İçeriğe geç

Terzilerin Şebnem

Bölüm 16 · 27 dk okuma

Terzilerin Şebnem

Bölüm 16

Maraz Alimm

Ben bu lambaları yakmamışmıydim. Yengem mi söndürdi ecep ".

dedi kendi kendine.

Son basamağıda indikten sonra ağzına kapanan elle duvara dayandı sırtı.

Gece gece kim girmişti eve. Korkuyla kocaman açtı gözlerini bu da kim di .

Çığlık atmak istedi ama ağzında ki o kocaman el buna engel oluyordu.

Önce iri bedenin bedenine yaslanmasıyla irkildi . İri eller hala ağzını kapatmış bir halde duruyordu.

Isırdı ağzına kapanan iri eli .

"Ah! Ne ısırıyorsun kızım zaten çekecektim elimi".

Duyduğu ses o tını çok tanıdıkdı biliyordu

" Maraz Ali !" dedi şaşkınca.

"Sen miydin ? Delimisen be adam gece gece ne işin var evimde".

"Eğer elimi ısırmasaydın söyleyecektim neden burda olduğu mu ".

Mutfağa vuran ay ışığında daha da belirdi Şebnem'in yüzü vücudu.

Kokusu yetmezmiş gibi birde vücudu başka diyarlara götürüyordu Maraz Ali'yi .

"Neye geldin ya biri görseydi valla bu aralar kimsenin gözüne batmamam lazım kavga edemem . Hoç gene yolaram ama- ".

Sözlerini yarıda kesti Şebnem zira Maraz Ali bir yudum suda içecekmiş gibi bakıyordu ona.

"Höst lan! Az öteye get dibime dibime girmişsen gene . Ne aç kurt gibi bahirsan çek o gözlerin valla heç ey olmaz".

"Dibine girmiş olsaydım şimdiye çoktan etkim altına girmiştin. Hatta o uzun dilin kısalmış olurdu. Neyse bende uzun dilini daha güzel kullanacağın alanlar mevcut".

"Terbiyesiz pis sapık ".

"Ne ! Ben mi sapık oldum sen önce o parmaklarını göğsümden çek önce. Çok sıcaklar parmakların içimi acayip yakıyor ".

"Ne !".

Dedi Şebnem bi anda. Gözlerini ayın vurduğu yanık tene çevirdi. Yutkundu önce. Harbi göğsü çok sıcaktı. "Ne güzel de uyunur burda " dedi içinden .

"Maşallah. "Nefeslendi "Tövbe tövbe ey değilsen sen gızım bu adam ayarların bozir senin ".

dedi içinden söylediğini sanarken.

Sesli bir kahkaha attı Maraz Ali Şebnem 'in söyledikleri üzerine. Güzeldi hemde çok güzel dilberide ondan etkileniyordu . Daha da güzeli varmıydı.

Elini Maraz Ali'nin ağzına kapattı hemen Şebnem.

"Sus be! Şimdi emim gelecek neye gülirsen ".

dedi.

Maraz Ali dudaklarının üzerine konan eli derince kokladı. Küçük bir buse kondurdu avuç içine. Bir el huzur kokarmıydı.

Dudaklardan hızla çekti elini Şebnem.

Durmak bilmeden atıyordu kalbi. Ya durursa diyede korkmadan edemedi.

"Bu kadar sesli atmamalısan duyacah şimdi sakin ol "

dedi kalbinin üzerine elini koyarak bu defa gerçektende içinden demişti .

Maraz Ali çekilen elle kaşlarını çattı. Ne diye çekmişti sanki ellerini.

"Hem neye geldin söylesene bi daha da öpme elimi felan senin yüzünden günaha giririh .Hem ben kocama temiz gitmek istirem az uzaklaş yav. Ayı gibisen itilmirsen de".

dedi ellerini Maraz Ali'nin göğsüne koyup iterken. İsterde fayda etmiyordu ya.

Sinirle soludu Maraz Ali o kadar sözün içinde "kocama temiz gitmek istirem ".

diyen sözlerde kalakaldı.

"Sikerim kocanı ha !".

dedi tükürür gibi.

"Hih terbiyesiz ".

"Senin kocan bir tek beni olabilirim anladın mı".

dedi Şebnem'i dahada kendi vücuduyla kıskaç altına alarak.

"Yav he he bi yapışma yiyecahsan ağzın ortasına bi tene şimdi ".

"Helalim ol ! Evlensene benimle".

dedi Maraz Ali bir anda. Evlenmek mi hemde ona böyle diklenen bu kadınla mı . Düşüncesi bile huzur doluydu.

O böyle sinirli sandığı bakışlarıyla baksın bıcır bıcır konuşsun. Maraz Ali de onu göğsüne sarıp sıkıca sarılsın istedi bi an. Hep yaşardı ki.

Karşısında susmuş dudakları o halini almış gözlerini kocaman açmış kadına baktı. Şimdi çekil sarılsa doya doya koklasa yermiydi bi yumruk .

"Nefes al".

dedi Maraz Ali boğukça bir sesle.

Kendini toparladı Şebnem.. Derince nefes aldı. Sanki nefes al komutunu bekliyor gibiydi ciğerleri.

"Ne gülirsen komik mi".

"Cık huzur verici senin her şeyin huzur verici".

"Aman ağzında nasıl laf yapir ".

Sanki biraz önce kalpten gidecek olan nefesi kesilen o değilmiş gibi dikleniyordu Şebnem. Unutmaya çalışıyordu aslında Maraz Ali'nin dediklerini.

Etrafında döndü Maraz Ali.

Korku saldı etrafını bir anda Şebnem ' in. Sinirlenmişmiydi.

Kocaman gülümseme sarmış bir yüzle döndü Maraz Ali Şebnem'e. Yüzünde kaş çalmaktan başka mimik oynamayan adam bütün yüz kasları kullanarak gülümsüyordu.

Yüreği bir kuş gibi kanat çırptı Şebnem 'in . O nasıl bir gülmekti hiç gülmesindi bu adam. Helede ondan başkasına.

Şaşırdı kendi düşüncesine ona neydiki kime gülerse gülsündü.

"Benene aman kime gülerse gülsün. ".

dedi sessizce.

Gözlerinin içi bile gülen adama baktı yine. Oysaki gözlerini hiç kaçırmamıştı ki .

