İçeriğe geç

THE DEVIL'S PLAYGROUND SEZON 3: THE LAUGHING CIRCUS

Bölüm 2 · 3 dk okuma

THE DEVIL'S PLAYGROUND SEZON 3: THE LAUGHING CIRCUS

Bölüm 2

THE DEVIL'S PLAYGROUND SEZON 3: THE LAUGHING CIRCUS Bölüm 2: Gülen Aynalar

THE DEVIL'S PLAYGROUND

SEZON 3: THE LAUGHING CIRCUS

Bölüm 2: Gülen Aynalar

"Aynalar sana nasıl göründüğünü gösterir... Ama bazı aynalar, gerçekte kim olduğunu gösterir."

Raven Hill, New York

15 Ekim 1956 00.18

Sirk çadırının dev kapıları ağır ağır kapandı.

GÜÜÜMMM...

Dışarıdaki rüzgârın sesi tamamen kesildi.

Sanki dünya dışarıda kalmıştı.

İçeride yalnızca eski bir gramofondan yükselen bozuk sirk müziği vardı.

Daniel, elindeki kamerayı sıkıca tutuyordu.

Az önce çektiği fotoğraf hâlâ cebindeydi.

Fotoğrafta gördüğü şey gerçek olamazdı...

Kendisi...

Emily...

Marcus...

Olivia...

Ethan...

Hepsi palyaço kostümü giymişti.

Ve arkalarında iplerle onları yöneten devasa bir gölge duruyordu.

Palyaço bastonunu yere vurdu.

TAK!

Yüzlerce palyaço aynı anda yolları iki yana açtı.

Ortada uzun, kırmızı bir halı belirdi.

Halı sirkin en büyük çadırına gidiyordu.

Palyaço eğildi.

"İlk gösteriyi başarıyla geçtiniz..."

"Şimdi ikinci perde başlıyor."

Emily öfkeyle bağırdı.

"Biz senin oyununu oynamıyoruz."

Palyaço hiç bozulmadı.

Gülümsemesi daha da büyüdü.

"Hayır..."

"Artık oyun sizi oynuyor."

Halıyı takip ederek ilerlediler.

Çadırın sonunda yuvarlak, siyah demir bir kapı vardı.

Üzerinde altın harflerle şu yazıyordu:

THE HALL OF LAUGHING MIRRORS

(Gülen Aynalar Salonu)

Kapının iki yanında eski palyaço heykelleri duruyordu.

Her birinin yüzünde farklı bir ifade vardı.

Biri ağlıyor...

Biri kahkaha atıyor...

Biri ise çığlık atıyordu.

Marcus kapıyı itti.

Kapı yavaşça açıldı.

İçerisi devasa bir labirentti.

Yüzlerce...

Belki de binlerce ayna...

Hiçbiri birbirine benzemiyordu.

Bazıları insanı uzun gösteriyor...

Bazıları yaşlandırıyor...

Bazıları ise hiç yansıma vermiyordu.

Olivia ürperdi.

"Burası normal değil."

Tam o sırada arkalarındaki kapı büyük bir gürültüyle kapandı.

Labirentin içindeki bütün aynalar aynı anda çatladı.

ÇAT!

Sonra...

İçlerinden kahkaha sesleri yükselmeye başladı.

Daniel el fenerini açtı.

Işık aynalara vurduğu anda...

Kendi yansımasını gördü.

Ama...

Yansıması gülüyordu.

Daniel ise gülmüyordu.

Yansıma ağır ağır elini kaldırdı.

Camın içinden dışarı çıktı.

Artık Daniel'in tam karşısında duruyordu.

Emily çığlık attı.

"Daniel!"

Kopya Daniel'in gözleri tamamen siyahtı.

Dudakları yavaşça açıldı.

"Sen benim yerime geçeceksin."

Gerçek Daniel geri çekildi.

"Sen nesin?"

Kopya gülümsedi.

"Senin olmak istediğin kişi."

Bir anda bütün aynalardan başka kopyalar çıkmaya başladı.

Emily'nin...

Marcus'un...

Olivia'nın...

Ethan'ın...

Hepsi birebir aynıydı.

Ama gözleri simsiyah...

Gülümsemeleri ise insanın içini ürpertecek kadar yapaydı.

Palyaçonun sesi bütün labirentte yankılandı.

"Kurallar basit..."

"Gerçek olan çıkacak..."

"Sahte olan yaşayacak."

Emily bağırdı.

"Ne demek bu?"

"Labirent karar verecek."

Bir anda bütün ışıklar söndü.

Tam on saniye boyunca mutlak karanlık oldu.

Sonra ışıklar yeniden yandı.

Ama...

Marcus ortada yoktu.

Yerinde iki kişi vardı.

İkisi de Marcus görünüyordu.

İkisi de aynı kıyafetleri giymişti.

İkisi de aynı yaraya sahipti.

İkisi de aynı anda konuştu.

"Ben gerçek Marcus'um!"

Daniel dondu.

Hangisi gerçekti?

Birinci Marcus Emily'ye baktı.

"Benimle ilk tanıştığımız kafeyi söyle."

İkinci Marcus gülümsedi.

"Merak etme Emily..."

"Yanlış kişiyi seçersen yalnızca birimiz öleceğiz."

Tam o anda labirentin tavanından eski bir saat indi.

Akrebi ve yelkovanı geriye doğru dönüyordu.

Saatin altında kan kırmızısı harflerle şu yazı belirdi:

10 DAKİKA

Palyaço yeniden konuştu.

"On dakika içinde..."

"Gerçek Marcus'u seçemezseniz..."

"İkisi de sahte olacak."

Charlotte'ın olmadığı bu sezonda, grubun liderliğini istemeden Daniel üstlenmek zorunda kaldı.

Kalbi hızla atıyordu.

Çünkü aynalardaki yansımalar artık yalnızca onları izlemiyordu...

Hepsi aynı anda fısıldıyordu.

"Sıradaki sensin..."

"Sıradaki sensin..."

Tam Daniel hangi Marcus'un gerçek olduğuna karar vermeye çalışırken...

Labirentin en sonundaki dev aynanın yüzeyi siyaha döndü.

İçinden uzun siyah pelerinli biri çıktı.

Yüzü görünmüyordu.

Sadece elindeki altın taç seçiliyordu.

Palyaço diz çöktü.

Bütün sahte yansımalar aynı anda eğildi.

Ve hep bir ağızdan fısıldadılar:

"Kukla Kralı geliyor..."

Dev aynanın üzerinde kanla yazılmış tek bir cümle belirdi:

"GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRMEYE HAZIR MISIN?"

BÖLÜM 2 SONU...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.