İçeriğe geç

TEYH

Bölüm 1 · 11 dk okuma

TEYH

Bölüm 1

1. Bölüm GEÇMİŞ

yıldıza basıp

oy vermeyi, unutmayın

profilimden hesaplarımı takip ederseniz sevinirimmmm.

🦋

2002-DENİZ YILMAZ-

Antalya.

Deniz burada 4 yaşında.

Annem ağlıyordu. Neden ağlıyordu? Küçük bedenim yanına gidene kadar başını kaldırıp gözlerime bakmamıştı.

"anne, neden ağlıyorsun? Hadi kalk. Babam gelecek, yemek yapacaksın daha." hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. İki gündür yaptığı tek şey buyken bana bile kızmıyordu.

"sus kız artık! Başımda bar bar bağırıyorsun! Defol git odaya otur! Baban yok artık! Öldü, tamam mı! Öldü!" ölüm neydi? Kimse bana söylememişti.

Anlamı neydi?

Kızmasıyla bir iki adım arkama gittim. "ama ben acıktım." sesim kısık çıkarken birden yanağıma her zamanki tokatlarından birini atmıştı. "odana dedim!" gözlerim dolarken küçücük elim yanağımın üzerine gitti. Hıçkırdığımda sinirli bakışları beni buldu.

"karşımda ağlama! Odana git!" elini tekrar kaldırdığında korkuyla koltuk odasına koştum. Odanın en köşesine gidip oturduğumda hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.

Babam eve iki gündür gelmiyordu. Annem öldü diyordu. Ama daha beraber parka gidecektik. Neden öldü?

Yüzümü elbisemin eteğiyle silip ayağa kalktım. Kapı çaldığında salona koştum. Annem tahta kapıyı açtığında İlhan amca ve Gülsüm teyzeyi görmüştüm. Ama ben babamı bekliyordum.

"canım benim, ağlama artık. Bak kızını korkutuyorsun." Gülsüm teyze anneme sarıldı. İlhan amca beni kucağına aldığında yanağımı öpmüştü. "nasılsın prenses?" omuz silktim. "babam neden gelmiyor? Çok özledim onu." saçlarımı okşadı. Derin bir nefes verip beni tekrar yere bıraktığında ona kırgınlıkla baktım.

İçeri geçip oturduklarında en köşeye gidip oturdum. "güzelim, neden yanımıza gelmiyorsun?" Gülsüm teyzeye baktım. "hiç." dedim babam gibi. Bir şey sorduğum zaman sık sık hiç derdi.

Onlar konuşurlarken ben odaya gidip bebeğimle oynamaya başladım. "bakamıyorum ona. Tahammül edemiyorum. Ömer öldüğünden beri hiçbir şey yapamıyorum. Paramız yok, bu derme çatma evin de kirası geldi çattı. Ne yapacağımı bilemiyorum. Yakında okulu da var, o zaman ne yapacağım hiç bilmiyorum." annem neden isyan ediyordu? Babam gelecekti.

Babam ve İlhan amca birbirlerinin çok yakın arkadaşlarıydı. Bende onları çok seviyordum. Bana her geldiğinde çikolata getirirdi. Sahi, bugün neden getirmedi?

"merak etme, biz sana yardımcı olacağız Elvan." bu Gülsüm teyzenin sesiydi.

"ne zamana kadar bana yardım edeceksiniz ki? Benim bir çare bulmam gerek." demişti annem.

"ne yapacaksın?"

"yetimhaneye bırakacağım. Bu böyle gitmez." yetimhane neydi? Beni mi bırakacaktı?

"saçmalama Elvan. O senin çocuğun, yüreğin nasıl kaldırır bu acıyı." kapının eşiğinden anneme baktım. "yapmadığım şey değil." son dediğini anlamamıştım ama umarım iyi bir şeydi.

Oturdular, akşam geç saate kadar oturdular. Sonra da kalkıp gittiler. İlhan amca yanağımı öpüp, 'ne olursa olsun ayakta kal güzel kızım.' demişti.

Zaten ayaktaydım, Ben sakat değildim ki?

Acıkmıştım ama anneme söylemekten korkuyordum. Mutfağa geçip dolabı açtım. İçinde bulduğum domatesi alıp duvarın dibinde oturup yemeye başladım.

Midem az da olsa susarken salona çıktım. Annem üzerine elbiselerini giyerken yanına gittim. "nereye gidiyorsun anne?"