Karanlıkta bile çok belli olan inci gibi sıralanmış dişlere baktı. Dolgun dudaklarının çevrelediği tebessüm izlerinde gezdirdi gözlerini.

Avuç içleri yandı cayır cayır biraz önce öpmüştü değilmi o dolgun dudaklar avuç içlerini. . Beyaz geceliğine bastırdı avuç içlerini. Sanki yanan ellerini biraz ferahlatmak istemişti.

Gözlerini tekrar o gülüşe getirdi. Silindi bir anda düşündükleri.

"Köyde bu kadar beyaz dişli kimse yoh hem bu niye bele güzel gülir.

Bi bene gülsün kimse görmesin hele tipe bah çok yakışıklı ".

"Oha!. Ne olir gızım genden gel".

dedi kendine kızar bir sesle.

Bakışları koyulaştı heyecan saran vücudunu bir titreme çevreledi . Bu adam onu hiç bilmediği halden hale sokuyordu .

Yerde olan bakışlarını Maraz Ali'nin yüzüne doğru çevirdi. Açık olan yanık tenli ğöğsüne değdirmemeye dikkat ederek. Zira o yanık ten zorluyordu onu.

Kaşlarını çatmış bir halde ona bakan Maraz Ali 'yi beklemiyordu ama.

"Ne oldi az önce gülirdin neye hemen çattı kaşların".

dedi kendide ona kaşlarını nasıl çattığını göstermek için kaşlarını çatarken.

Açtığı mesafeyi kapattı Maraz Ali iki adımla.

Avuç içlerini güllerin kırmızılığından çalmış yanaklarlarla kavradı.

"Deli oluyorum bu bıcır bıcır hallerine . Samimiyetine bana diklenmene, asiliğine deli oluyorum. İlk defa nasıl yaklaşmam gerektiğini bilmiyorum. Göğsüme saklayasım kucağımda uyutasım var seni. Korkutmamak için elimden gelenin fazlasını yapıyorum ama affet bu hisler bende çok yeni engel olamıyorum. ".

"Korkmuyorum ".

dedi Şebnem kehribar rengi gözlere içi giderek bakarken.

Alnına bir buse kondurdu Maraz Ali geldiğinden beri yapmak istediği şeyi sonunda yaparken.

"Benim evim yuvam olurmusun? Kapıları bana sen açarmısın.? Karım kadınım ,huzur kokulum olurmusun.

Helalim olup bana yaşadığımı hep hatırlatırmısın? Bana senin gibi bıcır bıcır olan üç kız çocuğu verirmisin ".

Al al olan yanakları daha da kızardı Şebnem 'in vücudunda ki bütün kan yüzüne toplanmış gibiydi sanki. Ne diyordu bu adam dilini mi yutmuştu . Sahi dili varmıydı onun. Konuşa bilse cevap verecekti ama konuşamıyordu ki.

"Şebnem gızım çay hazır değil mi emin beklir dellenmesin yenge gurban".

"Allah yengem.

Maraz Ali yengem

Ne bahirsen adam yengem gelir geç su kapının arkasına. Dur dur orası saklamaz seni kapının yarısı gadarsan zaten".

"Çeksene ellerin ben diyirem yengem gelir o hele yanağımı okşir zaten senin yüzünden dilimin olup olmadığıni böle unuttum".

"Kurban olurum sana ben Şebnem 'im ölürüm sana".

diyip alnına kokulu bir öpücük bıraktı Şebnem 'in Maraz Ali.

Yerinde sendeledi Şebnem bu adam feleğini şaşırtıyordu onun

"Yav ey alıştın sende ha öpe öpe bi hal oldun ".

"Helalimsin diyorum ya sana her defasında. ".

"Öpmek helalim ol demek mi ?.

"Tabi alından öpmek Helalimsin demektir".

Yine öpmeye yeltendi Maraz Ali ama engel oldu Şebnem.

"Ben diyirem yengem gelir o gene gelir öpmeye. ".

Diyip çıktı Şebnem Maraz Ali 'nin kıskacından.

"Gülme ele hadi get hemen bah aşimdi aşağıya iner. Hem başkasının yanında gülme ele bi daha tamam mi".

Hoşuna gitti bu sözler Maraz Ali'nin.

"Senden başkasına gülmedim ki ben hiç. ".

"Vallah".

"Vallah".

"Lafı çevirme cevabın evet mi hem evim ,hem evimin huzuru, benim yuvam olurmsun".

"Şebnem gızım duymirsen mi?".

Basamaklarda görünen Sevilay hanımla korkuyla cevap verdi Şebnem

Bir yandanda eliyle git git yapıyordu Maraz Ali 'ye.

"Hazır yengem sen daha gelme ben getirim oraya ".

"Aman he gızım getir ayahlarım ağirir valla".

"Ee cevap vermedin ".dedi Maraz Ali kısıkça

"Ne olur get yarın cevap verirem valla".

"Söz mü".

"Söz yarın 4 gibi terzi dükkanının aşağısında bekle beni.".

"O saat çok geç".

"Tamam iki olsun ".

"Tamam ".

"Tamam hadi get".

"İyi geceler dilberim ".

"İyi geceler baş belası dikkatli git.".

Tam arkasını dönmüş gidecekti ki Maraz Ali omzunun üzerinden dönüp Şebnem 'e bakarak konuştu.

"Geceliğinin önünü kapat kimse görmesin bir daha da bunu benden başkasının yanında giyme".

dedi Maraz Ali sert ama boğuk bir sesle.

Hemen geceliğine baktı Şebnem nasıl bu kadar açılmıştı bu gecelik resmen göğüs oluğu belli oluyordu. Filkete vurmuştu oysa oraya .

"Hih seni pis herif ".

diyip terliği fırlattı Maraz Ali'ye.

Maraz Ali terlitken son anda kaçmış kendini camdan dışarıya atmıştı.

Hiç vakit kaybetmeden Şebnem demlikten çayı döküp hızlı hızlı merdivenlere çıktı. Bir eliylede geceliğinin önünü kapatmayı ihmal etmedi.

"Sağolasan kızım o ses neydi ele".

"Pisik girmiş yenge bende bağırdım pencereden atladi".

"Aman kaba kaşığa batmadi hemi ".

