"Hadi çocuklar uyanın okula geç kalacaksınız"Mrs Paula'nın sesiyle uyandım.Saatin kaç oldugundan haberim yoktu.Burasi bir Stemford Yetimhanesi olduğu için sabahlari okuldan en az 1 saat önce uyandırıldınız -1 saat olduğuna şükredin- "Hadi Alex uyan artık" "Geliyorum" diyip elimi yüzümü yıkamaya başladım.Bu yetimhane 300 kişilikti fakat ayrı ayrı odalardan oluşuyordu benim kaldığım odada 2 kişi vardı."Senin gibi ineklerin erken uyanmamasi çok garip" dedi Felix.O sırada ben yemek yemek için masaya doğru yol alıyordum."Boş yapcagina yemeğini ye ufaklık" dedim."Günaydın ezik ucube" diyordu Frank, Rufusa'ya."Sensin lan o ezik ucube" diyordu Rufusa."Hey çocuklar kavga etmeden yemeğinizi yiyin" dedi Mrs Paula."Al sana Owen bi tane pişmiş yumurta" diyen Victor; Owen'a yumurta fırlattı."Senin derdin ne lan" diyen Owen Masanın başında duran koca sürahiyi Victorun başıma döktü."Çocuklar yeter artık" " Kes sesini seni yaşlı kadın al sana da bi yumurta" ortalık yumurta savaşına dönmüştü."Bence biz kalkalım artık" dedim Henrye."Bencede kalkmazsak yumurta bizim kafamızda pişer". Yaptığı espriye güldüm.Üzerinde Mavi bi kıyafet Altında ise yeşil bir pantolon vardı ve saçları aynı "Stranger Things" deki Stevenin saçlarına benziyordu.Henryle ben üst kata-bizim odamızın bulunduğu yere- çıktık.Her odada en fazla 10 kişi kalabiliyor ama biz büyük oldugumuz için ben ve Henry kalıyoruz bu odada."Al şu üstünü lan heryer senin kıyafetinle dolmuş"diyip siyah üstünde"Ölüm ayrıca bir yaşamdir" yazan bir thsirti üstüme attı."
En azından akşamları horlamiyorum" diyip güldüm."Ben mi horluyorum" diyip üstünü değiştiriyordu.O sırada ben giyecegim kıyafetleri ayarlıyordum."Henry sence hangisini giysem kızları daha çok dikkatini çekerim" dedim."Hiçbiri çünkü kizlar inek sevmez"dedi.Kafasina Gömleğini attım "boş yapcagina kıyafetini giy hadi geç kalcaz" dedim."Ben üstümü çıkartıp kahverengi gömleğimi giydim ve yatağıma oturup gömleğimin düğmelerini birleştirmeye çalışıyordum.O sırada Henry üstünü çıkarttı siktir bunun kasları mi vardı ben niye yeni öğrenmiştim."Neoldu Alex bi bakakaldin çok mu sevdin" dedi."Henry ben seni aşağıda bekliyorum" diyip aşağıya indim."Neden kaçtın şimdi hemen" diye güldü Henry."Bu seni hiç alakadar etmez" dedim Henry'e.Asagiya doğru yol alırken çocukların kavgasının bitmiş olduğunu gördüm.Yetimhanenin önünde Otobüsler vardı bunlar okul otobüsüydü."
Görüşürüz Mrs Paula" dedi Ronald."Görüşürüz canım benim Tanrıya emanet ol" dedi Mrs Paula.Ronalddan sonra bütün çocuklar Mrs Paulaya sarılmaya başladı Ne kadar duygusal gözlerim yaşardı."Görüşürüz canlarım benim kendinize dikkat edin" dedi Mrs.Paula.Okul otobüsleri O doğru yol almaya başlarken Mrs Paula "Sen neyi bekliyon okuluna gitsene küçük şeytan" dedi."Henryi bekliyorum bı üstünü giyinemedi."Henry hadi lan geç kalcaz "Alooo" diye bağırmaya başladım."Geliyorum Alex" dedi Henry.Merdivenin ucundan kayarak geldi."Hadi gidek" dedim."Görüşürüz Mrs.Paula" dedim. "Görüşürüz"." "Görüşürüz çocuklar kendinize dikkat edin" dedi Mrs Paula.Biz koşa koşa metroya doğru yol alıyorduk."Henry ben susadım yakınlarda market yok mu" dedim."2 dakika daha dayanamıyor musun" diye sordu Henry."Dur surda Market var girip al hemen dedi"."
Tamamdır hemen geliyorum diyip koşa koşa markete doğru ilerledim."Günaydın Mr.Tom dedim."Günaydın Alex sana nasıl yardımcı olabilirim dedi"."Ben şu alacaktim nerede acaba" diye sordum. "Koridorun hemen solunda" dedi."Tamamdır" dedim.Su almaya eğilirken kayıp ilanıni gördüm"Maalesef oğlum 5 gündür kayıp ve hiçbir iz de yok" dedi ve gözlerinden yaş geldi."Mr Tom size yemin edebilirim ki oğlunuz şuan sağ durumda kendinizi üzmeyin lütfen" dedim."Teşekkür Alex 3 dolar" dedi."Kendinize iyi bakı-"."Hadi Alex al tarafı bi su alcaktin nerde kaldın" diye bağırdı Henry.Henry'nin en sevmediğim özelliği sabırsızdı aynı hayat gibi belki bu yüzden dikkatimi çekiyordu."Geliyorum bağırma".
