İçeriğe geç

THE DEVİL'S EYES

Bölüm 1 · 9 dk okuma

THE DEVİL'S EYES

Bölüm 1

BAR

Gözlerim şafağın ilk ışıkları ile aralandı. Gözlerimi oluşturup yataktan kalktıktan sonra tuvalete doğru ilerledim. Yüzümü yıkadıktan sonra,gardıropa ilerleyip kıyafet olarak düz beyaz bi gömlek,altıma ise biraz bol ve siyah bi pantolon giyinmek için dolabın kapağını actım. Aslında bu kadar sade degilim. Gönül isterdi ki 𝓣𝓸𝓶 𝓚𝓪𝓾𝓵𝓲𝓽𝔃 baskılı bi sweat giyineyim...

Kıyafetlerimi giyindikten sonra tuvalete ilerleyip dişlerimi fırçaladım. Sonra kendimce homurdanarak, "Hay ben o olmayan Beynimin sag kısmında ki nöronlarla sol kısmındaki nöronları çarparak sik-..." diyordum ki içeriye Changbin girdi. "Ne küfrediyosun,salak?" Dediğini zar zor işittim çünkü kısık sesle söylemişti. Bu kısık ses olayı hiç beklenmezdi. Normalde evin içinde anırarak geziyordu. Changbin vücut geliştiriyordu. Canım oda arkadaşım... Bi tane dokununca 5 km garantili uçuyosun. Omuzları zaten FATİH. SULTAN.MEHMET.KÖPRÜSÜ maşallah hakkını yemiyim şimdi yakışıklı çocuk.

Changbin esneyerek,"Yemek yap esek saat 10.00 olmuş" Dedi. Keşke demeseydi... Çünkü agzımda ki diş macunu köpüğünü yüzüne püskürtmüştüm. Neyse en azından onun yaptığı gibi yüzüne geğirmemiştim. Evet,o yüzüme geğiriyordu. Changbin gözlerini kapattı. Piç gülüşü yaptı. Sonra da beni saçımdan tuttu ve kafamı arkaya yasladı. Acıyla gözlerimi kapattıktan sonra "Sıçıcam agzına" Dediğini duydum. Duymaz olaydııımmm!

Sonra sacımı bırakınca koluma vurdu.

"Oha esseeek! 65 kiloysan 20 kilosu tek kolun camış! Kolum yerinden çıktı." Dedim sonra ise sacımı cekince kendimi acındırmak için bi şeyler dedim. Aramızda ki dialog söyleydi;

Hanji:Yetimim ben vurma bana!

Binnie: Y.etim.p.iç

Hanji:Sakat kal inş

Changbin:𝓨𝓮𝓮𝓮𝓮𝓽𝓲𝓶 𝓴𝓲𝔃𝓲𝓲𝓲

İkimizde dayanamayıp yaptığımız bu harika mal harekete güldük. O degil de ben cidden yetimdim... Saka degil gercek. Annem yangında babam ise görevinde ölmüştü. Annem itfaiyeci,babam ise askerdi. Ama ben üzülmüyordum. Yani 7 yaşında ki 𝓗𝒶𝓃 𝓙𝒾𝓈𝓊𝓃𝓰 üzülüyordu tabii ki ama 26 yaşında ki 𝓗𝒶𝓃 𝓙𝒾𝓈𝓊𝓃𝓰 üzülmüyordu. Artık biliyorum,onlar vatan için kendilerini toprağa verdiler. Aslında toprağı su yerine kan ile sulayınca o toprak 𝓥𝓐𝓣𝓐𝓝 olurdu. Duygulanmıyor değildim,ama gurur duyuyordum. Neyse, konumuza dönelim.

Changbin sacımı cekmeyi bırakmıştı. Yüzünü yıkamak ile meşguldü. Çünkü adamın yüzüne tazzikli bi şekilde diş macunu püskürtmüştüm. Bende gömleğimi değiştirip üstüme 𝓣𝓸𝓶 𝓚𝓪𝓾𝓵𝓲𝓽𝔃 baskılı sweatımı giyinmiştim. Hayat buydu beee! Hastalarımla 𝓣𝓸𝓶 𝓚𝓪𝓾𝓵𝓲𝓽𝔃 dinliyoruz! Ay, ne güzel olurdu!

Lan ben işe geç kalmıştım ya! Changbin babapiro da söylememişti. Changbin in ensesine samar atarak onu kaldırdım ve "Beni hastaneye bıraksana! O kadar hatrım var sende!" Dedim. Changbin oturduğu yerden kalktı. İstemeyerek de olsa beni arabaya götürdü ve "Ben diyorum sana ehliyet al diye! Ama dinleyen kim?" Diye homurdandı.