"sen evde kalacaksın. Ben gidip geliyorum. Sakın kimseye kapıyı açma tamam mı. Hemen geleceğim." kapıyı açıp çıktığında evde yalnız kalmıştım.

Koltukların yanına gidip oturdum. Annem nereye gitmişti ki?

Babam neden gelmiyordu?

Uzandığım koltukta uykum çok gelirken gözlerimi kapattım.

*

Duyduğum tıkırtılarla gözlerimi açıp ayağa kalktım.

"ah, Şerif! Yavaş." annemin odasından sesler gelirken gidip gitmemek arasında kalmıştım.

"sikeyim! Çok iyi!" adam neden bağırıyordu. Babam mı gelmişti? Ama benim babamın adı Şerif değildi Ki?

Tekrar odaya girdiğimde pencereden dışarı baktım. Hava yeni yeni aydınlanırken uykum kaçmıştı.

Saatlerce öylece oturduğum koltukta hep annemin bağırış seslerini duyuyordum. Neden bağırıyordu?

Karnım tekrar acıkmıştı. Keşke yemek diye bir şey olmasaydı da acıkmasaydım.

Annem odasından çıktığında hızla ayağa kalktım. "uyandın mı kız?"

"acıktım anne?" arkasından uzun boylu bir adam çıktığında kaşlarım çatıldı. "bu velet onun kızı mı?" annem başını salladı. Ne diyordu ki bu adam?

Elini bana doğru uzattığında gözlerine baktım. "öp kız babanın elini."

"sen benim babam değilsin ki?" benim babam Ömer idi.

Annem omzumdan tutup beni çekti. "o nasıl söz, babanın elini öp çabuk." elini öpmedim. "ama benim babam değil ki?" kahvaltı yemek isterken ilk yediğim annemin tokadı olmuştu tekrar.

Gözlerim doldu. "baban dediysem baban! Terbiyesiz!" ikisi de mutfağa geçerken ben olduğum yerde ağlıyordum.

Benim babam Ömerdi. Belki hiç saçımı okşamamıştı ama, beni de dövmemişti.

*

Günlerdir ağlayıp uyumaktan başka bir şey yapmıyordum. Başka büyük bir eve taşınmıştık ve benim artık büyük bir odam vardı. Şerif abiye yavaş yavaş ısınıyordum ama gözlerini hiç sevmiyordum. Bana kötü kötü bakıyor gibiydi.

Annem giyinip Şerif abinin yanağından öptü. "ben gelirim iki saate aşkım, ev sana emanet." Şerif abi anneme başını salladığında evden ayrılmıştı. Koltukta köşede otururken bana bakmaya başladı.

Önünde duran bulanık sudan büyük bir yudum aldı. "yanıma gel küçük." koltuktan inerken çorabım kayıp düşmüştü. "gel babana, gel böyle." karşısında durduğumda kollarımdan tutup beni bacaklarının üzerine oturttu.

"ne güzelsin sen böyle." saçlarımı okşuyordu. Elindeki suyu bana uzattı. Merak ederek sudan bir yudum aldım. Boğazımı yakan suyla öksürdüğümde sırtıma vurmaya başladı. "helal yavrum. Helal." sırtımdaki eli yavaşladığında öksürüğüm durmuştu.

Elbisemin altından bacağıma dokunduğunda kendimi geri çektim. "dur kızım, dur babam."

Neden dokunuyordu bana? Babam hiç bana dokunmamıştı. Demek ki babalar kızlarına dokunurmuş.

Kucağında olduğum için beni sıkıca tutup ayağa kaldırdı. "nereye gidiyoruz?" soruma güldü. "sana her babanın yaptığını yapacağım. Beni çok seveceksin." gözleri neden öyle bakıyordu? Babalar kızlarına ne yapıyordu?

Benim odama girdiğinde yatağa bırakmıştı. Işıkları kapattığında karanlığa gömülmüştük. Omzumdan ittirip yatağa uzandığımda ne yaptığını anlamamıştım.

Üzerime eğildiğinde büyük bedeni üzerime yığıldı. "yapma." dudakları boğazıma dayandı. Babalar böyle yapar mıydı?

"güzel kızım benim." güzel kızı mıydım?

Üzerimdeki elbiseyi yırtıp kenara ittiğinde çıplak kalan bedenimi ellerimle kapatmaya çalıştım. "babalar böyle yapmaz. Dokunma bana!" ağlamaya başladım.

