İyi Okumalar 🦋 ______________ ~jisung~ Minho'nun benim için çektiği sandalyeye oturdum. Ortam loş ve zarifti. Sanki balodan fırlamış gibi güzel bir restorandaydım. Alfam da karşıma geçip oturduğunda kocaman gülümsedim. Minho beni akşam yemeğine götüreceğini dediğinde gitmek istememiştim. Şu sıralar sadece evde kalıp bacaklarımı uzatarak uzanmak istiyordum. Ama iyi ki gelmiştim. Şimdi çok daha iyi hissediyordum. M: "Çok güzelsin Jisung" Alfam bana doğru eğilerek fısıldadığında kalbim hızlandı. Onun dudaklarından bu cümleyi çok duymuştum ama bugün daha farklı hissettiriyordu. J: "Sen de çok yakışıklısın. Ama şimdi benim güzelliğimle kapışamazsın tabii" Alaycı bir şekilde konuşarak sırtımı rahat sandalyeme yasladım. Oturmak bile belimi çok acıtıyordu. Ama yine de loş ışığın altında parlayan yakışıklı alfamı izlemek için saatlerce otururdum. Birbirimizi ne güzel gözlerimizle yiyorduk ki garson elimde menülerle gelip bize uzattı. Et yemeği yiyecek kadar iyi hissetmiyordum. Ağır yemekler yerine hafif bir şey yemeyi tercih ederdim. Bu yüzden ben salata seçtim ama Minho sonradan acıkacağımı bildiği için başka şeyler de sipariş etti. Belki birkaç lokma alabilirdim. Siparişleri alan garson gittiğinde alt dudağımı ısırarak elimi karnıma sardım. Yine çişim gelmişti. İki litre su içip dört litre işemeyi nasıl başarıyordum hala anlamış değildim. Bıkkın bir şekilde yanaklarımı şişirdim. Kalkıp tuvalete gitmeye bile üşendiğim dönemlerdeydim. M: "Ne oldu güzelim? Belin mi ağrıdı? Yastık getirmelerini söyleyeyim mi?" Minho'nun paniklemesi yüzümü güldürmüştü. Onu böyle görmeyi seviyordum. Ama daha fazla endişelenmemesi için başımı salladım ve karnımın izin verdiği kadarıyla öne doğru eğilip sessizce fısıldadım. J: "Çişim geldi" Sanki bunu söylememi bekliyormuş gibi kocaman gülümsemişti. Hiç komik değildi. Doğuma daha bir ay vardı ve sabrım taşmıştı. Kaplumbağa evini sırtında taşıyorsa ben de tuvaleti taşıyacaktım çok az kalmıştı. J: "Yemekler gelene kadar tuvalete gideyim" Başıyle beni onayladığında kaşlarımı çattım. Dilini yutmuş gibiydi. Öylece sopa yutmuşçasına dimdik duruyordu sandalyesinde. Gözlerimi devirerek elimi karnıma yasladım ve ayağa kalktım. Normalde olsa götümden ayrılmazdı ama şimdi benimle gelmeye bile çalışmamıştı. Paytak adımlarımla çok geçmeden tuvaleti bulmayı başarmıştım. Biraz daha geç bulursam altıma işeyecektim. Hızlıca işimi bitirdikten sonra ellerimi yıkadım. İstemsizce bakışlarım aynadaki yansımama kaymıştı. Vücudum su topladığı için yüzüm ve bacaklarım azıcık şişmişti. Yuvarlak olan yavru sincaplara benziyordum. Üzerimi de düzelltikten sonra gelen acıkma hissiyle gecikmemek için restoran salonuna doğru adımladım. Az önce mumlarla, ışıklarla aydınlatılan salon tuvalet koridorunu döndüğüm an karanlığa bürünmüştü. İçgüdüsel olarak elimi karnıma sararak bir adım geri atmıştım. Kocaman salonda bir şeye çarpıp düşeceğimden korktuğum için hareket dahi edemiyordum. J: "Minho?" Alfamın beni duyması için kısıkça ona seslendiğimde aniden duvara yansıyan ışıkla duraksadım. Bakışlarım duvara yansıtılan ışığa kaydığında endişeyle iki elimi de sardım karnıma. Duvara yansıtılan videoda Minho'yu gördüğümde kalbim öyle bir hızlandı ki göğüs kemiklerimi kıracakmış gibi hissettim. Orada.. bizim evimizin salonunda oturuyordu. Sabah güneşinin koltuğa vurduğu ışık altında üzerinde sade beyaz bir gömlekle oturyor, bana gülümsüyordu. Sanki videodan beni görüyormuş gibi.. İstemsizce ben de kocaman gülümsedim. Tüm korku vücudumu bıraktığında ellerimi karnımdan çekerek derin bir nefes aldım. "Jisung.." Video oyantılmaya başladığında ilk olarak alfamın dudaklarından ismimi duydum. O kadar narin ve güzel söylüyordu ki ismimi. Gözlerim doldu. "Ben bu videoyu çekerken sen şu an odada uyuyorsun. Dün bebeğimizin cinsiyetini öğrendik. Kızımız olacak.. bu videoyu sana ne zaman gösterecek cesaretim olacak bilmiyorum. Umarım kızımız doğmdan yapabilirim." Gülümsemem daha da büyüdü. Videoyu dört ay önce falan çekmiş olmalıydı. Bunca zamandır bana neden göstermeye cesaret edememişti ki? "Sana bunları yüzüne karşı söylemekten korktum. Çünkü