THE DEVIL'S PLAYGROUND
SEZON 3: THE LAUGHING CIRCUS
Bölüm 8: Son Alkış
"Gösteri bittiğinde alkış duyarsan şanslısındır... Çünkü sessizlik, sirkin seni seçtiği anlamına gelir."
Raven Hill – Black Hollow Circus
15 Ekim 1956 Saat: 04.00
Yeraltındaki dev taht odası çökmeye başlamıştı.
Taş sütunlar birer birer kırılıyor...
Duvarlardaki binlerce palyaço maskesi aynı anda çığlık atıyordu.
Oliver'ın göle fırlattığı altın taç, siyah suyun içinde dönmeye devam ediyordu.
Her dönüşünde mağara biraz daha sarsılıyordu.
Daniel ayağa kalktı.
"Bu bizim tek şansımız."
Emily gözyaşlarını sildi.
"Sirkin kalbini yok etmeliyiz."
Marcus baltasını omzuna aldı.
Olivia ise eski gramofonu eline aldı.
Oliver artık ayakta duramıyordu.
Bedeni yarı insan, yarı palyaço hâline gelmişti.
Ama gülümsedi.
"Sirkin gerçek kalbi..."
"Tahtın altında."
Tahtın Sırrı
Daniel ve Marcus altın tahtı itmeye çalıştı.
İlk başta kıpırdamadı.
Sonra bütün güçleriyle bastırdılar.
GÜÜÜMMM!
Taht yana devrildi.
Altında gizli bir kapak vardı.
Kapak açılınca herkes donup kaldı.
İçeride atan dev bir kalp yoktu.
Onun yerine...
Yüzlerce siyah ipten örülmüş devasa bir insan kalbi vardı.
Her atışında binlerce çocuk kahkahası duyuluyordu.
Kalbin etrafında yüzlerce isim yazılıydı.
Victor Ashcroft
Lillian
Father Benedict
Oliver
Ve daha binlercesi...
Emily fısıldadı.
"Bu..."
"Bütün kurbanların ruhları."
Kukla Kralı'nın Son Hamlesi
Bir anda taht odasının kapıları kapandı.
Karanlığın içinden Kukla Kralı çıktı.
Bu kez hiçbir maske takmıyordu.
Yüzü sürekli değişiyordu.
Bir saniye çocuk...
Bir saniye yaşlı adam...
Bir saniye palyaço...
Bir saniye kadın...
Çünkü içinde binlerce ruh yaşıyordu.
Altın gözleri Daniel'e çevrildi.
"Beni öldürürseniz..."
"Hepsi benimle birlikte yok olur."
Emily'nin elleri titredi.
"Ya doğru söylüyorsa?"
Oliver başını kaldırdı.
"Yalan söylüyor..."
"Her zaman korkuyu kullanır."
Son Gösteri
Kukla Kralı iki elini havaya kaldırdı.
Bütün sirk yeniden canlandı.
Atlıkarınca dönmeye başladı.
Dönme dolap çılgınca hızlandı.
Aynalar kırıldı.
Yüzlerce palyaço her taraftan taht odasına girdi.
Hepsi tek ağızdan bağırıyordu.
"ALKIŞLAYIN!"
"ALKIŞLAYIN!"
"ALKIŞLAYIN!"
Marcus palyaçoları durdurmaya çalışırken Ethan onların önüne geçti.
Maskesi tamamen siyaha dönüşmüştü.
Daniel'e baktı.
Bir anlığına eski hâli geri geldi.
Gözlerinden yaş aktı.
"Bitir bunu..."
"Ben artık dönemem."
Daniel gözlerini kapattı.
"Özür dilerim..."
Marcus, Ethan'ı palyaçoların arasından uzaklaştırırken Emily ile Olivia kalbe doğru koştu.
Kalbin Kırılışı
Oliver son gücüyle ayağa kalktı.
Daniel'e küçük, paslı bir anahtar verdi.
Bu, ilk bölümde görülen eski sirk biletinin arkasına gizlenmiş anahtardı.
"Kalbin kilidi..."
"Sadece bunu kabul eder."
Daniel anahtarı siyah kalbin ortasındaki küçük yuvaya yerleştirdi.
Ve çevirdi.
ÇIK...
Bir an...
Hiçbir şey olmadı.
Sonra...
Kalbin üzerinde ince çatlaklar oluştu.
ÇAT...
ÇAT...
ÇAAAT!
Kalp binlerce parçaya ayrıldı.
O anda bütün siyah ipler koptu.
Palyaçolar oldukları yerde dondu.
Maskeler yere düştü.
İçlerinden siyah duman değil...
Parlak ışıklar yükselmeye başladı.
Yüzlerce ruh gökyüzüne doğru yükseliyordu.
Oliver gülümsedi.
"Özgürler..."
Sirkin Sonu
Black Hollow Circus alev almaya başladı.
Kırmızı çadır çöktü.
Atlıkarınca durdu.
Dönme dolap ikiye ayrıldı.
Baş Palyaço sessizce maskesini çıkardı.
Altında sıradan bir adamın yüzü vardı.
Gülümsedi.
"Yüz yıldır ilk kez..."
"Özgürüm."
Ve küle dönüştü.
Kukla Kralı öfkeyle bağırdı.
"Bu savaşı kazandınız..."
"Ama beni durduramadınız!"
Bedeni siyah dumana dönüştü.
Çatlayan tavandan yükselerek gecenin karanlığında kayboldu.
Geride yalnızca altın tacından kopan küçük siyah bir taş kaldı.
Daniel onu cebine koydu.
Ne kadar tehlikeli olduğunu henüz bilmiyordu.
Altı Ay Sonra
Raven Hill kasabasında sirkten geriye hiçbir iz kalmamıştı.
Gazeteler olayın büyük bir yangın olduğunu yazdı.
Daniel, Emily, Marcus ve Olivia yollarını ayırdı.
Hiçbiri yaşadıklarını kimseye anlatmadı.
Ama geceleri aynı rüyayı görmeye devam ettiler.
Siyah bir kapı...
Kapının arkasında fısıltılar...
Ve tek bir cümle:
"Oyun bitmedi..."
Final Sahnesi
Japonya – Aokigahara Ormanı
1987
Yoğun sis ağaçların arasında dolaşıyordu.
Ormanın derinliklerinde eski bir taş tapınak vardı.
Kapısı yüzyıllardır açılmamış gibiydi.
Bir grup defineci ağır taş kapağı kaldırdı.
Kapının üzerinde şu yazı vardı:
BLACK HOLLOW FOREST
Kapı açıldığı anda içeriden buz gibi bir rüzgâr esti.
Karanlığın içinden...
Yavaşça iki altın göz açıldı.
Ve tanıdık ses fısıldadı:
"Sirk bitti..."
"Şimdi sıra ormanda."
Ekran tamamen karardı.
Kan kırmızısı harfler belirdi:
BÖLÜM 8 SONU