Sonunda hastaneye varmıştım. Saat 13.26 olduğunda 2. Hastam geldi. Çok degişik seyler anlatıyordu... 13 sene önce ölen oğlunun ona musallat oldugunu... Cünkü oğlunu öldüren kişiyi dava etmemişti. Karşılığında ise para almıştı. Yalan yok simdi,ben olsam ben de musallat olurdum. Bide bu kadının bi oğlu daha varmış. O da kardeşi ölünce kaybolmuş. Adı da Minho muymuş lino muymuş öyle bişeylermiş işte. Kadın uyandığında kolları çizikmiş. Bide bu sabah, sol göğsü arıyormuş. Ölen oğlunu ilk önce sol göğüsü ile emzirmiş. Aaaa! Tesadüfe bak. Kadının akli dengesi ne kadar dengeliyse konuşmanın ortasında mesut komiser gibi gülmeye başlayıp aglamıştı. Yazık... Offf! Onda degilim ben,bu aksam iyi dedikodu çıktı. Changbin e söyliyeyim 1 kilo ya da 2 kilo çekirdek alsın.

SAAT AKSAM 21.32

Tüm işim bitmişti. Hatta bi adam geldi. Sevgilisi ile bir köpekleri varmış. Adam da cok zenginmiş ama sonra batmış. Kadın da adamı terk etmiş! Bide üstüne kendinden 10 yaş küçük bir çocuk ile çıkmaya başlamış. Kaşar! Normalde hakaret etmeyi asla ama asla sevmem-aslında severim- ama kaşar işte,napıcan? Bide köpeği de kaçırmış! 'Senin durumun bu canı yaşatmaya yetmez' diye... Gerci bu konuda haklı. Ben köpek olsaydım fakir sartlar altında yaşayamazdım! Ne diyorum ya ben? Yolda kimsenin olmadığına kanaat getirince kendimce catwalk yapacaktım ki arkamdan bi sahış üstüme düştü. Çığlık ve bi çığlık da karşı taraftan.

Kafamı üstümde ki insana-daha doğrusu,sırtımda ki camışa,esek tipli sahısa- baktım. Bu kişi 6 yıl önce Avustralya ya giden çocukluk arkadaşım Felix'den başkası degildi. Gözlerimi yüzünde gezdirirken saçlarının artık kahverengi değilde sarı oldugunu fark ettim. Açık renk saç,çillerini daha da ortaya koymuştu sanki.

Changbin, ısrarla arkadan arıyordu. "Felix..." Dedim. Sesim geçmişin hatıraları ile titriyordu sanki. "Ben ayrıldım" Dedi gülerek. Felix i ittim. Bu hep böyleydi. Bir çocuk vardı, adı da Taehyun. Aşkından ölüyo gerizekalı. O aptal bebe yüzünden bir sene mezuna kalmıştı. Kendi de aptal dı zaten. İki mal yanyana! "Bekle,changbin arıyo." Dedim ve telefonu açtım. Açmaz olaydım!

Arkadan Changbin'in sinirden titreyen ve doymuş sesi geldi. "HEY,JİSUNG! BENDEMEDİM Mİ ANAHTARI SAKSININ İÇİNE KOY DİYE? GERİZEKALI ANAHTARI KOYMAYI UNUTMUŞSUN 1 BUÇUK SAATTİR DIŞARIDAYIM! JİSUNG... DUA ET ÇÜNKÜ EVE GELİNCE BU HALTERLERİ MÜSAİT Bİ YERLERİNE SOKMIYAYIM!-" Derken Felix arkadan bağırdı,"Agzın cok bozulmuş,changbin. Hiç yakışıyor mu sana!" Hemen araya girdim. "Changbin,10 dakikaya geliyoruz koçum!" ⛧

Changbin eve gelmemiz için sinirle kapının önünde bekliyordu ve hala Felix in soku içindeydi. Yazık garibim, o da çok özlemişti Felix i... En sonunda eve vardığımızda, Felix koşarak Changbin e sarılmıştı. Ben ise Felix ile gideremediğim hasretimi, evde giderme kararı alarak içeriye sindim. Hızlıca odama gittim. Tam kapıyı kapatırken Changbin olacak öküz aniden kapıyı açınca kapı 180 km hızla burnuma carpınca "Burnuuuuum!" Diye bağırmayı ihmal etmedim-merak etmeyin yani bacıparatorlarım-

