İçeriğe geç

THE DAYS OF YUNA (Yunan’ın günleri)

Bölüm 6 · 2 dk okuma

THE DAYS OF YUNA (Yunan’ın günleri)

Bölüm 6

Bilinmeyen şehir

Yuna, hayatında ilk kez bu kadar uzun bir yolculuğa çıkıyordu.

Otobüsün camından dışarı bakarken, çocukluğunu geçirdiği köy yavaş yavaş gözden kayboluyordu.

Karla kaplı yollar…

Toprak kokusu…

Sobanın dumanı…

Hepsi geride kalıyordu.

Yuna’nın içinde garip bir duygu vardı.

Bir yandan çok mutluydu.

Artık soba yakmak zorunda kalmayacaktı.

Belki odası daha sıcak olacaktı.

Belki yeni hayatı eskisinden daha güzel olurdu.

Ama diğer yandan ilk kez büyüdüğü yeri bırakıyordu.

Otobüs ilerledikçe Yuna sessizleşti.

Camdaki yansımasına baktı.

“Acaba yeni hayatım nasıl olacak?”

Bu sorunun cevabını bilmiyordu.

Saatler süren yolculuktan sonra otobüs büyük bir terminale girdi.

İnsanlar…

Arabalar…

Yüksek binalar…

Her yer kalabalıktı.

Yuna böyle bir yeri ilk kez görüyordu.

Köyde alışık olduğu sessizlik burada yoktu.

Her taraftan korna sesleri geliyor, insanlar aceleyle bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.

Yuna annesinin yanından ayrılmadan etrafına bakıyordu.

Sanki başka bir dünyaya gelmişti.

İlk günlerde yabancılık hissi hiç geçmedi.

Daha önce hiç tanımadığı akrabalarıyla tanıştı.

Hepsi ona gülümsüyordu ama Yuna kendini onların yanında rahat hissedemiyordu.

Sürekli sessiz kalıyordu.

Çünkü tanımadığı insanların arasında nasıl davranacağını bilmiyordu.

Birkaç gün sonra okul kayıtları başladı.

Yuna yeni okulunun kapısından içeri girerken kalbi hızla atıyordu.

Herkes birbirini tanıyor gibiydi.

O ise kimseyi tanımıyordu.

Sınıfın en arka sırasına oturup sessizce etrafı izlemeye başladı.

“Keşke bugün hiç kimse benimle konuşmasa…”

diye düşündü.

Tam o sırada üç kız yanına geldi.

İçlerinden biri gülümseyerek,

“Sen yeni misin?” diye sordu.

Yuna başını salladı.

“Benim adım Sora.”

Yanındaki kız,

“Ben Hina.”

Üçüncü kız ise gülerek elini uzattı.

“Ben de Dalia.”

Dalia’nın konuşmasında farklı bir şive vardı.

Oldukça neşeli görünüyordu.

Sora ise uzun siyah saçlı, hafif esmer tenli ve oldukça güzeldi.

Hina’nın ise yüzünden hiç eksilmeyen sıcak bir gülümsemesi vardı.

“İstersen bizimle takılabilirsin.”

Yuna birkaç saniye duraksadı.

Sonra küçük bir tebessüm etti.

“Olur.”

Belki de İstanbul’daki ilk güzel anısı buydu.

Günler geçtikçe Yuna başka arkadaşlar da edinmeye başladı.

Rina bunlardan biriydi.

Sonra başka isimler…

Fakat Yuna yeni okuluna bir türlü alışamıyordu.

Köydeki okuluyla burası arasında dağlar kadar fark vardı.

Eskiden doksanların üzerinde aldığı sınavlardan şimdi otuzlar almaya başlamıştı.

Ne kadar çalışsa da yetişemiyormuş gibi hissediyordu.

Her düşük notta kendine olan güveni biraz daha azalıyordu.

Bir gün okul çıkışında gökyüzüne baktı.

İstanbul çok büyüktü.

Ama Yuna kendini bu koca şehrin içinde küçücük hissediyordu.

Yine de içinde minicik bir umut vardı.

Belki…

Sadece biraz zamana ihtiyacı vardı.

Fakat Yuna’nın bilmediği bir şey vardı.

Çok yakında tüm dünyayı değiştirecek bir olay yaşanacaktı.

Ve o olay, onun lise yıllarını tamamen değiştirecekti…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.