Etrafımda herkes dünyaya gideceğimi öğrenmiş ve benim için endişeleniyordu. Bu durum benim biraz komiğime gidiyordu. Dünya çok tehlikeli bir gezegen olarak biliniyor. Ama tehlikeli olan gezegen değil insanlardı sadece onlara dikkat etmeliydim. Artık dünyaya gitme vaktim gelmişti beni ilk yolculuğuma uğurlayacak kişi yücelerin görevlendirdiği Pera’ydı dakikalardır bana öğütler veriyordu pera benim yüzlerce yıllık dostum. Sonunda öğütleri bitince beni dünyaya gelip gitme hakkında bilgilendirdi…Ve artık dünyadayım. Etrafımda kocama, insanların doğayı yok edip inşaa ettiği binalar vardı. Kanadımı ve bilgeliğimi temsil eden uzun saçlarımı kontrol ettim. Kanadım yoktu. Yüzüm düşmüştü kanatlarım oldukça güzel ve büyüktü ama pera dünyada kullanamayacağımı söylemişti. Saçlarımda omuzumdaydı dünyada dikkat çekmemek için insanlar gibi olmuştum üstümde benim elbisemden daha çirkin bir elbise vardı ama daha hafifti bunu sevmiştim. Burası düşündüğüm gibi yeşillerle dolu masmavi olan bir gezegen değildi etrafta çok hızlı geçen insanların ışınlanma aracı vardı. Işınlanma araçlarına araba deniliyormuş çok basit geliyordu kulağa. Binbir parçadan araba yapan ırkın ışınlanmayı bulmaması imkansızdı. Yanımdan geçen bir kadın omzuma çarparak geriye sendelememi sağladı. “ hey gözlerin ne işle meşguldüde beni görmedin.” laflarımı kadın duymamış hatta beni görmemişti bile. Peranın sözleri aklıma geldi ‘elli listendeki kişiler hariç seni başka bir insan göremez, duyamaz’ demişti. Perayı dikkatle dinlemediğim için kendime bir kere daha kızdım. Artık işime odaklanmam gerekiyordu. Listenin başındaki Kerem’in hayatını incelemeye başladım. Türkiye’de doğmuş hayatı boyunca yaptığı tek iş kuryecilik. Geçim kaygısı, stres, yaşama karşı mücadele vermiş biri, ve 23 yaşında tek hayali kendine ait bir ev. Bu genç adam oldukça dertli görünüyordu. Ona yardım etmek için sabırsızlanıyordum. “Nekadar geç geldiğinin farkında mısın? Soğumuş bu yemek. Bu yağmurda çıkıp ben alıp gelseydim daha hızlı olurdu.” Şuan sipariş sahibinin kapısının önündeydik ben merdivenlerden onları izliyordum. Kerem mahçup bir ifade ile “ Gerçekten üzgünüm efendim motor yağmurdan ötürü kaydı gördüğünüz üzere.” Dedi gerçektende üzerinde kirli kurye yeleği pantolundan akan damlalar durumu apaçık gösteriyordu. “ bahaneler, bahaneler “ diyerek kadın kapıyı keremin yüzüne kapattı. Kadın ya kördü, ya da gerçekten çok kötü biriydi. Kerem üzgünlüğünden beni fark etmemişti. Evin önüne çıkıp kaldırımda yağmurun altında sessizce oturdu. Beni fark etmesi için yanına oturdum. Beni hala fark etmemişti galiba bu durum onu çok etkilemişti cebindeki son 20 tlye baktı uzun uzun. Dayanamayarak “ sanırım zor bir gün olmuş “ dedim yanında oturduğumu fark ettiğinde şaşırdı ama şaşkınlığı çok kısa sürdü. “Çok “ kısa bir süre sessiz kaldı ve ardından “ insanlar biraz anlayışlı olsa keşke. Bazen bizim de insan olduğumuzu unutuyorlar.” Dedi nedemek istediğini az çok anlamıştım. ”asıl nedeni bu mu peki, hüzününün kaynağı?” Mavi gözlerini üzerime çevirdi “tabiki hayır insanların tek derdi olmaz. Sana bir şey söyliyim