Miray yine partilerdeydi. Artık partiler onun ikinci bir evi gibi olmuştu. Artık babası İbrahim Bey bile ona söz geçiremiyordu. Ne dese faydasızdı. "Kızım yapma, kızım etme" demekten annesi bile yorulmuştu artık. Ama Miray'ın tek bir kırmızı çizgisi vardı. Dedesi. Dedesi Hasan. Miray yine arkadaşlarıyla beraber parti planları kuruyordu. Odasında, yatağının üstüne yatmış arkadaşlarıyla konuşuyordu. Birden kapı tıklandı. İçeri annesi Gülşen girdi. Gülşen, öyle naif öyle kibar bir kadın ki tam bir İstanbul hanımefendisi. Nazik bir tavırla yatağın baş ucuna oturdu. "Kızım, köyden deden aradı biraz rahatsızlanmış. Haftasonu babanında şirkette işleri bitiyor dedeni görmeye gidicez." Dedi.
Miray yattığı yerden anice doğruldu. "Anne dedeme ne olmuş?" Diyerek sordu. Annesi yine nazik bir tavırla "biraz solunum sıkıntısı yaşıyormuş kızım. Ama onun dışında birşey yok. Endişelenme." Dedi. Miray rahat bir nefes aldı. Dedesi onun için herşeydi. Annesine "Anne, ben haftasonunu beklemek istemiyorum. Şöförü ara ben hemen dedemin yanına gitmek istiyorum." Annesi şaşırdı. "Peki kızım, ben şöförü ariyim sende o sıra kendinle götüreceklerini hazırla" Annesinin yanağına kocaman sert bir öpücük kondurdu ve valizini hazırlamaya başladı. Normalde dedesi dışında birşey olsaydı Miray dönüp gözünün ucuyla bakmazdı ama konu dedesiydi. Miray en güzel günlerini dedesiyle beraber yaşamıştı. Onunla hep dedesi ilgilenmişti. Bu yüzden dedesinin kılına zarar gelsin istemiyordu. Miray valizini hazırlayasıya kadar şoförde gelmişti zaten.
Kendisinide hazırlayıp aşağıya indi. Annesiyle vedalaştıktan sonra babasına selam söyledi. Miray, yolculukta sıkıcı geçmesin diye kulaklıklarını kulağına takip müzik dinlemeye başladı.
***
Aradan yarım saat geçtikten sonra köye gelmişlerdi. Şöför daha arabayı park etmeden Miray hemen inmek istedi. Arabadan inip valizini aldı ve ona aşkını bulduracak olan köy evine koşmaya başladı. Hemen kapıyı tıklatıp beklemeye başladı. Kapıyı bir süre sonra yaşlı ama tonton birisi açtı. Evet, bu o Miray'ın dedesiydi. Miray, hemen dedesinin kollarına atladı. "Dedecim, görüşmeyeli uzun süre oldu. Özledin mi beni?" Dedesi "özlemem mi kuzum benim, burnumda tüttün vallahi, hadi içeri geçte beraber çay içelim" dedi tatlı bir tavırla. Miray hemen valizini bırakıp kendine bir bardak çay kattı ve dedesinin yanına geçti. "Anlat bakalım dedem hayat nasıl?" dedi tebessümle. Dedesinin yüzü düştü. "Nasıl olsun be kuzum, babaannen yok, yapayanlızım bu evde arayan soran arada bir sen varsın bunada şükür." Miray dedesinin ellerini tuttu "dede ya deme şöyle şeyler bak ben geldim burda da uzun süre durucam sen sıkma canını" dedi hafif bir gülümsemeyle.
