İçeriğe geç

The Living Dead | Taekook

Bölüm 9 · 4 dk okuma

The Living Dead | Taekook

Bölüm 9

My Name Is Taehyung.

Jungkook küçük arabanın içinde, güneşin rahatsız edici ışığıyla uyandı ve acıyan gözlerini ovuşturdu.

Yanındaki koltukta iyice yayılmış uyuyan Yuma'ya baktı ve önünde duran güneş gözlüğünü alıp takmaya çalıştı.

Uyku sersemliğiyle gözlüğü tam tutamadı ve elinden kaydı. Ayaklarının hemen dibinde bulunan, Yuma'nın, "Kara Delik" olarak adlandırdığı deliğin içine düştü ve içerideki karanlık boşlukta süzüldü. Gözlüğün düştüğünü görünce sinirle başını koltuğa yasladı.

O sırada Yuma uyandı ve uyanır uyanmaz, ceketinin sağ cebinden bir dal sigara çıkarıp dudaklarına yerleştirdi. "Sıçtığımın vitesi! Arabada son kez uyuyuşumdur bu." Söylenip sol cebinden çakmağını çıkardı ve sigarasını yakıp dumanı içine çekti.

"Aynen." Başını, yasladığı koltukta Yuma'ya çevirip söylediğini gerginlikle onayladı, Jungkook.

"Gözlüğüm nerede?" Jungkook hızla başını kaldırdı. Elini ensesindeki uzun saçlarına götürerek Yuma'ya mahcup bakışlarını yolladı. "Düşürdüm."

Yuma sigarasını dudakları arasından çekti ve sinirle arkasına yaslandı. "Dostum, dikkat etmeni söylemiştim ama!" Jungkook bakışlarını yanındaki arkadaşından çekti ve etrafta gezdirdi. "Biliyorum, biliyorum." dedi, kısık çıkan sesiyle.

"Kahretsin." Yuma sinirle söylenirken elindeki çakmağı ceketinin cebine koydu.

"Dikkat ettim. Hava çok aydınlıktı. Niyetim, onu düşürmek değildi yani." Jungkook konuşurken Yuma önündeki direksiyona başını koydu ve kollarını da etrafına sardı.

Jungkook, bir süre bekleyip Yuma'nın konuşmadığını görünce, bu gergin ortamdan ayrılmak için arabanın kapısını açtı. "Benim lavaboya gitmem lazım." Kapıyı iyice açıp dışarıya adımını atar atmaz zeminin olmamasıyla yeri boyladı. "Lanet olsun! N'oluyor?"

Yuma yanındaki koltuğa yaklaşıp yerden kalkmaya çalışan arkadaşına baktı. Jungkook yerden kalktı ve üzerini silkeledi.

"Günaydın, çocuklar." Önünde, arabalarını ismini bilmediği bir aletle havaya kaldırmış tamir eden ikilinin aynı anda konuşmasıyla gözlerini devirdi. Haneul, elindeki kablolardan bakışlarını çekip, ona doğru yaklaşan gence baktı. "Deliksiz bir uyku gibisi yok, değil mi?"

Tıpkı bir sarhoş gibi kelimeleri ağzında yuvarlayarak konuşması Jungkook'un yüzünü buruşturmasına neden oldu. Haneul, tekrar kablolarla uğraşmaya devam ederken aynı zamanda şikayet ediyordu. "Bu farlar başımı ağrıttı. Bana 1-2 gün müsaade edebilir misiniz? Onları bir daha, ilelebet bozulmayacak şekilde tamir edeceğim."

"Haneul işini böyle yapar. Bir daha ve ilelebet bozulmazlar." dedi Jae.

Jungkook soluna döndü ve kendisine bakan Yuma'nın söylediğiyle bütün keyfi kaçtı. "Bana günün ilk birasını borçlandın."

××××××××××

"Söylemiştim sana, bu arabanın farlarını kimse tamir edemez." Bir eliyle direksiyonu tutarken, bir eliyle de sigaranın kağıdını diliyle ıslatıp kapattı. İki dudağının arasına yerleştirdi ve çakmakla yaktı.

"Uyuyor musun?" Yanında sesi çıkmayan arkadaşına söyledi. "Evet, uyuyorum." Yuma'nın sorusuna alayla cevap verdi, Jungkook

"Bir sürü güzel şey kaçırıyorsun." Tam o sırada Jungkook'un gözüne, tıpkı bir çölü andıran yolun tam ortasında, parçalanmış ve yayları dışarıya fırlamış bir kanepe çarptı.

