İyi Okumalar 🦋 ______________ ~Jisung~ Alnımda hissettiğim sıcak dudaklarla biraz daha sokuldum yorganıma. Alfam işe gitmeden önce bana öpücük veriyordu. Normalde olsa kalkıp boynuna sarılır, nefessiz kalana kadar öperdim onu ama şu an tüm vücudum yatağa yapışmıştı. Sıcak dudakların verdiği huzurla tatlı uykuma kaldığım yerden devam ettim. O dudakların beni son kez öptüğünün farkında olsam, zorlukla da olsa kalkar ve sıkıca sarılırdım. ... Önümdeki yemekhane yemeğiyle oynamaya devam ettim. Sabah da evden kahvaltı yapmadan çıkmıştım. Ama şu an gram açlığım yoktu. Sanırım kızgınlığa girmek üzereydim. Bu yüzden hiç iyi durumda değildim. Biraz şiddetli geçecekmiş gibi duruyordu. Sorun değildi alfam yanımdaydı. Sabah bana verdiği öpücükleri düşünerek kendi kendime gülümsedim. IN: "Ne düşünüyorsun da gülüyorsun diye sormayacağım bu sefer" Yanımda oturan Jeongin'in sesini duyduğumda daha da şeytani bir şekilde gülümseyerek baktım ona. J: "Niye ki canım arkadaşım. Sorsana yine" Hemen ellerini kulaklarına tıkayarak başını hayır anlamında salladı. En son bana neden böyle gülüyorsun diye sorduğunda Minho ile ateşli gecemizi anlatmıştım. Birazcık onda travma bırakmış olabilirdim. Sorun bende değildi. Sorun Jeongin'in rahip gibi davranmasındaydı. Yanına alfa yaklaşmasına izin vermiyordu. Kızgınlıklarında nasıl oluyordu bilmiyordum. Aslında Jeongin ile üniversitenin ilk günü tanışmıştık. En önde oturuyordum ve gelip kocaman amfi sınıfta benim yanıma oturmuştu. Böylece üniversitenin ilk gününden birbirimizi bulmuş olmuştuk. IN: "Sungie ders başlayacak birazdan. Yemeğini bitir de gidelim" Yüzümü iğrenir bir şekilde buruşturarak başımı salladım. Tek lokma yiyecek durumda değildi. Yemekhanenin kokusu bile beni boğmuştu. J: "Yiyemeyeceğim. Hadi gidelim" IN: "Ama hiçbir şey yemedin ki sen" Sorun yok dermişçesine elimi omzuna attım ve saçlarını karıştırdım. Saçları çok tatlı kokuyordu. Bebek gibiydi. J: "Aç değilim innie. Sanırım kızgınlığa gireceğim. Pek iyi hissetmiyorum" IN: "Bastırıcın var mı yanında?" J: "Tabii aldım yanıma" Bastırıcı almıştım yanıma ama umarım bugün kızgınlığa girmezdim. Çünkü önemli derslerim vardı ve onlardan kalmak istemiyordum. ... Sınıfa girdiğimizden beri kendimi rahatsız hissediyordum. İlk defa en arka sırada oturmuştuk. Ben öyle istemiştim. Çünkü karnım öyle ağrıyordu ki bacaklarımı kendime doğru çekerek oturuyordum. Uzun süredir kızgınlıklarımı Minho ile geçiriyordum. Yani bir alfam olduğu için bu kadar şiddetli ağrı yaşamıyordum. Ama şimdi o kadar kötüydüm ki ağlamak üzereydim. Başımı sıraya yaslayarak derin bir nefes aldım. Ders önemli olduğu için çıkmama konusunda kararlıydım ama böyle de dersi dinleyemiyordum zaten. Karnıma saplanan şiddetli sancı yüzünden kısıkça inleyerek daha da bastırdım dizlerimi kendime doğru. IN: "Jisung iyi misin? Feromon salgılıyorsun" Alnımı sıraya vurarak dişlerimi sıktım. Hayatım boyunca bu kadar şiddetli bir ağrı gördüğümü hatırlamıyordum. Sanki karnımın içi oyuluyor gibiydi. J: "Ben gideyim Jeongin. İyi değilim" En iyisi sınıfı feromonlarımla doldurmadan sınıftan çıkmaktı. Hemen Minho'u aramalıydım gelip beni alması için. Böyle tek başıma eve dönemezdim. IN: "Ben de