Dudaklarını ısırdı Şebnem gülmemek için. Maraz Ali kedi olacak kadar küçük ve masum değildi.

"Yoh yoh ben hemen terliğimi fırlattım zaten ".

"Ey gızım hadi Allah canan sağlık vere get uyu sende sabah erken galhacaksam hemi gızım".

"Tamam yenge Allah rahatlık versin ".

diyip ayrıldı her iki kadında .

Şebnem odasına girip geceliğin önüne bir iğne taktı hemen.

Ardından yatağına Esma'nın yanına uzandı.

Ne kulaklarından ne de gözlerinin önünden gitmiyordu. .Maraz Ali'nin dediklerini yaşadıkları.

İçi kıpır kıpırdı sanki odaya sığamıyordu mutluluktan.

Bir sağa bir sola döndü oturdu. Tekrar yattı. Huzurla uyuyan Esmaya baktı.

Kapattı gözlerini Maraz Ali'nin gülen yüzü geldi önüne. Tebessüm etti dolu dolu. Açmadı gözlerini gitsin istemedi o görüntü. Gözlerini yummus ve bir daha açmamıştı taki Lüftü 'nün sesini duyana dek.

**

Maraz Ali mi oda eve resmen yavaş yavaş geldi. Hiç gitmek istemiyordu eve. Ama merak ederler diye gitmek zorundaydı.

Islık çala çala ilerledi evine doğru.

Kapıyı dilara açtı evin çalışanının kızı.

"Uyumadın mı sen daha cimcime ".

"Sınavım vardı ağam ona çalıştım".

"İyi bakalım Allah zihin açıklığı versin.

Ağam değil abi".

"Tamam abi ".

Odasına ıslık çala çala ilerledi Maraz Ali.

Önce güzel bir duş almış dilberini düşüne düşüne uykuya dalmıştı.

Sabah Şebnem Lütfü'nün o eşsiz sesiyle uyandı.

"Di gahın haydi inekleri muhtarın garisi mi sağacak .Haydi kime diyirem".

dedi Lütfü kızların odasının önüne bağırarak.

Saat daha altı idi.

"Vallah eşekten beş dakika önce doğmuş hele sese bah".

"Ele deme abla ya çarpılacayıh ".

dedi Esma gülerek.

Gözlerini devirdi Şebnem.

"Tamam emi kahtık ".

"Hadi ben inekleri sağim dışarı vurim sende ahiri süpür sütleri götür olurmu .".

"Of bugün sıra bende hemi".

"Yapacak bir şey yoh mecbur".

iki kizda hızlı hızlı kalmış bütün işlerini yapmıştı. Şimdi sıra kahvaltı yapmaya gelmişti. Sevilay hanım tandırı yakmış çay suyu koymuştu. Yumurta kayganası yapmak için tereyağı koyuyordu tavaya.

"Yengem sofra hazır alim mi çayı ".

"Al gızım içine çay at bende gelirem şimdi ".

"De haydi öldüm acımdan o kadar gari bi sofrayı koyamadız".

dedi Lütfü

"Bir türlü görmedim acından öldüğünü bunun ama 27 senedir de hep acından ölir".

dedi Sevilay hanım. Sesli güldü Şebnem duyduğu sözler üzerine.

Herkes kahvaltıya oturmuş son lokmalarını yiyordular.

"Ne yedim bee".

dedi lütfü.

"He az galdın tavayi yiyesen Lütfu".

"Lohmalarimimi sayirsen gari ".

"Yoh canım ele bişey mi dedim ".

Ortamın gerildiğini fark eden Şebnem söze girdi.

"Emi bugün saat 2 gibi elbise dikmeye gidecem dün kahya gadin dedi . Karşı köyün hanım ağasına".

"Ey saygısızlık etmek sahın dilende sahip çık . Maraz Ali ağaya rezil olmayak . Ne olsa onların misafiri. ".

Başını sallamakla yetindi Şebnem. Onun dilini suçu neydi canım sanki.

Hem o Maraz Ali 'ye zarar verecek bir şey yapmazdı.

Aradan biraz zaman geçmiş kızlar dışarda oturmaya başlamışlardı. Şebnem babasından yadigar kalan terzi çantasını yanına almış elindeki bardaktan çay yudumluyor dün olanları düşündükçe yüzünü tebessüm kaplıyordu.

"Hayırdır Şebom delirmedin inşallah ".

"O niye gız".

"Kendi kendine gülirsen de abla ondan".

dedi Esma Gülce'nin de ona katılarak gelmesiyle gülüştü kızlar.

Şebnem dudaklarınının içini ısırdı. Gülmemek için kafasını da kızların yüzünü görmeyeceği diğer tarafta çevirdi.

"Hadi gız anlat bir şey olmuş kesin".

"Vallah olmus Gülce abla şu surata bah kızardi".

Kızların susmayacağıni biliyordu Şebnem ama nasıl söyleyecekti bilmiyordu ki .

Hem daha kendi bile atlatamamıştı o heyecanı şimdi birdaha mı yaşayacaktı . Maraz Ali'nin yanına gidene kadar sakın olmayı başarmalıydı.

"Aşk olsun Şebo demek bizden sahlirsen ele olsun ".

dedi Gülce kırgın bir tonda. Biliyordu Şebnem onu bu sesine dayanamaz öterdi herşeyi.

"Tamam be anlatacam bölmeyin ama".

"Tamam tamam anlat".

"Maraz Ali-".

demişti ki Şebnem kapının önünde duran arabayla susmak zorunda kaldı.

Arabadan kahya kadın indi tüm asilliği ve sert yüzüyle. Siyah yazmasını başına dolamış kömür karası gözlerine daha kara etmek istercesine kap kara sürme çekmişti. Herkes bu kadının hayat hikayesini merak ediyor ama kimse sormaya cesaret edemiyordu.

Bu köyde kimse onun siyahtan başka bir renk giydiğini, taktığını hatta çok konuştuğunu bile görmemiş duymamıştı.

"Hoşgeldiniz " .

Dedi Şebnem hafif tebessüm.

"Hoşbulduk hazırsan gidelim ".

"Hazırım "

dedi neden erken geldiklerini merak etsede sormak istemedi. Ne kadar erken o kadar iyidi .

"Ey hadi bin Adem ağanın misafir olduğu konağa gideceğiz. ".