"babalar bunu yapar, kes sesini!" yüzüme tokat attığında ağlamam daha da şiddetlendi.

Canımı acıtıyordu. Bağırmamam için ağzıma elbisemin köşesini soktu.

Nefesim kesiliyordu. Neden durmuyordu?

Külotumu indirdiğinde bacaklarımı ayırmıştı. Tekme atmaya çalışıyordum ama ayaklarımı yatağa bağladı. Kollarımı başımın üzerinde kilitlediğinde ağlamaktan başka bir şey yapamıyordum.

Pantolonunu indirip üzerime uzandığında bacaklarımın arasında nefesimi kesecek bir acı hissettim. Gözlerim korkuyla büyüdüğünde acıya dayanamıyordum.

Babalar böyle yapmazdı.

Babalar çocuklarına acı çektirmezdi.

*

Islak saçlarım önüme düşerken canımın acımasından hareket edemiyordum. Şerif abi beni banyo yapmış, kırmızıya boyanmış yatağı temizlemişti.

Tekrar yatağa uzandırmış, tekrar o sevmediğim bakışlarını fırlatmıştı.

"eğer annene tek bir sözden dahi bahsedersen seni gebertirim. Tamam mı? Susacaksın. Kimseye bir şey söylemeyeceksin." gözlerim tekrar sulanmıştı. Yorganı üzerime çekip gözlerimi kapattım. Vücudumda inanılmaz bir acı vardı ve ben ağlamaktan başka bir şey yapamıyordum.

🦋

Annem odaya girdiğinde Şerif abi benim hasta olduğumu söyleyip geri çıkarıyordu. Kendisi bana yemek ve ilaçlar yedirirken hep bir yerlerime dokunuyor, bağıracağım sırada da ağzımı kapatıp seni ve anneni öldürürüm diyordu.

Ölüm nedir diye sorduğumda bana 'çok uzak bir yer olduğunu ve gidenin bir daha dönemediği bir yer.' diye anlatmıştı.

Keşke ölseydim dediğimde ise gülüp 'hayat daha yeni başlıyor küçük.' deyip göz kırpıyordu.

Bir hafta önce yaşadığım acı, hâlâ aklıma geldiğinde ağlıyordum.

Şerif abi gitmişti. Bugün evde değildi. Annem mutfakta yemek yaparken küçük adımlarla arkasından yaklaştım. "uyandın mı?" bana ters bir bakış atıp tekrar önüne dönmüştü. "anne?"

'' ne?" yanına iyice yaklaştım. "babalar çocuklarına dokunur mu anne?" elindeki bıçağı bırakıp bana döndü. "o ne demek kız? Tabi dokunur. Saçlarını sever, yanağını öper. Bunların hepsi dokunmakla olur." bunlar normal babaların yaptıklarıydı.

"peki buralarına dokunur mu?" elimle bacak arama dokundum. Kaşları havalandı. "eli kaymamışsa dokunamaz, ne oldu kız? Kime verdin bu yaşta! Orospu mu olacaksın başıma!" söylediklerini anlamamıştım.

"Şerif abi canımı acıtıyor, bana dokunuyor." sinirle üzerime yürüdü. Yanağıma yediğim tokatla yere yığıldığımda ağlamaya başladım. "ne diyorsun sen be? O senin baban, tabii dokunacak. Her şeye de bir bok uydurma. Canını acıtmak istememiştir." hıçkırarak ayağa kalktım. "defol git odana! Çıkma dışarı." burnumu çekerek odama yürüdüm. Kapımı kapatarak ağlamaya devam ettim.

Canımı acıtıyordu. O adam Benim babam da değildi!

Yatağa girip uyumaya çalıştım. Ama uyuyamıyordum. Canım acıyordu işte! Annem neden bana inanmıyordu!?

2005-Antalya- 27 Temmuz.

🎶 =hani benim gençliğim anne?

Ben artık çocuk değildim. Diğer çocuklar parklarda oyun oynarken ben, Şerif abi bugün odama girecek mi girmeyecek mi diye düşünüyordum.

Anneme her anlatmaya çalıştığımda beni dövüyor, yanlış anlıyorsun diyordu.

Yanlış anlamıyordum, taciz ediliyordum. Tecavüze uğruyordum.

Okula gitmek istemediğim zaman beni tehdit ediyor, canımı tekrar acıtacağını söylüyordu. Ama benim canım zaten yanıyordu.

