Ishtar sabah uyanıp genleşmeye başladığında Edna da perdeleri açıp gün ışığının odayı aydınlatmasına izin verdi.
Yatağından kalkıp balkona çıktı ve temiz havayı içine çekti. Tam o esnada aşağıdan gelen fısıltı ile eğildi.
Alec kısık bir şekilde ona seslendi.
"Prensesim, tırmanabilir miyim?"
Ishtar başı ile onay verince tırmanmaya başladı.
Bir süre sonra balkona vardığında Ishtar direkt belindeki asılı duran çuvala baktı.
"O.."
"Evet, benden istediğiniz şey."
"Bunu bu kadar kısa sürede kimseye çaktırmadan yapabilmen etkileyici."
"Kendime güveniyorum prensesim, sizin de bana güvenmenizi istiyorum."
******
Uzun süren bir ay boyunca Deborah Kral Ivan ile çok fazla vakit geçirdiği için Ishtar hep Alec ve Edna ile oldu. Bu da Alec ile olan ilişkisini geliştirmiş ve güvenini tam olarak kazanmasına sebep olmuştu.
Fakat bu süreç tam bir kaosa dönmek üzereydi.
Bir günün sabahı herkes olacaklardan habersiz uyanıp hazırlanmaya başlamıştı.
Öğlene doğru Kral Ivan muhafızlar aracılığı ile prens ve prenseslere haber salmış, hepsini ana salonda toplamıştı. Ishtar yerine otururken göz ucu ile Deborah'a baktığında Rachael'in elinden tutup onun yerine oturmasına yardım ettiğini görüp göz devirdi.
Ivan tahttan kalkıp etrafına bakındı ve söze girdi.
"Bu sabah büyük bir anlaşma yapıldı. Krallığın gücünün artması ve soylarımızın asil bir şekilde devam etmesi için en ideal karardı."
Herkes anlamsızca ona bakarken devam etti.
"Hanoverian Krallığının prensi Henry ile evleniyorsun...."
Dönüp gözlerini kardeşine dikti.
"....Ishtar."
"Ne!?"
*******
"Nasıl yaparsın bunu!? Ben böyle bir evlilie razı mıyım peki?"
Ishtar delirmiş gibi ana salonda herkesin ortasında bağırmaya başladı.
"Kralliyetimizin onuru ve güç olarak büyümesi için en doğru karardı bu."
"Neden ben?"
"Seni uygun gördüm? Reddetme gibi bir lüksün var mı sence?"
"Audrey, Wilma, Rachael, Marcail, Lilia varken. Ben mi uyun görüldüm? Bu daha çok tahta en layık kişinin ben olduğumu biliyor da tehtidi ortadan kaldırıyormuşsunuz gibi geldi!"
"Bu ne cüret!"
Rachael yerinden kalkıp Ishtar'ın kolunu tuttu.
"Ishtar sakin ol, odana geçip konuşalım istersen."
Ishtar ablasını ittirip kolundaki eli çekti.
"Çek elini! Hepinizden nefret ediyorum."
Hızlı bir şekilde odasına doğru ilerlerken Deborah ve Alec de peşinden koştu.
******
"Ishtar bi yavaşlar mısın?"
"Çek git Deborah kimseyle konuşmak istemiyorum!"
Deborah daha çok hızlanıp önünü kesti ve omuzlarından tuttu.
"Ishtar!"
O anda ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözleri görünce dili tutuldu.
"Ishtar..."
"Lütfen çekil."
Kolundan tutup hızla odasına götürdü. Alec kapıda beklerken ikili içeride yatağa oturdu.
Ishtar ağlamasına engel olamıyordu.
"Ölmek istiyorum. Taht sıramı beklerken ecelimle ölmek bile daha cazip geliyor şuan. Bir erkekle evlenmek... Başka bir saraya gitmek... Resmen beni yok etmeye çalışıyor!"
"Merak etme Ishtar buna izin vermeyeceğim"
"Sen mi? Rachael'in peşinden koşmaktan aklına ben gelirsem neden olmasın "
"izin vermeyeceğim dedim."
"Nasıl?"
"Bir yolunu bulacağım. Ama o zamana kadar ne derse yap."
"Sana güvenmiyorum."
Deborah bir şey demeden odadan hızla çıktı. Alec ise açık kalan kapıdan içeriye eğilip yatağında ağlayan prensese baktı. Siniri yüzünden oldukça anlaşılıyordu. Belindeki kılıcı düzeltip yerini başka bir muhafıza devredip Deborah'ın peşinden gitti.