Şebnem kafasını sallamakla yetindi. Ve arka kapıyı açıp oturdu. Kızlara da el sallamayı unutmadı.

Yırtmıştı aslında bir yandanda kızlara dün olanları anlatmak zorunda kalmamıştı.

Araba dar uzun sokaklardan geçerek sonunda Büyük oymalı konağın önünde durmuştu.

Kahya kadının inmesiyle Şebnem de indi arabadan.

"Beni takip et "dedi

Kahya kadın Şebnem 'e bakarak .

Oymalı tahta kapıyı çaldı kahya kadın.

Elllili yaşlarda tonton bir kadın açtı kapıyı.

"Hoşgeldin kahya gadın buyur geç".

Küçük bir baş selamı verdi kahya kadın.

Onu ardından Şebnem girdi içeriye.

"Sende hoş geldin gızım".

"Hoşbulduk ".

dedi Şebnem tebessümle.

Buyrun salona Zümrüt hanım oradaki sizi beklir.

Solana doğru adımladı Şebnemle kahya kadın.

Tekli koltukta oturan Zümrüt hanım içeri giren kahya kadınla Şebnem de göz gezdirdi.

"Oturasın kahya gadın".

dedi Zümrüt hanım.

"Sen mi dikecahsan elbise".

"Evet hanımefendi ".

(Beğenemedi herhal haspam " dedi içinden.

"Eyi takip et beni diğer odada olacah herşey. ".

"Peki hanım efendi".

dedi Şebnem içi hiç ısınmadı bu kadına.

Etrafı kahverengi üzerindeki oymalar altın rengiyle çevrili koltuk takımı dikkatini çekmişti Şebnem 'in .

Çok gösterişli ve güzeldi. Yumuşacık gözüküyordu koltuklar.

"Ne durirsan geç içeri hadi".

Kadının sert sesiyle kaşlarını çattı Şebnem şimdi o yolun yoluk saçlarını yolacaktı onu istiyordu. .

Zaten içerdeydi oysaki . Odanın ortası doğru adımladı iyice.

Kadın eflatun renginde saten bir kumaş verdi eline.

" Bunu tam üzerime göre istiyorum üzerinde taşlar olsun nasıl yerleştireceğin sana kalmış . Ama hem şık olsun hemde beni zayıf göstersin ."

dedi..

Şebnem kadını nasıl zayıf göstereceğini bilmiyordu. Saten zor bir kumaştı bütün hatları ortaya çıkaracak bir kumaş türüydü . Ne yapacaktı hiç bir fikri yoktu ama denemeye denerdi.

"Bitti ".

"Hele şükür bitti bir saattir ölçü alırsen uyuşuk şey ".

Şebnem 'in artık sabrı kalmamıştı sadece kendisinin de değil. Evde çalışanların da . Sürekli bit memnuniyetsizlik sürekli bir ısrar.

Omuz bölgesine doğru bir iğne daha batırdı Şebnem .

"Ah ! Yavaş olsana be körmüsen ".

"Hanım efendi hareket etmesez görecamda sürekli millete laf yetiştirmekten yerizde duramadız dolayısıyla battı iğne ben neydim".

"Sus birde cevap verir hadsiz".

Kaşlarını çattı kahya kadın ne sanıyordu bu kadın kendini .Şebnem 'i ve diğer kadınları buraya eziyet etsin azarlasın diye getirmedi buraya

"Zümrüt hanım, hanımağa gibi davranın lütfen nerden geldiğizi unutmayın ki . Herkeste size saygı duymayı bilsin. Ben buraya ne size yardım için gelen kadınları ne kıyafet için gelen Şebnem 'i hakaret etmeniz için değil yardımcı olmaları için getirdim.

Sizde ona göre hareket ederseniz daha uygun olur ".

"Ne demeye çalışirsen kahya gadın".

"Ne anladıysanız onu ".

"Hadi Şebnem aşağı katta makine var ölçü tamamsa hallet. ".

"Tamam hanımım ".

"Hanımım mi kahya gadin o ".

"Benim için hanımım. Çünkü hanımım hitabını hak ediyor kendisi. ".

dedi Şebnem kadının mor rengini almış yüz şeklini görünce kahkaha atmamak için zor tutmuştu kendini.

Aşağı kata doğru yanındaki Elayla birlikle yürüdü.

"Kök söktürdi abla valla bu iki günde bize naglet gari ".

dedi Ela .

"Gız yüzünde meymenet yoh. 15 dk ya aldığım ölçiye bir saat dediya gadin".

"Hee . Ama nasıl batırdın iğneyi ".

"Şş aman duymasın kim görecek o şeytandan beş dakika sonra olmus surati. ".

"He valla ele Allah affetsin yüzü tam şeytanın vücut bulmuş hali gibi ".

Güle güle aşağı kata indi iki geç kız.

Yaklaşık yarim saatte Şebnem hem kesimi hem dikimi yapmıştı.

Şimdi sıra taşları yapıştırmaya gelmişti.

Eline aldığı silikonu çakmakla eritip elindeki küçüklü büyüklü taşlara sürdü. Elbisenin kol uçlarına, bel çizgisine ve boyun kısmında olacaktı bu taşlar.

Taşlar parlak ve güzel gözüküyordu.

Yarım saatte onlarda hallolmuştu. Sadece biraz daha kuruması gerekti.

İçeriye Ela geldi.

"Oo abla bitmiş valla helal olsun ne çabuk bitti. Bir şey istirmisen getirim mi .".

"Yoh canım sağol getirdiğin çaylar yetti.

Ama zahmet olmazsa bi su alıram sanki ".

"Ne zahmeti abla hemen getirirem".

diyip çıktı Ela. .

Şebnem ağıran ayaklarını kendine doğru çekti çoraplarını aşağıya doğru çekti.

Artık bembeyaz sütün bacakları diz kapağından aşağıya kadar açıktı.

Gelen seslerden Ela'nın geldiğini anladı.

Hiç oturduğu şekli bozmadı taki ıslık sesini duyana dek.

"Vay vay vay bir ceylan varmışta burda benim haberim yohmuş. ".

dedi Kenan ağzının suyu aka aka. Karşındaki kız bu zamana kadar gördüğü bütün kızlardan daha güzeldi.

