İyi Okumalar 🦋 _______________ ~jisung~ Sürekli omuzlarımdan düşen beyaz önlüğü düzeltmeye çalışarak koltuğa oturdum. Bugün alfamın asistanı olacaktım. Eve gitmediğim, onun yanında kaldığım için mutluydum. Ama bana vediği önlük onun bedenine uygun olduğu için sürekli omuzlarımdan düşüyordu. Minho önlüğün kollarını içe doğru katlamıştı, kolları uzun gelmesin diye ama omzulara bir çare bulamamıştık. Sanki gün boyunca Minho kadar yorulmuş bir şekilde koltukta yaylandım. Alfam gerçekten yoğun çalışıyordu. Eskiden de onun yanına geliyordum ama bu kadar uzun kalmaya iznim olmadığı için, günlük çalışma şeklini ilk kez yakından görüyordum. Ani gelen telefonla acile inmişti şimdi. Maalesef benim acile inme iznim olmadığı için odada yalnız kalmıştım. Umarım ameliyata girmesi gerekmez, çünkü onu odada yalnız beklemek istemiyordum. Başımı önüme eğerek karnıma baktım. Bol bir kazak giyindiğim için sanki hamile değilmişim gibi gözüküyordu ama dar giyindiğim an karnım kendini belli ediyordu. Bir de minik bir sorun vardı.. pantolonlarımın beli karnımı sıkıyordu artık. Çok sıkmıyordu, acıtacak veya rahatsız edecek kadar değildi ama yine de düğmesini zor bağlıyordum. Minik şeftalimin daha fazla sıkışmaması için en kısa zamanda alışverişe de çıkmam gerekiyordu. Elimi karnıma bastırarak orayı patpatladım. Bebeğim çok usluydu, artık midemi bulandırmıyor, beni çok halsiz bırakmıyordu. Böyle yapmaya devam ederse iyi anlaşacağımıza emindim. J: "Aç mısın? Ben çok açım, küçük bir molaya mı çıksak?" Sanki akşama kadar çok çalışan benmişim gibi molaya çıkacaktım bir de. Öğlen yemek yemiştik ama hastane yemekleri hiç lezzetli değildi. Aşırı sağlıklıydı hepsi. Sağlıklı olan bir şeyin lezzetli olma imkanı yoktu. Yine de Minho'yu yormamak için biraz daha sabredecektim. İşi bittiğinde, akşam eve gittiğimizde lezzetli bir şeyler yiyebilirdim. Odanın kapısı aniden açıldığında elimi karnımdan çekerek başımı kaldırdım. Minho'nun geldiğini gördüğümde ise rahatlayarak ayağa kalktım. Neyse ki uzun sürmemişti. M: "Küçük bir misafirimiz var" Kollarımı açmış Minho'ya doğru yürüyordum ki dediği şeyle bakışlarım aşağı doğru indi. Minho söylemeseydi farketmeyecektim bile. Alfam kapının girişinde öylece dururken onun bacağına sıkıca sarılarak yüzünü saklayan birisi daha vardı. Minho'nun neden kıpırdayamadığını şimdi anlamıştım. Minho da eğilerek bacağına sarılan küçüğe baktığında ikimiz de kıkırdadık. Alfamın gelmesi bu yüzden bu kadar uzun sürmüştü. M: "Yejunnie~" Küçük olan ismini Minho'nun dudaklarından duyduğunda başını hemen kaldırarak alfama bakmıştı. Ağlamak istiyordum çok tatlıydı. Küçük beden bir süre Minho'ya bakmış sonra göz ucuyla bana bakmıştı. Benden çekiniyordu sanırım. Bu yüzden hemen kollarını havaya doğru kaldırmıştı Minho onu kucağına alsın diye. M: "Kocamansın ama sen ben alamam ki kucağıma, sen kendin yürüyebilirsin bence" İstemsizce dudaklarımı büzdüm. Çocuk ne güzel kucağa gelmek istiyordu. Alsaydı ölür müydü ya! Kucağına almak yerine Yejun'nun elini tutmuş, odaya girdikten sonra kapıyı ardından kapatmıştı. Ardından ise çocuğu kollarının altından tutarak kaldırmış ve muayene yatağına uzatmıştı. M: "Sen şimdi uslu uslu dur, ben de senin durumuna bakayım tamam mı?" Minik olan başını onaylar anlamda salladığında Minho masaının başına geçmiş ve bilgisayarı açarak ekrana bakmıştı. Ben de benden çekinen bedeni korkutmamak için alfamın yanına geçtim. M: "Yejun, üç buçuk yaşında ve Alfa. Vay canına çok yakışıklı bir alfasın Yejunnie" Çaktırmadan yatakta sessizce oturan bedene baktığımda gülümsüyordu. Minho çocuklarla nasıl iletişim kuracağını gerçekten çok iyi biliyordu. J: "Sorun ne? Ciddi mi durumu? Ailesi nerede?" Fısıldayarak soru sorduğumda Minho, başını kaldırarak bana baktı. Endişelenmiştim.. keşke küçük çocuklar asla hasta olmasalar. M: "Bir haftadır ateşi düşmüyormuş. Ciddi bir sorun olduğunu sanmıyorum" J: "Bir haftadır neden hastaneye getirmiyorlarmış ki? Çok sorumsuzca" Minho başını usulca sallayarak bilgisayarın ekranını yavaşça bana doğru çevirdi. M: "Doğduğundan beri yetimhaneye bırakılmış. Yetimhane revirinde