⚓ Her şeyi yoluna koymaya çalışırken bir bataklığın içine saplanıyor, git gide daha da derinlere gömülüyordum. Hangi yöne gideceğimi bilemeden, bir çıkmazın ortasında öylece kala kalmıştım. Yaşadığım onca acıya göğüs gererken bugün başıma gelenleri kendime bile itiraf etmeye korkuyor, sessiz çığlıklarımı içten içe çürüten, karanlık bir duygu yüreğime yaslanıyordu. Kimseye güvenim kalmamıştı. Hiç kimseye... Titreyen bacaklarımla duvar dibine yanaştığımda, taştan örülmüş duvara sırtımı yaslayıp oturdum. Başımdaki zonklamayla ve vücudumdaki sızılarla gözlerimi kapayıp başımı arkaya dayadım. Kanım çekilmiş gibiydi. Derin soluklar almaya çalışırken kalbime çöreklenen hislerle kemiklerim birbirine geçmiş gibi hissediyordum. Bu kadardı işte, fazlası yoktu. Derdin neresinden tutsam elimde kalıyordu. Gözlerimi açıp tekrar kırpmamla beraber kirpiklerimin arasından sızan yaşlar dudağımın kenarını yakınca acıyla inledim. Ev sahibim olacak insan müsveddesi, kirasını ödeyemediğimi ileri sürüp niyetini sonunda belli ettiğinde karşı koyduğum için beni darp etmiş, elinden güçlükle kurtulmuştum. Başımdaki zonklamanın yanı sıra vücudumun bazı yerlerinde de ağrılar vardı fakat tam olarak nerede olduğunu şu an hissetmiyordum. Bu ağrıların geçeceği kesindi fakat asıl sorun şuydu ki, bu saatten sonra ne yapacaktım? Kime gidecektim ve bir daha insanlara nasıl güvenecektim? Yaşadığım bu travmayı nasıl kaldıracaktım? Bu dünyada, bu kadar kötülük varken tek başıma kalmak canımı acıtıyordu. Yalnızdım. Annem ve babamdan ayrılmanın acısını dün gibi yaşarken şu an içinde bulunduğum durum hepsinin acısını bastırıyor yaşama direncimi kırıyordu. Cebimde titreyen telefona bakmak için yerimde doğrulup elime aldığımda ekranda gördüğüm kişiyle tekrar gözlerim doldu. Ev sahibimin oğlu Cihan'dı. Bugüne kadar bana destek olmuş, çok faydası dokunmuştu fakat şu saatten sonra hiçbir suçu olmasa da onun dahi yüzünü görmek istemiyordum. Telefonu meşgule alıp tekrar cebime koydum. Karakola gitmem gerekiyordu. Gidip o adamdan şikayetçi olacaktım. Ama öncesinde kendime vakit tanıyıp yaşananları biraz olsun zihnimden kazımalıydım. Başımı sert duvara yaslayıp gözlerimi kapattım. Kafamı toparlamalıydım. Buraya gelmemde ki asıl amacım da buydu zaten. Belki mantıklı bir insan önce karakola giderdi ama benim önceliğim ruhumu saran karanlığı biraz olsun dağıtmaktı. Kendimi dinlemeye ihtiyacım vardı. Kaç dakikadır aynı pozisyonda kaldığım hakkındaysa hiçbir fikrim yoktu. Hayatımın ilerisi için ne yapacağımı düşünürken yaslandığım duvarın arka taraflarında bir hareketlenme oldu. Kulağıma gelen inleme sesleriyle başımı hafif açıyla kaldırınca da yüzümü buruşturup başımın ağrısının geçmesini bekledim. Elimin birini pürüzlü duvardan destek alarak kalktım ve kaşlarımı çatarak sesin geldiği yöne baktım. Karanlıkta yüzlerini net göremediğim iki adam vardı. Uzun boylu olanın elinde sopaya benzer bir şey vardı ve sopayı savurmasıyla birlikte ayakta durmakta zorlanan adamın ensesine geçirmesi bir olmuştu.
Bölüm 2
TESLİMİYET - Bölüm 1 ❝ KORKU ❞
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.