Bu kızın tadına kesin bakmalıydı.

Şebnem hemen çoraplarını yukarıya çekip kırmızı elbisenin eteğini indirdi.

Ağzının suyu aka aka bakan bu adamı hiç gözü tutmamıştı.

"Ne bahirsen lan defol git buradan. Ne işin var burda. ".

'Şş sakin ol güzellik biraz eğlenelim fenamı . Hem seninde canın sıkılmıştır burada. ".

Dedi Kenan adımlarını Şebnem 'e doğru atarak.

"Gelme diyirem sene poh mi var gelirsen. ".

İçine bir korku doldu Şebnem 'in karşısında ki adam Maraz Ali kadar olmasada iri yarıydı.

Üzerini yokladı babasının yadigar çakışı belindeydi .

Kenan adım adım yaklaştı karşısında ki ürkek ceylana doğru. Bu zamana kadar ona karşı çıkan hiç kimse olmamış aksine üstüne atlamışlardı hep.

Ama bu kız öyle değildi içindeki elde etme hırsı daha da kabardı.

Şebnem kendisine doğru adeta bir aç köpek gibi bakıp adımlayan adama korktuğunu belli etmemek için güçlü durdu. O kendine asla dokundurmazdı

bundan emindi .Belindeki çakıyı çaktırmadan açıp elbisenin kol cebine doğru itekledi.

Kenan ara ki mesafeyi kapatıp Şebnem 'in kolundan çekip kendine doğru çekti.

"Çek ellerini orusbu çocuğu ".

Bu tabire kızması gerekirken Kenan kahkaha attı.

"Vay asi ve küfürlüyüz severem severem".

"Çek diyirem elin yohsa olacahlara karışmam ".

"Ne yapacaksan ".

diyip göğsüne yasladı Şebnem 'i Kenan.

Şebnem Kenan'ın onu göğsüne çekmesine dayanamadı daha fazla.

Ona yaklaşacak tek bir kişi vardı. Oda Maraz Ali'ydi . Evet Maraz Ali 'ydi .

Şimdi burda olmasını ne çok isterdi.

Beline doğru inen kolla deliye döndü adeta Şebnem.

Kolundaki çakıyı eline doğru getirip Kenan'ın yüzünün sol tarafına uzunca bir çizik çekti.

Kenanın sesine hiç kimse gelmemişti. O kadar mı ses duyulmayacak bir yerdi.

Şebnem hemen kenarda duran elbiseyi alıp yukarıya doğru koştu.

Kalbi hiç olmadığı kadar korkuyla çarpıyordu..

Ela geldi elinde suyla. Şebnem bir şey demeden suyu dikti kafasına. Dili damağı kurumuştu resmen.

"Abla kusura bakma bırakmadı bir türlü o deli kadın. Ne oldu elin hep kan

hih abla o çakı ne".

Kendini toplamaya çalıştı Şebnem ama olmadı toplayamayadi kendini.

Kahya kadın geldi o sırada yanlarına.

Şebnem hemen kendini kahya kadının kollarına attı. Hıçkıra hıçkıra ağlamak istedi ama yapamadi. Eve gidince içi çıkana kadar ağlardı. Şimdi güçlü durması gerekti.

Ne olduğuna şaşırdı kahya kadın. Yıllar sonra ilk defa birisi ona sarılıyordu.

Oda sarılınmayı hak ediyordu demek ki.

"Ne oldu gızım sakin ol hele anlat bana".

dedi kahya kadın sevecen bir sesle.

" Ba -bana saldırdı ya orda bana birşey

olsaydı ya ben engel olamasaydım ".

dedi Şebnem nefes nefese kalmış bir halde.

"Ne ! Kim saldırdı sana. ".

Gözleri ve elleriyle her yerini yokladı kahya kadın Şebnem 'i.

"Bir şey yaptı mı kolladın mi kendini ".

"Yapamadı engel oldum ".

dedi Şebnem dolu olan gözlerini elinin tersiyle silerek. Ağlamanın sırası değildi.

Kahya kadın merdivenlerden yukarı çıkan Kenan 'ı gördü . Gözlerini ateş kaplamıştı kahya kadının.

Yüzündeki çizikten akan kanlar Şebnem 'in eseriydi demek ki .Sırıttı hak etmişti bu köpoğlu.

Zümrüt hanım salına salına geldi .

"Ne olir burda ses şamata ahir mi sandız burasini".

dedi. Gözleri oğlunu görene dek kibirli bir gülüş vardı dudaklarında.

"Hih oğlum! Ne oldi yüzüne kim yaptı hangi fahişe".

"O kadar ey tanımıyorsunuz ki oğlunuzu hangi erkek yaptı değilde. Kendi oğlunuzun şerefsizliğini milletin iffetli kızına iftira atarak kapatirsiz".

"Sen çok oldun ama kahya kadın ha itlere attırırım seni gendine gel!".

"İtlere atılacak biri varsa oda bu sizin şerefsiz oğlunuz. Aç bir köpek gibi saldırmaya kalktı bana. ".

dedi Şebnem yüksek tuttuğu sesiyle

.

"Seni sürtük buraya gelsin geleli bi haller edalar demek bunun içindi ha! Nasıl oğluma iftira atarsın".

diyip elini kaldırdı tokat atmak için Şebnem 'e. Oysa hiç beklemediği bir şey oldu.

Şebnem. Zümrüt hanımın elini tutmasıyla sol yanağına bir tokat geçirdi.

"Yazık size iffetsiz, ahlaksız yetiştirdiğiz oğlunuzdan utanmak yerine benim için ahlaksız kelimeler kullanirsiz tü size utanın halızdan".

Zümrüt hanım için acıyan yanağı daha da önemliydi duyduğu sözlerden

.

Elini tekrar kaldırmıştı ki bu defa kahya kadın tarafına tutuldu eli. Ve sertçe geriye savruldu.

"Ne olir burda bu ne hal bir gün de rahat dur be Allahın belaları. Gene ne yaptın lan it".

dedi Adem evi inleten sesiyle.

"Bu şırfinti oğluma saldırmış ne olacak".

"Kes sesini lan kadın. Ne utanmaz bir Kadınsın sen anamı dinlemediğime bin pişman ettin beni . İt oğlun bilmirmisen ".

