İçeriğe geç

The Alpha's Miracle (MinSung Omegaverse)

Bölüm 26 · 5 dk okuma

The Alpha's Miracle (MinSung Omegaverse)

Bölüm 26

{26} Tanıdın mı babayı

İyi Okumalar 🦋 ______________ ~minho~ Daha fazla ayakta duramayacağımı anladığımda sırtımı duvara yaslayarak ellerimle yüzümü ovuşturdum. Saat sabah beş gibi Jisung'un "sancım var" demesiyle apar topar hastaneye gelmiştik. Sezaryen randevumuz bir hafta sonrayaydı ama sanırım kızımız erken gelme kararı almıştı. Bu yüzden omegamı hızlıca ameliyata almışlardı ve işin komik tarafı da doktor benim ameliyata girmeme izin vermemişti.. Neymiş çok panikliyormuşum? Tamam biraz haklı olabilirdi ama eşimin yanında olmak istiyordum. Maalesef doktor arkadaşım girmeme izin vermediği için ameliyata alınmamıştım. Erken doğum olduğu ve sabahın körü olduğu için kimseye haber verememiştik. Yalnız olduğum için de zaman algım da kaybolmuştu. Kaç saattir ameliyat başlamıştı, ne kadar kalmıştı hiç bilmiyordum. Göğsümü daraltan histen kurtulmak için ağzımı açarak derin bir nefes aldım ve sırtımı duvardan uzaklaştırarak bekleme sandelyelerinden birine oturdum. Aklımda sadece Jisung vardı.. sancısı olduğunda çok korkmuştu. Korkmaması için yanında olmam gerekirdi.. ama ben ondan daha çok korkuyordum. Ellerimi yüzüme yaslayarak başımı önüme eğdim. İstediğim tek şey o odadan iki güzelimin de sağ salim çıkmasıydı. Kulağıma dolan ağlama sesiyle ellerimi daha da yüzüme bastırdım. Hayal mi kuruyordum.. yoksa gerçekten bebek ağlaması sesi mi duyuyordum? Başımı yavaşça kaldırdığımda önümde dikilerek gülümseyen hemşireye baktım... sonra ise gözlerim usulca kucağında beyaz örtüye sarılmış bebeğe kaydı. Elimi içgüdüsel olarak kalbime bastırdım. Sanırım ölecektim. O kadar hızlı atıyordu ki nefes dahi alamıyordum. "Tebrikler doktor Lee, kızınız oldu" Hala oturduğumun yeni farkına vararak aniden ayağa kalktım ve beyaz örtünün içinde kaybolan kızımı bulmaya çalıştım... çok küçüktü.. Kızım.. bu kelime kalbimde bir yere dokundu, öyle bir yere ki daha önce varlığını bile bilmediğim duyguları ortaya çıkarmıştı. Gülümseyerek kızıma baktım. Yüzü yeni doğduğu için hafif mor, dudakları kırmızıydı ve ağladığı için titriyordu. Sesi kısık çıkıyordu, kedi miyavlaması gibiydi. Kızımı tutmak için kollarımı uzattığımda hemşire küçük bedeni kollarımın arasına bıraktı. Kollarım istemsizce gerildi. Çocuk doktoruydum.. yüzlerce çocuk almıştım kucağıma ama sanki şu an bebek tutmayı bilmiyormuş gibi hissediyordum. Kızım aşırı küçük.. aşırı narin gelmişti dünyaya. Gülümseyerek, ağlamaktan titreyen alt dudağını okşadım parmağımla zarifçe. Yanakları Jisung'un yanaklarına benziyordu, geri kalan yüz hatları tamamen bana çekmişti. M: "Merhaba güzelim" Sesimi duyduğu an ağlamasını durdurduğunda deminden beri gözümde tutmaya çalıştığım birkaç damla yaş kendiliğinden yanağıma süzüldü. Kızımız annesinin karnındayken onunla hep konuşuyordum. Sanırım sesimi tanımıştı. Boncuk gözlerini açıp bana baktığında gülümsemem daha da büyüdü. M: "Jisung nasıl?" Gözlerimi kızımdan almayarak hemşireye sordum. Güzelime bakmaya doyamıyordum. "İyi her şey yoldunda, birazdan odaya alacağız" Başımı onaylar anlamda sallayarak kollarımdaki minik bedeni kaldırdım ve kızımın kokusunu ciğerlerime çektim. "İlk kontroller yapılmadı Doktor, size bırakıyoruz" Başımı onaylar anlamda salladım.. ama hala ellerim titriyordu. Bir gün kendi bebeğimin kontrollerini yapacağımı hayal dahi etmemiştim.. Kucağımda kızımla bebek kontrol odasına girdiğimde hala inanamıyordum. Her şey rüya gibi hissettiriyordu. Kilosunu ölçmek adına kucağımdaki miniği teraziye bıraktım. İki buçuk kiloydu.. çok zayıftı. Kilo alsın diye Jisung'a uygulamadığım diyet kalmamıştı ama yine de minicik doğmuştu kızımız. Kucağımdan bıraktım diye tekrar ağlamaya başlayan kızımı alarak kontrol masasına uzattım ve ölçü cetvelini aldım 46 cm doğmuştu kızım. Bebeğin normal ölçüsü en az 48 olmalıydı ama bizim şeftali biraz küçük kalmıştı. Aslında bunun ana nedeni bir hafta erken doğmuş olmasıydı. Bebekler en çok son haftalarda büyürdü. Kuru, bebek