İçeriğe geç

Tesadüfi aşk

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Tesadüfi aşk

Bölüm 1

Çarpışma

öğleden sonranın son ışıklarıyla sararmıştı. Derin, bir toplantıdan çıkarak hızlı adımlarla yürüyordu. Zihninde, sonradan yapılması gereken işler, bitirilmesi gereken dosyalar, alması gereken telefonlar vardı. Her şey birbirine karışmıştı. Adımlarını hızlandırarak, kafasını kaldırıp etrafına bakmayı bile unutmuştu. O kadar dalgındı ki, nereye gittiğinin farkında değildi.Tam o sırada, hızla köşeyi dönerken, karşısına çıkan biriyle çarpıştı. Kahvesi fırlayıp yere döküldü, çantası ise elinden kayarak kaldırıma savruldu. Derin, sinirle başını kaldırıp karşısındaki kişiye bakarken, eğlenceli bir gülümsemeyle karşılaşması onu şaşırttı.Efe, elleri cebinde, hiç telaşlanmadan gülerek:— "Vay, dikkat etmem gereken biri varmış," dedi. Gözleri parlıyordu, rahat ve kaygısız bir havası vardı.Derin, sinirini bastırarak başını sağa sola salladı.— "Daha dikkatli olman gerekirdi," dedi, ama içinde bir kıvılcım vardı; sinirliydi, ama bir yandan da bu adamın kayıtsız tavrı ona bir şekilde ilginç gelmişti.Efe, gülümsemesini kaybetmeden yere düşen kahveyi parmağıyla işaret etti.— "Sanırım kahvenden daha fazla sorum var," dedi. "Buna ne yapmalıyız?"Derin, kaşlarını çatmış bir şekilde kahvesini sildi.— "Bu işin sonunda senin yüzünden üzgün olacaksın." dedi, ama gözlerinden bir an için sıcaklık geçmeye başladı.Efe, biraz ciddileşerek:— "Eğer sen üzülürsen, buna kesin bir çözüm bulurum." dedi, gözlerinde bir anlam vardı.Bir süre göz göze geldiler, Derin bir an duraksadı, sonra etrafı hızlıca tarayarak bir şeyler söylemek üzereydi, ancak o anda Efe hızla bir adım geriye atıp çantasını kaptı.— "Üzgünüm, kahvenin senin gününü mahvetmesini istemem," dedi, hala gülümseyerek. "Ama belki seni bir fincanıyla telafi edebilirim."Derin, istemese de hafifçe gülümsedi.— "Bu kadar kolay mı?" dedi, ama bakışlarında biraz merak vardı.

Derin, bir an tereddüt etti. Normalde bir yabancının bu kadar rahat davranmasına alışkın değildi. Ama Efe’nin yüzündeki gülümseme, onu istemeden de olsa bir an duraklatmıştı. Sonunda derin bir nefes aldı ve kollarını göğsünde kavuşturarak, hafif bir meydan okuma edasıyla konuştu. — "Bakalım nasıl bir kahve zevkin varmış. Eğer kötü bir şey seçersen, borcun daha da büyür." Efe kıkırdadı ve başıyla ileriyi işaret etti. — "Harika, o zaman en sevdiğim kafeye gidiyoruz." Derin iç çekti ama onu takip etti. Gününün böyle bir şeyle sonuçlanacağını hayal bile etmemişti. Kısa bir yürüyüşten sonra, Efe'nin bahsettiği kafenin önüne geldiler. Küçük ama sıcak bir havası vardı. Pencerelerinden loş ışık süzülüyor, içeride kitap okuyan birkaç insan görünüyordu. — "Sakin ve güzel bir yer," dedi Derin, çevresine bakarak. Efe kapıyı açıp ona hafifçe başını eğdi. — "Her zaman doğru seçimleri yaparım," dedi muzipçe. İçeri girdiklerinde, bir köşedeki boş masaya yöneldiler. Siparişlerini verirken Efe, Derin’in kararını merakla izledi. — "Peki, ciddi iş insanı. Kahve tercihlerin de karakterin kadar sert mi?" Derin, kaşlarını kaldırdı. — "Sadece kahve seviyorum. Senin gibi şekere boğulmuş sütlü şeyler içmiyorum." Efe gülerek başını iki yana salladı. — "O zaman iddialı bir seçim yapacağım. Ama kaybedersen, kabul etmek zorundasın." Derin, kaşlarını çatarak kolunu masaya dayadı. — "Ne kaybediyorum?" Efe göz kırptı. — "Eğer seçtiğim kahveyi beğenirsen, bir dahaki kahveyi de ben ısmarlıyorum. Ama sen beğenmezsen... sen bana kahve borçlanıyorsun." Derin gözlerini kıstı ama hafif bir gülümseme belirdi yüzünde. — "Anlaştık," dedi meydan okurcasına. Siparişler geldiğinde, Derin ilk yudumu aldı ve farkında olmadan gözlerini hafifçe kapattı. Aroması beklediğinden daha iyiydi, hatta fazlasıyla iyiydi. Ama hemen belli etmek istemedi. Efe onu izlerken kollarını kavuşturdu. — "Ve?" Derin kaşığını hafifçe fincana vurdu, çok da belli etmeden omuzlarını silkti. — "Fena değil." Efe kahkaha attı. — "Fena değil demek? Kahve seçimi konusunda senden iyiyim, bunu kabul etmelisin." Derin başını salladı ama hafifçe gülümsedi. — "Tamam, bir sıfır öndesin. Ama unutma, hala ödeyecek bir borcun var." Efe masaya eğilip gözlerini Derin’e dikti. — "Bu, daha çok görüşeceğimiz anlamına mı geliyor?" Derin, cevap vermek yerine fincanını eline alıp başka yöne baktı. Ama yüzünde istemsiz bir gülümseme vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.