Okulda öğretmenimiz bize anlatıyordu. Size dokunduklarında annenize yada babanıza söyleyin diyordu. Ama benim annem inanmıyor du? Neden ki?

Keşke onu inandırmak için de bir şeyler söyleselerdi.

Ağlamayı artık bırakmıştım. Çünkü alışmıştım.

Acı her zaman acıydı. Ama bedenim her zamanki beden değildi. Kendimi yaşlı hissediyordum. Ama ben daha yedi yaşımdaydım. Neden böyle olmuştu?

Annem belki bana inansaydı bütün bunları yaşamayacaktım. Şerif abi ruhuma bıçak saplamıştı. Ama annem nefesimi kesmişti.

Oysa ki en masumu bendim bu kirliliğin içinde.

Hak etmemiştim. Oyuncak bebeğimi severken saçına zarar gelmesin diye onu uzaktan seviyordum. Keşke bazı insanlar da öyle olsaydı. Uzaktan sevseydi. Yada hiç sevmeseydi.

Keşke uzakta olsalardı.

Odamın kapısı açıldığında titremeye başlamıştım. "kalk kız, Gülsüm teyzenlere gidiyorsun." neden diye sormadım. Hemen ayağa kalktım. Salonun çıkışında beni bekleyen Gülsüm teyzeye koşarak sarıldım. "ah benim güzelim." beni kucağına çektiğinde saçlarımdan öpmüştü. "bugün seninle vakit geçirmek istedim. Benimle gelir misin?" izin verir mi diye anneme döndüm ama o çoktan hevesli gibi,"aman aman, gidin. Akşama biz almaya geliriz."dedi. gülerek Gülsüm teyzenin elini tuttum.

Beraber evden çıkıp arabaya ilerlerken kendimi ilk defa güvende hissediyordum. Kapıyı açıp binmeme yardımcı olduğunda kendisi de yanıma yerleşti. Arabayı tanımadığım bir abi sürerken Gülsüm teyze beni kendine çekti. "fıstığım. Nasılsın bakalım?"

Nasıl mıydım?

"iyi." dedim sadece. Annemin hiç öpmediği, Şerif abinin iğrenç bir şekilde okşadığı saçlarımın üzerine ilk defa merhamet duygusu besleyen dudaklar bastırıldı. Beni kucağına çekti. Yanağımı omzuna yasladığımda gülümsemişti.

Çok sürmeden araba büyük bir evde durduğunda ikimiz de inmiştik. Eve girip mutfağa geçene kadar sessizdik. "seninle kurabiye yapalım mı?" hevesle başımı salladığımda beni ortada duran sandalyelerin üzerine bıraktı. Bazı eşyaları çıkarırken gülümseyip bana bakıyordu.

Bu kadar zor muydu birine şefkatle gülümsemek. Çok mu şeydi sadece gülümseyip şefkat beslemek.

"senin neden çocuğun yok?" sorduğum soruyla üzgün gözleri beni buldu. keşke üzülmeseydi.

"kısmet olmadı tatlım. Allah böyle olmasını istedi."

"senin çocuğun olsaydı onu döver miydin?" kaşları havalandı. "asla. Ona sesimi bile yükseltmezdim çünkü o benim bu dünyadaki tek varlığım olurdu." o zaman neden annem bana bağırıyordu? O bu dünyayı benden daha çok mu seviyordu?

Beraber kurabiyeleri yaparken yanaklarımdan öpüyor saçlarımı okşuyordu. Ve ben bir tek onun yanında kendimi güvende hissediyordum.

Akşam olmuş beraber kurabiyelerimizden sonra makarna yemiştik.

Kapı çaldığında elimdeki suyu masaya bıraktım. "hah, ilhan amcan da geldi." kapıyı açmaya gittiğinde arkasından bakıyordum. "hoş geldin canım."

"hoş bulduk bebeğim." ilhan amca, Gülsüm teyzeyi saçından öptü. Üzerinde yeşil elbiseler vardı. "anaa, burada bir prenses varmış." yanıma geldiğinde istemsizce arkaya adımlamıştım. "ne oldu, neden geri çekildin? Özlemedin mi beni?" parmaklarımla oynamaya başladım. "anladım, sen beni özlemedin." gözlerine bakmadım.

"özledi amcası özledi, sadece çekiniyor biraz. Hadi sen otur da biz sana bugün yaptığımız kurabiyelerden getirelim." Gülsüm teyze beni mutfağa götürdüğünde kurabiyelerden tabaklara koymaya başladı. "gülsüm teyze?"

