İçeriğe geç

tenebris

Bölüm 1 · 8 dk okuma

tenebris

Bölüm 1

twist the knife.

10 Ocak

yağmurun mezar taşlarının üstüne çarpıp tok bir ses çıkartmasını dinledim. ne kadar süredir buradaydım bilmiyordum ama hemen yanımda duran şoförümün sessizce oflamasıyla uzun süredir burada olduğumu anladım. ona doğru döndüm ve hiçbir şey demeden elindeki çiçek buketini aldım. mezarın üstüne mavi ortanca buketini yerleştirip mezar taşını okudum.

SARE SAVRAN

D.T: 13.11.1985

Ö.T:10.01.2013

"seni özledim anne..."yutkunup son kez mezar taşına dokundum. arkamı dönüp mezarlığın çıkışındaki siyah arabaya yürüdüm. şoförün kapıyı benim için açmasına izin verdim ve ıslak kıyafetlerimle arabaya bindim. bu halde okula gitmekten nefret etsem de devamsızlık hakkımı boşa harcamak istemiyordum. okul mezarlığın yakınında olduğu için kısa sürede okulun önündeydim.

Gelecek Koleji tüm ihtişamı ile bana bakıyordu. müdürümüz Ender bey tarafından modern, vizyon sahibi ve öğrencilerini geleceğe hazırlayan bir okul olduğu iddia edilen ancak içerisindeki bütün zorbalıklara göz yumulan o okul. arabanın kapısı aniden açılınca düşüncelerimden kurtuldum. şoförüm çantamı bana uzatmış bir şekilde bekliyordu. onu sabahın erken saatinde mezarlığa getirerek yeterince yorduğumu düşündüğüm için daha fazla bekletmeden çantamı alıp okula doğru yürüdüm. Vera ve Mirel'in bir kez olsun benden önce okula gelmiş olmalarını umarak her zaman buluştuğumuz köşeye doğru yürüdüm. ama onları görmek yerine bu dünyada tanıdığım insanlar arasında babamdan bile daha çok nefret ettiğim o kişiyi gördüm.

arden tümen

gözlerimiz kesiştiği anda kalbime birden fazla bıçağın battığını hissettim. ama bu acı gözlerime ulaşmadı. iç sesimin bağırışları kulağımda yankılandı.

"sen Karmen Savran'sın. güçsüz gözükemezsin. dik dur ve sende ona meydan oku."

iç sesimi dinleyip başımı dikleştirdim. arkadaşlarıyla birlikte gülüşen Arden'i umursamayıp arkamı döndüm. ben sabahın köründe annemin mezarında onun ölüm yıl dönümünü kutlamışken onun arkadaşlarıyla eğlenmesi sinirimi bozuyordu.

hem de bilmesine rağmen.

okulun içine girip kızlar tuvaletine doğru yürürken arkamdaki sert ayak seslerini duyabiliyordum. daha da hızlandım ve kızlar tuvaletinin kapısına uzandım. ama kapı ben açmadan sertçe açıldı. içeriden kusursuz sarı saçlara ve bir çift yeşil göze sahip olan Lina ve hâlâ adlarını bilmediğim iki arkadaşı çıktı. zaten içimde var olan öfke kapının az daha yüzüme çarpacak olması ile birleşti ve birden Lina'ya bağırdım. "aptal mısın Lina! dikkatli olsana biraz!"Lina'nın üzerine doğru yürüdüm. sadece öfkemi birisinden çıkartmak istiyordum ve Lina bunun için biçilmiş kaftandı. benden her zaman nefret etmişti. duygularımız karşılıklı olduğu için hiçbir zaman benlik bir sıkıntı yoktu. Lina ani öfkemi anlamlandıramamış gibi yüzüme baktı."ne diyorsun Karmen sabah sabah? yine heyheylerin üstünde bakıyorum da."Lina'nın kusursuz gülüşü yüzüne yayıldı. o her zaman çok güzeldi. o kusursuzdu. benim aksime. içimdeki alevin körüklendiğini hissettim. sadece kavga istiyordum. öfkemi içimden atmak istiyordum. Lina'yı hızlı bir şekilde ittim."kes sesini!"Lina geriye doğru tökezledi. aptal gibi duran arkadaşlarından biri onu hızla tuttu. diğeri ise benim üzerime doğru yürüdü. ama bana vuracağı sırada Arden'in araya girmesiyle geriye doğru bir adım attı. Arden, Lina ve arkadaşlarını sakinleştirmeye çalışırken hızla aradan sıyrıldım ve merdivenlere yöneldim. 3. katın merdivenlerine gelmiştim ki birinin sertçe kolumu tutmasıyla durmak zorunda kaldım."kafayı mı sıyırdın Karmen sen? Lina seni müdüre şikayet etmesin diye kıçımı yırttım resmen. kızın dayısı müdür sen gidiyorsun durduk yere kıza sataşıyorsun!"kolumu hızla çekip ceketimi düzelttim."siktir git Arden! ne diye araya giriyorsun anlamıyorum da. gidip kendi işinle ilgilen tamam mı? benim işime burnunu sokmayı bırak."içimdeki öfkenin etkisiyle hızlı bir şekilde konuştum. Arden'in yüzündeki anlık afallamayı da gördükten sonra 3. katın kızlar tuvaletine ilerledim. tuvaletin bomboş olmasına karşılık tuttuğum derin nefesi verdim. ellerimi musluktan akan soğuk suyun altına tuttum ve soğuktan hiçbir şey hissedemeyene kadar öyle bekledim. aynadaki yansımam hiçbir şey belli etmiyordu. soğuk kahverengi gözler ve solgun bir cilde yerleştirilmiş çiller... rastgele at kuyruğu yaptığım siyah saçlarıma dokundum. bir şeyler hissetmem gerekiyordu. telefonumun aniden çalmasıyla kendime geldim. ekrandaki Vera❤️‍🩹 yazısını görünce gülümsedim. ona ve Mirel'e hiçbir şey belli etmemem gerekiyordu. gülümseyerek telefonu açtım.