müdahale etmişler ama ateşi düşmediği için hastaneye getirmişler. Acildeki doktor ameliyatta olduğu için benim bakmamı istediler. Bugün hastanede kalacak" Alfamın dedikleriyie tüylerim diken diken oldu. Sanki damarlarımda akan kan bir anda buza dönmüş gibi titredi vücudum. Bir insan yenidoğan bebeğini nasıl yetimhaneye bırakır. Gerçi o kişiye insan bile denilmez. J: "Yazık ama" Minho gibi fısıldayarak konuştuğumda başını sallayarak bakışlarını masaya indirdi. M: "Hayat böyle işte güzelim.. bazıları bebeği olsun diye yanıp tutuşurken, bazıları önemsemeyip atıyor" Yutkunamadım. Dedikleri ve bu masum çocuğun yaşadığı hayat yüzünden boğazıma bir yumru oturdu. Elim istemsizce karnıma gitti ve orayı yavaşça okşadım. Minho'nun bu sözüne günlerce ağlardım ama artık bitmişti, artık bizim de bebeğimiz olacaktı. Alfam ellerini masaya yaslayarak ayağa kalktı ve yatağa doğru yaklaştı. Bir de bu küçücük bebek, hastanede tek başına kalacaktı.. M: "Yejunnie, ateşine bakalım mı?" Ben de usulca alfamın arkasından yürüyerek onlara yaklaştım. Ateş ölçeri çocuğun alnına yaklaştırdığında çıkan rakamla ben bile gerildim. Minho gerçekten mimiklerini kontrol etme konusunda başarılıydı. Ben doktor olsaydım, hastalarım benim mimiklerim yüzümden panikler, öleceklerini falan sanırlardı herhalde. M: "Miden de bulanıyor mu?" Çocuk, doktorunu bekletmeden hemen başını onaylar anlamda sallamıştı. Zaten hastaneye gönderilen kağıtta ishal ve kusma problemi olduğu da yazıyordu. Gerilmeden edemiyordum. Benim bebeğim de doğduğunda hasta olacak mıydı? Ben çok ağlardım onun ateşi fazla olursa. Hiç istemiyorum canı yansın.. M: "O zaman enfeksiyon testi yapalım, sonuçlara göre sana şrup içirelim tamam mı?" Minik olan yine başını onaylar anlamda sallamıştı. Çok uslu ve akıllı bir çocuktu. Üstüne başına bakılırsa yetimhanede gerçekten iyi bakıyorlardı ona. Ama yine de her bir çocuk iyi bir aile ortamında büyümeyi hak ediyordu. M: "Söyle bakalım yakışıklı alfa, çişin var mı?" "Hiiiç yok hepsini yaptım geldim" İlk defa sesini duyduğumda ağzım kulaklarıma varacak kadar güldüm. Sesi de kendisi gibi tatlıydı. Çizgi film karakteri gibiydi. Yanaklarını ısırmak istiyordum. M: "O zaman sana bol bol su içirmemiz gerekecek" Minho da gülümseyerek küçük olanın saçlarını okşadı. Tanrım.. alfamı çok seviyordum. Çocuklara iğne yapmayı hiç sevmiyordu. Çok nadir ve ciddi zamanlarda iğne yapıyordu çocuklara. Belki de bu yüzden tüm çocuklar onu seviyor, ondan korkmuyordu. İsterse kan alarak enfeksiyon testini hızlıca yapabilirdi ama o çocukları incitmemeyi seçiyordu. Çok geçmeden alfam elinde bir bardak suyla geldiğinde, bardağı Yejun'a uzattı. Küçük olan doktorunu bekletmeden hemen bardağı eline alarak suyu yudumlamaya başladı. "Dahyun noona yanıma gelmeyecek miydi?" Sanırım yetimhanede ona bakan kişiyi arıyordu. En azından sevildiğini, ona iyi bakıldığını bilmek beni rahatlatıyordu. M: "Noona yarın seni almaya gelecek. Bu yüzden yarına kadar hemen iyileşmen gerekiyor" Başını tekrar minik minik sallayarak suyu hızlıca içmeye çalıştı. Bu kadar masum bir canı nasıl bırakabiliyorlardı ki? J: "Minho.." Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum ama gözlerim çoktan dolmuştu. Alfam kısık sesimi duyduğunda endişeli bir şekilde bana taraf döndü. Ona yaklaşarak koluna sarıldım ve başımı koluna yaslayarak gözlerimi kırpıştırdım ağlamamak için. Kendimi toparladıktan sonra kulağına doğru eğildim. J: "Yejun gece hastanede değil de bizde kalsa olur mu? İzin alabilir misin?" ________________ Lütfen kalsın, yoksa ağlarım duygusalım ben 😭😭😭
Bölüm 20
{20} Yakışıklı Alfa
Bölüm sonu
14 yorum
Çok tatlılar ama dahyun da vaar 😻(dahyunstanım)
BU MİNHO ÇOK İYİ BABA OLUCAK YAAA
YYYİİİAAAAAAAAA
YA AGLARİM
İlk önce sikissinler sonra çocuğu alsınlar ya sonra çocuk travmay gecirir
2YanıtOnlarda kalıcagı beşından belliydi zaten 🎉🎉🤍
Onlarda kalıcagı beşından belliydi zaten 🎉🎉🤍
Aha kesin evlat edinmek isticek yazdım bura
Of ağlicam😭😭😭😭😭😭😭😭 ABLA SEN YAZARSIN AQ ÇOCUK JİSUNGLARDA KALDIN İŞTE
Çok güzel yazmışsın
AAAAA LÜTFEN KALSIN YAA
YEYEYEYYEYE
Uçtum hemen
Uçtum hemen






