İçeriğe geç

Tetikteki Yemin

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Tetikteki Yemin

Bölüm 2

~Büyük Vurgun~

Calista hâlâ kendi şakasına gülerken polis aracının yolcu koltuğuna yerleşti. Kapıyı kapattıktan sonra emniyet kemerini taktı ve bir eliyle açık camdan içeri giren sarı saçlarını kulağının arkasına attı. Adela direksiyona geçti.

“Bir gün Teğmenin yanında da böyle konuşacaksın.”

Calista sırıttı.

“Bir gün Teğmenin benim kadar eğlenceli olursa neden olmasın?”

Adela göz devirdi.

“İmkânsız.”

Calista sırıttı.

“Ben de öyle düşünmüştüm ama sen polis olabildin.”

Adela 'nın gözleri fal taşı gibi açıldı.

“CALISTA!”

Araç hareket ederken kahkahaları kısa süreliğine kabinin içini doldurdu.

Calista telsizi eline aldı ve düğmeye bastı.

“Los Cielos Merkez, Birim 12. Kod 6, devriye bölgesinden ayrılıyoruz. Departmana dönüşe geçtik. Mevcut durumda Kod 4. Bildiriyorum.”

“Alındı Birim 12. Güvenli sürüşler.”

Telsiz sessizleşti. Sahil hattını geride bırakıp ana yola çıktılar. Öğle güneşi asfaltın üzerinde parlıyor, araçların camlarında yansıyordu. Cam açık olduğu için denizden gelen hafif tuz kokusu hâlâ hissediliyordu. Adela bir eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle kahve bardağını aldı.

“Şimdi gerçekten sakinleşebiliriz.”

Calista yan camdan dışarı bakıyordu.

“Bunu söylemeyi bırakmalısın.”

“Hayır.”

“Evet.”

“Hayır.”

“Evet.”

“Hay—”

Uzaktan gelen motor sesleri ikisinin de dikkatini çekti. İlk başta tek bir ses gibiydi. Sonra iki. Sonra beş. Sonra onlarca. Motorların egzoz sesleri cadde boyunca yankılanmaya başladı. Adela dikiz aynasına baktı.

“Motor kulübü.”

Calista da dönüp baktı. Bir grup motosikletli hızla yaklaşmaktaydı. Siyah motorlar. Deri yelekler. Güneş altında parlayan krom parçalar. Birkaç saniye içinde polis aracının yanına ulaştılar.

Tam o anda zaman sanki yavaşladı. Calista açık camın yanında oturuyordu. Rüzgâr saçlarının birkaç telini yüzüne savururken başını hafifçe çevirdi. Grubun önündeki motosikletli de aynı anda ona baktı. Koyu renk bir motorun üzerindeydi. Yüzünün bir kısmı güneş gözlüğü tarafından gizlenmişti. Ama bakışları netti.

Doğrudan Calista'nın üzerine sabitlenmişti. Bir saniye. Belki iki. Belki daha az. Ama Calista nedense gözlerini çekemedi. Motorun sesi arka planda silikleşmiş gibiydi. Sadece o kısa an vardı.

Rüzgâr.

Güneş.

Ve yabancının bakışları.

Motosikletli hafifçe başını eğdi. Sanki sessiz bir selam verir gibi. Sonra gaz kolunu çevirdi. Motor ileri atıldı. Kulüp üyeleri de peşinden geçti. Birkaç saniye içinde hepsi araçların arasına karışarak uzaklaştı.

Adela dikiz aynasından onları izledi. Sonra yavaşça başını Calista'ya çevirdi.

“...”

Calista hâlâ ön tarafa bakıyordu.

“...”

“Calista.”

“Hmm?”

“Az önce neydi o?”

Calista gözlerini kırpıştırdı.

“Ne?”

Adela kaşını havaya kaldırdı muzip bir şekilde.

“Bana masum numarası yapma.”

Calista dudaklarını birbirine bastırarak gülümsememeye çalıştı.

“Hiçbir şeydi.”

Adela bir yandan yola odaklanırken dudaklarını birbirine bastırdı.

“Hiçbir şeyler genelde böyle bakışmıyor.”

Calista omuz silkti.

“Belki adam yolu kontrol ediyordu.”

Adela kahkaha attı.

“Evet. Kesin yolu kontrol ediyordu. Yol da tam olarak senmişsin gibi duruyordu.”

Calista bu kez gülmesini saklayamadı. Ama nedense gözleri bir anlığına dikiz aynasına kaydı. Motorcular çoktan gözden kaybolmuştu. Yine de aklında kalan şey motor sesi değildi.

O birkaç saniyelik bakıştı.

Ve nedenini kendisinin de bilmediği garip bir meraktı.

