İçeriğe geç

The Element Group(Element Grubu)

Bölüm 14 · 4 dk okuma

The Element Group(Element Grubu)

Bölüm 14

Dörtlü Tünel, Kart 2 & Kart 3, Kart 1 & Kart 4.

Lex: "SEN NASIL--"

Leo: "Abartma şunu kanka. Sana gelmek kolaydı. Sadece bi tane yaşlı amca geldi 'Gel çocum sana harçlık verim' dedi bende onu patakladim geldim(!)"

Lex: "E-"

Leo: "Konuşacağına koş çünkü bu canavarı ben bile durduramam. Sadece güvenli bir yere gidersek eğer hayatta kalabiliriz."

Leo şoktaydı. Leo burdamiydi?! Hemde onu kurtarmayamı?! Yok artık. O sürekli uyuyan kişi nasıl bu kadar enerjikti şimdi? Neyse bunu düşünemezdi.

"Beni Nasıl buldun?!" Lex dedi koşarken.

Leo: "Bunu zaten dedim- neyse. Tabiki asansörün düşme sesinden. Maşallah hayvan gibi ses çıkardı, zaten bende o zaman sana çok yakındım o yüzden sana yetiştim. O kadar guçlü bir silahın var şu kadarcık asansörü durduramadın ha? Püh yazıklar olsun sana."

Lex: "Kapa çeneni. Bı saniye- bu canavar hani bizim arkamızdaydı--"

Tam o sırada Yaratık önlerinde bitiverdi. Güçlü bir kükremeyle Leo'nun üzerine atıldı. Leo geri çekildi ama yaratık hızlı çıkıp Leo'yu duvara savurdu. Lex hemen ona yardım etmeye gitti ama Yaratık onuda başka bir duvara savurdu. Yaratık onu öyle atmıştı ki Leo'nun kolu duvara sıkışmıştı o yüzden sağ kolunu hareket ettiremiyordu. O gelmeden tabancasına sol kolu ile uzandı ve resmen güçlü bir nişan alarak ateş etti. Kurşun bu sefer yaratığın kafasını deldi. Yaratık acı bir çığlık attı. Elini kocaman yapıp Leo'yu ezmeye çalıştı. Bu sefer Lex yardıma koştu ve silahı ile yaratığın en güçsüz yerine sapladı sivri ucunu: Onun kafasının arkası.(Leo bunu önceden yapmamıştı, Sadece alnının ortasından vurmuştu onu.)

O anda sanki eriyormuş gibi yaratık sıvıya dönüşerek ordan yine kaçtı. Bu Lex'e bir fırsattı. Hemen Leo'yu kolundan tutup çekiştire çekiştire geldiği yere geri döndürdü. Asansörün çöktüğü yer.

Lex: "Şimdi burdan nasıl geri dönücez?"

Leo: "Hmm.. Şu silahını bı gösterene aklıma bişey geldi."

Lex, Leo'ya arkasına koyduğu silahını gösterir.

Leo: "Lan bu uzatılıp kısaltılabilen birşey bunu niye daha önce düşünmedik ki."

Leo Lex'in silahının üzerinde duran bir düğmeye bastı ve silah uzamaya başladı ve sonra durdu. Bunu merdiven olarak kullanabilirlerdi.(Yada çıkmaları için birşey)

Önce Lex sonra Leo beraber asansör boşluğundan çıkmaya başladılar. Bir anda tam ortasında bir tünel olduğunu fark ettiler. Leo bı yaklaştı, içinde birşey olmadığını anlayınca Lex'e seslendi ve Lex ile beraber içeri girdiler. Bu tünelin nereye açılacağını bilmiyorlardı ama en azından bir şekilde o yarattıktan kurtulmuşlardı. O sıradada Leo, Lex'e onu bulmadan önceki yaşadığı şeyleri anlattı. Lex'de ona.

Leo: "Vay be, Seninde yaşamadığın şey kalmamış."

Lex: "Senin şu yorgunluğuna ne oldu lan?! Bu kadar şeyi nasıl atlattın?!"

Leo: "Merak etme, Uyumadım değil. Bu kadar şeyi yaşamadan önce güzel bir kestirme yaptım. Üf çok iyidi keşke sende olsaydın orda."

Lex iç çekti. Klasik Leo işte, Hiç değişmemiş uyumakta. O sırada Leo'nun kemerine yerleştirilmiş tabancasına baktı.