gözlerine baktığımda.. kelimelerim yetmiyor. Söyleyeceğim her şeyi unutuyorum" Elimi ağzıma bastırarak kıkırdadım. Gülüyordum ama gözlerimden yaşlar sel gibi akıyordu. "İlk tanıştığımız günü hatırlıyorum. Asla da unutmam.. O gün hayatımın tamamen değişeceğinden habersizdim. Benimki ilk görüşte aşktı.. seni tanıdıkça daha da aşık oldum. Sonra seni kırdım.." Videoda yüzü düştüğünde ellerimle gözümden akan yaşları sildim. Kendisini üzmesine gerek yoktu hepsi geçmişte kalmıştı. Ben onu çoktan affetmiştim. "Seni kaybedeceğimi sandım. Ama sen tüm bunlara rağmen beni sevmeyi bir an bile bırakmadın. Hep güçlü kaldın. Bizi ayakta tuttun. Kızımızı.. beni.." Gözleri dolduğu için sesi titriyor, kelimeleri kesik kesik söylüyordu. Ben ise çoktan hıçkırarak ağlamaya başlamıştım bile. "Jisung.. ben baba olmayı hayal dahi edemeyen bir alfaydım ve sen bana bir mucize verdin" Ellerim tekrardan karnıma gitti. Minik kızımızı, mucizemizi okşadım yavaşça. "Hayatım boyunca senin yanında olmak istiyorum. Her trip attığında gülümsemek, her korktuğunda, yorulduğunda, mutlu olduğunda yanında olmak, her gece sana sarılarak uyumak istiyorum..." Ben de... ben de hep yanında olmak istiyorum diye bağıramadım çünkü gözlerim dökülecekmişçesine ağlıyordum. "...Jisung ben sana eş olmak istiyorum" Dudaklarımdan sesli bir hıçkırık kaçtığında dizlerim titredi. O kadar içten ağlıyordum ki ayakta duracak gücüm bile kalmamıştı. Ekrandaki video yavaşça karardığında restoran tekrardan aydınlandı. Görüş açım açıldığında gözlerim ilk olarak önümde diz çöken alfama kaydı. Düşüp bayılacakmış gibi hissediyordum. Bunu bekliyordum zaten ama bu kadar duygusal bir şekilde yapmasını beklemiyordum tabii ki. Alfam elinde tuttuğu küçük kutuyu açtığında gözlerimiz kesişti. Bakışlarında bile bana olan aşkını görmek kalbimi her seferinde daha da hızlandırıyordu. M: "Han Jisung, benimle evlenir misin?" Bu cümleyi duyacağımı biliyordum ama hayır.. buna hazırlıklı değildim. Bu kelimeyi böyle bir şekilde Minho'nun dudaklarından duymak tüm dünyamı durdurmuştu. Karnımdaki minik kızımız bize eşlik etmek adıma minik minik kıpırdanmaya başladığında başımı salladım. Konuşacak durumda değildim, ayakta bile daha fazla duramayacaktım. Sadece başımı onaylar anlamda sallayabildim. J: "E-vet" Hıçkırıklarım arasından sonunda konuşmayı başardığımda Minho yavaşça ayağa kalktı ve yüzüğü kabından çıkararak titreyen parmağıma taktı. Restorandaki diğer herkes ayağa kalkıp alkışlamaya başladığında kocaman gülümseyerek alfamın boynuna atladım ve ona sıkıca sarıldım. Kocam da kollarını belime sardığında tüm ağırlığımı ona bıraktı. Ayakta daha fazla duracak durumda değildim. Ben hıçkırarak ağlamaya devam ederken o, yanaklarıma burnuma yüzümün her noktasına saçlarıma durmadan öpücükler bırakıyordu. M: "Gerçekten aile oluyoruz.." Kulağıma doğru fısıldadığında kollarımı boynuna daha da sıkı sararak başımı onaylar anlamda salladım. Zaten küçük bir aile olmuştuk çoktan. Sadece onu şekillendirmek kalmıştı. J: "Kızımız.." Karnımda durmadan kıpırdayan kızımızı Minho'ya göstermek istiyordum ama hala ağlamaktan cümle kuramıyordum. Ama eşim tek kelimemle beni zaten anlamıştı. Tek kolu belimi sararken diğer eliyle karnımı okşadı yavaşça. M: "Sen de affettin mi babanı güzelim?" Fısıldayarak sorduğunda bebeğim "evet" demek istermiş gibi karnımda onun eline doğru kaymıştı. Minho gülümseyerek orayı patpatladığında yüzümü alfamın boynuna gömdüm. Kokusunu bolca ciğerlerime doldurdum. Onunla tanıştıktan sonra hayatımı onsuz hayal edemiyordum. Gelecek için onunla birlikte gerçekleştireceğim yüzlerce hayal kurmuştum. Ama karnımdaki minik can bu planlara sonradan.. bir mucize olarak eklenmişti... __________________ Beni bi ağlama tutdi 😭😭😭
Bölüm 25
{25} Gözlerine baktığımda
Bölüm sonu
10 yorum
Evlilik teklifi biraz geç oldu sanırım
Bir yumruyla okudum çok güzeldi
Bu kitap bitmesin çok güzelleerrrr
Offf yavaş yavaş sona geldiğimizin çanlatı çalıyo 😭😭
Offf yavaş yavaş sona geldiğimizin çanlatı çalıyo 😭😭
Sonunda teklif geldi
Sonunda teklif geldi
Final yakındaa
Saniyesindee. Bunu bekliyodum
Saniyesindee. Bunu bekliyodum


