İçeriğe geç

THE DEVIL'S PLAYGROUND SEZON 6: BEFORE THE FIRST GATE

Bölüm 1 · 3 dk okuma

THE DEVIL'S PLAYGROUND SEZON 6: BEFORE THE FIRST GATE

Bölüm 1

THE DEVIL'S PLAYGROUND SEZON 6: BEFORE THE FIRST GATE Bölüm 1: Donmuş Sessizlik

THE DEVIL'S PLAYGROUND

SEZON 6: BEFORE THE FIRST GATE

Bölüm 1: Donmuş Sessizlik

"Bazı sessizlikler huzur verir... Bazıları ise dünyanın sonundan önceki son uyarıdır."

İzlanda

14 Şubat 2027

Saat: 22.47

Kuzey Kutup Dairesi'nin yakınlarında...

Rüzgâr saatte yüz kilometreden fazla esiyordu.

Kar fırtınası gökyüzünü tamamen kaplamıştı.

Buzulların ortasında tek başına duran Helheim Araştırma Üssü, beyaz fırtınanın içinde neredeyse görünmüyordu.

Dört gün önce üsle tüm iletişim kesilmişti.

Otuz iki bilim insanı...

Yirmi güvenlik görevlisi...

Altı arkeolog...

Bir anda ortadan kaybolmuştu.

Ne ceset bulunmuştu...

Ne kan...

Ne de yardım çağrısı.

Sadece son güvenlik kamerası kaydı vardı.

Kaydın son karesinde bütün ekip aynı anda tek bir noktaya dönüyor...

Yüzlerindeki ifade yavaş yavaş dehşete dönüşüyor...

Ve görüntü siyaha kesiliyordu.

Black Raven Foundation

Londra'daki yeraltı karargâhında acil durum toplantısı yapılmıştı.

Duvarı kaplayan dev ekranda İzlanda'dan gelen son görüntüler oynuyordu.

Alexander Reed, sessizce kayıtları izliyordu.

Eski bir MI6 ajanıydı.

Hayatı boyunca savaş bölgelerinde bulunmuş, onlarca ölüm görmüştü.

Ama bu görüntü...

İlk kez onun bile tüylerini diken diken etmişti.

Toplantı odasının kapısı açıldı.

İçeri yaşlı bir adam girdi.

Üzerinde siyah bir palto vardı.

Elinde ise deri kaplı, çok eski bir dosya taşıyordu.

Dosyanın kapağında altın harflerle tek bir kelime yazıyordu.

OMEGA

Adam dosyayı masaya bıraktı.

"Hat 13 kapandı."

"Black Hollow çöktü."

"Ama asıl savaş..."

"...şimdi başlıyor."

Yeni Görev

Bir saat sonra ekip özel uçakla İzlanda'ya doğru yola çıktı.

Alexander pencereden dışarı bakıyordu.

Victoria eski tabletleri inceliyordu.

Logan silahlarını kontrol ediyordu.

Nora uydu görüntülerini analiz ediyordu.

Julian kamerasını hazırlıyordu.

Eva ise elinde kardeşinin fotoğrafını sıkıca tutuyordu.

Fotoğrafın arkasında kardeşinin el yazısıyla yazılmış kısa bir not vardı.

"Eğer beni bulamazsan..."

"...kapıya bakma."

Eva notu okuyunca elleri titremeye başladı.

Helheim Üssü

Saat 23.58.

Helikopter buzulların üzerine indi.

Fırtına o kadar şiddetliydi ki pilot motoru durdurmadan bağırdı.

"Size en fazla dört saat verebilirim!"

"Sonra buradan ayrılmak zorundayım!"

Ekip ağır ekipmanlarını alarak üsse doğru yürüdü.

Kapı açıktı.

İçeri girdiklerinde sıcaklık şaşırtıcı şekilde normaldi.

Elektrikler çalışıyordu.

Koridordaki lambalar yanıyordu.

Kafeteryada masaların üzerinde yarısı içilmiş kahveler duruyordu.

Bir tabakta hâlâ dumanı tüten yemek vardı.

Sanki bütün insanlar...

Sadece birkaç saniye önce ortadan kaybolmuştu.

Güvenlik Odası

Julian bilgisayarları çalıştırdı.

Yüzlerce kamera kaydı vardı.

Son kayıt açıldı.

Tarih:

14 Şubat 2027

Saat:

21.13

Bilim insanları buzulun altındaki dev kapının önünde çalışıyordu.

Bir kadın arkeolog elini kapıya sürdü.

O anda bütün ışıklar söndü.

Kapının üzerindeki semboller siyah ışıkla parladı.

Kamerada garip bir cızırtı oluştu.

Görüntü bozuldu.

Tam görüntü tamamen kesilecekken...

Kapının karanlığında devasa tek bir göz açıldı.

Ve kamera dondu.

Victoria görüntüyü durdurdu.

Yakınlaştırdı.

Gözün içinde...

İnsan siluetleri vardı.

Sanki yüzlerce kişi göz bebeğinin içinde hapsolmuştu.

Kanla Yazılmış Mesaj

Koridorlardan biri tamamen karanlıktı.

Logan el fenerini açtı.

Duvar boyunca sürüklenmiş ayak izleri vardı.

İzleri takip ettiler.

Koridorun sonunda büyük çelik bir kapı vardı.

Kapının üzerine kanla tek cümle yazılmıştı.

"O uyanmadı..."

"Biz onu uyandırdık."

Tam kapıyı açacakları sırada...

İçeriden üç kez vurma sesi geldi.

TOK...

Sessizlik.

TOK...

Bir dakika geçti.

Son kez...

TOK...

Eva korkuyla geri çekildi.

"İçeride biri var!"

Alexander kapıyı yavaşça açtı.

Hayatta Kalan

Odanın içinde tek bir kişi vardı.

Yaşlı bir bilim insanı...

Masanın altına saklanmıştı.

Sakalı buz tutmuştu.

Gözleri kan çanağına dönmüştü.

Elleri sürekli titriyordu.

Alexander diz çökerek konuştu.

"Artık güvendesiniz."

Yaşlı adam yavaşça başını kaldırdı.

Fısıldadı.

"Geç kaldınız..."

Victoria yaklaştı.

"Neler oldu?"

Adam ağlamaya başladı.

"Kapıyı açmadık..."

"Sadece dinledik..."

Odadaki herkes birbirine baktı.

Alexander kaşlarını çattı.

"Dinlediniz mi?"

Adam başını salladı.

"Kapının arkasından..."

"Birisi konuşuyordu."

"Bize isimlerimizi söylüyordu."

Tam o anda...

Yaşlı adamın yüzündeki ifade değişti.

Gözbebekleri tamamen siyaha döndü.

Yavaşça tavana baktı.

Ve boğuk bir sesle konuştu.

Bu ses artık ona ait değildi.

"...Altı kişi daha geldi..."

"...Kapı açılacak..."

Bir anda adamın bedeni taşlaşmaya başladı.

Önce elleri...

Sonra yüzü...

Sonra bütün vücudu...

Birkaç saniye içinde gri bir heykele dönüştü.

Heykelin gözlerinden siyah gözyaşları akıyordu.

Odanın bütün lambaları aynı anda patladı.

Üssün derinliklerinden...

Binlerce metre aşağıdan gelen, insan olmayan bir ses duyuldu.

"HOŞ GELDİNİZ..."

Bütün üs sarsıldı.

Kar fırtınası bir anda durdu.

Ve buzulların altından yükselen siyah ışık gökyüzünü ikiye böldü.

BÖLÜM 1 SONU...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.