İçeriğe geç

The Alpha's Miracle (MinSung Omegaverse)

Bölüm 10 · 5 dk okuma

The Alpha's Miracle (MinSung Omegaverse)

Bölüm 10

{10} Özür dilerim

İyi Okumalar 🦋 _______________ ~jisung~ Karnımın üzerinde hissettiğim dokunuşlarla vücudumun rahatladığını hissettim. Kim olduğumu bile hatırlamayacak durumdaydım ama karnınım üzerindeki hafif dokunuşlar bana her şeyi hatırlatıyordu. Gözlerimi kısıkça açtım.. tüm olanlar, tüm konuşmalar beynimde yankılanmıştı. Vücudum rahatlamış hissetse de kalbimdeki ağırlık dinmiyordu. M: "Canın yanmıyor dimi? İyisin artık miniğim, baban iyi olman için her şeyi yapacak" Kısık bakışlarımın ardından karnımı okşayan bedene baktım. Bakışlarım bulanıktı ama alfamın kokusunu hissediyordum. Onun sesini duymak beni biraz daha kendime getirmişti. İlk önce hissettiğim duygusallık yavaş yavaş görüş açımın netleşmesiyle yerini Minho'ya olan sinirime bıraktı. Gözlerimi tamamen açarak karnımı okşayan alfaya baktım. Her ne kadar iyi hissediyor olsam da bana yaptıklarından, dediklerinden sonra bana dokunmasını istemiyordum. Rahatsız bir şekilde yerimde kıpırdandığımda gölzlerini karnımdan çekerek bana baktı. Onunla gözgöze gelmek, boğazıma bir yumrunun oturmasına neden olmuştu. Elini karnımdan çekerek aceleyle doğruldu ve bana doğru yaklaştı. Bu sefer gözlerini kaçıran, ona bakmak istemeyen taraf bendim. M: "Ağrın var mı? Nasıl hissediyorsun?" Koluma bağlı olan seruma baktım dikkatlice. Sormaya korkuyordum. Gördüğüm kandan ve acıdan sonra bebeğimin iyi olup olmadığını sormaya korkuyordum. Duyacaklarımı kaldıramamaktan korkuyordum. Serum bağlı olmayan elimi battaniyenin üzerinde karnıma bastırarak orayı okşadım. Bebeğimin varlığını hissetmeye çalışıyordum. Vücudumdaki ağrı ve yorgunluk yoktu. Bu da beni daha çok korkutuyordu. J: "Bebeğim iyi mi?" Yüzüne bakamıyor, bakmak istemiyordum. Kendime de ona da kızgındım. Hava kararmıştı ve anladığım kadarıyla onun yüzünden saatlerce baygındım. Eğer bebeğime bir şey olduysa onu asla ama asla affetmeyecektim. M: "Daha iyi şu an. Birazdan tekrar kontrol edeceğim" Başımı sallamakla yetindim. Ama içim o kadar rahatlamıştı ki, gözlerim dolmuş, ağlamak üzere olduğum için burnum yanmaya başlamıştı. Başımın üzerinde dikilen Minho'yu hissediyordum ve bu beni geriyordu. Aramızda doğal olarak bir soğukluk vardı. Neden eve gelmişti bilmiyorum ama şükürler olsun ki gelmişti. Yoksa ne yapardım bilmiyordum. Bu yine de onu affetmem için neden değildi. Başıma gelen her şeyin sorumlusu o olduğu için yaptığı ilk hamlede onu affedemezdim. Hem belki de babalığını kabul ederek değil de bir doktor olarak buradaydı, yanımdaydı. Açıklama yapmamıştı ne de olsa. Gözlerimi kırpıştırarak etrafa bakınmaya devam ettim. Ona bakmamak için gözlerimi odanın her tarafında gezindiriyordum. Bakışlarım komidinin üzerine kaydığında gördüğüm beyaz zarfla duraksadım. Ne olduğunu bilmiyordum ama tahmin ediyordum. Sonuç çıkmış olmalıydı. Demek ki bu yüzden yanımdaydı Minho.. Bana inanmamıştı ama DNA testini gördükten sonra yanımda olmayı seçmişti. Bu biraz ağırıma gidiyordu. Bana inanmayıp da teste inanması.. bana güvenmemesi.. kalbimi ve gururumu kırıyordu açıkçası. Serum bağlı elimi dikkatli bir şekilde kaldırarak komidinin üzerindeki zarfı almaya çalıştım. Elim yorgunluktan mı, yoksa gerginlikten mi bilmiyorum ama çok titriyordu. Zarfı aldığımda üzerinde isim soyismim yazan kısımdaki mühür açılmamıştı. Zarfa dokunulmamıştı bile. Her tarafını incelediğimde hiçbir tarafında zarfın açıldığına dair bir iz yoktu. M: "Yaptırdığın testin sonuçları" Minho'nun sesini duyduğumda şaşkınlıkla ona döndüm ve elimdeki zarfı ona uzattım. Sırf kanıtlamak için yapmıştım bu testi ve hala açmamıştı.  