İyi Okumalar 🦋 ________________ ~jisung~ Minho soğuk jeli karnıma sıktığında kalbim hızlandı. Miniğimin daha önce kalp atışlarını duymuştum. Ama bu sefer yanımda Minho da vardı. Hem onca kanamadan sonra iyi olduğunu görmek için de sabırsızlanıyordum. Dikkatli bir şekilde ultrason başlığını karnımda gezindirerek ekrana baktı dikkatlice. Doğum uzmanı değildi ama yine de bu alanda profesyonelleşerek, çocuk doktoru olmuştu. Ona güvenim sonsuzdu. M: "Gayet iyi gözüküyor" Başımı sallamakla yetindim. Söyleyecek bir şeyim yoktu. Dudaklarımı araladığım an ağlayacaktım. Bu kadar duygusal olmak hoşuma gitmiyordu. Odada pıt, pıt sesleri duyulduğunda gözlerimi sonuna kadar açtım. Bu sesi duymak için her şeyimi verecek durumdayım. Ama ilk sefer duyduğum kalp atışları daha sert ve daha sık atıyordu. Sanki bu sefer sesi ve hızı düşmüş gibiydi. İçimi korku sardığında içgüdüsel olarak elimi karnıma götürdüm ama karnıma bastıramadan öylece havada tuttum. J: "Sorun mu var? Neden zayıf kalp atışları" Alfam ultrasonu karnımdan çekerek peçeteyle karnımı temizledi bana cevap verirken. M: "Daha iyi olacak" Karnımı tamamen temizlediğinde kıyafetimi düzelterek hemen iki elimi de karnıma sarıp miniğimi okşamaya başladım. Minho'nun bana doğru düzgün cevap vermemesi sinirlerimi bozuyordu. J: "Yah sen bir doktorsun. Açık konuş, yoksa başka bir doktorun beni muayene etmesini isteyeceğim" Sinirli halime gülerek elini, benim ellerimin üzerine bastırdı. Kızgındım.. ama yine de ikimizin aynı anda karnıma dokunması içimi hoş etmişti. M: "Düşük riski hala devam ediyor, rahim iç duvarlarında kanama olduğu için duvarlar zarar görmüş durumda. Bu da plasentanın bebeğe değil de rahime odaklanmasına neden oluyor. Bu dönemde dinlenmeli, iyi beslenmelisin ki vücudun hem bebeği, hem de seni koruyabilsin" Korkuyordum, yalan söylemeyecektim. Eline sıkıca tutunup, karnımın üzerine bastırmak, bebeğimizi koruması için ona yalvarmak istiyordum. Ama bebeğimin zarar görmesine neden olan kişi o olduğu için bunu yapamıyordum. Bir yandan da tüm bu açıklamaları yaparken yüzündeki korkuyu, pişmanlığı, endişeyi gördüğüm için ona da üzülüyordum. J: "Ama bir şey olmayacak değil mi? Artık ona zarar gelmeyecek" Kendimi kandırmak istercesine sordum soruyu. Açık açık riskin hala devam ettiğini söylemişti ama yine de onun dudaklarından bir şey olmayacağını duymak istiyordum. M: "Bir şey olmayacak, ikinizi de gözetim altında tutacağım. Hastaneye ilk getirdiğimde, ne senin nabzın doğru düzgün atıyordu, ne de bebeğin kalp ritimleri duyuluyordu. Bu zor anı atlattıysanız, bunun da üstesinden birlikte geleceğiz" Başımı onaylar anlamda salladım. Ne olursa olsun bebeğim için güçlü duracaktım. O, minicik pirinç tanesi Minho'nun da benim de imkansız hayalimizdi.. Alfa, karnımın üzerinde duran ellerimi kendi ellerinin arasına alarak ikisine de öpücükler kondurdu. Her dokunuşunda daha iyi hissediyordum ama yine de ona olan kırgınlığım geçmemişti. M: "Özür dilerim, ikinize de zor anlar yaşattığım için özür dilerim güzelim. İki bebeğime de kendimi affettireceğim söz veriyorum" Dolu