İçeriğe geç

The Alpha's Miracle (MinSung Omegaverse)

Bölüm 1 · 6 dk okuma

The Alpha's Miracle (MinSung Omegaverse)

Bölüm 1

{1} Mucize

İyi Okumalar 🦋 ____________ ~jisung~ Gerginlikten başım dönüyordu.. ya da çok fazla kalabalık olduğu için... Yan tarafa eğilerek sıranın nereye kadar uzandığına bakmaya çalıştım. Ofisin kapısının gerisindeydim. Sıra neredeyse merdivenlere doğru ilerliyordu. Üniversite kartını almak üniversite kazanmaktan daha da zormuş.. Zaten üniversitenin ilk günü gerginliği vardı üzerimde, bir de bu sıra yüzünden ilk derse geç kalırsam üniversiteyi bırakacaktım. Yanaklarımı şişirerek sırtımdaki çantamı düzelltim ve ellerimi cebime sokarak başımı önüme doğru indirdim. Ayağımın yanına sürüklenerek gelen beyaz, içi düzenli notlar ve yazılarla dolu olan kağıda baktım. O kadar güzel ve düzenli yazılmıştı ki yazılar. Eğilerek kağıdı yerden aldım ve iki tarafını da incelemeye çalıştım ama hemen birisi kağıdı elimden aldı. M: "Teşekkür ederim. Acele ettiğim için tüm notlarımı düşürdüm" Başımı kaldırarak benden uzun olan bedene baktım. Geniş omuzları, büyük elleri, uzun boyu ve iri bedeniyle alfa olduğu ortadaydı. Gülümseyerek başımı önemli değil anlamında salladım. Üzerindeki beyaz önlüğe bakılırsa tıp okuyordu. M: "Okul kartımı bilmem kaçıncı kez kaybettim de. Beni okuldan kovacaklar endişesi var üzerimde" Şakasıyla elimi ağzıma bastırsrak kıkır kıkır güldüm. Gerici alfaların aksine onun çok huzurlu hissettiren bir havası vardı. J: "Ben de ilk kez kart çıkaracağım. Onun gerginliği var üzerimde" O da gülümseyerek başını salladı. Tüm alfalar keşke onun gibi olsa.. Hepsi sırf "alfa" diye kafası dik, bakışları sert, konuşmaları ise aşağılayıcı oluyordu... M: "Sana kötü bir haberim var o kartın üzerindeki fotoğrafla seneler boyunca yaşayacaksın" Hadi ama.. kimsenin üniversite kartının üzerindeki fotoğraf mükemmel olamazdı zaten. J: "Şu sıraya bakınca kartı alabileyim diyorum sadece. Fotoğraf falan önemli değil" Gözleri kısılana kadar gülümseyerek tüm not kağıtlarını tek eline alarak boşta kalan elini bana taraf uzattı. M: "Lee Minho ben" Onu bekletmeden hemen elimi uzatarak büyük elini tuttum. O an, ona dokunduğumda hızlı atan kalbimi daha yeni farketmiştim. Hissettiğim tatlı heyecan yüzünden yanaklarım kızarırken gülümsedim sadece.. tombul yanaklarım yeterince dikkat çekiciydi zaten, biraz da kızarınca daha dikkat çekici oluyordum. J: "Han Jisung, Memnun oldum" ... Koşarak koltukta kollarını bana açan bedenin üzerine altadım ve kollarının arasına girerek kucağına oturdum. Yoğun bir günün ardından onun kokusunu almak, ona sarılmak mükemmel bir duyguydu. Minho da kollarını vücuduma sardığında gözlerimi kapatarak iyice göğsüne sindim ve yumuşak yanağımı göğsüne yaslayarak kedi gibi sürtündüm ona. Onunla üniversite birinci sınıfta tanışmıştım. İkimiz tamamen farklı bölümlerdendik. O çocuk doktoruyken ben ingiliz dili ve edebiyatı okuyordum. Okulun