Zarfı tutan elimi tutarak aşağı indirdi. M: "Gerek yok. Sen istiyorsan açabilirsin" Elimi elinden uzaklaştırdım ve kağıt parçasını sıkıca tutarak ona doğru uzattım. Benimle dalga geçiyor olmalıydı. Gözlerimin dolmasını engelleyemeyerek titreyen sesimle konuştum. J: "Şüphe eden taraf ben değildim, sendin. Kendime değil de sana kanıtlayacağım bir şey bu" Ona uzattığım zarfı almayarak biraz daha yaklaştı ve elini alnıma yaslayarak saçlarımı okşadı. O kadar özlemiştim ki dokunuşlarını, sıcaklığını.. ama ona teslim olmak istemiyordum. Hala aşıktım ona, hala onun bebeğini taşıdığım için dünyanın en mutlu insanıydım ama içimdeki sinir kolay geçecek gibi değildi. M: "Özür dilerim. Yaptığım, dediğim her şey için senden özür dilerim güzelim. Geç oldu biliyorum ama ben sana inanıyorum. O an, o sinirle, o panikle ne yapacağımı bilemedim ve seni suçladım" Saçlarımı okşayan eller yanaklarıma indiğinde ve oradaki yaşları sildiğinde daha yeni anlıyordum ağladığımı. M: "Ağlama artık lütfen.. Söz veriyorum eskisi gibi olmamız için elimden geleni yapacağım" Alnıma öpücük bırakmak için üzerime doğru eğildiğinde zarfı tuttuğum elini göğsüne bastırarak onu itmeye çalıştım. İstemediğimi anlayarak geri çekildi.. gözlerindeki hayal kırıklığını görebiliyordum ama o da bana günlerce öyle hissettirmişti. J: "Zarfı açmanı istiyorum" Göğsüne bastırdığım kağıt parçasını alarak başını salladı. İnatlaşmaya devam edersek bu uzun sürecekti. Bu yüzden pes ederek zafı aldı ve mührü sökerek açtı. İçinden çıkan katlı kağıdı açtığında, gözleri parladı. Hem gözlerine dolan yaşlar yüzünden, hem de eminim hissettiği pişmanlık ve mutluluk yüzünden. Elimi yüzüme bastırarak hıçkırıklar içinde ağlamaya başladım. Ben zaten orada ne yazdığını biliyordum. Gözlerimden akan yaşları silerek elimi yüzümden çektim. Minho da yanaklarımda birikmiş yaşları hızlıca silerek kağıdı bana uzattı. 99.99% uyumlu.. M: "Özür dilerim, sana, bebeğimize inanmadığım için özür dilerim. Kendimi nasıl affettiririm bilmiyorum Jisung. Ama bildiğim tek şey var o, da senin beni anlayabilecek tek kişi olduğun. Bu durumun benim için zor olduğunu biliyorsun bebeğim. Ben.. ben hiç inanamadım bizim.." Cümlelerini tamamlayamadan elini yüzüne bastırarak cama doğru gittik. Pencereyi açıp, derin nefesler aldığını, ağlamamak için kendini zor tuttuğunu düşen omuzlarından anlıyordum. Biliyorum, haklı onun için ne kadar zor ve inanılmayacak bir durum olduğunu. Onun için bu, bir nevi çocukluk travmasıydı. Ama yine de bana inanmasını beklemiştim, en azından ona kanıtlamam için bana şans vermesini istemiştim. Ama o, bunu bile yapmamış, beni zor durumda bırakmıştı. Bir süre ikimiz de birbirimizden uzakta gözyaşlarımızı dindirmeye çalıştık. Belki de sarılıp ağlarsak her şey düzelecekti ama bunun için kendimi hazır hissetmiyordum. Gözümden akan yaşları silmek için tekrar elimi kaldırdığımda elimin üzerinde gördüğüm kanla dudaklarım daha da büzüldü. J: "Minho, kanıyor" O an Minho'nun bana telaşla dönmesi kalbimi ısıtmıştı. Gözlerindeki endişeyi, koruma içgüdüsünü görmem, bana, bebeğimize değer verdiğini anlamama yardım etmişti. Daha fazla bana doğru yürüyen bedeni endişelendirmemek için serum bağlı olan elimi ona doğru uzattım. Rahat bir nefes alarak kırmızı gözlerine inat gülümsedi. M: "Endişelenme güzelim, çok kıpırdattın elini, iğne oynamış" Az önce zarfı onun göğsüne bastırdığımda elimde sızı hissetmiştim ama o, an o kadar da önemli gelmemişti. Elimi dikkatli bir şekilde kendi elinin içine alarak elimin üzerindeki bandı kaldırdı ve damarımı delen iğneyi yavaşça çekerek çıkardı. Önlüğünün cebinden küçük bir yara bandı çıkararak elimin üzerindeki kanı temizledi ve bandı oraya yapıştırarak elime öpücük kondurdu. Elimi öperken bile tereddüt etmişti. Az önce onun öpücüğünden kaçtığım için. Böyle olması hoşuma gidiyordu. Ne kadar kırıldığımı anlasın istiyordum. Dudaklarını elimden uzaklaştırarak gözlerime baktı tepkimi ölçmek için ama ben hemen gözlerimi kaçırdım. Parmaklarıyla elimi okşayarak yanımdan kalktı. M: "Önce serumu diğer eline bağlayalım sonra da tekrar bebeğimizi kontrol edelim" ____________________ Mimi sürünecek ehehe Ama softirik sahnelerimiz başladı artık hüüü 😭😭😭😭

Bölüm sonu

16 yorum