"Hakkın helal et gızım sen merak etme bu iti bir daha yakınında göremezsen. Bu olanlarda aramızda kalır. Sesini eyki çıharttin ananın babanın elinden öperem . Ücreti kahya kadın verir sene.

Bu it oğlumun hesabı bende artık onun hali hal değildir.".

"Sen ne dersin bey nereye gidecah benim oğlum ".

"Rahat dur gadın !dilin kes otur bu mesele duyulursa gendin baban ahırında bulur farelerde ahırda yatarsan. Kes sesin otur oturduğun yerde".

Dilini kesmişler gibi lal oldu Zümrüt Hanım.. o babasının evine dönemezdi kabul bile etmezlerdi ki onu. Hem o bu lüks hayatı bırakıp gidemezdi baba evine. Sustu tek kelam dahi etmedi.

"Yürü lan it".

Dedi Kenan 'a bakarak Adem ağa .

Önüne düşen Kenan'ın ensesinden tutarak kapının önüne attı.

"Şeref bu iti götürüp Civan ağaya verin .Eti senin kemiği de senin dedi ağam de".

"Emrin olur ağam ".

dedi Şeref.

Oysaki Kenan gitmeycekti ne yapıp edip o kızı alacaktı onun olacaktı o kız.

Yola koyuldu Kenan la Şeref.

Şebnemse yürüyerek gitti kahya kadınla geldiği yolları. Arabaya binmek kimsenin yüzünü görmek istemedi.

Onun tek derdi bir an önce eve gitmekti. İçi çıkana kadar ağlamaktı.

Uzun dar yolları geçti. Yaşadıkları unutmak istedi. İyikide babasının çakısı

yanında idi.

"Şükürler olsun sana Allahım senin varlığına şükürler olsun. İçime verdiğin bu cesaret ve beni koruduğun için şükürler olsun sana. ".

dedi Şebnem.

Kahya kadın yanında yürüyen genç kiza baktı gözleri dolu dolu .

"Keşke "dedi kendi kendine" keşke bir zamanlar benimde sesim duyulsa bende kendimi böyle koruyabilseydim ".

İçini çekti elleri karnını buldu gözleri doldu. Şebnem hemen yanından gelen içli sese döndü. Kendide hep böyle içli içli sessiz sessiz ağlardı.

Hiç konuşmadan sarıldı kahya kadına.

Yol ortasında ikiside gözleri ağlamaktan yanana kadar ağladı.

"Tamam ağlama artık geçti. Hem sen çok güçlü bi gadınsan kahya gadın ağlama gözleren yazık ".

Dedi burnunu çekerek.

"O zaman sende ağlama sende çok güçlü bir kızsın. Seninde gözlerine yazık. ".

Güldü İki kadında bir anda.

"Sende hep gençliğimi gördüm ben Şebnem. Ama birşey var ki sen benden daha güçlüsün ".

"Vay o kadar güçlümüyüm senin gözünde öylemiyim, senin gibi miyim ".

"Deli kız hadi yürü bugün olanları unut . Ama güçlü durduğunu asla unutma hep kendini savun ama istemediğin bir söze ,bakışa dokunuşa asla izin verme . Tıpkı bugün vermediğin gibi ve kendinle gurur duy. ".

"Tamam seninle konuşmak bana çok iyi geldi. Bugünü unutmam çünkü bugün kadının gücünü o it oğlu ite gösterdik ".

İki kadın son kez sarıldı ve yolları ayrıldı. .

Şebnem eve gelmişti. Evde kimseyi görmedi. "İnekler gelmiştir kesin "

dedi ve odaya girip biraz uyumak istedi Gözünün önüne gelen görüntülerle midesi bulandı. Hemen gidip sobanın üstündeki kazani ve güğümü alıp banyoya ilerledi.

Kollarına değen o iğrenç ellerin değdiği her yeri kızarana kadar keseledi. Ağlamadı o başarmıştı kendini korumuş o ite büyük bir iz bırakmıştı. Banyodan çıkıp odasına doğru adımladı biraz uyusa iyi olurdu. Terzi dükkanına sonra giderdi Saat daha erkendi . Bugün yaşananlar hem çok korkutucu hem yorucuydu.

Maraz Ali'yle buluşmasınada daha vardı.

"Abla uyansana abla ".

"Ne oldi gızım yav ".

"Abla kusura bakma uyandırmazdim ama babam geldi çaydan istir".

"Saat kaç ?".

"Bir buçuğa gelir abla".

"Anam gız o kadar uyumuşmuyam ".

"Ohoo biz inekler gelmişti onları bile geri götürdük sen hele uyurdin ".

"Dur hele çayı yapım işim var dükkanda. ".

Şebnem acele acele çayı yapmış amcasına vermişti.

Hemen üzerine beyaz gömlek siyah bir etek giyip kırmızı oyali siyah bir yazma örtmüştü. Siyah yeleğinide giyip koşar adım çıktı odadan.

"Ben çıkıyorum Esma yarım saate gelmezsem gel sende olurmu ".

dedi . Maraz Ali den korkusu yoktu. Hiç te olmamıştı . Ama köyden birileri söz etmesin diye onada gel demişti.

Yolda hızlı hızlı yürüdü Şebnem daha fazla geç kalamazdı.

"Ne diye o kadar çoh uyudun ki he.

Daha oraya gidene kadar sakinleşmedin bile".

"Anamm gız çoh heyecanlıyam".

dedi kendi kendine.

15 dakika içinde terzi dükkanının varmıştı.

TERZİLERİN ŞEBNEM

yazısını gördüğünde her zamanki gibi içi kıpır kıpır oldu. Babası o doğduğunda bu tabelayı yaptırmış "burası hep gızımın gızımın kalacak"

demişti

Kapıyı "bismillah ".

Diyip açmıştı Şebnem.

"Selamın aleyküm "

dedi içeriye sağ ayağıyla adım atarak.

Annesi hep derdi eve veya dükkana girince" önce selam ver içerideki meleklere, sonra da sağ ayağınla gir emi yavrum ".

Şebnem her zaman olduğu gibi annesinin dediklerini yapmış öyle girmişti dükkana..

Sağına soluna baktı gelen giden yoktu.

Arkasını döndü masanın üzerinde duran kumaşları yerleştirmek istedi. Sertçe kapanan kapıyla yutkundu Şebnem.

