İyi Okumalar 🦋 _______________ Çocukların tatlı kıkırdamaları hala kampın üzerindeydi. İlk kez bu kadar enerjik ve mutlu olan çocuklar hala durmadan koşuşturmaya, kendi hayal dünyalarında kurdukları farklı oyunları oynamaya devam ediyorlardı. Minho, az önce bagajını tamamen boşalttığı zırhlı araçlardan birinin yanında durmuş, çok fazla hareket ettiği için gevşeyen belindeki kemeri düzeltiyordu. Biraz ileride, kampın kenarına yakın bir noktada ise Jisung tek başına oturuyordu. Sırtını büyük kolilerden birine yaslamış, üzerindeki yorgunluğı atmaya çalışıyordu. Minho'nun bakışları durmadan istemsizce, kendi halinde orada oturan bedene kayıyordu. Yuvarlak yabaklarını sarkıtmış öylece, boncuk gözleriyle etrafa bakıyordu. Uzaktan birisi bu suratı görse asla bomba imhacı bir asker olduğuna inanmazdı. Her seferinde olduğu gibi Jisung'un gözleri kampın her noktasında geziniyordu ama Minho olduğu tarafa kaymıyordu. İkisi de birbirlerinden gizli bir şekilde bakıyorlardı. Minho içinden derin bir nefes aldı. Yerde oturan bedenin yorgun olduğunu biliyordu. Bu kampa geri gelmek için yorucu bir süreçten geçmişlerdi ve buraya varır varmaz çalıştıkları için omuzları çökmüştü hepsinin. Minho yaslandığı araçtan uzaklaşarak yavaş ama sert adımlarla yürüdü. Jisung onun yaklaştığını fark ettiğinde başını hemen kaldırdı. Göz göze geldikleri anda ikisi de aynı anda anlık olarak gözlerini kaçırmaya çalıştılar. Bu, aralarında uzun zamandır süregelen tuhaf bir refleks haline gelmişti. İş başında olduklarında birbirleriyle sürekli şakalaşıp, bakışıyorlardı ama ortam sessizleştiğinde ikisi de birbirinden kaçıyordu sanki. Minho, Jisung'un yanına geldiğinde sessizce yere oturdu. Aralarında bir kol boyu mesafe vardı. Ne fazla yakın, ne de tamamen uzak. Jisung, gülümseyerek yanında oturan bedene baktı, Minho'dan da gülümseme aldığında başını tekrar diğer tarafa çevirdi. Güneş yavaştan batmak üzere olduğu için ikisinin de fazla uzun olmayan saçları rüzgarla uçuşuyordu. Bu yoğun sessizliği her zamanki gibi ilk bozan kişi Jisung oldu. J: "Buraya dönmek iyi hissettiriyor" Sesi hafifti. Sanki Minho duymasa da olurmuş gibi, sanki kendi kendine mırıldanıyordu. M: "Evet" Tek kelimelik cevabın ardından yine sessizlik çökmüştü... J: "Buradaki herkes çok cesur" Jisung buradaki insanlara hayran kalmış bir şekilde yanında oturan bedene doğru dönüp konuştu. Konuşmayı ilerletmek için çabaladığı her halinden belliydi. Minho da bu sefer başını çevirdi ve doğrudan ona baktı. M: "Herkes değil" Jisung duydukları yüzünden aniden duraksadı. Sanki ikisi de Minho'nun neyi kast ettiğini biliyordu ama açık konuşmak yerine üstü kapalı anlatmayı seçiyorlardı. Minho biraz daha durursa çok şey söyleyeceğini bildiği için ayağa kalktı. Tozu pantolonundan silkerken bakışlarını Jisung'tan ayırmadı. M: "Bugün nöbet sende, git biraz dinlen, yorma kendini gece uzun geçiyor" Jisung dudaklarını birbirine bastırarak gülümsedi ve oyuncu bir şekilde