için olan peçeteyi elime alarak ıslak saçlarını kuruladım. Çok saçı yoktu zaten.. küçücük vücudunu da temizledikten sonra vücut kontrolüne başladım. Stetoskopu alarak nazikçe göğsüne bastırdım. Soğuk demirle temas ettiği için irkilerek ağlamaya devam etmişti. Şu an ağlamasını durdurmaya çalışmıyordum. Ciğerleri için ağlaması iyiydi. Minik pıtpıtlar.. daha birkaç gün önce ultrasondan duyduğum o kalp atışlarını şimdi canlı dinlemek mükemmeldi. Stetoskopu boynumdan çıkararak elimin tersiyle gözümden akan yaşları sildim. İyice ağlak alfa olmuştum. Hemen kendimi toparlamalıydım. Kızımın küçük ellerini tutarak parmaklarına baktım. Her şey olduğu gibi yolunda gözüküyordu. Ellerime eldiven giyinerek cerrahi makası elime aldım. Tanrım elim zangır zangır titriyordu. Diğer elime steril pamuğu alarak miniğimin göbek kordonuna bastırdım. Oradaki kanı temizledikten sonra makasla uzun kalan kısmı kesmem gerekiyordu ama yapamıyordum. Beni iyi ki doğuma almamışlardı yoksa gerçekten bayılırdım. Daha bebeğimin göbek kordonunun uzun kalan kısmını bile kesemiyordum. Titreyen elimle olabildiğince dikkatli bir şekilde uzunluğu kestim ve hemen kızımın göbeğine kordon için olan bantlardan yapıştırdım. Ağlamaktan ve soğuktan dudakları titreyen bebeğimi kaldırarak karnını elimin içine yasladım ve çevirerek sırtını kontrol ettim. Elimle bastırarak omurgasının iyi olduğuna emin olduktan sonra tekrar masaya bırakarak kaburgalarını da inceledim. M: "Çok mu üşüdü kızım. Şimdi seni giydireceğim, sonra da anneye götüreceğim ağlama artık" Beni anlıyormuş gibi onunla konuşmaya çalıştım. Belki anlamıyordu ama yine de sesimi duymak onu sakinleştiriyor. Bebek için getirdiğimiz kıyafet çantasını alarak masaya bıraktım. Bebeğimin ağlaması şiddetlendiği için biraz ona doğru eğilerek feromon salgıladım. Feromonlarımı aldığı an dudaklarını kapatarak, kapalı olan gözlerini açtı ve bana baktı. Yüzlerimiz dipdibeydi ve küçük kızım beni sadece kokumdan ve sesimden tanıyordu. M: "Tanıdın mı babayı?" Dudakları ağlamak için tekrardan hafifçe aralandığında biraz daha feromon salgıladım. Gözleri o kadar güzeldi ki.. çok güzel bakıyordu kızım. Onu bir süre sakinleştirdikten sonra ilk olarak küçüğümü bezledim sonra da body'i alarak bacaklarından ve kollarından geçirerek giyindirdim. Gerçekten ben kendi kızıma dokunuyordum.. bu gerçekti. Sonra ısınması için hemen ardından uzun bacaklı tulumunu giyindirdim. En küçük beden almamıza rağmen hala kıyafetleri büyük geliyordu ona. Tüm kıyafetlerini giyindirdikten sonra temiz battaniyesini de alarak hafifçe ona sardım. Yeni doğduğu için şu an çok sıcak olmalıydı. Güzelimi tamamen giyindirdikten sonra derin nefesler alarak bebeğimi izledim. Saatlerce koşmuşum gibi nefes nefeseydim. Kızım artık ısındığı için ve feromonlarımı aldığı için ağlamıyordu. Artık başka bir problemimiz vardı.. açtı. Ağzını kocaman açmaya çalışarak başını sağa sola kıpırdatıyordu. Emme reflekslerinin yerinde olduğunu bilmek güzeldi. Çok tatlı gözüküyordu şu an. Miniğimi tekrar dikkatli bir şekilde kucağıma alarak yüzümü boynuna yaklaştırdım ve süt kokusunu ciğerlerime çektim. Bu kokuyu asla unutmak istemiyordum. M: "Özür dilerim kızım, zamanında seni üzdüğüm için özür dilerim.." Ben dolu gözlerimle küçüğümden özür dilerken o hala yemek arıyordu. Isırmak istiyordum ama ne yazık ki şu an için bu daha mümkün değildi. M: "Hadi anneye gidelim güzelim. Uyanıksa süt verelim değilse sana yemek hazırlayacağız artık" Gülümseyerek kızımın saçlarına küçük bir öpücük kondurdum ve kapıyı açarak ameliyathane tarafa geçtim. Eğer Jisung uyanıksa bebeğin anne sütü içmesi daha iyi olacaktı. Ama değilse mecbur hazır yemeklerden vermemiz gerekecekti. Kucağımdaki beden dakikalardır aranmasına rağmen midesine bir şey girmediğini anladığında tekrar ağlamaya başlamıştı. Midesine düşkün minik bir sincabım daha vardı artık... ________________ Bu bölüm o kadar önemli ki.. kısır bir babanın kendi çocuğuna doktorluk yapması. Ben aşırı duygusalım galiba 😭😭 Ve minik kızımız Minji 👇🥺🤏

Bölüm sonu

11 yorum