Felix,elimde bavulu ile içeriye daldı. En melul bakışı ile Changbin e bakmıştı. "Changbin... Üzülüyorum ama!" Dedi nazlı nazlı. Changbin de orta okuldan arkadaşımızdı. Eğer öyle olmasaydı bırak onunla aynı evde yaşamayı,aynı evde 5 dakika durmazdım. Changbin bana kıyıyordu ama Felix e kıyamıyordu. Ayy götüm! Felix ortamı yumuşatmak amacıyla- ki hiç yumuşatamadı çillim...- "Bara gidelim mi? Hem kafamız dağılır!" Dedi. Aynı anda ben "Hayır!" Changbin ise "Evet!" Dedik. Felix tekrardan en melul bakışını atarak,"Hadi Hanji," Bana taktığı lakabı söylerken son heceyi uzattı. "Nolur! Arkadaşınız sizin için o kadar uzun yoldan gelmiş. Bir kerecik benim dediğim olsun! Hah?" Bunları derken nazlı nazlı poposunu sallıyordu. "Felix,inan ki çok isterdim ama biliyorsun yarın işe gitmeliyim-" henüz cümlemi bitirememişken, Felix koluma girdi. "Kendin dedin! Cok istiyormuşsun. Hadi hazırlan hanji!"

Felix,o melul bakışlarını atmasaydı asla ama asla gitmezdim. Ama aslında o kadar da kötü olmazdı. Felix,beyaz bir body,gri bir kürk, altına ise diz kapağının altında koyu mavi bir şortolon giyinmişti. Changbin ise vücut hatlarını belirginleştiren,siyah bir tişört,deri ceket ve altına ise siyah bir kot pantolon giyinmişti. Pantolon bacaklarına biraz boldu. Ben ise onların bu özenli kıyafetlerinin yanında,üstünde 𝓣𝓸𝓶 𝓚𝓪𝓾𝓵𝓲𝓽𝔃 baskılı bir siyah body giyinecekken Felix elimden bodyi aldı. "Gerizekalı! Beni rezil mi edeceksin sen!" Diye ufak bi çığlık ile söyledi. Kusura bakma Felix komutan. Götümi tutuşturdunuz... "Felix! Bana ne ben bunu giyinicem!" Dedim. Felix, "Changbin!" Diye götünü yırtınca Changbin hemen yanımıza koştu. "Noldu?!" Yazık... Changbin in ödü olmayan beyninin nöronlarının arasından kaçıp müsait bir yerlerine kaçmıştı. "Bavulumu getir, bu bir emirdir lan köle!" Felix sakin oluyorsun öncelikle. Changbin,ayaklarını götüne vura vura koşup bavulu getirince Felix hızla bavulu açtı. İçinden bordoya calan bir kırmızı crop çıkarttı. Üstüne ise kırmızı bir kürk verdi. Altıma da giyinmem için koyu kırmızı bir şortolon verdi. Felix,bune kardeşim. Bazen Felix in aslında Taylandlı bir femboy olduğundan şüpheleniyordum. Felix,bak güzel kardeşim... Yemin ederim ki bu feminenlik bana fazla! Bırak da 𝓣𝓸𝓶 𝓚𝓪𝓾𝓵𝓲𝓽𝔃 baskılı bodymi giyineyim. "Felix bune?" Diye sordum. Changbin zaten gülmemek için dudağını ısırıyordu. Benim bu soruma ise kendini tutamayıp hayvan gibi anırdı. Felix in oldukça kibar ve feminen vücut hatlarına yakışan kıyafetler, ben de bikini giyen Motto Motto gibi duruyordu!

Felix e itirazların boşaydı. Yola cıkmak için arabay gittik. Sürücü koltuğuna oturan Changbin den Måneskin açmasını isterken bir anda Manifest açmıştı. "Changbin,ben måneskin dedim,koçum,manifest degil!" Derken Changbin lafımı "Ne gerek var ki jisung a benim Felix'im var-ken!" Diyerek böldü. Devamını "Manifest,manifest,manifest! Yapıyoruz bacılarımla manifest!" Olarak getirdi. Felix ile göz göze gelince Felix güldü. Bende güldüm.

⛧

Yaklaşık 17 dakika sonra bara varmıştık. Ben sirk maymunu gibi görünürken, Felix feminen tarzıyla harika görünüyordu. Ben ise bikini giyinmiş Motto Motto'ydum. Aslında böyle giyinmiycektim. Benim belim Felix'ib beli gibi değildi. Felix'in vücut hatları,Adriana Lima ile kapışırdı. Felix eger kız olsaydın direkt evlenirdim. Ne diyorum ben? Felix şimdiden bir içki sipariş etmişti. Uzun boylu, kumral çalışan bana dönüp istediğimi sordu. Oldukça tatlıydı. Alkol kullanmak istemiyordum. Bu yüzden bir bardak vişne suyu diyecekken Felix in elinin kolumu "Adam ol" gibi sıktığını fark edince kendime bir bira sipariş ettim. Siparişlerinizi alınca Changbin in bize ayırdığı masaya doğru gittik. Changbin internette "Kendim karı arıyorum" diyen dayılar gibi tiplere girmiş, gariban gibi birasını yudumluyordu. Aslında bira degil de cilveli limonata içiyordu. Felix e demek ile tehdit edeceğim bir kozum vardı artık elimde. Mahvedicem oğlum seni!