Dedesinin neşesi yerine geldi. Dedesiyle havadan sudan konuştuktan sonra havanın karardıklarını ve evinde yavaş yavaş soğuduğunu farkettiler. Dedesi sobayı yakmak için dışarıya odun getirmeye çıkmıştıki Miray dedesini gördü. "Dede nereye böyle?" dedi. "Kızım hava iyice soğudu, sobayı yakmak için bahçeden odun getirecektim" dedi. Miray da kendisi varken dedesine iş yaptırırmıydı? Tabiikide hayır. "Dede artık farkındaysan ben geldim. Geç içeriye otur ben hemencecik alıp geliyorum odunları" dedi neşeli bir yüzle. Dedesi ısrar edemedi. Adamın üstünde yılların yorgunluğu vardı. Miray dışarıdan kovayı alıp odun almaya gitti. Kovaya 6-7 tane odun doldurduktan sonra geri köy evine geldi. İçeri girip dedesine "dede, senin süpersonik torunun hemen halleti, hadi çakmağı verde sobayı yakayım" dediğini sırada içeride birisini gördü. Mavi gözlü, kumral saçlı, uzun boylu birisi vardı içeride. Miray odunları sobanın yanına bıraktıktan sonra dedesinin yanına geldi ve oturdu.
"Dede, bu kim?" Dedi Miray sanki büyülenmiş bir şekilde. Dedesi "Murat. Oda benim bir evladım sayılır. Siz yokken beni hep ziyarete gelir halimi hatırımı sorar, işlerimi halleder hadi tanışın." Dedi tebessümle. Miray elini uzattı "ben Miray. Memnun oldum Murat." Murat onun elini bile sıkmamıştı. Sadece kafa sallayıp geri dedesine dönmüştü. Dedesi yeniden "kızım Muratla bize iki çay getirebilirmisin?" Dedi kibarca. Miray kafa sallayıp mutfağa gitti. Çay bardakların aldı. Çayları doldururken içinden "görürsün sen Murat Efendi." Diye geçiriyordu. Miray'ın 2 elindede 2 çayla beraber salona yürüyordu. Dedesine ilk çayını verdi. Tam Murat'a çay verirken birden çayı bıraktı. Çay Murat'ın üstüne başına her yerine dökülmüştü.
Miray rahat bir tavırla "aa çok pardon" diyerek geçiştirdi. Murat birden ayağa kalktı ve "yaktın beni be özrümü var artık" dedi öfkelice. Bir bir adım geri giderek "pardon dedikya işte" dedi. Murat üstünü silkelerken Miray'ın dedesi Hasan "durun çocuklar tamam, halledilir. Miray kızım bize bir mendil getirebilirmisin?" Dedi. Miray başını salladı ve mendil getirdi. Miray, Murat'ın üstünü silerken ister istemez eli Murat'ın kaslarına değiyordu. Murat enson Miray'ın elini tuttu ve "tamam yeterli, sağol." Dedi klasik bir tavırla. Miray omzu silkti ve hiçbirşey demeden mutfağa geri gitti.
***
Aradan birkaç saat geçti ama Miray hala mutfakta. Miray telefonuyla ilgilendiği sırada Murat'ın gideceğini fark etti. Dedesi Murat'ın arkasından onu uğurlamak için kapıya gidiyordu. Miray hemen onlara yetişip dedesine "dede, sen geç içeri bak daha soba yakılmamış. Ben Murat'ı yolcu ederim" demişti. Dedesi hemen kabul edip salona geri gitti. Murat eğilmiş ayakkabılarını giyerken Miray birden "kaba olduğunun farkındamısın?" Dedi. Murat anlamsız bakışlarla "sende çok sakar olduğunun farkındamısın?" Miray anlam veremedi. "Tamam ben sakarım ama seninde bana orda bağırmaman gerekiyordu." Murat diğerki ayakkabını giydi ve doğruldu. "Kızım, senin amacın ne ha? Buraya geldiğimde beni pişman ettin. Bide kalkmış bana hesap soruyorsun." Miray hafifçe kıkırdadı. Murat tekrar "ne gülüyorsun? Ben burda sirk oynatmıyorum." Dedi ve bir kolunu kapıya yaslayarak Miray'ı arasına aldı. Miray şaşkın gözlerle Murat'a yukardan bakıyordu. Murat "noldu? Sesin kesildi birden bakıyorum." Dedi alaycı bir tavırla. Enson elini Miraydan çekti ve evine doğru yürümeye başladı tam bahçeden çıkacakken Miray, Murat'ın arkasından "aptal herif!" Diyerek bağırdı. Murat başını döndürüp güldü ve yoluna devam etti...
DEVAM EDECEK ✨