Gözlerime baktı. "efendim, meleğim."

"babalar kızlarının buralarına dokunur mu?" gözleri gösterdiğim yere indiğinde şaşkınlıkla tekrar gözlerime baktı. Hemen elindeki işi bırakıp önmde durdu. "hayır bebeğim, kimse sana dokunuyor mu?"

"evet, Şerif abi benim buralarıma dokunuyor, canımı acıtıyor." dedim tek nefeste.

"hiii." eli ağzına gitti. "nasıl yani, sen yanlış anlamıyorsun değil mi?" sesinde endişe vardı. "hayır, annem bana inanmıyor. Sen de mi bana inanmıyorsun? O adam bana tecavüz ediyor, her gece odama geliyor. Canımı acıtıyor."

"Allah kahretsin." kapının çalmasıyla ayağa kalktı. "Dur bebeğim. Biz seninle konuşacağız daha." onunla beraber salona geçtiğimizde annem ve Şerif abiyi gördüm. "hadi, gidiyoruz." annem kolumdan tuttu. "bu gece burada kalsaydı, yarın gelip alırdınız." Gülsüm teyze, bana bakmıyordu. İnanmıyor muydu bana?

"sağol Gülsüm abla. Hadi size iyi geceler." son kez İlhan amcayla göz göze geldiğimizde elimi dört gibi yapıp ona gösterdim. Okulda öğrenmiştik bunu.

Kaşları çatıldığında daha fazla bakmadan önüme döndüm. Annem beni arabanın arka koltuğuna resmen fırlatırken kendisi öne binmişti.

Şerif abi arabayı eve sürerken camdan Gülsüm teyzeye baktım. Umarım bana inanırdı.

Allah'ım, lütfen Gülsüm teyze bana inansın.

*

Eve gelmiş odama geçmiştim. Annemler uyurken bende artık uyumak istiyordum, ama karanlık beni korkutuyordu. Yanımdaki ışığı açtığımda kapım da açılmıştı. Şerif abi odaya girdiğinde korkuyla yutkundum.

"uyudun mu?" üzerimdeki yorganı kaldırdığında sevmediğim gözlerine korkuyla baktım.

Anlamadığım hızda üzerime yığıldığında ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.

Elim yastığımın altına gittiğinde artık yolun sonundaydım. Soğuk metali elimin arasına aldığımda sertçe yutkundum. "annenin veremediği zevki sen veriyorsun küçük." üzerimde doğruluğunda sonradan pişman olacağımı bilsem de kendim için, geleceğim için elimin arasındaki bıçağı Şerif abinin kalbine sapladım.

Boğazından garip bir ses firar ederken bıçağı çıkarıp tekrar sapladım. Altından kalkıp odanın diğer kenarına geçtiğimde korkuyla titriyordum.

Yatağın üzerine yığılan adama bakamıyordum. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Odanın kapısı sertçe açılırken ışıklar aynı anda açılmıştı.

"hiii!" annem bir bana birde yatağa bakıyordu. "ne yaptın sen!?" kocasının yanına koştu. İlk benim yanıma gelmesi gerekmez miydi?

Ağlamam daha da şiddetlenirken kalbim ağrıyordu. Evin kapısı kırılırcasına çalınırken yerimde titriyordum.

Yere oturup elimdeki bıçağı daha çok sıktım. Annem ağlamaya başladı. Ben ağladığımda sağır olan kadına nefretle bakıyordum.

Kapı tekrar çaldı. Ama açan olmadı. Tekrar çaldı. Çok geçmeden kırılma sesi duyulduğunda ağlamam daha da fazla oldu. İlhan amca kapıda bir bana birde yatağa şaşkınlıkla bakıyordu.

Kendimi hissetmiyordum. Kalbim ağrıyordu. Gülsüm teyze endişeyle yanıma koşarken gözlerim kapanıyordu.

Sesleri duymuyordum. Sevmediğim karanlık beni içine çekerken kendimden bile nefret ediyordum.

Yapacağınız yorumlar ve görüşler benim için çok önemli.

Yıldıza basınnn......

İstediğiniz kısımlar varsa yazın.

🌼👋

kısa bir süreliğine yokum. buralar size emanet.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Mükemmel aşırı derecede beğendim yeni bölüm bekliyoruz 😻😸😺