Dudakları arasından sigarasını çıkardı ve dumanını üfleyip arabanın içine yayılmasını sağladı, Yuma. "Gözlüğümü düşürdüğüne inanamıyorum."

Jungkook yarı açık gözleriyle başını kaldırdı ve yanındaki arkadaşına şaşkınca baktı. Başını tekrar koltuğa yasladı ve ağzını bir şeyler söylemek için araladı, fakat söyleyecek bir şeyler bulamayınca oflayıp önüne döndü. Yuma, sigarayı tuttuğu eliyle içki şişesine uzandı. İçkisinden büyük bir yudum aldı ve gördüğü bedenle şişeyi dudaklarından uzaklaştırdı. "Aman tanrım."

Sigarasını tekrar dudakları arasına yerleştirip, arabayı sağa yaklaştırdı. Onlara otostop işareti yapan bedenin arkalarında kaldığını görüce aniden frene bastı.

"Yuma! Ne oldu?" Arkalarına bakan arkadaşını görünce, tıpkı onun gibi arkasını dönüp, onlara yaklaşan genç çocuğa kısık gözleriyle baktı. Yuma, Jungkook'un oturduğu koltuğun camına yaklaşan gence bakarak, yanındaki arkadaşını umursamadan konuştu. "Atlayın, beyefendi."

Genç çocuk kırmızı kazağını düzeltti ve ellerini dizlerine yaslayarak eğildi. "Nereye gidiyorsunuz?"

Jungkook ve Yuma ileriye baktı ve Yuma, belli belirsiz bir yerleri göstererek mırıldandı. "Doğuya."

"Doğuya mı?" Çocuğun sorusuyla Yuma, Jungkook'a baktı ve omuzlarını silkti.

"Nereye gittiğiniz hakkında bir fikriniz yok, öyle değil mi?" dedi genç çocuk, güneş gözlüğünü düzeltirken.

"Geleli fazla olmadı değil mi." Bu sefer Yuma sordu.

"Nereden anladın?"

"Fikri olan biri en başında burada olmazdı." Aldığı cevapla başını salladı çocuk. "Doğru." Ayağa kalktı ve derin bir nefes verdi. "Burada çok yeniyim."

Arabanın arka kapısını açtı ve önce sırt çantasını içeri attı, sonra da kendisi bindi. O sırada Yuma Jungkook'a göz kırptı ve önüne döndü. "Geldiğimden beri de otostop yapıyorum."

"Neden?" Sessizliğini bozup arka koltukta oturan çocuğa sordu, Jungkook. "Çünkü burayı yöneten kişileri arıyorum."

Duyduklarıyla arkasına döndü Yuma. "Burayı yöneten kişileri mi?"

"Evet."

"Nerede olduğunu zannediyorsun? İdarecinin odasına girebileceğin bir tür okul falan mı zannettin burayı?" dedi ve arabayı çalıştırdı. Bakışlarını yoldan ayırmadan konuşmaya devam etti. "Bana şunu söylesene; hayattayken Tanrı'yı da aradığın oldu mu?"

"Hayır, ama o zamanlar geçerli bir sebebim de yoktu." dedi ve dudaklarına nemlendiricisini sürüp çantasına koydu genç. Bunları söylerken, Jungkook'un üzerinde dolaşan bakışlarından bihaberdi.

"Şimdiki sebebin ne peki? İntihar ettiğin için üzgün müsün? Fikrini mi değiştirdin? Çünkü durum buysa ve sen de.."

"Yuma, dur, dur." Diyerek arkadaşının sözünü kesti Jungkook.

"Ne oldu?"

Yuma'ya kısa bir bakış atıp tekrar arkasında oturan çocuğa baktı. "Adın ne?"

"Adım Taehyung. Seninki ne?" Dedi, elindeki paketten çıkardığı sakızı ağzına atarken. "Jungkook."

"Yuma." Jungkook'un hemen ardından söyledi Yuma.

"Memnun oldum." dedi ve elindeki sakızlardan birer tane uzattı önündeki ikiliye. "Ben de memnun oldum. Teşekkürler." Arkadaşından ses çıkmayınca, ikisi adına teşekkür etti Jungkook.

Sakızı paketinden çıkarıp ağzına attı ve dikiz aynasından Taehyung'u gizliden gizliye izlemeye başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.