*******
Kral Ivan karşısında eğilmiş duran manevi kardeşi gibi gördüğü askerine baktı.
"Seni dinliyorum."
Deborah duruşunu bozmadan lafa girdi.
"Kralım bunu neden yapıyorsunuz? Bu krallıkta yaş sırası denen bir şey yok mu? Evlendirilmesi gereken kişi Prenses Wilma olmalıydı."
"Buna sen mi karar vereceksin?"
"Kralım, o zaman beni de Prenses Isthar ile o saraya gönderin. Javaid yerime iyi bakacaktır."
"Sen burada benim yanımda kalıyorsun Deborah ve daha fazla bir şey duymak istemiyorum işinin başına dön!"
"Ama-"
"Dön dedim!"
******
Aradan 5 gün geçmişti ve büyük düğün için hazırlıklar tamamlanmıştı. Isthar ona zorla giydirilen gelinliği ile kapıda onu bekleyen Deborah'ın yanında durdu.
"Kurtardın beni, sağol."
"Pes etmedim."
"Bence etmelisin."
Deborah elini uzattığında Ishtar elini tuttu ve büyük salonda düzenlenen şaşalı düğüne doğru ilerlediler.
Kral Ivan, Hanoverian Kralı Louis ile oturmuş konuşurken Prens Henry ise evleneceği güzel prensesin gelmesini beklerken ikisinden yudumluyordu.
Bir anda duran müzik ve duyulan destur sesi ile herkes gözünü kapıya dikti. Mükemmel güzelliği ve parıltılı gelinliği ile tüm gözleri üstüne çeken prenses Ishtar Deborah eşliğinde yavaş adımlarla prense doğru ilerledi.
Parıltılı gözlerle prensese bakan Henry Ishtar'ın elini öpüp eğildi.
"Sizinle tanışmak bir onurdur prensesim."
"Ne demezsin..."
Bir sürenin ardından Henry için en güzel günlerin Ishtar için ise en kötü günlerin başlangıcı olan düğün gerçekleşmişti.
*****
Ishtar yeni sarayında Prens Henry ile kalacağı dev odaya geldiğinde etrafa bakındı. Kimses yoktu. Edna, Deborah, Alec hepsi sarayda kalmıştı.
"Senden nefret ediyorum Ivan. Buradan kurtulunca ilk işim semi o tahttan ölü bir şekilde indirmek olacak."
******
Deborah hızlı adımlarla talim alanına gelip gür bir sesle bağırarak dikkatleri üzerine çekti.
"Hazırlanın gidiyoruz."
Javaid herkesin aklındaki soruyu dile getirdi.
"Nereye ne için?"
"Hanoverian Krallığına."
"Neden?"
"Prenses Ishtar'ın emri, Kral Ivan'a 4 araba hediye gönderecekmiş, içlerinde Kral Louis'in en değerli aile yadigarı eserleri de varmış büyük bir güvenlik sağlayarak getirmemiz lazım."
"Ne yani tüm ordu ile hediye almaya mı gideceğiz?"
"Javaid. Bir gün bile hiçbir kararımdan şüphe etmedin şimdi mi edesin tuttu?"
"Şüphe etmiyorum. Ne dersen o tabiki."
"Herkes hızlıca hazırlansın yola çıkıyoruz!"
*******
Deborah, Kralın izni ve haberi olmadan tüm orduyu toplamış uzun saatler ve saatler süren yolun ardından Javaid'in sarayın eliyle göstermesi ile durdu.
"Sonunda geldik. Gidip alalım hediyeleri ve dönelim."
Deborah başı ile onay kayıp atını dehleyerek hızla önden gitmeye devam etti.
Geldiklerinde kapıda duran muhafızlar tarafından durdurulmuşlardı. Deborah belinden çıkardığı ve en son kral ve kraliçeyi öldürmek için kullandığı bıçakları bir anda muhafızların alnına fırlatarak yere serdi.
Askerler şoklar içinde ona baksa da bir şey demeyip hızla saraya girdi.
Javaid o anda kandırıldıklarını ve başka bir amaçla geldiklerini anlamıştı.
Deborah saray yolunda önlerini kesen askerler ile durmak zorunda kaldı ve altından indi.
"Prenses Ishtar'ı verin yoksa zorla alırız. "
Askerler laf dinlemeyip Deborah'a doğru koşmaya başladığında Deborah komut verdi.
"Saldırın!"
Askerler Lord ne derse onu yapmak zorunda olduğu için nedenimi bilmeden saldırıya geçmişlerdi.
Ve bu Prenses Ishtar'ı kurtarmak adına açılan bir isyanın başlangıcı olmuştu.