İçeriğe geç

TESLİMİYET ( Alıntı alındı )

Bölüm 5 · 4 dk okuma

TESLİMİYET ( Alıntı alındı )

Bölüm 5

TESLİMİYET - Bölüm 4 ❝ CEZA ❞

Hangi yöne gideceğimi bilemeden, bir çıkmazın ortasında öylece kala kalmıştım. Hayal ettiğim, planladığım her şey elimden kayıp giderken düştüğüm duruma hâlâ inanamıyordum. Sağa da dönsem, sola da dönsem yol ayrımında, gideceğim yerin aynı kapıya çıkacağını bilmek, bunu bile bile hiçbir şey yapamamak çaresizlikten başka neydi? Yüreğime çöken kasvetle içimi çektiğimde umutsuzluğun damağımda bıraktığı buruk tatla yüzümü buruşturdum. Göz ucuyla takip ettiğim Yaman ise gözlerini sadece yola dikmiş, aracın içindeki sessizliğin hayra alamet olmadığını sezebiliyordum. Araç binanın önüne sert bir şekilde durduğunda kapısını açıp indi. Benim bulunduğum tarafa dolandığında ise yanımdaki kapıyı açıp koluma parmaklarını dolayıp dışarı çıkardı. Peşinden dişlerimi sıkarak ilerlerken kolumu çektim ve; "Yürümeyi biliyorum!" dedim dişlerimin arasından. Sabır diler gibi bana baktığında nefesini sıkıntıyla verdi. "Yürü o zaman." Ona bir kez daha bakmadan binanın açık olan kapısından içeriye girdiğimde hemen arkamdan geliyordu. Bulunduğumuz katta bekleyen asansörün kapısı düğmeye basmasıyla birlikte açılır açılmaz kabine girdim. Delip geçen bakışlarına karşılık suratımı astığımda ise başımı yana çevirdim. Nasıl bir psikopatın pençesine düşmüştüm böyle? Asansör durduğunda onun bana dokunmasına müsaade etmeden dışarıya çıktım ve mahkumluğuma kendi ayaklarımla koşarken daha dakikalar önce çıktığım daireye tekrar adım attım. Kollarımı göğsümde bağlayıp ayağımın biri zeminde ritim tutarken de bakışlarım onunla buluştu. Elimde olmadan ürperdiğimde yutkunmak istedim fakat korktuğumu belli etmemek için bu eylemden de vazgeçtim. Gözleri o kadar ifadesizdi ki bana ne yapacağının sinyallerini vermiyordu. Katladığı beyaz gömleğinin altından belirginleşmiş damarlarına takıldı gözlerim. Gergin ve sinirli çehresi git gide kasılırken tehditkar bir tavırla yanıma doğru ilerlemeye başladığında, bir kez daha onun ne kadar tehlikeli olduğunu kabullendim. Ürkütücüydü. Ağır adımları aramızdaki mesafeyi kapatıp yanıma kadar geldiğinde, "Sana insan gibi davrandım, değil mi?" dedi fısıltı kadar alçak bir sesle. Yüzünü yüzüme yaklaştırıp delici bakışlarını gözlerime kenetlediğinde, "Ama sen bunu hak etmediğini gayet güzel gösterdin." diye devam etti. Siyaha çalan gözlerinin temasını bir an olsun kesmiyor vücuduma saf adrenalin pompalıyordu. "Hakkım olanı istedim!" Taviz vermekten kaçındığım bakışlarım meydan okuyordu fakat korkmaktan geri kalmayan benliğim onun karşısında geriye çekilmek için çığlıklar atıyordu. Vücudum benden bağımsız hareket ederek bir adım geriye kaydığımda sırtım duvara değdi. "Özgürlüğümü elimden alamazsın." dedim inatla. "Gitmeyi istemek en doğal hakkım." Kapkara bakışları gözlerimi delik deşik ederken kirpikleri usulca kısıldı. Aramızdaki mesafe onun arsız adımıyla yeniden kapandığında ise öfkesinin her zerresini yüzüme çarpan soluğunda hissediyordum. Elinin birini başımın kenarından arkaya uzattı ve