Kapıyı zaten kapatmışdı oysa.

Maraz Ali mi geldi diye düşündü.

O gelmiş olsaydı kendisinden önce derince soluduğu nefes sesi ve kokusu gelirdi.

Kim di bu o zaman. Yavaşça arkasını döndü gördüğü kişiyle ağzındaki tükürüğü bile kurudu.

"Bu bu nasıl olur ne işi olur burada bu itin! ".

diye fısıldadı sessizce.

"Ne beni gördüğüne pek mutlu olmuş gibisin. Biliyorum saklama o güzel gülüşünü hadi sabah yarım kalan işi tamamlayalım..

dedi Kenan ortaya serdiği pis gülüşüyle.

"Sabah bıraktığım iz çok yahışmış sene.

Ben tam bir orusbu çocuğuyam diyir!".

dedi Şebnem dişlerinin arasından tıslayarak.

"Emin ol benim bırakacağım iz senin için daha da kalıcı olacak. Öyleki seni baba mahkum bile kılacak. "

"Şerefsiz sen gendin ne sanirsan!".

"Şşş sessiz ol bak biz bizeyiz bir olabiliriz. Ses yapıp birilerini başımıza toplama!".

dedi Kenan sesini sonlara doğru yükselterek.

Eteğini yokladı gizlice Şebnem . Her zaman koyduğu çakı yerinde yoktu. Doğru ya sabah bu ite kullanmış sonrada yerine koymayı unutmuştu.

Masanın üzerinede baktı makas da yoktu, tam zamanını bulmuştu imi simdi ne olacaktı!.

Ona doğru sert adımlarla gelen Kenan'a baktı bu adamla nasıl baş edecekti içindeki korku sabah ki korkudan bambaşkaydı.

"Keşke keşke Maraz Ali gelse ne olur Allah'ım ne olur gelsin ".

diye dua etti içinden bu korku bu durum bambaşkaydı. Bu adam Maraz Ali kadar olmasada oda uzun ve iriydi.

Tekrar aynı şeyleri yaşamak istemedi. Hayatında bu kadarkorkmamış olabilirdi.

Daha o Maraz Alisine cevap verecekti.

Alnından öpecekti daha Maraz Ali onu.

Maraz Ali'ye tertemiz gitmek istiyordu bunu kendine yapamazdı Maraz Ali 'ye de yapamayacağı gibi.

Kenan seri adımlarla gelip hızla yanaşmak istedi Şebnem 'e ama ne ara ortaya çıktığını bilmediği bir adam onu hızla duvara çarmış,dengesini bozup düşmesini sağlamıştı.

"Hih Maraz Ali sen burdamıydın".

Maraz Ali hiç göz göze gelmedi dilberiyle. Gelirse dayanamazdı sinirinin geçmemesi gerekti.

"Soyunu sopunu siktiğimin piç kurusu sen kim oluyorsun orusbunun dölü. Seni liğme ligme doğamazmıyim ben şimdi. ".

Diyip yumrukluyor duvardan duvara vuruyordu. Kenan'ı.

Arka camdan girdikten sonra duyduklarıyla deliye dönmüştü adeta.

Ne demekti bana ait olmak zorunda kalacaksın.

Artık ne gözleri görüyor nede kulağı duyuyordu Kenan'in . O kadar duvardan duvara vurulmuş tekme yumruk yemişti ki . Tek hissettiği gözünün patladığı kulağının duymadığı ve kafasından oluk oluk akan kandı.

Hayatının son demlerine geliyordu sanki. Biraz baba sevgisi anne sevgisi görmüş olsaydı sevgiyi başka kadınlarda koyunlarında aramazdı belkide. Hastalıklı ruhunun tesellisiydi her halde bu.

Göğsüne yediği sert tekme sonu olmuştu sanki. Öyleki kaburgaları kırılmış nefesini kesmişti. Ağzından akan kıp kırmızı kanda cabasıydı. Sonunu hep biliyordu ama bu kadar yakın olduğunu tahmin etmiyordu.

Şerefin elinden kaçarken çok başka hayallerle gelmişti buraya. Ama şidmi bambaşkaydı.

Maraz Ali durmamış yerde boylu boyunca yatan adamı tekmelemeye devam ediyordu.

"Dur artık Maraz Ali ne olur ölecah bak bir şey olmasın ne olur Maraz Ali sana birşey olmasına dayanamam".

dedi Şebnem ağlayarak.

Maraz Ali duyduklarıyla olduğu yerde hareketsiz kaldı. Ona bir şey olmasına dayanamazmıydı dilberi canına kurban olurdu dilberinin.

Maraz Ali yönünü Şebneme döner dönmez Şebnem sanki bu anı bekliyormuş gibi hızla Maraz Ali'nin kollarının arasında yerini aldı.

Maraz Ali'nin hızlı hızlı inip kalkan göğsü onun hızlı soluklarına karışmıştı.

Maraz Ali sıkı sıkı sardı Şebnem 'i.

Güven veren kendinden emin sesiyle konuştu Maraz Ali .

"Şş sakin ol ağlama ben burdayım. Korkma yanındayım hep yanında olacağım merak etme . Sen git desende gitmem ".

"Korkmuyorum sen yanımda olunca korkmuyorum . Ve git de demem sana insan ruhuna can suyu olana git der mi ".

Duyduklarıyla gözünden bir damla yaş süzüldü Maraz Ali'nin. Hayatında iki kez ağlamış adam şimdi günlerce gönlünü yakan kadının sözleriyle gönül buzları çözülmüş gözünden akar olmuştu. Üçüncü kez ağlıyordu ama bu defa mutluluktan.

"Seni bana sevdirenede, beni sana sevdirene gönlüne koyanada, beni yar diye kabul eden sanada o küçük kalbine de kurban olurum ölürüm, ölürüm!".

dedi Maraz Ali kollarını daha sıkı doladı Şebnem 'e başına bir öpücük kondurdu.

"Maraz Ali "

dedi Şebnem küçük bir kız çocuğu gibi nazlı nazlı.

"Söyle Maraz Ali'nin dilberi söyle Maraz Ali'nin gönül sadakası".

Yüzünde güller açtı gönlüne bahar geldi Şebnem 'in . . Biraz önce olanlar hiç aklına gelmedi.