gözlerimi onun gözlerinden kaçırarak başımı salladım. İkimize de kendisini affettirse iyi olacaktı, çünkü ben onu süründürme planları yapıyordum. Aslına bakarsan, babasının feromonlarına kavuşan miniğim çoktan babasını affetmişti ama bunu Minho'nun bilmesine gerek yoktu. Bırakalım da biraz dersini alsın. Aniden gözlerimin önüne tutulan ultrason fotoğrafıyla kocaman gülümsedim. Günler sonra ilk kez böyle içten gülüyordum sanırım. İki elimle küçücük ultrason resmini Minho'nun elinden alarak yüzüme yaklaştırdım. Boşuna pirinç tanesi demiyordüm, gerçekten öyleydi, minicik bir nokta.. Ben küçük bebeğime bakarak hayallere dalmışken kapının çaldığını ve Minho'nun dışarı çıktığının farkında bile değildim. Çok geçmeden Alfam elinde tepsiyle gelmiş ve tepsiyi komidinin üzerine bırakarak bana seslenmişti. M: "Hadi bir şeyler ye bir doz daha progestron iğnesi yapalım" Kendimi aç hissetmiyordum ama bebeğim için istemesem bile yemem gerektiğini bildiğim için uzatmadım. Elimdeki ultrason resmini komidinin üzerine bırakarak ellerimle yataktan destek aldım oturmak için. Saalterdir yattığım için bedenim bu hareketi yadırgamıştı resmen. Minho kolunu belime sararak bana yardım etti ve sırtımdaki yastığı düzeltti. Sonunda yatakta oturur pozisyona geldiğimde eli belimden uzaklaştı. Sıcak dokunuşlarından uzaklaşmak hiç hoşuma gitmemişti açıkçası. M: "Mideni zorlamayacak hafif yemekler hepsi" Tepsiye yüzümü buruşturarak baktığım için açıklama yapmıştı. Bir kase çorba, biraz pirinç lapası ve protein olması açısından haşlanmış balık vardı. Güzel yemeklerdi ama midem şu an hiçbir şey kabul etmek istemiyordu. J: "Baktığımda bile kusasım geliyor" Yavaştan mızıkçılık yapmaya başlayacaktım ki kapı açılmış bir anda sessiz odam fazlasıyla sesli bir odaya dönüşmüştü. Annemle, babamı gördüğümde gözlerim sonuna kadar açıldı. Endişeli bir şekilde Minho'nun yüzüne baktım. Annemle babam tüm bu olanları, Minho'nun bebeği ilk başta istemediğini, bana inanmadığını falan her şeyi öğrenirlerse benim bir daha Minho ile görüşmeme kesinlikle izin vermezlerdi. Ama Minho'nun yüzündeki "sorun yok" bakışlarını gördüğümde rahat bir nefes aldım. "Benim küçük sincabım uyanmış" Minho, yatağın yanından kalktığı an annem kollarını başıma sararak bana sıkıca sarılmıştı. Tüm bu zor günlerimde anneme sarılıp ağlamayı çok istemiştim ama maalesef onlara anlatamayacağım şeylerdi bunlar. Annem beni kendisinden uzaklaştırdığında babam da bana yaklaşarak saçlarımı okşamaya başladı. Başımı kaldırıp da yüzlerine bakamıyordım çünkü gözlerimden yaşlar seller sular gibi akıyordu. Dudaklarımın arasından hıçkırık kaçtığında annem elini çeneme sararak başımı kaldırmış ve iki yanağıma da kocaman öpücük bırakmıştı. "Niye ağlıyor benim yavru kuşum" Babam alnıma dökülen saçlarımı düzelttiğinde daha da büzüldü dudaklarım. En zor anımda onlara sığınamamıştım ve sonunda yanımda oldukları için duygu patlaması yaşamıştım. J: "Bilmiyorum ki ağlayasım geldi" Annem, gözlerimden akan yaşları temizleyerek burnumu sıktı. Ağladığımda, ağlamamı durdurmak için hep bunu yapıyordu. Ben