Polis aracı departmanın otoparkına girerken motorcular çoktan Calista'nın zihninin arka sıralarına itilmişti.

Görev her zaman önce gelirdi.

Her zaman.

Adela aracı park etti.

İkili araçtan inip departman bahçesine doğru yürüdü. Öğleden sonra içtiması için ekipler yavaş yavaş toplanıyordu. Devriye ekipleri, trafik birimi, kıdemli memurlar...

Bahçenin ön tarafında Teğmen Ender Gayes elindeki dosyaları inceliyordu.

Calista ve Adela da sıralarına geçti.

Tam Ender konuşmaya başlayacakken departmanın acil durum sireni çalmaya başladı.

WOOOOOOP! WOOOOOOP! WOOOOOOP!

Bahçedeki herkes bir anda sustu.

Sireni duyan polislerin yüz ifadeleri değişti.

Bu rutin bir çağrı değildi.

Bu acil durum alarmıydı.

Ardından hoparlörlerden görevlinin sesi yankılandı:

"Merkezden tüm birimlere. Kod 99. Devam eden banka soygunu bildirildi. Şüpheliler silahlı."

Bahçedeki sessizlik bir anda parçalandı.

Teğmen Enver dosyasını kapattı.

"HERKES HAREKETE GEÇSİN!"

Polisler koşmaya başladı.

Kimisi ekipman odasına yöneldi.

Kimisi zırhlı araçlara.

Kimisi cephaneliğe.

Adela ve Calista da hiç vakit kaybetmeden binaya girdiler.

Ekipman odasında hareket tam anlamıyla kaostu.

Dolap kapakları açılıyor.

Tüfekler teslim alınıyor.

Kurşun geçirmez yelekler giyiliyordu.

Calista dolabını açtı.

Yeleğini çıkardı.

Plakaları kontrol etti.

Ön plaka.

Arka plaka.

Kilitleme kayışları.

Hepsi tamam.

Yeleği üzerine geçirip sıkıca sabitledi.

Ardından devriye tabancasını kontrol etti.

Şarjör.

Namlu.

Emniyet.

Hazır.

Yan raftan devriye tüfeğini aldı.

Kurma kolunu çekti.

Metal sesi odada yankılandı.

Yan tarafta Kıdemli Memur Ethan Brooks da aynı işlemleri yapıyordu.

Bir başka ekip pompalı tüfekleri hazırlıyordu.

Kimsenin yüzünde gülümseme yoktu.

Kimse konuşmuyordu.

Herkes görev modundaydı.

İki dakika sonra ekipler otoparkta toplandı.

Zırhlı müdahale araçlarının motorları çalışıyordu.

Mavi-kırmızı ışıklar çevrede dönmeye başlamıştı.

Teğmen Ender aracın yanında haritayı açtı.

"Şüpheli sayısı en az dört."

Haritadaki noktayı gösterdi.

"First National Bank."

Bir polis sordu.

"Rehine bilgisi?"

"İçeride yaklaşık yirmi sivil olduğu tahmin ediliyor."

Bu cümle ortamı daha da ağırlaştırdı.

Rehineli olaylar her zaman daha tehlikeliydi.

Ender devam etti:

"SWAT yolda. Ancak biz ilk müdahaleyi yapacağız."

Harita kapandı.

"Kimse kahramanlık yapmayacak. Öncelik siviller."

Herkes başını salladı.

Araçlar hareket etti.

Sirenler aynı anda devreye girdi.

Konvoy departmandan çıktı.

Cadde üzerindeki araçlar sağa sola çekiliyordu.

İnsanlar kaldırımlardan izliyordu.

Calista zırhlı aracın içinde oturuyordu.

Devriye tüfeği dizlerinin üzerindeydi.

Araç her kasisten geçtiğinde silahın askısı hafifçe sallanıyordu.

Telsizler sürekli konuşuyordu.

"Çevre ekipleri pozisyon alıyor."

"Arka sokaklar kapatıldı."

"Şüpheliler hâlâ içeride."

Her yeni bilgi kalp atışlarını biraz daha hızlandırıyordu.

Üç dakika sonra banka göründü.

Cadde tamamen kapatılmıştı.

Siviller uzaklaştırılıyordu.

Camların önünde terk edilmiş araçlar vardı.

Bankanın ana giriş kapısı açıktı.

Bir pencere kırılmıştı.

Yerde cam parçaları duruyordu.

Ve içeriden...

Bir silah sesi duyuldu.

BANG!

Sokakta bulunan herkes irkildi.

Ardından ikinci ses geldi.

BANG!

Teğmen Ender aracın kapısını açtı.

"HAREKET!"

Kapılar peş peşe açıldı.

Polisler araçlardan indi.

Siper alarak ilerlemeye başladılar.

Calista bir devriye aracının arkasına geçti.