göz kırptı ayakta duran bedene. J: "Ben kolay kolay yorulmam" Minho başını sallayarak sırıttı ve Jisung'un ne kadar enerjik birisi olduğunu tekrar hatırladı. Minho birkaç adım attıktan sonra durdu, arkasını dönmeden, yuvarlak gözlere bakmadan konuştu. M: "Jisung..." Bu kez Jisung ismini duyar duymaz ayağa fırladı. Minho'nun ses tonundan emir vereceğini sanmıştı ama öyle değildi. J: "Efendim!" Minho'nun çenesi sıkıldı. Söylemek istediği her şey dilinin ucundaydı. Ama kelimeler... çıkmadı. M: "Bir şey olursa ben hep buradayım." Bu, Minho'nun söyleyebildiği tek şeydi. Bundan öteye götüremiyordu sözlerini. Jisung kocaman gülümsedi. J: "Biliyorum, sen burada olduğun için güçlüyüm" ... Toprak zemine diz çökmüş olan Jeongin, silahını önüne dikkatle yerleştirmişti. Parmakları alışkanlıkla metalin üzerinden geçiyor, mekanizmayı kontrol ederken yüzündeki ifade ciddileşiyordu. Ağır silahı kaldırarak göz hizasına getirdi ve dürbüne bakarak ayarın iyi olmadığını anlar anlamaz silahı tekrar indirdi dürbünü daha iyi ayarlayabilmek için. Bu silah onunla bir bütün gibiydi, her ayarı ezbere biliyor, her parçasını söküp tekrar birleştirecek kadar iyi tanıyordu Silahın alt kısmını kavradığında, sağ bileğinde hafif bir sızı hissetti. Kaşları fark edilmez şekilde çatıldı ama hareketini bozmadan silahıyla ilgilenmeye devam etti. Bugün kutuları taşırken tek eliyle kutuyu kaldırmak istediği için bileğini incitmişti. Her ani hareketinde biraz sızı hissediyordu. Arkasından yaklaşan ayak seslerini fark ettiğinde başını çevirmedi. Kimin geldiğine bakamayacak kadar çok dalmıştı silahının ayarlarına. Changbin, birkaç adım geride durdu. Bir süre hiçbir şey söylemeden, hareket dahi etmeden Jeongin'i izledi. Dürbüne eğilen yüzünü, odaklanmış bakışlarını, rüzgarda hafifçe kıpırdayan saçlarını, hafif yüz mimiklerinde ortaya çıkan gamzesini. Ağır silahı her kıpırdattığında Jeongin'in mimiklerinden anlıyordu onun canının yandığını. CB: "Bileğine bir şey mi oldu Çaylak?" Ses tonu her zamanki gibi yüksekti. Ama Jeongin buna alıştığı için irkilmedi, başını yavaşça büyüğüne doğru çevirdi. Changbin'in bakışları doğrudan bileğine kaymıştı. IN: "Önemli bir şey değil" Changbin bir adım daha yaklaştı, dizlerinin üzerine çöktü. Aralarındaki mesafe bir anda daraldı. Bu ise Jeongin'in istemsizce nefesini tutmasına neden olmuştu. Changbin'in eli, izin ister gibi yavaşça uzandı, Jeongin'in bileğini tek eliyle tutarak sağa sola kıpırdatmaya başladı. CB: "Burayı mı incittin?" Parmakları zarifti ama tutuşu güçlüydü. Jeongin bileğinde hissettiği sızı yüzünden yüzünü buruşturarak başını onaylar anlamda salladı. Changbin'in bakışları önce ciddileşti, sonra dudaklarının kenarı tanıdık bir şekilde kıvrıldı. CB: "Peki..." Hızla ayağa kalkarak bir şeyler arıyormuş gibi etrafına baktı. Yerde boş, ezilmiş bir teneke bulduğunda zafer kazanmış bir şekilde gülümseyerek onu aldı. Jeongin daha ne olduğunu anlamadan Changbin ona dönüp göz kırptı. CB: "Şimdi göreceğiz... bileğin iyi mi değil mi?" Jeongin'in gözleri olayı daha yeni anlamış bir şekilde hafifçe büyüdü. Changbin ise çoktan, beklemeden geri geri yürümeye başlamıştı bile. Adımları kendinden emindi. Aralarındaki mesafe açıldıkça rüzgarın sesi daha net duyuluyordu. Mesafenin yeterli olduğunu anlayan kaslı beden olduğu yerde dırarak elinde tuttuğu tenekeyi kaldırdı ve hiç tereddüt etmeden başının üzerine koydu. Jeongin'in kalbi göğsünde sertçe çarptı. İlk kez bu kadar heyecanlandığını hissediyordu. IN: "Hyung..." Changbin elini havaya kaldırdı ve sırıtarak Jeongin'in susması için havada salladı. Sonra ise fazlasıyla uzakta olduğu bedenin duyması için bağırdı. CB: "Sana güveniyorum!" Bu cümle, Jeongin'in daha da gerilmesine yetmişti zaten. Silahı eline aldığında parmakları bu kez olduğundan iki kat daha dikkatliydi. Dürbüne eğildi. Görüntü netleştiğinde, ilk odaklandığı şey teneke olmadı. Changbin'in yüzüydü... Dürbün, onu fazlasıyla yakınlaştırmıştı. Gözleri kısılmıştı ama bakışları sakindi. Rüzgar saçlarını hafifçe savuruyor, güneş yan profilini keskinleştiriyordu. Tam da saatlerce izlenecek bir manzara sunuyordu. Odaklanmayı unuttuğunu anlayan beden gergin bir şekilde seslice yutkundu. Adrenalin yüzünden boğazı kurumuştu. Bu kadar değer verdiği biri korkusuzca onun hedefi olarak önünde duruyordu. Parmağı tetiğin üzerinde bekledi. Nefesini tuttu, kalbinin ritminin düzene girmesini bekledi. İlk kez bir hedef üzerinde bu kadar çok odaklanıyordu. Fazla oyalandığını fark ettiğinde kendine kızdı. Odaklandığı hedefe bakarak bu sefer düşünmeden tetiği çekti. Silahın patlama sesi rüzgarın sesini bastırmıştı. Teneke, Changbin'in başının üzerinden parçalanarak yere düştüğünde iri beden gururlu bir şekilde ağzı kulaklarına varıncaya dek gülümsedi. Jeongin dürbünden başını kaldırdığında Changbin hala orada dikiliyordu. Jeongin'in ona baktığını gördüğünde kollarını iki yana doğru açarak bağırdı. CB: "Demek bileğin gayet iyi" ___________________ Bunlar birbirini öldürecek amk oturun yerinizde. Bu arada ben yan karakterleri yazmaya başladıysam finale yakınız demektir (ama yakın değil gibi)
Bölüm 25
{25} Ben hep buradayım
20 yorum
Bileğini öpecek sanmıştım 😭😢😔
Kesinlikle
Jeongbin çok normal
Finale yaklaşmayalım
Bi hikaye için hiç bu kadar heyecanlanmamıştımm
AĞAĞAĞAĞAĞAAĞĞAĞAAAAAAAA ÖLDM
YAN SHİPLER OHAAAA😍😍😍😍🙏🏿🙏🏿
Hadi öpüşün şimdi
Changbin deki cesaret baya fazla
Minhonun daha cesur olmasını beklerdim
Sanki ileri bölümlerde ramazan yaklaşıyor ya ramazan la alakalı birşey olacak gibime geldi
Jeongbin minsung'tqn hızlı olacak gibi
Finale yakın mı ben en az 40 bölüm olur gibi hissettim
YA NASI FİNAL ABİ
Daha hemen final olmaz yaa.. Demii?!? Yazar Hanım (🔪)
Daha hemen final olmaz yaa.. Demii?!? Yazar Hanım (🔪)
Of off minsung umm
Of off minsung umm
Tam da elime telefonu almış bakıyodum yeni bölüm geldi mi diye
Tam da elime telefonu almış bakıyodum yeni bölüm geldi mi diye