geleyim. Yalnız gitme. İyi gözükmüyorsun" Jeongin kolumu tuttuğunda başımı zorlukla kaldırdım ve elimi onun eline yasladım. Aslında iyi değildim benimle gelmesini çok istedim ama onu da dersinden alıkoymak istemiyordum. J: "Gerek yok innie Minho gelecek beni almaya" İyi olduğumu kanıtlamak istercesine gülümsediğimde başını onaylar anlamda salladı. IN: "Bana haber ver lütfen" J: "Tamamdır" Not defterimi çantama koyarak çantamı sırtıma attım ve elimle sıradan destek alarak ayağa kalktım. Kalktığım an tüm sınıf etrafımda dönmüştü sanki. Gözlerimi sıkıca kapatarak derin ve hızlı nefesler aldım kendime gelmek için. Daha fazla ayakta dikilip herkesin dikkatini üzerime çekmeden gözlerimi açarak birkaç adım attım. Bok vardı da en arka sıraya oturmuştum. Şimdi upuzun sınıfta yürümek zorundaydım. Başımın dönmesini umursamayarak adımlarımı hızlı atmaya başladım. Amfinin küçük merdivenlerini her indiğimde sanki dünyam çalkalanıyordu. Sınıfın kapısına yürüyene kadar kan ter içinde kalmıştım. Nefeslerim öyle hızlanmıştı ki sanki kilometrelerce koşmuştum. Nefes seslerimin sınıfta duyulduğuna emindim. Kapıdan çıkmak için sol tarafa dönmeden önce hocanın yüzüne baktım. O da bana bakıyordu. Ama dersten çıktığım için sinirli değildi. Daha çok endişeli gibiydi. Arkamı dönüp sınıfa bakmak istediğimde gördüğüm son şey tüm sınıf arkadaşlarımın bana bakıyor olmasıydı. Sonrası ise bulanıklaşan görüş açımdan ve sadece karanlıktan ibaretti. ... Çok rahattım.. sanki üzerimden yük kalkmış gibi hissediyordum. Sanki saatlerdir maruz kaldığım ağrı sonunda geçmiş gibiydi. Fazlasıyla yumuşak ve rahat olan yatakta biraz daha kıpraşarak gözlerimi açtım. Kendimi komadan uyanmış gibi hissediyordum. Neredeydim, hangi zaman dilimindeydim, ne kadar süredir uyuyordum haberim yoktu. İçimi huzurlsuzluk sardığı için hemen gözlerimi tamamen açtım. "Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" Bana bakarak gülümseyen bir surat gördüğümde onu inceledim dikkatli bir şekilde. Beyaz önlüğünden doktor veya hemşire olduğu belliydi. Ben.. ben en son sanırım sınıfın ortasında bayılmıştım. Kızgınlığa girdi diye bayılan ilk omega olarak tariha geçmem umarım. Da.. hiç kızgınlıktaymışım gibi hissetmiyordum. Vücudum rahat, kurdum fazlasıyla huzurluydu. J: "İyi hissediyorum. Ama.. ne oldu ki?" Hemşire gülümsemesini bozmadan başını sallayarak koluma bağlı olan serumun hızını düzelttikten sonra tekrar bana baktı. "Sınıfta bayılmışsınız. Ambulans ile acile getirildiniz. Şükürler olsun ki kan tahlilinizi hızlı yaparak size müdahale ettik yoksa durum ciddileşe bilirdi" Dudaklarımı istemsizce büzüldü. Hani şu filimlerde olur ya. Başrol tam sevdiği adam ile mutluyken ölümcül bir hastalığa yakalanır ve sevdiğinden uzaklaşmak zorunda kalır.. aynı öyle hissediyordum. J: "İyi miyim? Sorun mu var?" "Gayet iyisiniz merak etmeyin. Siz de bebek de sağlıklı. 