⛧

Simdiden yarım saat geçmişti. Hemde sadece içki yudumlayıp hayatları hakkında ağlayarak. Changbin ağlamamıştı. Sadece ilgisini çeken dedikodulara katılıyordu. Tam Felix e Taehyun hakkında öğrendiklerim bilgilerin dedikodularını hafiften çarpıtarak veriyordum ki çişim geldi.

"Bak Felix,ben bunun instagramını stalklıyordum - ki keşke stalklamasaydım!- bu esek senden habersiz yeni hesap açıp seni oradan engellemiş. Bide üstüne 4 kız ile takipleşmiş! Ama hepsi ile ayrı ayrı hesaplardan! 4 kız vardı Yunni ile farklı hesaptan,Alma ile farklı hesaptan ,Jasmines ile farklı hesaptan ve asıl bomba geliyor... eski sevgilisi Saryah ile ayrı hesaptan takipleşiyormuş! Bide takipleşme ile kalsaymış!" Ani gelen tuvalet ihtiyacı ile yüzümü buluşturdum "Çişim var bekleyin beni!" Dedim. Sesim sarhoşluktan hafif boğuk ve titreyerek çıkıyordu. Tuvalete giderken iri bi bedene çarptım. Vücudunun sıcaklığı siyah ve dar göleginden belli oluyordu. Oha adam sıcacık lan. Kafamı adamın sert göğsünden çekince Felix in zorla sürdüğü fondöten,adamın simsiyah gömleğine iz bıraktı. Ama birde agzıma metalik bir tat gelmeseydi hersey daha iyi olacaktı. Dudağımın kanadının fark etmem uzun sürmemiş,sebebinin ise adamın boynunda asılı olan kolyesini keskin ucunun kesmesi sonucu oldugunu anlamıştım. "Dudağınız... kanıyor." Dedi adam. Aklım var anlıyorum mal degilim demek yerine, "Ah,öyle mi?" Dedim tüm kibarlıgımla. İnlemle kaşları çatılmıştı. Çünkü alay etmek için degil dudağımın acısından inlemiştim. Eh,ne diyeyim inşallah yanlış anlamaz. Kan çenemde assagı süzülüyor ve bordoya çalan cropuma damlıyordu -o değilde felix bu croptan bu kan lekeleri geçmezse beni öldürürdü- Adam hiç beklemediğim bir anda,parmağını dudağından başlayarak cenemden aşşagı kaydırdı. Parmakları çenemde akan kanın izlerine göre yol alıyordu. Parmakları kana bulanınca parmağını agzına götürdü. Napıyodu bu adam? Abicim başına güneş mi geçti diyeceğim ama saat neredeyse aksam 12! Nasıl geçsin başına güneş? Ah be abim zor olmalı sizofrenlik. Kendimi geri çektim ve en sert tavrımı takınarak "Napıyorsun sen be?!" Dedim. Adam ise mahcup bakışlarla hiç bir şey demeden oradan kaçtı. İnsan bi özür diler magra adamı!

⛧

Tuvalete gittikten sonra kalabalığın arasında Changbin ve Felix i aramaya başladım. En az yarım saat sürerdi bu kalabalıktan sıyrılmak. Etraf zaten leş gibi ter kokuyordu. Changbin beni aramıştı. "Ne var dag ayısı" Dedim o ise hemen karşılık vererek, "Felix kayboldu! Bi tane kırmızı saclı yunan tanrısı gibi bir cocuk geldi! Felix cocuga carpmış sonra da felix in dudağını adamın kolyesi kesmiş!" Dedi. Bende aynı senaryoyu yaşamıştım hem de az önce!

⛧

Cevap verememiştim. Ensemde hissettiğim soğuk nefese karşın arkamı dönecekken telefon aniden yere düştü ve Changbin in cevapsız bagırışları cevapsız kaldı. Soğuk dudakların dudaklarımı cercevelediğini hissedince ilk başta tepkisiz kalmıştım. Geri çekilince bu gün çarptığım adamı karşımda gördüm. Gözleri ilk gördüğüm de ki gibi 𝒦𝐴𝐻𝒱𝐸𝑅𝐸𝒩𝐺İ degildi onun yerine 𝒦𝐼𝑅𝑀𝐼𝒵𝐼 idi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.