çehresi sahte bir gülümsemeyle anlık aydınlanırken, "Peki seni bulacağımı bilmiyor muydun?" diye sordu. "Ben izin vermeden gidemeyeceğini anlamadın mı?" Nefesi yüzüme çarparken başımı yana çevirip gözlerimizin temasını kestim. "Yine kaçarım! Beni bu evde tutamazsın!" Hemen arkamdaki duvara attığı tokatla yerimde sıçradığımda, "Oyun mu oynuyoruz!?" diye tısladı. Gözlerim yeniden ona yönelmiş, yüzünün keskin hatlarına sızan öfke kanımı dondurmuştu. "Gördüklerin basit şeyler mi? Birçok kez yaşamak zorunda olduğum kötü olaylara maruz kalmıştım fakat ilk defa güçsüzlüğüm karşısında eziliyordum. Beni ona mahkum eden olayın talihsizliğini yaşıyordum. Yaşadığım ruhsal sancıyı göz ardı ederek dişlerimin arasından sert bir soluk aldım. "Benim hiçbir suçum yok, pislik!" Dudaklarına soğuk bir gülümseme yerleşti. Fakat bu ruhsuz ve yanaklarına kadar uzanmayan sahte bir gülümsemeydi. "Suç gözlerinde." diye konuştu, sert bakışları öfkeden titreyen harelerime takılırken. "Görmemesi gerekenleri gördü." Simsiyah bakışları yüreğimi hoplatacak hâlde dudaklarıma düştüğünde nefesimi tuttum ve tekrar gözlerimi bulurken tuttuğum soluğu usulca bıraktım. "Suç dudaklarında, arasından çıkanları duymuyor." Yakınlığı aklımı bulandırıyor, tenime çarpan nefesi benliğimi yerle yeksan ediyordu. "Çekil!" dedim sakince. "Çekil pisliğini bana da bulaştırma." Bakışları donuklaştığında ağır bir şekilde geriye çekildi. Pür dikkat izlediği yüzümü tekrar arşınlarken, "Ağzından çıkanları eleyip konuşmazsan bu pisliğin ne yapacağı hiç belli olmaz." diye konuştu ifadesiz ses tonuyla. "Uyarmadı deme." Sıkmaktan kırılacağını düşündüğüm dişlerimi ayırıp, "Gideceğim." dedim. "Eve mi kilitleyeceksin? Kilitle, yine kaçarım." Alaycı bir tavırla gülümsedi. Başını hafifçe yana eğerken, "Yiyorsa yap." diye konuştu. "Elimle koymuş gibi bulurum." Burnundan verdiği solukla güler gibi bir ses çıkardığında ise, "Benim uyuduğumu düşünecek kadar saf, buradan gidebileceğini düşünecek kadar aptalsın." diye devam etti. Dümdüz sesi alaydan uzak, vurgusu güçlüydü. Beynimin içindeki kördüğüm çözülmeye başladığında, kaşlarım derinden çatıldı ve sesinin aksine bakışlarına yansıyan alayla karşı karşıya kaldım. Gideceğimi biliyordu. Her yolu deneyip bu evden kaçacağımı bildiği için gitmeme izin vermiş sonra da beni eliyle koymuş gibi bulmuştu. Kendi üslubuyla, o istemediği sürece bu evden gidemeyeceğimi bildirmişti. Öylece kalakaldım olduğum yerde, paramparça. Hâlâ bir çare bulma umuduyla kendimi biraz daha paraladığımda, yine de itiraf edemiyordum bu eve sıkışıp kaldığımı. "İnsan değilsin sen, tam bir hayvansın." dedim dilimi tutamayıp. "Senin gibileri barınaklara vermeleri lazım." İçimden neler geçiyordu aslında ama söyleyemiyordum, tüm sözlerimi bilmediğim bir zamana ertelerken, dilimin ucuna gelen bütün küfürleri durdurmak adına dudaklarımı birbirine bastırıp hepsini yuttum. Donuk ve alaycı ifadesi yerini buz kütlelerine bıraktığında kaşlarını havaya kaldırdı. Normal biri değildi bunun farkındaydım. Aykırı bir kişiliğe sahipti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.