4 haftalık hamilesiniz tebrik ederim" Böyle bir kelimenin, beni bozguna uğratacağını, dünyamı yıkacağına hiç inanmazdım. Böyle bir şey duyacağıma bile inanamazdım. Her şey.. Olamazdı.. rüyadaydım. Ya da ben hala komada olmalıydım.. Benim gibi mutlu bir ilişkisi olan birisi böyle haberi duyarsa mutluluktan havaya uçması gerekiyordu. Ama durum benim için farklıydı. Bu Minho ve ben için mümkün değildi. Bizim bir bebeğimiz olamazdı. Minho kısırdı.. benim şu an karnımda bebek taşıyor olmam imkansızdı. Bir yanlış olmalıydı. Bir şey söylemek adına dudaklarımı araladığımda hemşire benden hızlı davrandı ve cebinden telefon çıkararak bana uzattı. Benim telefonumdu.. "Acil aramalarda kimse olmadığı için haber veremedik yakınlarınıza. Siz kendiniz arayın isterseniz. Bir de acilde arkadaşınız bekliyor sanırım. Ama maalesef birinci dereceli yakın olmadığı için alamadık içeri" Sözlerini bitirdikten sonra kapıya doğru adımladı. Ve beni bu ağır gerçekle başbaşa bırakarak gitti. Elim yavaşça karnıma doğru gittiğinde dokunamadım.. yapamadım. O bebeğin orada olması.. bir mucizeydi. Tanrım bu gerçekten bizim aşkımızın mucizesiydi. Ama.. nasıl olurdu. Yıllardır Minho ile ilişki yaşıyordum. Bunun şimdi olması çok garipti. Minho bana inanmazdı. Minho bu bebeğin ondan olduğuna inanmazdı. Ben ne yapacaktım, ona nasıl anlatacaktım ki. Bana inanmazsa.. ya beni yanlış anlarsa. Kapı aniden açıldığında dolu gözlerim oraya kaydı. Minho nefes nefese bir şekilde üzerime doğru koştu ve ellerini yanaklarıma sararak endişeli gözleriyle vücudumu süzdü. M: "Bebeğim. Senin ismini acile gelenler arasında gördüm. Delireceğim sen iyi misin? Sorun ne? Neden yanında doktor yok" Gözlerimden süzülen yaşların Minho'nun yanaklarıma yaslı olan ellerine doğru akmasına izin verdim. Ellerimi alfamın ellerinin üzerine bastırarak dudaklarımdan hıçkırkların çıkmasına izin verdim. M: "Sorun ne güzelim söyle bana. En iyi doktorları çağıracağım korkma" Ellerimi sıkıca onun ellerine sararak tırnaklarımı derisine geçirecek kadar sıkıca tutundum ona. Gitmesinden korkuyordum. Beni değil de bebeğimizi terketmesinden korkuyordum. J: "Minho.. b-ben Hamileyim" ___________________ Minho'ya sövgülerinizi gelecek bölüme saklayın sldöslödwşödpd Normalde böyle sade konular yazmam.. ama bu kitap böyle oldu. Ve nedensizce bölümü atmadan on kere okuyorum ve hep yetersiz geliyor. Umarım size yetersiz bir kitap sunmam.. umarım ilerleyen bölümlerde beğenirsiniz 😭😭😭
Bölüm 2
{2} Hamileyim
17 yorum
lıno jısın senı aldattıgını dusunursen ya da bebegı ıstemezsen sıcarım agzına
KAHWGEUFUFUFUG BÖLÜM İSMİNE BITTIM (boşluğuma geldi bi an)
Eğer Minho Jisung'un onu aldattığını düşünürse gebertirim
MİNHO SİKTİR OLUP GİDERSE BEN ONU KAZIĞA OTURTUR DÖNDÜRE DÖNDÜRE S-
Asla yetersiz değill çok iyiii
Eğer minho jisungun onu aldattığını faln düşünürse onun bütün sulalesini si- ay pardon severim
apla yeni bolum
Biz de aynısını hissediyoruz 💚🩷
Yaa Jis'im benim kıyamammm.. 🥲 Ayrıca saçmalama sende Yazar Hanım, öyle güzel yazıyosunki karakterler ne hissediyosa biz de aynısını hissediyoruz 💚🩷
Minho'ya gelecek bölüm mü sövün?!?! Bu PABO MİNHO bebeği başkasının mı sanacak yani 🤨😪
Minho'ya gelecek bölüm mü sövün?!?! Bu PABO MİNHO bebeği başkasının mı sanacak yani 🤨😪
Angel Jisung da hamile olduğunu öğrenecrği zaman halsizi ve yine bi düşük tehlikesiyle beraber öğrenmişti 😢🥹
Bu sade konumu be ablam
Bu sade konumu be ablam
Of minho piç çıkacak dimi of of ağlicam tmm
Sen ne ara bize yetersiz kitap sundun be
Sen ne ara bize yetersiz kitap sundun be