Kalbi göğsünde güçlü şekilde vuruyordu.

Kulaklığına yeni bir bilgi düştü.

"Şüphelilerden biri giriş kısmında görüldü."

Ethan diğer taraftan ilerliyordu.

Nora yan sokak hattını tutuyordu.

Her ekip kendi açısını kapatıyordu.

Banka artık tamamen çevrilmişti.

Ama içeride ne olduğu hâlâ bilinmiyordu.

Sonra...

Bankanın giriş kapısında bir gölge belirdi.

Silahlı bir adam.

Elinde saldırı tüfeği vardı.

Ve yanında korkudan ağlayan bir rehineyi sürüklüyordu.

Telsizler aynı anda canlandı.

"REHİNE GÖRSELDİ!"

"ATEŞ ETMEYİN!"

"HEDEFTE REHİNE VAR!"

Calista nişangâhını kaldırdı.

Nefesini tuttu.

Parmağı tetiğin dışında bekliyordu.

Karşısındaki adam en ufak bir hata halinde o sivili vurabilecek durumdaydı.

Ve Los Cielos Polis Departmanı'nın önünde duran herkes bunun farkındaydı.

Olay artık yeni başlıyordu.

•••

Calista nişangâhın arkasından hedefi izliyordu.

Etrafındaki sesler bir anlığına uzaklaşmış gibiydi.

Telsiz konuşmaları...

Sirenler...

Bağırışlar...

Hepsi arka planda silikleşmişti.

Gözleri sadece rehinenin kolundan tutan silahlı adama odaklanmıştı.

Adam paniğe kapılmıştı.

Silahını rehinenin başına dayamış, geri geri banka kapısından çıkıyordu.

Rehine ağlıyordu.

Yanlış bir hareket her şeyi bitirebilirdi.

Calista yavaşça nefes aldı.

Sonra verdi.

Nişangâh birkaç santim aşağı indi.

Göğüs değil.

Kafa değil.

Bacak.

Adamın hareket ritmini takip etti.

Bir adım.

Bir adım daha.

Tam ağırlığını sağ bacağına verdiği anda...

Tetik çekildi.

BANG!

Mermi havayı yararak ilerledi.

Bir sonraki saniye adamın bacağına isabet etti.

"AAAAARGH!"

Şüpheli acıyla yere yığıldı.

Silahı elinden fırladı.

Rehine kendini kurtarır kurtarmaz çığlık atarak yana doğru koştu.

"BIRAKTI REHİNEYİ!"

"REHİNE GÜVENDE!"

"İLERLE!"

Çevredeki polisler anında harekete geçti.

İki memur rehineyi güvenli bölgeye çekerken diğer ekipler bankaya doğru ilerlemeye başladı.

Ama olay bitmemişti.

İçeriden aniden otomatik silah sesleri yükseldi.

RATATATATAT!

Mermiler banka girişinden dışarı yağdı.

Bir polis aracı camından vuruldu.

Ön cam paramparça oldu.

"ATEŞ ALTINDAYIZ!"

"SIĞINAK AL!"

Calista kendini hızla devriye aracının arkasına attı.

Mermiler metal gövdeye çarpıyordu.

TANG! TANG! TANG!

Parçalanan asfalt ve beton etrafa saçıldı.

Adela diğer tarafta siper almıştı.

Ethan ve Nora banka girişini baskı altında tutuyordu.

Telsiz sürekli konuşuyordu.

"İÇERİDE EN AZ ÜÇ ŞÜPHELİ DAHA VAR!"

"UZUN NAMLULULAR!"

"ARKA ÇIKIŞLARI KAPATIN!"

Calista yeniden pozisyon aldı.

Kalbi hızla atıyordu.

Ama elleri sakindi.

Eğitim devreye girmişti.

Panik yok.

Sadece görev.

Banka girişinin kırık camlarından içeriyi görmeye çalıştı.

Bir gölge hareket etti.

Ardından ikinci bir silahlı adam sütunların arasından ateş açtı.

BANG! BANG! BANG!

Polisler karşılık verdi.

Kurşunlar giriş holünde yankılanıyordu.

Cam parçaları havada uçuşuyordu.

Şüpheliler içeride sıkışmıştı ama hâlâ tehlikeliydiler.

Tam o sırada telsizden yeni bir ses geldi.

"SWAT VARIŞA BİR DAKİKA!"

Bir dakika.

Çatışmanın ortasında bazen sonsuzluk gibi gelebilecek bir süre.

Calista karabinasını omzuna daha sıkı yerleştirdi.

Gözleri banka girişinden ayrılmıyordu.

Çünkü içeride kalan rehineler hâlâ kurtarılmayı bekliyordu.

Ve Los Cielos Polis Departmanı geri çekilmeye niyetli değildi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.