salya sümük ağlamaya devam ederken annem farketmediğim bir şekilde yemeği ağzıma tıkmaya devam ediyordu. Çocuklarını dövüp de sonra ağlaya ağlaya yemek yediren anneler gibiydi şu an. Haşlanmış balığı parçalara ayırarak pirinç lapasının üzerine koyuyor, dolu kaşıkları durmadan ağzıma sokuyordu. Neyse ki yanaklarım ve midem patlamadan bugünü de atlatmayı başarmıştım. Yanımda sadece bir refakatçi kalabildiği ve bu kişi Minho olduğu için diğer herkes çok geçmeden gitmişti. Minho da ilacı getirmek adına odadan çıkmıştı. Midem doyduğu, vücudum rahatladığı için uykuya yenik düşüyordum. Gözlerim kapanmak üzereydi ki Minho kapıyı açarak odaya girdi ve ışığı açtı. Kısık bakışlarım arasından sıvıyı şırıngaya çekmesini, şırınganın içindeki havayı çıkarmasını izledim. Sonunda elinde şırınga ve pamuk ile başımın üzerinde dikildiğinde gözlerimi kapattım. Gerçekten çok uykum geliyordu. M: "Dön güzelim iğneni yapalım sonra uyu" Dön? Nasıl yani dön? Popişimden mi yapacaktı? Hayır olmaz. Kesinlikle olmaz. Ona küsken popişimi ona açamazdım. Bu Han Jisung trip kurallarına aykırıydı. J: "Dönmüyorum" Gözlerimi açarak saçma bir cevap verdiğimde kıkırdayarak gülümsedi. Komik değildi, ciddiydim. M: "O zaman karnından yapacağım" Hemen iki kolumu da karnıma sararak bebeğimi ondan koruyormuş gibi ters hakışlar attım. Bebeğime iğne yapamazdı! J: "Hayır öyle istemiyorum. Başka doktor yapsın. Başkasını çağır hemen" Başını sallayarak üzerime doğru eğildi ve sıcacık battaniyemi kaldırdı. Şu an başkasına popişimi açmaya hazırdım ama ona değil. M: "Hadi güzelim ilaç uzun süre şırıngada kalmamalı lütfen" İlacın etkisini kaybetmesi ve bebeğime zarar gelmesi korkusuyla istemeyerek de olsa yatakta yüzüstü döndüm. Arkamı ona döndüğümde kendimi pek de güvende hissetmiyordum. Tek eliyle üzerimdeki eşofmanı hafifçe sıyırdığında yüzümü yastığa bastırdım. Defalarca karşısında çıplak olmuştum, onu bırakın utanç verici pozisyonlarda bile görmüştü beni ama şu an nedensizce utanıyordum. Kalçamda hissettiğim sızı ile dişimi sıktım. İğnenin yakıcı sıvısının vücuduma dağılmasını hissediyordum sanki. Sonunda iğne kalçamdan uzaklaştığında rahat bir nefes aldım. Ardından ise Minho'nun dudaklarını iğnenin sızlattığı yerde hissetmeyi kesinlikle beklemiyordum. Kalçama bıraktığı ölücükle, utançtan başımı daha çok gömdüm yastığa. Sanırım bir süre böyle kalacaktım... _________________ Vay be.. zamanında götü ısırılan Jiji şimdi götü öpülen jiji oldu aldmösmdlsmdlemd. Bu arada bilmeyenler için söylüyorum Jisung'un ailesi gerçek hayatta Jisung'u yavru kuşları olarak görüyorlar 😭😭😭
Bölüm 11
{11} Yavru kuş
Bölüm sonu
12 yorum
bütün okurlar minhoya tripli fghujuhjghjk
Ulan minho biz sana tripliyiz sen jisin götünü öp oldu mu
AMK HVSLBDJHVBDLSJHVBLSHLJDBVDJSHBVJSHDBVJHDSBVLJHSBJHSBVJHBDVLJHSL
Sondaki göte öpücükte ben bike utandım 😭
Sondaki göte öpücükte ben bike utandım 😭
Yavru kus detayı>>>
Yavru kus detayı>>>
"Benim götüme sevgi öpücüğü kondurdu bi' kere"
Olm Minho sakamısın aq lan ne çocuğun götünü öpüon aq
Anında burdayım saniyedee
Koştumm
Koştumm


