Eltilerle birlikte sofrada oturuyorduk. Herkes birbirine sinsi bakışlar atıyordu. En küçük çingene eltim Fahriye ellerini masaya koydu. Altın bilezik vardı. Bir iki tane. Çingene fahriye "kocam aldı. Eltiler!" Fahriyenin yüzünde güller saçıyordu. Herkese kibirli bir bakış attı. Ve ortamı sesizlik büründü. En sonunda sessizliği bozan kişi ben oldum. "Hmmm güzelmiş." Fahriye bakışlarını bana çevirdi. O kapkara gözleriyle buluştuk. "Aaaa eltim. Ne yoksa sana kocan almıyor mu?" Bu sözüne çok sinir oldum. Maşallah bir dili var 5 metre! Valla En sonda onun dilini kesecem haa! Hafif gülümseyerek ona baktım. Ve ellerimi gösterdim. Bilezikler kolumun yarısını sarmıştı. "Baksana fahriye valla bunlar çok ağırlık yapıyor." Dedim. Kibirli bir şekilde. Benim karşımda oturan Hatice çayını höpürdeterek içti. Hepimizin bakışı ona döndü. Hatice bizim ortanca eltidir. Yalan yok onu seviyorum. Diğerlerine göre birazdaha masum. Hatice bizimle göz göze gelmemek için bakışını masanın ortasında bulunan baklavaya çevirdi. Ben fahriyeye baktım. Belli gözlerinden beni kıskandığı! Bir an kapı aralandı. İçersen haticenin kızı sude geldi. Oda 14 yaşında, esmer, kara gözlü ve uzun bir kızdır. Sude "Televizyondan gördüm. Bir yarışma düzenleyecekler." Ayşe sudeye baktı. "Giz ne yarışması?" Ayşede aramızdaki en büyük eltidir. Sude hemen araya girdi. "Yemek yarışması. Şimdi herkes gün gün yemek pişirecek ve bizde o yemekleri puanlayacağız en çok puan alan gizemli bir ödül verilecekmiş." Hatice kaşlarını kaldırdı. "Gizemli bir ödül mü?" Sude göz devirerek "evet anne. Yani ödülden ne çıkacağı belli değil. Altında çıkabilir başka bir şeyde çıkabilir." Bunu söyledikten sonra ben söze girdim. "Nerede düzenleniyor?" Sude "bizim köyde." Eltilerle göz göze geldik. Fahriye gözünü dört açtı. Sudeye "kaç kişi girebiliyor?" Sude hepimize göz gezdirdikten sonra "dört kişi girebiliyor." Fahriye bize dönerek "Gızlar girelim mi?" Dedi. Herkesten onay alındı. Onay sırası bana geldi. "Yok olmaz" Dedim sadece. Fahriye bana dik dik baktı. "Bana olan inadından yapion dimi!" Kaşları çattı ve dişlerini sıktı. Ayşe ve Hatice öylece bize bakıyordu. "Evet sana olan inadımdan yapıom" Dedim. Ve bir oh çektim. Fahriye bu sözü sözü söylediğimde elleri saçlarıma gitti. Ve saçlarımı çekmeye başladı. "AHH" Diye bağırırken fahriye bana beddua okuyordu. Saçımı daha şiddetli çekti. "Demek gelmek istemiyorsun!" Dedi. Bağırarak. Hatice ve ayşeye baktığımda öylece oturuyorlardı. "Giz yardım etsene!" Diye onlara bağırdım. Sude koşarak yanıma geldi. Ve fahriyeyi ayırmayı çalıştı. En sonda sude "Anne! Ayşe yenge! Yardım etsenize!" Diye isyan edince Hatice ve Ayşe ayaklandı. Ayşe gülerek bizi ayırmaya çalışıyordu. En sonda fahriye ellerini üzerimden çektiğinde. Bana sinsi bakışlar atıyordu. Öyle sert çekmişki çingene! Kafam şişti! Sude buz almak için buz dolabına gitti. Sude gelirken yüzü büz kesmişti. Elinde dörde katlanmış bir kağıt vardı. Hatice "o ne kızım?" Dediğinde sude kağıdı haticeye verdi. Hatice içini açtığında arapça yazılar yazılıydı. Hatice bağırarak "BÜYÜ!!" Diye söyleyince Hatice. Bana baktı. "Sen yaptın dimi!" Dedi sinirli bir şekilde. "Valla ben yapmadım." Diyebildim sadece. Hatice bir iç çekerek "bana bak! Ya bizimle yarışmaya gelirsin! Yada oğlunun karıya kaçtığını herkese söylerim!" Diye isyan edince bende mecburen kabul etmek zorunda kaldım. Herkes sakinleşmişti. Hatice büyüyü yakıyordu. Hatice sudeye "nereden başvuru yapabiliriz?" Dedi. Sude "işte bir site varmış oraya yazıyormuşsunuz eğer onay gelirse bir stüdyoda çekilecek." Sude koşa koşa bilgisayarını getirdi. Ve hemen siteye başvurdu. Hepimiz sakince bekledik. 10 dakika sonra Ayşe isyan etti "Giz bir ne kadar bekleyeceğiz?" Sude "az kaldı." Diyerek kestirip attı. 3 saatin ardından sude bizi uyandırdı. Hepimiz uykuya dalmışız. Sude bilgisayarını bize gösterdi. Ve "KABUL EDILDINIZ" yazısını görünce hepimiz bir an halay çektik. Yarın bizi çağırıyorlardı.
*******************
Sabah erkenden eltilerimle birlikte hazırlandık. Hepimiz şalvar giyinmiştik. Sude bol bir pantolon ve üstüne bir tişört diyindi. Hepimiz evin içinde koşturuyorduk. Ayşe "altınlar geliyor!!" Diyerek mutlu oluyordu. Evden çıktığımızda dolmuşa bindik. Hepimiz çok heyecanlıydık. Hatice kulağıma "acaba ödül ne?" Dedi. "İnşallah altındır." Dedi. Ayşe. Bakışlarımı sudeye çevirdim telefonla uğraşıyordu. Işte yeni nesil! Elinde hep telefon hep telefon! Dolmuştan çıktığımızda bina karşıdaydı. Hepimiz koşa koşa binaya gidiyorduk. Binaya girdiğimizde.