ilk senesi, ilk günü üniversite kartımı almak için rektörlükteydim ve o gün Minho da oradaydı. Benim aksime onun beşinci senesiydi üniversitede. Ben ilk kez okul kartı alırken o, bilmem kaçıncı kez kaybettiği kartını tekrar yaptırmaya gelmişti. Sonra ise bizimkisi ilk görüşte aşktı sanırım. Konuşmuş, numaralarımızı almış, zamanla yakınlaşmıştık. Şimdi ise chopstickin ayrılmaz parçaları gibiydik. Artık o kadar yakındık ki birbirimize, son zamanlarda mühürlü olmamamıza rağmen kızgınlıklarımız bile aynı zamanda olmaya başlamıştı. Kalben mühürlüydük birbirimize.. Şimdi artık ben üniversite üçüncü sınıftaydım o ise okulu bitirmiş, iş hayatına atılmıştı. Çocukları seviyordu ve onun bu sevgisinin ardında ne olduğunu ben çok iyi biliyordum.. Bu Minho için hassas bir konuydu. Zamanında bu konu yüzünden aramızda soğukluk olmuştu. Minho kendisini yetersiz görüyordu ama öyle değildi. Benim alfam mükemmeldi.. onu her koşulda seviyordum. Her ne kadar ilk zamanlarda bu konu yüzden benimle sevgili olmak istemese de ben tabii ki onu kendime aşık etmeyi başarmıştım. Bazen dersim olmadığında onun yanına gidiyor, çocuklarla ilgilenmesini izliyordum. İleride evlendiğimizde, ilişkimizi daha da güçlendirdiğimizde çocuk evlat edinecektik, söz vermiştik birbirimize. Önemli olan canından bir parça değildi. Tabii ki onun yeri farklıydı ama en önemlisi bebeğini mükemmel bir şekilde yetiştirmekti. Alfam aniden beni kucağında çevirerek, bebek tutar gibi tutmuş ve yüzümün her noktasına öpücük kondurmaya başlamıştı. Gözlerimi huzurla kapatarak kollarımı onun boynuna sardım ve kendime doğru çekerek dudaklarını daha fazla tenime bastırmasına neden oldum. Sıcak dudakları yüzümün her noktadını okşarken öylece gözlerimi kapalı durdum. Uyumak üzereydim, ki bugün fazla yorulmamıştım bile. Dudaklarını dudaklarıma bastırdığında bile o kadar mayışmıştım ki dudaklarımı aralamayı unuttum. M: "Uyudun mu?" Dudaklarını benimkilerden ayırmadan konuştuğunda ne cevap vereceğimi şaşırdım. Sanırım uyumuştum. J: "Çok yorgun hissediyorum" Dudaklarıma küçük bir öpücük bırakarak yüzünü boynuma gömdü. Sıcak dudaklarını boynuma bastırdığında kalbimin titrediğini hissettim. Yıllardır onunla sevgiliydim, fazlasıyla yakınlıklar yaşamıştım ama her seferinde kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissediyordum. Dudaklarını mühür yerimin üzerinde hissettiğimde vücudum kasıldı. Kollarımı daha da sıkarak yüzünü kendime doğru bastırdım. M: "Kokun yoğunlaşmış" Feromon salgıladığımın farkında bile değildim. O kadar mayışmıştım ki. Şaka gibiydi. Doktor olan ve saatlerce çalışan Minho'ydu ama ben sadece iki derse girdim diye bebek gibi uyuyordum. Yüzünü boynumdan yavaşça uzaklaştırdığında kollarım boynundan kayarak düştü. J: "Öyle mi?" M: "Hmm kızgınlığına daha bir hafta yok mu?" Gözlerimi zor da olsa açarak dudaklarımı büzdüm. Kucağında kıpırdayarak başımı kaldırdım ve burnumu boynuna gömerek daha sıkı sarıldım