1 Hafta Sonra...
"Yoo Jung... Lütfen yapma böyle. Konuş, bir şeyler söyle."
Taehyung ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü olmuyordu. Oturduğu yerden kalkarak kapının pervazına yaslanıp kendilerini izleyen annesi Kim Yo Rum'un yanına gitti.
Derin bir nefes verdi.
Yoo Jung'u bu şekilde görmeye dayanamıyordu. Dolan gözlerini annesinin görmemesi için aşağı indirdi.
"Olmuyor anne. Ne yapacağız?" diye sordu.
Ardından annesiyle beraber Yoo Jung'a baktı.
Yattığı yatakta sırtını yatak başlığına yaslamıştı. Bomboş bakıyordu karşısındaki duvara.
Bir haftadır ne konuşuyor, ne de yiyip içiyordu. Aynı zamanda doktor olan Kim Yo Rum ona tıbbi bir şekilde müdahale etmeye çalışıyordu.
Yoo Jung en son acı acı feryatlar ederek anne ve babasının öldüğünü öğrendiği an hastaneyi sesiyle inletti.
En yakın arkadaşı Yejin'in annesinin ise onlara çarpan ve ölüme terk edip kaçan kişi olduğunu öğrenince sustu. O andan itibaren ağzını bıçak açmadı.
Ağlaması da durdu.
İçten içe acı çektiği çok belli oluyordu ama tek bir damla gözyaşı dökmüyordu. Sadece hep dalıyor ve hep düşünüyordu. Gözleri kimseyi görmüyordu.
Yoo Jung'u yanına, evine alan Bayan Kim Yo Rum; elini oğlunun omzuna attı.
"Bak, bu olanlar gerçekten onun için çok ağır şeyler. En yakın arkadaşının annesi, onun ailesini kaybetmesine neden oldu. Eğer yalnızca bir kaza olsaydı, Yoo Jung ailesini kaybetseydi, arkadaşlarından destek alarak bu dönemi daha çabuk anlatabilirdi. Ama bir anda elindeki her şeyi kaybetti. Psikolojik olarak sarsılmış durumda. Hem... Henüz daha çok taze. 7 gün oldu Taehyung. Anne ve babası 7 gün önce toprağın altına girdi. Bunu kabullenmesi zor olacak. Bunca yıldır her gün, her saat, her dakika yanında olabilen ailesinin yokluğuna alışmak kolay değil. Sabredeceğiz."
"Haklısın. Ama yine de onu böyle görmek beni çok üzüyor anne. Baksana, bir hafta içinde ne hâle geldi. O... Ona bir şey olmayacak, değil mi?"
"Olmayacak tabii ki Taehyung. Sakin ol oğlum. Biz ne güne duruyoruz? Sen varsın, ben varım. Onun ailesi bundan sonra biz olacağız. Bu zor günleri hep beraber atlatıp daha da güçlenerek mutlu olacağız inan bana."
Taehyung annesine güveniyordu. Onun gözlerine minnetle baktı.
Kim Yo Rum ise aceleyle kendisini toparladı ve yeniden söze girdi.
"Yoo Jung'a iğnesini yapıp serumunu vereceğim. Serumu bitmeden kalkmasın. Gözün üzerinde olsun. Ben de iznimi uzatmaya çalışıp bu dava için avukat ile görüşmeye gideceğim. Tamam mı?"
"Tamam anne."
Taehyung annesini onayladı. Onunla beraber yeniden odaya girdi. Annesi işini bitirene kadar onu izledi. Bitirdikten sonra onu uğurladı ve tekli koltuklardan birine oturarak Yoo Jung'u öylece izlemeye devam etti.
🌸
Evin kapısının çalmasıyla az daha içi geçecek olan Taehyung kendisine geldi.
Yoo Jung'a baktı. Hâlâ aynı şekilde duruyordu. Serumuna baktığında belli bir miktarın azaldığını gördü.
Ayağa kalktı. Esneyerek açılmaya çalıştı ve adımlarını hızlandırdı.
Odadan çıkıp merdivenleri indi. Kapıyı açtı.
Karşısında Yoongi'yi görmeyi beklemiyordu.
Gözlerini devirdi. Derin bir nefes alıp vererek sabır dilercesine konuştu.
"Ne işin var senin burada?"
"Ne demek ne işin var? Çoktan burada olmam gerekiyordu."
"Biliyorsun kendini. Ben de onu diyorum ya işte? Yoo Jung bu acıyla mücadele etmeye çalışırken 1 haftadır neredeydin?"
