İçeriğe geç

THE DAYS OF YUNA (Yunan’ın günleri)

Bölüm 4 · 2 dk okuma

THE DAYS OF YUNA (Yunan’ın günleri)

Bölüm 4

İlk baharın getirdiği hisler

Yıllar geçtikçe Yuna büyüyordu.

Hayatı hâlâ aynıydı.

Sabah uyanıyor, ev işlerini yapıyor, okula gidiyor ve akşam tekrar ev işlerine yardım ediyordu.

Her gün birbirinin aynısı gibiydi.

Fakat o yıl, hayatına küçük de olsa farklı anılar girmeye başlamıştı.

Bir gün din kültürü öğretmeni sınıfa küçük bir ödev verdi.

“Bir hafta boyunca düzenli olarak namaz kılın. Kıldığınız vakitleri bu kâğıda işaretleyin.”

Sınıftaki herkes kâğıtlarını aldı.

Yuna da aldı.

Hayatında ilk kez, bilinçli bir şekilde namaz kılmaya çalışıyordu.

Seccadesini serdi.

Dua ederken hareketleri unutuyor, bazen önündeki kâğıda bakıyordu.

Yanlış yapmaktan korkuyordu.

Ama yine de deniyordu.

Bazen öğle namazını kılıyor…

Bazen ikindiyi…

Bazen de akşam ve yatsıyı…

Sabah namazına ise hiç uyanamıyordu.

Bir süre sonra sınıftaki çoğu öğrenci ödevini tamamladı.

Kâğıtlar teslim edildi.

Günler geçti.

Yuna da yavaş yavaş namazı bıraktı.

Sebebini kendisi bile tam hatırlamıyordu.

Belki küçüktü…

Belki alışkanlık kazanamamıştı…

Belki de sadece zamanı gelmemişti.

Yaz tatili başlamıştı.

Köy yine eskisi gibi sakindi.

Bir gün Fransa’dan akrabaları ziyarete geldi.

Yuna onları daha önce hiç görmemişti.

Ailenin, kendisiyle aynı yaşlarda bir oğlu vardı.

Adı Ren’di.

Ren’in siyah saçları ve sakin bir bakışı vardı.

Bahçede oyuncak arabalarıyla oynuyordu.

Yuna uzaktan onu izlemeye başladı.

Ren bir süre sonra başını kaldırdı.

“Gelsene.”

Yuna şaşırdı.

“Birlikte oynayabiliriz.”

Yuna utandı.

“Ben sadece izlesem olur.”

Ren gülümsedi ve tekrar oyununa döndü.

Yuna ise onu izlemeye devam etti.

Hiç konuşmadan…

Sadece uzaktan…

Bir süre sonra büyükannesi seslendi.

“Yuna! Eve gidiyoruz.”

Yuna istemeyerek ayağa kalktı.

Kapıya doğru yürürken içinden bir ses,

“Bir kez daha dön.”

dedi.

Yavaşça arkasını döndü.

Ren de tam o anda pencereye gelmişti.

Göz göze geldiler.

İkisi de hiçbir şey söylemedi.

Birkaç saniye sonra Ren utançla gözlerini kaçırdı.

Yuna da başını eğdi.

Kalbi ilk kez böyle hızlı atıyordu.

Ertesi sabah Ren’in annesi ince çorap arıyordu.

Yuna’nın annesine sordu ama evde kalmamıştı.

“Acaba köyde bulabilir miyiz?” dedi.

Sonunda Ren ile Yuna’nın birlikte küçük köy marketine gitmesine karar verildi.

Yuna’nın içi içine sığmıyordu.

İlk kez onunla yalnız yürüyecekti.

Küçük markete kadar yaklaşık yirmi dakika yürüdüler.

Yol boyunca çok az konuştular.

Sessizlik bile Yuna’nın hoşuna gidiyordu.

Ne yazık ki aradıkları çorabı bulamadılar.

Eve döndüler.

Birkaç gün sonra Ren ve ailesi Fransa’ya geri döndü.

Yuna onu bir daha hiç görmedi.

Ama pencerenin önünde göz göze geldikleri o birkaç saniye…

Kalbinin bir köşesinde yıllarca yaşamaya devam etti.

Belki bu aşk değildi.

Belki sadece çocukça bir hayrandı.

Ama Yuna, yıllar sonra bile o yazı gülümseyerek hatırlayacaktı.

Çünkü bazı insanlar hayatımıza sadece birkaç günlüğüne girer…

Ama hatıraları yıllarca bizimle kalır.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.