-Karmen nerdesin ya hani her zamanki yerimizde buluşacaktık kızım!

Vera'nın güçlü bir sesi vardı. hep şarkıcı olmak isterdi. benim aksime onun hayalleri vardı. tuvaletin kapısını açıp kendimi koridora attım.

-geliyorum sakin ol. Mirel nerede?

-yanımda seni bekliyoruz.

-2 dakikaya oradayım.

telefonu kapatıp merdivenlerden indim. giriş katındaki müdür odasından çıkan Lina'nın bana attığı bakışı umursamadan yanından geçip gittim. beni şikayet etmesi umurumda değildi. beni okuldan atmayacaklarını ikimizde çok iyi biliyorduk. binadan çıkıp arka bahçedeki köşeye yürüdüm. Vera ve Mirel'in banka oturmuş sohbet ettiklerini görünce kendimi kasvetli ruh halimden çıkmaya zorladım. gülümseyerek arkadaşlarıma yaklaştım. beni ilk fark eden Mirel olmuştu. kumral saçlarını her zamanki gibi açık bırakmıştı. Mirel gördüğüm en güzel kızlardan biriydi. büyük mavi gözleri vardı. dansçı olmasının etkisiyle zayıftı. uzun boyu ona çok yakışıyordu. o kusursuzdu. beni fark eden Mirel hızla ayağa kalkıp bana doğru koştu. aniden sarılmasıyla olduğum yerde kalakaldım.

-canımın içi nasılsın seni çok merak ettik.

ikisi de bugünün benim için önemli ve acı verici bir gün olduğunu biliyorlardı. zoraki bir gülümsemeyle cevap verdim.

-gayet iyiyim. sabah Lina'yla kavga ettik çok iyi geldi.

ders zilinin çalmasıyla kızlar koluma girip kavgayı anlatmam için ısrar etmeye başladılar. sınıfımız en üst kattaydı. okuldaki en iyi sayısal sınıfıydık. ama ben hiçbir zaman sayısal okumak istememiştim. ben kendim için hiçbir şeye karar veremezdim. babam her şeyi daha iyi bilir.

ilk derslerin çoğunda uyumam sebebiyle etrafımdaki hiçbir şeye dikkat etmedim. uyandığımda öğle teneffüsü çalmıştı ve herkes yemekhaneye iniyordu. Vera ve Mirel'le birlikte yemek sırasına girdik. çeşit çeşit güzel yemeğin içinden sadece yeşil elma ve bir kase yoğurt alıp masaya ilerledim. gergin olduğumda yemek yiyemezdim. arkadaşlarım tabaklarını ağzına kadar doldurup yemeğe başladılar ama ben yoğurda bile dokunamadım. arkadaşlarımın sohbetine odaklanıp kafamı dağıtmaya çalıştım. Mirel'in yaklaşan doğum günü hakkında konuşuluyordu ve konu o kadar ilgimi çekmiyordu ki uyuyakalacaktım. tek istediğim eve gidip uyumaktı. telefonuma aniden gelen bildirim ekranımı aydınlattı. bu şaşırtıcıyı çünkü bana Vera ve Mirel dışında kimse yazmazdı. rehberimde sadece 12 kişi vardı. Vera, babam, Mirel, evde çalışanlar ve akrabalar. kaşlarımı çatarak telefonu aldım ve ekranı açtım.

+905...: şeytanlarını insanların üzerine salmayı bırak.

+905...: ayrıca yemek ye. sabah kolunu tuttuğumda hissettiğim tek şey kemikti.

son yazdığı mesajla numaranın Arden'e ait olduğunu anladım. numaramı kimden aldığı hakkında hiçbir fikrim yoktu ama bu durum hoşuma gitmemişti.

Karmen: numaramı kimden aldın?

Arden: çıkışta otoparkta beni bekle.

soruma cevap vermemesi sinirimi bozmuştu. telefonu sertçe masaya koydum. telefonun çıkarttığı tok ses arkadaşlarımın sohbetini bölmüştü.

-Karmen iyi misin?