"Biraz eğilsene "

dedi cilveli cilveli.

"Yapma öyle gözünü seveyim kendime engel olamıyorum banada acı e insaf ."

"Bişe yapmirem ki hem niye eğilmirsen".

"Tamam tamam hemen de bi carla".

"Kim carlir sen mi ".

"Al hadi al eğildim ".

Şebnem Maraz Ali eğilmiş olsa bile ayaklarının ucuna basarak yükseldi.

Maraz Ali'nin tam iki kaşının ortasına kocaman bir buse kondurdu. Maraz Ali gözlerini kapattı istemsizce . Çekmedi dudaklarını Şebnem. Maraz Ali Şebnem 'in belindeki ellerini daha sıkılaştırdı Şebnem düşecek gibi olduğunda beline hafif destek verip Şebnem 'in kendi ayaklarına basmasını sağladı.

"Artık sende benim helalim oldun Maraz Alim ".

Maraz Ali hangi söze ölsün hangi sözle hayat bulsun bilemedi. Bu kadın onun sonu olurdu. O kadar teröristin öldürmediği kendisini dilberi sözleriyle

öldürür, öpmesiyle hayat verirdi ona.

"Böyle ölmeyede yaşamayada can kurban "

dedi Maraz Ali.

"Artı bende senin helalinim Maraz Alin sana gurban olsun. Yoluna eş yuvana nefes olsun ".

Sıkı sıkı sarıldı Şebnem Maraz Ali 'ye.

Kapı açıldı birden .

"Hihh ne oldi burda buda kim .Abla abla eymisen ".

dedi Esma korkmuş bir sesle.

"Hay sikeyim unuttuk bu iti . Nasıl aklımı başımdan alıyorsan.".

"Alirem hemi".

"Abla".

dedi Esma bir kez daha Maraz Ali'nin cüssesinden göremiyordu Şebnem'i. Kapının ağzında olduğu içinde sesler gelmiyordu kulağına.

"İyim ben Esma korkma".

dedi Şebnem güven veren sesle.

Derin bir nefes aldı Esma

"Oh çok şükür çok korktum.

Maraz Ali kenara çekilip

"Ben bu iti hallederim sizde eve gidin buralarda durmayın. Burayı da merak etme ben hallettiririm Mustafaya".

Başını salladı Şebnem sadece.

"Ona bir şey yapma olurmu ".

"Hadi gülüm eve gidin . Bu itide bana bırak sen orasını düşünme. ".

"Tamam Marazım öyle olsun".

dedi Maraz Aliye göz kırparak.

"Ohaa abla".

"Ne gız yürü ağzında gapat".

Dedi Şebnem ona ağzını sonuna kadar açmış halde bakan Esmaya bakarak.

Dükkandan çıkmadan önce bir tekmede o vurdu yerde yatan Kenan'a. "Allah belanı versin it herif".

diyip çıktı dükkandan.

Maraz Ali Kenan 'ı orda olan kumaş parçalarına sarıp sırtına aldığı gibi dere boyuna doğru yol aldı. Onunla uzun bir işi vardı.

Yol boyunca Esma her şeyi sormuş. Şebnem her şeyi tek tek anlatmıştı.

Esma önce ağlamış sonra ablasına sıkı sıkı sarılmıştı.

"Vay be enişteme bak bee helal bee ".

"Sus gız kimse duyacah şimdi. ".

Eve yaklaşmalarına az kalmıştı .

Şebnem dilindekileri söze döktü.

"İnşallah Marazım başına dert almaz".

"Aman be abla korkma eniştem bilir ne yapacağıni sen takma kafana üzülmede".

Diyip içeri girdiler. Bugün olanlar birbitmek bilmiyordu.

O sırada Lütfü kahvede başını şişirmekte olan adamı dinliyordu.

"Lütfü unutma gardaş ahşam sizdeyıh .

Bah he dedin hayırlı bir iş için gelecez ha ".

"Tamam dedik ya Yunus söyleyip durma. Hem hele garar vermedim ben

sık boğaz etme beni !".

Kahvede sıkılan Lütfü eve doğru ayaklandı. İyice sık boğaz etmişti bu adam onu. Hayırlı zengin bir adamdı adam,hem inekleri koyunlarıda çoktu iyi bakardı.

"Ee bizede faydası olur hele bi eve gelsinler de bakahırız".

dedi kendine kendine.

Eve yaklaştı yüzündeki derin gülümsemeyle ne de olsa artık zengin bir adam olacaktı.

Kızlar çoktan

Eve gelmiş kadınlarını doyurmuş mutfakta çay içiyordular. Bugünün ne bitmez gün olduğunu konuşuyordular ki kapı çaldı.

"Ben açarım ".

dedi Esma bir anda oturduğu yerden kalkarak

Kapıyı çaldı gülen yüzüyle kapıyı Esma açtı.

Mutfakta çay içen Şebnemle eşine döndü. O sırada Esma da girmişti içeriye.

"Hazırlık yapın hele ahşama misafir var gız istemeye gelecahlar".

Elindeki bardağı dudaklarına götüremeden eline döküldü Şebnem'in o an elini acısı bile umrunda değildi.

İlk defa istenmiyordu daha öncede çok isteyen olmuştu ama,neydi bu içinin acısı . Amcasının gülen yüzümü yoksa onun yüzünde gülücükler açtıran bir adamın olmasımıydı.

Ortamda buz gibi bir hava esti. Zira iki genç kızında kanı soğuk akıyordu.

Ne demek kız istemeye geleceklerdi.

Hangi kız kimi istiyordular. Hemde bu akşam mı?.

"Ne beklirsen gız orda geç içeri!

Ana gile yardım et çabuk işleri bitsin".

Cevap veremedi Esma olduğu yerde kaldı.

Cevap vermek için yerde olan bakışlarını kaldırdı kaldırmasına ama babası ortada yoktu.

Ne olacaktı şimdi onun hayallerindeki adam bambaşkaydı başkası olamazdı. Olmamalıydı.

Şebnem de ise durumlar bambaşkaydı o Maraz Ali gelecek sanıyordu ama işler öyle değildi. Maraz Ali 'yi bekleyen askeri bir görev vardı.

Veee bölüm sonu beklediğinize değdi benceee

Oy ve yorum yapmayı unutmayın.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.