"Kendinize iyi bakın Mr.Tom" derken koşa koşa ilerliyordum."Olum nerde kaldın ağaç oldum bekleye bekleye"." Ya biraz Mr Tom'un kayıp oğlu Oscar hakkında konuşuyorduk da"dedim."Hala bulunmamış mi" dedi Henry."Hayır" dedim."Kesin öldü" dedi Henry."Çok kötüsün Henry diyip koluna vurdum."Metroya ne kadar kaldı" diye sordum." Az kaldı" dedi.Suan Jones Caddesinden geçiyorduk.Tam anlamıyla mükemmeldi.Evler yan yana ve renkleri uyumluydu.Biri yeşil diğeri ise maviydi.
Evlerin önünde insanlar-büyük ihtimalle öğrenciler-vardı.Biri mavi gözlü, kahverengi saçlı biriydi.Digeri ise kulağında küpe olan, kahverengi gözlü, Üstünde beyaz bi t-shirt,ceket olarak ise desenli bi ceket vardı.Geyik muhabbeti yapıyorlardı.Tanidigim biri var mı diye bakarken Maxi gördüm.El salladım. Oda bana el salladı."O kim dedi"Henry.
Arkadasim dedim çok güzel kız değil mi" diye sordum."Değil,kendini beğenmiş zübbenin tekine benziyor" dedi."Sensin lan zübbe" dedim."Tamam Alex abi sevgiline laf etmedik" dedi.Kizardigimi hissettim."Kizardin mi sen" dedi."Ne kızarması ya geldik mi" dedim."Anayoldan sağa dönünce gelmiş oluruz" dedi."Tamam" dedim ve kulaklığımi taktım.Telefonumu ele alıp Max'e yazdım."Selam" yazdım.Spotify' a girip en sevdiğim şarkı olan "Say Yes to Heaven" dinlemeye başladım.Lana Del Rey favori şarkıcımdı."Selam" diye mesaj aldım Maxten'di.Heyecanla "selam" yazdım."Naber" yazdi." İyi Henryle metroya doğru gidiyoruz" yazdım."Hmm bende okula doğru yol alıyorum" yazdı."Artık şu telefonu bıraksan da benle biraz konuşsan" diye mesaj aldım.Yazan henrydi.Bi gülme tuttu nedense."
Efendim Henrycim benim" dedim kulaklığımi çıkartıp." " Bak şurası Amerika'nın en ünlü donaltcilardindan biri" dedim."Güzel mi ki acaba?" dedi."Onu bilmiyorum ama eğer oraya da uğraşarsak geç kalırız çünkü okula yetismemiz için 1 saatimiz var ve yol uzun" dedim."Sağlık olsun başka bı gün söz ben sana donalt ısmarlarım" dedi Henry. Metroya varmıştık herkes bir
koşuşturma içindeydi hayat böyleydi bize daha nasıl yaşanılır öğretmeden sınava sokuyordu ya da bazen elimizde olan şeylerin kıymetigini bilmediğimiz için elimizden alıyor tıpkı annem ve babam gibi... Düşüncelerimden bir anda sıyrıldım ve etrafa baktım."Alex elimi tut kayboluruz yoksa" dedi.Dedigini yaptım. İnsanlar cidden sıkışık bir şekilde metroya varmaya çalışıyordu.Bir Hanımefendi gördüm. Yuzu başı dağılmış yanında
Küçük bir siyah çantasi vardı ve gözlük takmıştı.Gözüme başka bir beyfendi çarptı tam iş adamı gibiydi.Kilasik gözlük,yeşil gözlü,joleleli saçlar...
"Sıradaki metro geliyor yolcuların dikkatine Xresvie caddesine gidiyor" Dedi bi ses."Bizim bincegimiz otobüs" dedi Henry."Elimi sakın bırakma dedi"Kafa salladım.Metro geldi ve kapı açıldığı anda kendimi yere düşmemek için zor tutuyordum."Gel dedi Henry".
Henryle bir yere oturduk.
"Yolcuların dikkatine metro kalkıyor" dedi bir ses ve metro kalktı."Senin okulunun adı ne" diye bi mesaj aldim yazan Max'di."Warwick Valley lisesi" dedim.O sırada Henry kafasını yaslamış uyuyordu."Bende ordayım su işe bak" diye bi mesaj aldım."Şaka mı bu çok iyi dedim".Henry'nin biraz uyumasına izin vermeliydim çünkü hem çalışıyor hem okula gidiyordu ve ben burda flörtlesmek yerine arkadaşımın başına bı iş gelmesin diye göz kulak olmalıydım
telefonu sinirle kapattım ve Henry'nin omzuna yasladım. İnsanlari incelemeye başladım. Bi adamın elinde evraklar vardı ve avukat gibi giyinmisti büyük ihtimalle avukatti.Üstünde Bir Siyah kıyafet onun üstünde ise avukatların giydigi önlük gibi birşey vardı.Telefonum titriyordu ama bakmamaliydim.Bir Kadının oğlu ağlayıp duruyordu."Hadi oğlum ağlama benim koca oğlum şeker mi istemiş al sana şeker" diyip bir avuç şeker verdi ve çocuk şekerleri yemeye koyuldu.Kadinin yüzünde yaşlılık çizgileri vardı."Ale-x-x geldik heralde" Gözümü uyku sersemiyle açmaya çalıştım."
Geldik mi dedim".Baş salladı.İnsanlar çıkıyordu bizde çıktık.Telefonuma baktım ve Max "Hangi siniftasin" diye sormuş."10-B"dedim ve telefonu kapattım.Yol boyunca Henryle konuşmadık.Susadigim için suyumu içtim."Henry şurası mi" diyerek kolonları gri kendisi kahverengi olan okulu gösterdim
"Evet dedi". Ama keşke gelmeseydik
Biz 7 savaşçı Bu dünyanın gerçekleriyle yüzleşmeye geldik sende bu savaşta kendi yerini bulmaya hazır mısın.....