mi? “ kafamı evet anlamında aşağı yukarı salladım. “ birine derdini sorduğunda sadece birinden bahseder. Ama insanı umursuzluğa ve hüzüne sürükleyen birden fazla şey vardır. O yüzden birine derdin ne diye sormam. Dertlerin ne diye sorarım kimisi anlamaz kimiside anlarmış gibi gözkür. “ dedi söyledikleri ufkumu biraz daha açtı. İnsanlardan da bişeyler öğrenebilmek garip hissettirmişti. Yutkunup “ dertlerin neler?” Sorum yüzünü güldürmüştü. “ geçim sıkıntısı hepimizin aslında ortak derdi değil mi? “ bu derdi bilmediğim için pek söyleyebileceğim bir şey yoktu. Ama yinede onlar gibi düşünmek istedim. “ farklı bir iş yapmak aklına daha önce geldi mi?” Alaya alır gibi güldü “ sen daha dünya ile tanışamamışsın küçük hanım” dünyalı olmadığımı nasıl anlamıştı? Açık mı vermiştim? Yoksa sadece kelime oyunu mu yapmıştı. “ evet daha tanışamadım dünya ile senin gözünden tanıtırmısın bana dünya yı?” “ Dünya oldukça acımasız annem ve babam başka bir şehirde ben buraya okumaya gelmiştim ancak şartlar uymadı okulu bıraktım annemlerden aldığım harçlığı artık istemedim anneminde paraya ihtiyacı vardı. Çalışmaya başladım harçlığımı çıkarmak içindi ilk önce daha sonra kira için çalışmaya başladım maaşımın büyük bir kısmı kira faturaya gidiyor. Elimede pek bir şey kalmıyor açıkcaksı.” Dedi elindeki 20 liraya gülerek hikayesi oldukça hüzünlüydü ve benide derinden etkilemişti. Böyle durumlarla karşılaşmazdım kira ve fatura derdim de yoktu. “Ama bu durumu değiştirmeye karar verdim. Okula başladım tekrardan okuyup bir memur olmak istiyorum ama şimdide kitap parası derdi oldu.” Dedi bu çocuğun yüzü acaba ne zaman gülecekti. “ Peki şuan ne olsa hayatın için dönüm noktası olurdu” galiba biraz zam fena olmazdı“ dedi gülerek ve anlındaki teri silip saattine baktı “ şuan kalkmassam zam alacak bir işim de olmayacak.” dedi ve ayağa kalktı bende onunla beraber ayağa kalktım “ çok teşekkür ederim birazda olsa içim rahatladı şeyy… ismin neydi?” uzattığı elini tuttum “ ell…” insanlara gerçek ismimi söylemek beni tehlikeye atabilir diye düşünerek ismimin devamını getiremedim. “ Ela mı, memnun oldum ela umarım sende gerçek dünya ile karşılaşmak zorunda kalmazsın” dedi elimi sallayarak. “Bende “ daha fazla beklemeden hızla motoruna binip yanımdan ayrıldı Ne garip bir selamlama şekliydi. Ellerimi birleştirip konseye seslendim “ sayın yüceler dünyadaki ilk tanıştığım Kerem ile ilgili dileğim maaşına zam ve test kitabları.” ☆ Kendi yuvamdaydım kanadıma ve saçıma kavuşmuş keremin Dünyadaki halini izliyordum. Sonunda eve gelmiş annesine zam aldığını anlatıyordu. Oldukça sevinmişe benziyordu. Ve kapının önündeki duran test kitaplarıda onu bozguna uğrattı. Kitapaların üzerindeki ona yazdığım yazıyı okudu “ bilgi paylaştıkça güzelleşir… ela “ o kadar çok sevinmişti ki evini nereden bulduğumu bile sorgulamadı. Ama beni şaşırttı. Çünkü test kitaplarının bazılarını ev arkadaşıyla paylaştı. Test kitabı alacak parası yoktu ama yinede iyilik yapıyordu. İşte insan oğlunun bir garipliği daha.
Bölüm 2
1. Bölüm Test kitabı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.