkama baktım evet bu kardeşim Felix Hill’di. “A Felix gel hadi eve gidelim.” dedim. “Tamam abla da yarın ne yapmak istersin?” diye sordu niye herkes bunu bana soruyordu ki. “ Felix neden herkes bunu bana soruyor yarın benim bilmediğim bir şey mi var?” dedim. “Hayır abla sadece hep aynı şeyleri yapıyoruz diye farklı birşeyler yapmak istemiştim.” dedi bende üstelemedim sonra Alexaya bakınca birileriyle mesajlaştığını gördüm. “Alexa canım kiminle mesajlaşıyorsun” dediğimde “hiç annemle mesajlaşıyorum canım.” Dedi o sırada bizim grubu görüp üçümüz oraya doğru yöneldik. “Selam nasılsınız.” diyerek yanlarına geldik. Çocuklar “her zamanki gibiyiz sen nasılsın?” diye sordular. “ bende iyiyim” dedim. Willy Fox “ ne diyeceğim yarın okuldan sonra kafeye gidelim mi biz bize, ne dersiniz?” deyince herkes olur dedi. Sonra da herkes evlere dağıldı. Felixle birlikte eve gelip aç olan karnımızı doyurup odalarımıza çıktık.
Odama gidince kendimi yatağa attım çok yorulmuştum. Tavandaki resimlerime bakarak düşüncelere daldım. Acaba Lucas kaç yaşındaydı, sevgilisi var mıydı, hangi rengi severdi, hangi filmlerden hoşlanırdı, dersleri iyi miydi, spor yapmayı seviyor muydu, kendime sürekli böyle sorular sorup duruyordum ama neden neden böyle şeyler düşünüyordum. Kendi kendime kafayı yediğimi düşünüp yataktan kalktım ve tabletten bir müzik açıp çalışma masama oturdum resim kalemlerimi çıkartıp resim çizmeye başladım. Bu aktiviteyi yapmaktan çok zevk alıyordum.
Resmimi yarıladığımda annem odamdan içeriye geldi. “Sana meyve doğradım yemek istersin diye düşündüm.” dedi ve evet yemek isterdim hemen azıma iki tane elma parçası attım. Annem “yavaş boğulacaksın” dedi bende “birşey olmaz” dedim. Annem bana merakla bakıyordu çünkü ben normalde bu kadar neşeli olan bir kız değildim. Annem “sen iyi misin anneannen öldükten sonra hiç seni böyle görmemiştim” dedi. Bir an annemin dedikleriyle duraksadım ve şöyle dedim “bugün kendimi daha iyi hissediyorum da sen hala aynı gibisin anne, sen nasıl hissediyorsun kendini” diye sordum. O da “aynı ne iyi ne de çok kötü alışıyorum yavaş yavaş” dedi. Sonra hüzünlendi ve odadan çıktı. Kendimi o an çok kötü hissettim keşke annemin içinden bu acıyı söküp atabilseydim. Bu konuşmanın ardından artık hiç mutlu değildim o yüzden yaptığım resmi buruşturup çöpe attım müziği de hemen kapattım. Yorgunluk ve hüzünle yatağıma yattım ve derin bir uykuya daldım.
Yatağımda yuvarlanırken yağmur sesleriyle ve alarmımın çalmasıyla uyandım. Pencerenin yanına gidip camdan Yağmurların yağışını izledim. Annemin seslenişiyle odadan çıktım salona doğru ilerledim ve babamın televizyon izlerken uyuya kaldığını fark ettim. Babamı uyandırmak için yanına gidip yanağına bir öpücük kondurdum. “babacım hadi kalk sabah oldu, bir yerlerin ağrıyacak” dedim ve babam gözlerini açıp “tamam güzel kızım kalktım kızma” diyip gülümseyerek mutfağa doğru gitti. Arkasından bende gittim. Annem “Holly kardeşin uyanmamış lütfen onu uyandırır mısın” dedi bende “tamamdır o iş bende” diyerek koşarak Felix’in odasına daldım ve her zaman ki gibi uyuyordu. Felix’in üzerine atlayıp “hadi uyan küçük ayı” diye söylendim ve çok öfkelendi üstelik beni yere itti alışılmadık birşey değildi. Bana hep aynı şeyi yapıyordu. “Felix hadi kalk kahvaltı yapıcaz, eğer biraz daha uyursan okula geç kalıcaksın.” dediğim gibi yastığı fırlatıp “çık odamdan uyku katili” diye bağırdı. “Seninle uğraşamayacağım Felix” diyip odadan çıktım. Mutfağa indim ve masaya oturduktan beş dakika sonra Felix’in mutfağa girdiğini gördüm. Geç kalmak üzereydik hemen kahvaltımızı yapıp okul için güzel kıyafetlerimizi giyip otobüs beklemeye başladık. Otobüsümüz gelince hemen bindik erkek kardeşimle aynı okula gitmenin verdiği bir mutluluk vardı içimde ama o ise hala bana sinirliydi.
Okula gelince sınıflara dağıldık ve yerime oturdum. Zilin çalmasına çok az vardı ve ne Alexa okuldaydı ne de Lucas okuldaydı. İkiside yoktu ve sanırım bugün okula gelmeyeceklerdi. Okul benim için çok sıkıcı geçeceği anlamına gelmişti bile çoktan. Tenefüs zili çalınca hemen bizim çocukların yanına gittim gitmesine ama onlar da okulda yoklardı bir gariplik vardı neden hiçbiri okula gelmemişti diye kendi kendime konuşuyordum.
