"Tam o sırada,odanın kapısının dışından çok hafif,neredeyse duyulmayacak bir tırmalama sesi geldi. Sanki biri kapının önünde duruyor ama içeri girmeye cesaret edemiyordu. Harry kaşlarını çatıp asasına uzandı." Kim var orada?"diye seslendi sertçe.
"Ses gelmedi sadece zemine bırakılan ağır bir şeyin "tık" sesi duyuldu. Ron kapıyı hızla açtığında koridor boştu ama kapının tam önünde, dün gece Draco'nun pervaza bıraktığı o kristal iksir şişesi ve yanında buruşturulmuş bir not duruyordu.
Ha-"Notu aldım ve açtım."
"Bilmiyordum. Yemin ederim ki bu kadarını bilmiyordum.."
Ha-"Bu draco'nun işi ron."
R-"Ah,ciddimisin yine mi o.!"
Ha-"Kapıyı sinirle açtım ve yürüyerek elimdeki notu hızlıca yırtmıstım."Draco!! Dedim ve elimdeki notu hızlıca fırlattım,sakın bir daha teresa'ya yaklaşma ve o buruşmuş aptal notlarını gönderme.!!"
"Harry'nin kağıdı parçalayıp suratına fırlatmasıyla Draco olduğu yerde çakılı kaldı."
"Parçalanmış not kağıtları, o meşhur sarı saçlarının arasından süzülüp yerdeki tozlara karışırken Draco tek bir kelime bile etmedi.
"Normalde olsa o iğneleyeci laflarından birini söyler, babasından bahseder ya da Harry ile alay ederdi; ama bu kez sadece durdu.
"Gözleri yerdeki o küçük, yırtık kağıt parçalarına takılı kalmıştı.
Harry, arkasına bile bakmadan senin yanına dönmek için koridorda hızla uzaklaşırken, Draco yavaşça dizlerinin üstüne çöktü.
"Bla-"Boşver o kızı Draco, gel gidelim" diyen sesini duymuyordu bile. Titreyen elleriyle yerdeki yırtık parçalardan birini aldı. Üzerinde sadece" Bilmiyordum" kelimesinin bir kısmı kalmıştı."
"Sen ise odanda, şöminenin başında başında öylece oturuyordun."He- sana sıcak bir çay uzatırken Harry içeri girdi, elleri hala sinirden titriyordu.
"Halledildi," dedi harry sesi hala öfkeli ama sana karşı yumuşacıktı. "Notu suratına fırlattım. Bir daha sana yaklaşmaya cesaret edemez. O iksir şişesini de koridorda bıraktım,dokunmadım bile.
"Ron, Harry'nin bu kararlı tavrına onaylayarak başını salladı. "Hak etti. Tüm okul onun ne kadar aşağılık biri olduğunu gördü. Ama Teresa...sen nasılsın.? Yani annenin haberi..
Biz bunu gerçekten bilmiyorduk,çok üzgünüz."
T-"İyiyim dedim aşşağıya bakarak."
"Tam o sırada, pencerenin pervazına gri, asil bir baykuş kondu. Ayağında hiçbir not yoktu,sadece ağzında senin en sevdiğin ama Hogwarts bahçesinde bulması cok zor olan küçük, mavi bir çicek tutuyordu. Baykuş çiçeği usulca pencerenin önüne bıraktı ve gecenin karanlığına doğru süzüldü.
"Harry kaşlarını çattı."Bu da neyin nesi? Malfoy'un baykuşu değil mi o?
"Hermn yaptığı kahve ile biraz yumuşamıştım teşekkür ederim size ne kadar teşekkür etsem az olur dedim ve kafamı eğdim."
Ha-"Teşekkür etmene hiç gerek yok, Teresa,"
"Herm-Elini şefkatle omzuna koyarak." Arkadaşlar bunun içindir. Senin omuzlarındaki bu yükü tek başına taşımana izin vermeyiz."
"Harry, pencere kenarındaki o mavi çiçeğe Draco'nun baykuşunun gittiği yöne kısa bir bakış fırlattı."Senin biraz dinlenmen lazım,"
"Sen kahvenden bi yudum alırken, zihnin hala karmaşayla doluydu. Babanla ilgili öğrendiğin o korkunç gerçek, Draco'nun "Bilmiyordum" diyen titrek sesi ve Harry'nin koruyucu tavrı.. herşey birbirine girmişti."
"O an, Hogwarts'taki en karanlık sabahlarından birini yaşıyor olsan da, etrafında bu sevgi çemberi sana biraz olsun nefes aldırıyordu.Ama tam o sırada, odanın kapısının altından bir kağıt degil,siyah,ipek bir kurdele süzüldü. Bu kurdele, Draco'nun her zaman asasına ya da kitaplarına bağladığı o özel aile armalı kurdeleydi. Üzerinde hiçbir yazı yoktu; sadece orada, kapının eşiğinde öylece duruyordu."
"Sanki "hala buradayım ama yaklaşmaya cesaretim yok" dememin sessiz bir yoluydu.
"Harry kurdeleyi fark ettiğinde kaşlarını çattı ama bu sefer gidip yırtmadı. Sadece sana baktı, kararı sana bırakmıştı."
"D-"Ne yapmak istersin.? Diye sordu Harry sakince." Eğer gitmesini istiyorsan, gidip onu bu kulelerden atarım.
T-"Onu görmek istemiyorum ismini bile duymak istemiyorum harry.."
R-"Senin o çaresiz duruşunu gördüm. Kapıya doğru gidip ayağımla kurdeleyi kapının altından hızla attım ve kapıyı kapattım.