İçeriğe geç

The Cherooke Rose

Bölüm 1 · 2 dk okuma

The Cherooke Rose

Bölüm 1

-1-

Rüzgar yüzümü parçalamak ister gibi esiyor, güneşe bakmaksa yalnızca acılarımı yeniden canlandırıyordu. Belki ağlayabilseydim her şey daha kolay olurdu, küçük bir kutuda sakladığım gözyaşlarımı serbest bıraksaydım eğer; kafamın içinde çığlıklara dönüşmezlerdi. Islak gözlerim güneşe bakamayacak duruma geldiğinde başımı çevirdim ve kollarımı kendime sardım. Güneş yüzüme vuruyordu, peki neden hala bu kadar soğuktu? Belki ısınırım diye kocaman gülümsedim, işe yaramadı. Oysa insanlar hep tebessümlerimde bir sıcaklık hissettiklerini söylerdi, tanıdık ve sıcacık. Bana iki kelime de kendimden bile daha yabancıydı.

Bir an sonsuza kadar üşümek istedim, belki de olduğum yerde durmaya devam edip soğuğun beni hissizleştirmesine izin vermeli, sonunda sıcak bir uykuya bırakmalıydım kendimi. Böylece kimse beni bulamazdı, gülümsemem ve ben sonsuza kadar bu manzaraya hapsolabilirdik. Kocaman bir defne ağacına dönüşebilir, yapraklarımın altından insanları izleyebilirdim; emin olduğum tek bir şey varsa o da uzaktan daha güzel olmalarıydı. Küçücük bir tomurcuğa dönüşürdüm sonra, kim bilir belki de bir gül olurdum. Bülbülüm üzerime konduğunda zaman algımı yitirir onun müziğinde benliğimi kaybederdim. Beni duymasa da arkadaşlık edecek sıcaklığı bende bulabilirdi çünkü onu herkesten iyi dinlerdim.

Gözüm dakikalardır fark etmediğim küçük bir çalı üzerindeki çiçeğe takılı kalınca tüm düşüncelerim rüzgarda süzülerek beni terk etti. Elime giren küçük dikenleri umursamadan kopardım ve o an annemin vazosundan hiç eksik olmayan bitkiyi anımsadım. Boş bakışları soğuk duvardan sıkıldığında benden bu gülleri toplamamı isterdi, neden bilmiyordum ama koca bir vazo dolusu Cherokee gülünü çıplak ellerimle toplardım. Ellerimin sürekli yara içinde olduğunu hatırlıyorum. Annemin o yataktan çıkmamasının, eskisi gibi hayat dolu olmayışının hatta sadece bu çiçeği vazosunda istemesinin sebebi bendim, o vazoyu doldurmaksa yerimi unutmamam için verilmiş acımasız bir cezaydı. Ne yaparsam yapayım onun için bu vazodaki çiçeklerden daha değerli olamazdım. Annemin tüm duygularını bu vazo çalıyordu benden, hep ona ağlıyordu mesela. Donuk suratıyla karşılaşınca yine gidip saatlerce ağlayacağımı bildiğim halde beni bu soğuk dünyayla baş başa bırakana kadar her sabah ona gülümsedim. Kim bilebilirdi ki, belki bir gün bana cevap verirdi, vermedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.