ona. J: "Beş gün kaldı bugünü de saymazsak. Hem en son birlikte girmiştik kızgınlığa. Belki bu yüzden erken olabilir." Başını onaylar anlamda salladığında yüzüm daha da sıkıştı onun boynuna. Yasemin kokum kendime daha yeni gelmişti. Alfamın orman kokusu burnuma dolduğunda karnım kasıldı. Yüzümü buruşturarak boynundan uzaklaştırdım. Kızgınlığım hep düzenli olmuştu aslında. J: "Sanırım erken olacağım" Sorun yok dermişcesine gülümsedi ve elini yanağıma yaslayarak yüzümü okşadı. Yanağımı daha da ittim sıcacık eline. Aniden havalandığımı hissettiğimde kollarımı daha sıkı sardım boynuna. Kucağında beni sıkıca tutarak odamıza doğru adımladı. Fazlasıyla uyukladığım için yatağa erken gidiyorduk.. Sanki kişiliğim değişmişti. Her gün Minho'ya sırnaşan, onu azdıran ben değilmişim gibi şimdi kedi gibi kalmıştım kucağında. Sırtım yatakla buluştuğunda alfamı kendi üzerime doğru çektim. Minho da bana ayak uydurarak ağırlığını üzerime vermeden göğsüme yatmıştı. Yumuşacık saçlarını okşadım. Ailem beni seviyordu, Minho'nun ailesi de onu çok seviyordu. İkimiz de sevgi ile büyümüş kişilerdik. Ama birbirimize karşı olan sevgimiz, aşkımz tamamen farklıydı. O gün, yere düşen not kağıdı ayağımın dibine kadar sürüklenerek gelmeseydi bile kaderin bizi birleştireceğine emindim. Sanki bizim hikayemiz her evrende birlikte yazılmıştı. Bunu biliyor olmanın huzuruyla göğsüme öpücük konduran alfama daha sıkı sarıldım ve kokusunu içime çektim. Feromonlarını bugün ilk aldığımda karnımda ağrı hissetmiştim ama şimdi kokusu tüm vücudumu rahatlatıyordu. J: "Seni çok seviyorum Minho" Başını göğsüme daha da bastırarak kollarını belimin altına geçirdi ve beni sıkıca tutarak yatakta döndü. Anında yerlerimiz değiştirdiğinde onun göğsüne abanan ben olmuştum.  Başımı memnun bir şekilde kaslı göğüse yasladım ve sıcak ellerin belimi okşamasına izin verdim. M: "Ben de seni çok seviyorum güzelim" Bunu her gün duysam da asla bıkmayacaktım. Sevildiğini bilmek, hissetmek mükemmeldi. Ben Minho'ya çok alışmıştım. O, kalbimin bir parçası olmuştu. Sevgimizin güçlü olduğunun farkındaydım ama bize bir mucize verecek kadar güçlü olduğunu ben bile bilmiyordum. _________________ Yeni fic ateşledim Gönül ister ki bu fic minific olsun ama bilmiyorum bakacağız. Sevilirse devam ettirmeye çalışırımm  Açıklamada da gördüğünüz gibi Minho kısır. Ama kısır demek çavuş kalkmıyor demek değil ☺️💪. Kısır demek spermlerin canlı olmaması veya, yumurtaya ulaşamayacak kadar az yaşıyor olması. Şunu açıklayayım da sonradan kafanız karışmasın. Tatlı bir fic olacak. Her yazdığım fic gibi. Bu arada kokuları Angel MinSung'un kokularıyla aynı yaptım çünkü neden olmasın. Canım öyle istedi 😭. Bu kitapta Angek MinSung'a göndermeler yapacağım. Çünkü.. onları özledim 😭😭 Umarım bu bebeğimi de çok seversinizz Han Jisung, 21 yaşında, Yasemin kokuyor. Baskın Omega. Boyu 1.65 Lee Minho, Alfa, orman kokuyor, 25 yaşında Doktor. Boyu 1.79

Bölüm sonu

20 yorum