Lex: "Bu arada o silah herzaman senin yanındamıydı?"

Leo: "Sonuçta tedbir almak gerek diye rahmetlinin silahını getirmiştim. Allah'tan getirmişim yoksa seni kurtaramicaktım."

Lex: "Gerizekalı en sonda ben seni kurtarmadımmı-"

O sırada tünelin altından gelen bir ses duydular. Leo parmağını dudağına götürdü ve Lex'e sessiz olmasını işaret etti. Biraz daha ilerlediler ve sesin en çok geldiği yerde durdular. 2 kişi konuşuyordu. Leo kulağını tünelin zeminine dayadı ve ne konuştuklarını dinlemeye başladı.

"Onları yakalayabildinmi?" Dedi 40 yaşlarında bir ses diğerine.

"Hayır efendim, yapamadık. Çok güçlüydüler."

".."

Diğer ses sessiz kaldı bir kaç dakika. Sonra öyle bir bağırdı ki Lex bile duydu ordan.

"NASIL YAPAMADIN LAN?! SENİN ONLARDAN DAHA GÜÇLÜ OLMAN GEREKİYORDU NASIL YAPAMAZSIN?!??!"

"A- Lütfen sinirlenmeyin efendim o kadarda kötü olamazlar-"

"O ÇOCUK BENİM BÜTÜN PLANLARIMI MAHVETTİ VE SEN BURDA GELMİŞSİN ONU YAKALAYAMADIM DİYORSUN!"

"Şey...evet. özür dilerim efendim..bir arkadaşı vardı ve-"

"BİR DAHA OLMİCAK ANLADİNMİ?! YOKSA SENİ DİĞERLERİ NASIL GİTTİYSE ÖYLE GÖNDERİRİM!"

O kadar bağırmaktan sonra iç çekti ve diğer sese dedi ki:

"...Defol git şimdi. Onları yakalamadan dönme."

"Emredersiniz."

Bu konuşmadan sonra herşey sessizliğe büründü. Leo'nun gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Şoka girdi diyebiliriz. Lex ise sadece bağırışı duyduğu için kafası karışmıştı.

Lex: "Ne duydun?"

Leo: "Lan ben bu sesi nerde görsem tanırım lan bizim amca ya bu!"

Lex: "Kim??"

Leo: "Hani bı tane yaşlı amca var demiştim ya 'gel çocum sana harçlık verim' demişti. He o ya bu! Hele bunun yardımcısı bizim canavarmiş ya lan."

Lex: "NE?!"

Leo: "Merak etme bende senin gibi şoktayım."

Lex: "İyide ikisi nasıl bağlantılı olabilir ki? Senin amca başka biryerde bu canavar başka bir yerde."

Leo: "Ben bu sesi nerede duyarsam tanırım. Bizim amca bu canavarın patronuymuş, bugün onu öğrendik."

O sırada Arkalarında bir ses koptu. Sanırım.. Orda her kim varsa onları duymuştu.

Leo: "Kanka...bunu geç söylemek istemezdim ama...şimdi topuklamassak eğer bu sefer bizim kellemizi alacaklar."

[Monroe Binasında. . .]

Ryo ve Rose birbirlerine yaşadığı şeyleri anlatmışlardı birbirlerini bulmadan önce.

Rose: "Vay be sendede iyi kararlılık varmış. Beni bulmak için ta buralara kadar gelmişin. İyide etmişsin yalan soylemicem."

Ryo: "Tabi canım ne sandın. Liderlik özelliği kanımda var." Gururluca söyledi bunu.

"Ama sende çok şey yaşadın."

Rose: "He evet doğru-"

O sırada kapının kırılması ile başka güvenliklerin içeri girmesi bir oldu.

"KİMİLDAMAYIN!"

Rose sakince onlara baktı. Yavaşça ayağa kalkıp yayını çıkararak Ryo'ya döndü.

Rose: "Konuşmak yerine bunları halletmeye ne dersin ortak?"

Ryo ilk başta Rose'un ne dediğini anlamamıştı ama sonra anlayınca hafif güldü ve oda ayağa kalkıp kılıcını sırtından çekerken dedi ki:

Ryo: "Memnuniyetle."

--> [Devam Edecek.]

Bölüm sonu

2 yorum