Zilin sesiyle sınıfa gittim o kadar sıkıcıydı ki hocanın anlattıkları nini gibi gelmeye başlayınca uyuya kalmışım. Yemek arasında uyandım hiç kimse yok bari Felix’in yanına gideyim dedim ama sınıfta yoktu, bahçede yoktu, kantinde de yoktu bu çocuk nerdeydi. Hemen korkarak sınıfına tekrar çiktım ve sınıf arkadaşlarına sordum. Kızlar Felix’in bugün hiç okula gelmediğini söyledi. Şok içerisinde sınıfa gittim. Neler oluyor neden hiç kimse yok diye kafayı yiyordum. Çıkışa kadar bekledim ama hiç kimseden bir haber yoktu. Herkesi aramıştım ama telefonlarımı hiç kimse açmıyordu.
Çıkışta tek başıma evin yolunu tutmuştum mutsuz mutsuz yolda yürürken yabancı bir telefon numarasının beni aradığını gördüm ve hemen açtım “buyrun kimsiniz,kiminle görüşüyorum” dedim. Telefondan gelen sesle şok oldum “benim Lucas sana bir konum atacağım lütfen beni kırmayıp bu konuma gelir misin” dedi ve inanamadım soru sormama fırsat vermeden telefonu kapattı ve ardından konum mesaj olarak geldi. Meraktan delirmek üzereydim hemen koşa koşa bana gönderdiği konuma gittim. Burası bir kafeydi ve içerde hiç kimse yok gibi gözüküyordu dışardan yavaşça korkuyla içeriye girdim. Hiç kimse yoktu ve etraf oldukça karanlıktı. “Lucas aaaaa “ çığlığımla ışıklar açıldı ve bütün arkadaşlarım buradaydı.
Sürpriz diye bağırdılar korkudan titriyordum. Bir anda herkes “iyiki doğdun Holly diye bağırmaya başladı. Işıklar açılınca benim için yaptıkları doğum günü süslerini gördüm. Mutluluktan ve korkudan ağlamaya başladım. Alexa hemen yanıma gelip kocaman sarıldı “ iyiki doğdun küçük prenses” dedi. Bende “iyi de bugün benim doğum günüm değil ki” dedim. Alexa telefonu açıp ekrandaki tarihi gösterdi ve evet bugün benim doğum günümdü. Felix de buradaydı. Herkese sarılıp teşekkür ettim. Sadece Lucas kalmıştı ve sıra ondaydı.
Teşekkür etmek amacıyla onada sarıldım. O kadar yumuşak ve güzel kokuyordu ki ondan hiç ayrılmak istemeden ayrılmak zorundaydım. Sonra Alexa elinde bir pastayla içeri girdi “hadi üfle bakalım doğum günü kızı” dedi. Ben tam üfleyecekken Lucas “dilek tutmayı unutma” dedi ve ailemle daha güzel günlerimiz için bir dilek tutup üfledim.
Ardından pastalarımızı yedik ve hemen sonrasında herkesin bana aldığı hediyeleri açtım. Alexa bana ikimizinde bayılarak kullanacağı özel tişört baskısı almış ikimizin deli gibi çıktığı fotoğrafları bastırmış üstüne deli kız ya. Felix bana uzun zamandır çok pahalı diye alamadığım boya setini almış. Lucas ise bana çok tatlı bir bileklik almış verirkede şöyle dedi “daha okula yeni geldim ne seversin bilemedim ama baktım ki bileklikten başka takı takmıyorsun bende sana bu bilekliği aldım umarım beğenirsin” dedi bende hemen gülümseyerek “ çok beğendim bence gerçekten güzel gözlem yapmışsın hediye için çok teşekkür ederim sağ ol” dedim.
Hediyeleri açarken değilde onlarla beraber vakit geçirmekten oldukça mutluydum. Orada onlarla biraz daha eğlendikten sonra yorgunluktan herkes evlere dağıldı. Eve geldiğimizde etraf çok karanlıktı önümüzü göremediğimiz için ışıkları açtım ve ikinci bir şoku yaşadım annemle babam da doğum günümü kutlamak için küçük bir organizasyon yapmışlardı. Gerçekten çok duygulanmıştım ve yine karmaşık duygular içerisindeydim. Onları çok seviyordum. “hayatımın en iyi doğum günlerinden biri şuan” dedim ve hemen onların yanına koştum. “İkinci bir dilek hakkı daha” diyerek yeni bitirmiş olduğum dizideki yakışıklımı yakışıklı olan siyah saçlı, kahverengi gözlü, uzun boylu ve hafif kaslı olan, biraz bencil, biraz haklı, inatçımı inatçı olan o tatlı çocuk gibi birini dilemiştim ne yalan söyleyim. Sonuçta ikinci dilekler hep istek üzerine olur.
Pastaları yedikten sonra annemle babam benimle birşey konuşmak istediklerini söylediler ve hep birlikte oturmayı en çok sevdiğimiz koltuğumuza oturduk. Sağıma babam soluma annem karşıda duran sehpaya da erkek kardeşim oturdu. Hepsinin suratı bir anda düştü. Annem “Senin bugün çok mutlu bir günün olduğunu biliyoruz ama bunu senin 18.yaşında söyleyeceğimize söz vermiştik” dediğinde korkunun damarlarımda yavaşça gezdiğini hissediyordum. Babam “bunu sana nasıl söyleyeceğimizi bilmiyoruz” dedi. Ben iyice gerilmiştim ve korkudan soru bile soramıyordum. Hiç beklemediğim bir anda annemden hiç beklemediğim bir sözü işittim. “Holly kızım sen evlatlıksın.”