
(Part 1)
[Ryo Neon Şehrine geldiğinde, Beklediğinden fazla şey görmüş, ama yinede orada 2 haftadır durmuştur.]
Ryo önceki gibi yürüyordu, çünkü sıkılmıştı ve biliyordu ki en geç arkadaşlarını kurtarmalıydı. Kendini son zamanlarda çok geliştirmişti, kanatlarına alışması biraz zaman almıştı ama en azından 20 dk uçabiliyordu. Kritik anlarda kullanabilirdi. Yürürümeye devam ederken ayağına birşey Takılarak düştü. Kafasını yardığına emindi. Kafasını tuttu acı içinde.
"AH KAFAM-"
Kendisinin düşmesinin kaynağı olan nesneyi bulmak amacıyla etrafına baktı. Düştüğü yere göz gezdirince fark etti ki, Takıldığı şey bir telsizdi. İyide burda telsizin ne işi vardı ki? Ormanın ortasındaydı, şehir değildi burası. Belki birisi düşürmüştür? Yavaşça telsizi eline aldı ve bi baktı çalışıyormu diye. Gerçekten çalışıyordu. Üzerinde bir çizik bile yoktu. Sanki 20 dakika önce yere koyulmuş yada düşürülmüş. Ve açıktı.
Tam düğmesine basıp kapanacaktı ki, telsizden beklenmedik bir ses çıktı. 20-30 yaşlarında bir adamın sesiydi. Yada o öyle sanıyordu.
"Ryo Adler, Arkadaşın tehlikede. 24 saat içerisinde konumu attığım yere ulaşıp onu kurtaramassan eğer onu bir daha göremezsin."
"Bi Dakika, Sen benim ismimi nerden biliyosun??"
dedi Ryo şaşkınlığını gizlemeye çalışarak. Şu ana kadar kimse onun adını hele soy adıyla beraber dememişti. Bu değişik adam onun adını nasıl biliyordu? Bilse bile, nasıl arkadaşlarından birinin belada olduğunu bildi?? Hem adama güvenemezdi, ya yalan söylüyorsa? Belkide gerçekten arkadaşı tehlikede değildi ve adam kendisini tuzağa çekmek istemişti.
"Bu şuanda önemli değil. 24 saat içinde. Başarılar dilerim."
ve ondan sonra telsiz bir klik sesiyle kapandı.
- - -
[Monroe Binası'nın derinliklerinde...]
Rose diğerlerinden geride kalmış olarak baygın bir vaziyette yatıyordu. Etrafında yeşil, İpler çevrilmişti ve bazıları da el şeklindeydi. Hem güvenlik mekanizması gibiydiler hemde onun uyanmamasını sağlıyorlardı. Ama yinede bazen gözlerini açabilecek vaziyete gelmişti artık. Burada ne kadar uzun süredir kalmıştı, 5 gün? 1-2 hafta? Kendisi de emin değildi. Uyuyorken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştı.
ve o sırada, kapının arkasından ayak sesleri duydu. Hemen uyuma taklidi yaptı ve bekledi. Birisi kapıyı açtı ve ayak adımlarının ona yaklaştığını duydu. O adamdı, şuana kadar yüzünü göremediği adam. Çünkü uyurken hep yanına geliyordu.
adamın yanına çömeldiğini hissediyordu, belliki kendisi uyuyormu diye bakıyordu. Uyuma taklidi yapmasını yakalarsa çok kötü sonuçlandırdı. Hala orda hareketsiz kalmaya devam etti, nefesini zar zor kontrol edebiliyordu. O sırada adamın soğuk elinin saçlarını okşadığıni hissetti. Aslında kendisini şu ana kadar kontrol etmeye çalışıyordu ama şuanda artık dayanamadı.
"LAN SAPIK!"
Adama bir tekme koydu ve adam duvara çarptı. O sırada kendisininde kaçma şansı oldu ve o yeşil, ip ellerin kendisine yetişemeceği bir yere saklandı.
Zaman kısıtlanıyordu. Eğer arkadaşlarından biri onun için gelmezse, bu iş düşündüğünden daha zor olacaktı.
--> [Devam Edecek.]
