THE DEVIL'S PLAYGROUND
SEZON 6: BEFORE THE FIRST GATE
Bölüm 4: Karanlığın Dili
"Bazı diller konuşulmaz... Onlar yalnızca dinlenir. Ve onları anlayan kişi, artık insan olarak kalamaz."
Helheim Buz Mağarası
15 Şubat 2027
Saat: 01.52
Mağaranın içinde ölüm sessizliği vardı.
Kapının önünde duran siyah pelerinli adam elindeki pusulayı kapattı.
Pusulanın ibresi hâlâ kendi kendine dönüyordu.
Alexander silahını doğrultmuştu.
"Kim olduğunu söyle."
Yabancı gözlerini kapattı.
"Ben Elias Voss..."
"İlk Mühür Ustalarının son yaşayan üyesiyim."
Victoria şaşkınlıkla geri çekildi.
"Bu... imkânsız."
"Eğer İlk Bekçiler on iki bin yıl önce yaşadıysa..."
"Sen nasıl hayattasın?"
Elias, buz duvarlarına baktı.
"Ben yaşamadım..."
"Ben bekledim."
Mühür Ustaları
Elias mağaranın derinliklerine doğru yürüdü.
Ekip onu takip etti.
Dar bir tünelin sonunda devasa bir salon vardı.
Salonun ortasında altı siyah sütun yükseliyordu.
Her sütunun üzerinde farklı semboller vardı.
İlk sütun kırılmıştı.
İkinci sütunda ince çatlaklar oluşmuştu.
Diğer dört sütun hâlâ sağlam görünüyordu.
Elias konuştu.
"First Shadow tek bir kapıyla hapsedilmedi."
"Altı mühürle zincirlendi."
"Bir mühür kırıldı."
"İkincisi de kırılmak üzere."
Tam o anda ikinci sütunda yeni bir çatlak oluştu.
ÇAT!
Bütün mağara sarsıldı.
Karanlığın Dili
Victoria kapının üzerindeki sembolleri tekrar incelemeye başladı.
Fakat bu kez semboller değişiyordu.
Her saniye yeni harflere dönüşüyorlardı.
Bir süre sonra Victoria onları okumaya başladı.
Ama kendi sesi değildi.
Kalın...
Yabancı...
İnsan olmayan bir ses ağzından çıkıyordu.
"Ash nar vek tor..."
"Kel morath..."
"First Shadow awakens..."
Alexander hemen Victoria'yı geriye çekti.
Kadın bir anda yere düştü.
Kulaklarından siyah kan akıyordu.
Nefes nefese kaldı.
"Ben..."
"Ben o dili bilmiyorum."
"Ama sanki..."
"O dil beni biliyor."
Fotoğraflardaki Sır
Julian mağaranın fotoğraflarını incelerken korkunç bir ayrıntı fark etti.
İlk çektiği karede ekip altı kişiydi.
İkinci karede...
Yedi kişi görünüyordu.
Kimse fark etmemişti.
Arkalarında siyah pelerinli uzun bir siluet duruyordu.
Üçüncü kare...
Sekiz kişi...
Dördüncü kare...
Dokuz kişi...
Her fotoğrafta görünmeyen biri ekibe biraz daha yaklaşıyordu.
Julian'ın elleri titremeye başladı.
"Bu..."
"Bizi takip ediyor."
Eva'nın Kardeşi
Mağaranın diğer ucundan ince bir kadın sesi duyuldu.
"Eva..."
Eva donup kaldı.
Bu sesi tanıyordu.
Kardeşi Isabella...
Sesi tekrar yankılandı.
"Buradayım..."
Eva koşmaya başladı.
Alexander arkasından bağırdı.
"Dur!"
Ama çok geçti.
Eva buzdan oluşmuş dar bir geçide girmişti.
Geçidin sonunda Isabella duruyordu.
Üzerinde kazı kıyafetleri vardı.
Hiç yaralanmamış görünüyordu.
Gülümsedi.
"Ben iyiyim."
"Gel."
Eva tam ona sarılacakken...
Isabella'nın gölgesi hareket etti.
Ama Isabella hareket etmemişti.
Gölge bağımsızdı.
Yavaşça ayağa kalktı.
Ve tavana doğru uzamaya başladı.
Isabella'nın yüzü çatladı.
Derisi siyah taşlara dönüştü.
Ağzı insanın açamayacağı kadar geniş açıldı.
İçinden binlerce ses aynı anda konuştu.
"Bir kişi daha..."
"Altıncı mühür yaklaşıyor..."
Logan ateş etti.
Kurşun yaratığın içinden geçerek buz duvarına saplandı.
Bir çığlık yükseldi.
Yaratık siyah dumana dönüşerek kayboldu.
Yerde yalnızca Isabella'nın kolyesi kaldı.
Eva dizlerinin üzerine çöktü.
Arven Uyanıyor
Mağaranın merkezindeki dev buz bloğu çatlamaya başladı.
ÇAT!
ÇAT!
ÇAT!
Arven'in gözleri açıldı.
Altın renkte parlıyordu.
Göğsündeki siyahlaşan mızrak ikiye ayrıldı.
Dev savaşçı yavaşça buzun içinden çıktı.
Otuz metre boyundaydı.
Elini yere koyduğu anda mağara sallandı.
Alexander silahını kaldırdı.
Ama Elias kolunu tuttu.
"Hayır!"
"O düşman değil."
Arven yavaşça diz çöktü.
Yorgun görünüyordu.
Sesi mağaranın her köşesinde yankılandı.
"Çok geç kaldınız..."
"First Shadow artık uyanmıyor..."
"Hatırlıyor."
Victoria şaşkınlıkla sordu.
"Neyi?"
Arven'in yüzü acıyla buruştu.
"Sizi."
"Hepinizi."
Son Sahne
Kapının üzerindeki bütün semboller aynı anda siyaha döndü.
Gökyüzünü andıran mağara tavanı yarıldı.
Buzların arasından siyah bir el aşağı uzandı.
Parmakları kilometrelerce uzunluktaydı.
Kapının üzerine dokundu.
Tek bir dokunuş...
Ve ikinci mühür tamamen kırıldı.
BOOOOM!
Şok dalgası bütün mağarayı yıktı.
Elias dizlerinin üzerine çöktü.
Yavaşça gözlerini kapattı.
"Artık geri dönüş yok..."
Kapının arkasından First Shadow'un sesi ilk kez tamamen net duyuldu.
"Dört mühür daha..."
"...sonra dünya beni yeniden görecek."
Kapının altındaki siyah çatlak, artık bir insanın geçebileceği kadar büyümüştü.
Ve o karanlığın içinden...
İki parlayan altın göz yavaşça açıldı.
BÖLÜM 4 SONU...