Vera'ya baktım. onları seviyordum ama itiraf etmem gerek asla kötü gün dostu değillerdi. annemin ölüm yıl dönümünde nasıl olmam gerekiyordu? onlarla oturup Mirel'in doğum günü hakkında sohbet etmem mi gerekiyordu? derin bir nefes al Karmen. onlar senin tek arkadaşların.

-iyiyim sorun yok. sınıfa çıkıp ders çalışmam gerek. afiyet olsun size.

hala dolu olan yoğurt tabağını çöpe attım ve elmamı alıp masadan kalktım. midem bulanıyordu ve bu histen nefret ediyordum.

son ders beklediğimden hızlı geçti. şoförüme beni bir saat geç almasını söyleyip otoparka indim. oradaydı. Arden yakışıklıydı. bunu kimse inkar edemezdi. ama ondan nefret ediyordum. Tümen ailesinden kanımın son damlasına kadar nefret ediyordum. ona doğru yaklaştıkça kalbimin atışı resmen beynimde yankılanıyordu. sakinleş. kendime fısıldadım. kontrol bende.

-gelmezsin sanmıştım.

sesi alaycıydı. her zaman öyleydi. o bu dünyaya benimle alay etmek için gelmişti.

-ne istiyorsun çabuk söyle.

-neden hep sinirlisin? özellikle bana.

burnumdan soluyarak güldüm.

-bunu sormak için mi çağırdın beni?

Arden derin bir nefes aldı. bir kaç adım daha yakınıma geldi.

-eğer gitmediysen birlikte mezarlığa gidelim demek için çağırdım.

sesli bir şekilde güldüm. Arden'in annemin ölümü konusunda bu kadar yüzsüz olması canımı sıkıyordu.

-nasıl bu kadar rahat bir şekilde yüzüme bakıyorsun, benimle konuşuyorsun? hiç mi suçlu hissetmiyorsun kendini?

-suçlu hissetmek mi? ben bir suç işlemedim bunu sen de çok iyi biliyorsun. suçlu cezasını çekiyor, benim yıllarca çektiğim vicdan azabı bana yetti. artık üstüme gelme.

anlık bir duraksamadan sonra gülümsedim.

-yetmez. hiçbir zaman yetmeyecek. benim içimdeki acı hiçbir zaman dinmeyecek ve ben senin de aynı acıyı yaşaman için elimden geleni yapacağım.

arkamı dönüp otoparkın çıkışına yürüdüm. arkamdan seslendiğini duyuyordum ama dönüp bakmadım. otoparktan çıktığımda şoförün beni beklediğini gördüm. daha bir saat olmamıştı ama erkenden gelmesine şükrettim. hızla arabaya doğru yürüdüm ve arkama bile bakmadan arabaya bindim.

bundan bir kaç sene öncesinde okul benim için evden kaçış yeriydi. her sabah okula gitmek için can atardım, hafta sonları bile ihtiyacım olmamasına rağmen okulun kurslarına katılırdım. ama 2 yıl önce babamın bu okulda okumam gerektiğine kara vermesiyle her şey değişti. önceki okulumda hiç arkadaşım yoktu. bu benim için sorun değildi. zaten sık sık Vera ve Mirel ile görüşüyorduk ama bu okula geldiğimde onu gördüm. Arden. onun bu okulda olduğunu öğrendiğimde ne yapacağımı bilemedim. kaçacak bir yerim yoktu ve onu her gördüğümde kalbimde bir sıkışıklık hissediyordum. babam Arden'in bu okulda olduğunu duyunca hiçbir tepki vermemişti. dürüst olmak gerekirse şaşırmamıştım ama yine de birkaç cümle duymak istemiştim. gerçi benim babam ne zaman ailesine önem vermişti ki?

Arden ilk zamanlarda benimle konuşmaya çalışmıştı. kibar davranmayı denemişti, olan her şey adına pişmanlık duyduğunu belli etmeye çalışmıştı. ama ben her zaman ona karşı olan öfkemi diri tutmaya çalışmıştım. ve sanırım o da bir süre sonra benim karakterimi iyice çözmüştü ve pes etmişti. bazen sırf bahçesindeki yeşil elma ağacını beğendim diye o eve taşınmak için aileme ısrar etmeseydim ne olurdu merak ediyorum.

düşüncelerimde boğularak geçirdiğim 15 dakikalık yolun sonunda evin önüne vardık. babamın henüz eve gelmediğini umarak zile bastım. kapıyı açan Elif ablanın yüzündeki ifadeden yanıldığımı anladım. Elif abla evimizdeki çalışanlardan biriydi. ayrıca şuan hayatımda yeri olan insanlar arasında bana karşı en merhametli olanıydı. Elif abla bana yavaşça gülümsedi ve fısıldadı.

-eve erken geldi. saatlerdir salonda. geldiğinden beri kaç bardak viski içti sayamadım.

ona sadece kafa salladım. zaten her yıl böyle oluyordu artık alışmıştım. kendimi duyacağım her söze hazırlayarak salona yürüdüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.