Spor salonundan daha kayıt olduğum ilk gün bana mesaj geldi. Şartlar daha geniş ama anlaşılır yazılmıştı. Ders saatleri, sağlıklı beslenmem için bazı önemli gıdalar listesi (her gün tüketip hocaya haber vermeliymişim) vardı. Beni yarım saat erken çağırmışlardı. Yalnızca ben değil, diğer çocuklar da erken gelecekmiş. Nedenini anlamadım. Ortamı gösterip, tanıtırlar herhalde diye düşündüm.
Heyecandan neredeyse uyuyamamıştım. Yani 2-3 saat iyi uyku sayılmazdı, değilmi? Yatmadan önce çantamı hazırlamıştım. Resepsiyon gerekli olan şeylerin listesini koçtan öğrenip bana mesaj olarak iletmişti.
Kalkıp kısa bir kahvaltıdan sonra çantamı kontrol etmeye gittim.
Yedek tişört, havlu, su şişem(ne olur ne olmaz 1,5l bir şişe almıştım hemde) , protein bar(gaza gelip bir tane alıp atmışdım çantama) , minik şeyler (toka, mendil) bandaj, terlik.
Bandaj tamamda, terlik... İlk gördüğümde bende şaşırmıştım. Sağolsun, resepsiyon açıklamıştı. Oyun dışı kullanmak içinmiş. Haklı, bi' o kadar da mantıklıydı. Sonuçta jüdo ayakkabısız, terliksiz oynanıyordu, değilmi?
*Judogiyi onlar bize kendileri verecekmiş. O yüzden çantam hafifti ve umarım judogi ekleyincede böyle hafif olurdu.
Hani bir şeyi heyecanla beklerken zaman hiç geçmez ya, bende de aynı durum oldu. Uzun süre sonra evden çıka bildim. Bizi 13:30 çağırsalarda, ben 13:14 oradaydım artık.
Bina tabelasının önünde durup derin bir nefes verdim. Yüzüme gülümseme ekleyip binanın bahçesine geçtim. Geniş bir bahçesi vardı. Yazın burada takılmak harika bir fikirdi. Bahçenin kenarında sırayla ağaçlar vardı. Ve her 5 ağaç arası oturup anın, manzaranın tadını çıkarmak için banklar.
Gezerek etrafı öğrenmem zor oldu. Çünkü kısa bir süre sonra binanın kapısına varmıştım. Kapıyı açar açmaz resepsiyon gülümseyerek ayağa kalktı.
"Merhabalar efendim. Tekrar hoş geldiniz. Jüdo için gelmiştiniz, değilmi?"
"Merhabalar, evet. İlk ders bugün. Ben size spor salonunu soracaktımda."
"Tabii. İlk önce size şu kartı vereyim"- arkadaki rafdan bir kart getirdi bana.
"Bu ne için peki?"
"Şu geçit için". -deyip, sağ arkada olan geçitleri gösterdi "Kartla girmeniz gerek. Öğrenciler, öğretmenler ve çalışanlar dışında başka birilerinizn gelip-gitmemesi için."
Çalışana teşekkür edip geçtim ve bana salonu gösterdi. Salona geçtim ama sanırım erken gelmiştim. Kimse yoktu. Boş salonda bağırıp sesimin yankılanmasını duymak isterdim ama neyse.
Sessizliği düzensiz bir ayak sesi bozdu. İçeri birisi girdi. Benim yaşlarımda bir erkek. Spor çantası elinde, saçı kafif kıvırcık olduğu için kulağına tam takamadığı kulaklık vardı. Beni fark etmemişti. Ama arkasına kontrol edercesine baktı ve şarkıya eşlik ediyor olacak ki, gözlerini kapayıp kafasıyla dans etmeye başladı. Ayaklarıyla ritmik bir şekilde yürüyordu. Şarkıya eşlik etmesi sırıtan ağzımı yumruğumla kapatmama neden oldu:
"Aya benzeerr yüreğim
E doğal olarak takipteyim
Ah, şu kaderi çözersem eğeer
Bekle, geliyorum, AŞKI-"
Gözlerini açıp beni fark ettiğinde ciddileştim. Hızlı davrandım, güldüğümü görmedi. Ama o beni görür görmez, son kelimesi boğazına tıkıldı, panikledi, boğazını bir kaç kez ard-arda temizleyip ciddi bir hâl aldı. Arkasını dönüp ters yönde ilerlemeye kalktı ama çıkış olduğu için gitmenin anlamsız olduğunu anlayıp anında geri döndü, kapıya en yakın olan yerde oturdu.
Güldüğümü görmemesine sevindim çünkü utanınca gelen o garip hissi hiç sevmiyordum. Zaten panikten ne kadar rahatsız olduğu aşikardı. Başka birisinin aynı anda çifte rahatsız hissetmesini istemezdim. Bu lanet şeyi gün boyu, hatta yarın, hatta yarının da yarını atlatmak zordu.
Talefonuma bildirim gelmesi beni azıcık ürkütsede, sevindirdi. Ders başlayana kadar uğraşacak bir şey lazımdı bana da. Hem sıkılmaktan, hemde heyecanımdan kurtardı bu beni.
Annem mesaj yollamıştı.
-"Jane, vardın mı kızım?"
-"Evet anne, salondayım
merak etme...
Zamanın geçmesi için yine telefonda takıldım.
*JUDOGİ-JÜDO KIYAFETİ