"O tarafla ilgilenmekten bir türlü gelmeye fırsat bulamadım. Yoo Jung'u defalarca kez aradım, mesajlar attım. Ama hiçbirine cevap vermeyince daha fazla dayanamadım ve kalkıp geldim. Nerede o? İyi mi?"
"Sence? Sence iyi midir? 1 haftadır ne yiyor ne içiyor ne tek kelime ediyor ne de tek bir gözyaşı döküyor! Hiçbir şey yapmıyor Yoongi. Hiçbir şey yapmıyor! Neden acaba? Ailesi, en yakın arkadaşının annesi tarafından öldürüldüğü için olabilir mi?!"
Yoongi de artık sabrı taştığı için sesini biraz yükseltti.
"Beni sorgulamayı kes! Bilip bilmeden de konuşma! Yoo Jung'un yanında olmam lâzım!"
1 haftadır o da kardeşi bellediği Yejin ve Jimin'in yanından ayrılamamıştı. Ayrıca şu an hâlâ gözaltında olan Bayan Park için karakol ile ev arasında mekik dokuyup duruyordu. Bayan Park'ı kurtarabilmek için türlü çeşit deliller bulmaya çalışıyor, kameraları inceliyordu. Derinlemesine araştırma yapıp bu konunun üzerinde titizlikle duruyordu.
Jimin yeterince sarsıldığı için kendisinde değildi ve bu işlemlerle tek başına idare edemiyordu. Babalarının da ihanetine uğrayıp yüzünü görmeyen ikizler yıkık vaziyetteydi. Bir diğer erkek olarak Yoongi bir saniye olsun ikisinin yanından ayrılamıyordu.
Her saniyesinde Yoo Jung'u düşünmekten kendisini alıkoyamayıp daralsa da ayrılamıyordu bir türlü olduğu yerden.
Yoo Jung ise ne telefonlarına ne de mesajlarına hiçbir şekilde karşılık vermiyordu. Onu daha da meraklandırıyordu.
En sonunda dayanamadı ve yapmaması gerektiği hâlde Yejin'i yalnız bırakarak Yoo Jung'un yanına koştu.
Taehyung aslında hiç istemese de belki Yoo Jung'a iyi gelebilir düşüncesiyle dişlerinin arasından, "Geç içeri," dedi.
Yoongi içeri girdi. Taehyung kapıyı kapatıp bir kere daha yönerge verdi.
"Beni takip et."
Merdivenleri çıkıp Yoo Jung'un kaldığı odaya girdi. Hemen arkasından içeri giren Yoongi, sevdiği kızı o şekilde görünce donup kaldı.
Gözleri doldu.
Böyle bir manzara görmeyi hiç beklemiyordu.
Sağ elini yumruk yapıp ağzına götürdü. Dişlerinin arasına alarak ısırmaya başladı.
Yoo Jung'u bu hâliyle görünce kalbine daha şiddetli saplanmaya devam eden bıçak darbelerinin acısıyla başa çıkmaya çalıştı.
Kendisini toparlamaya çalıştı.
Yoo Jung onu böyle görmemeliydi.
Sıkmaktan ötürü dişlerinin izi çıkan elini ağzından çekti ve indirdi. Dudaklarının titremesine mâni olmaya çalıştı.
Sert bir şekilde yutkunarak güçlükle boğazına oturan yumruyu aşağı indirdi.
Taehyung koltuğa geçip otururken Yoongi de yavaş yavaş Yoo Jung'un yattığı yatağın yanına ilerledi.
Sevdiği kıza ismiyle, derin bir sevgiyle seslendi.
"Yoo Jung..."
Genç kız kulağına dolan bu ses karşısında daha fazla tepkisiz kalamadı. Başını oldukça ağır bir şekilde sesin geldiği yöne çevirdi. Gözlerini Yoongi'nin gözlerine çıkardı.
Bunu gören Taehyung, 1 haftadır hiç kimseyle göz teması kurmayan ve sadece karşısına donuk donuk bakan arkadaşının tepki gösterdiğini görünce oturduğu yerde dikleşti. İrileşen gözleriyle şaşkın şaşkın onları izlemeye devam etti.
Yoo Jung... 1 hafta sonra ilk defa konuştu.
Dudaklarının arasından yürekleri tek olan diğer yarısının ismi döküldü.
"Yoongi..."
Taehyung heyecanla gülümsedi.
Elini ağzına kapattı.
Ancak genç kızın kelimeleri yalnız bundan ibaret değildi.
"Yoongi," dedikten sonra günlerce üzerinde düşünüp durduğu şeyi tek kelimeyle daha, oldukça soğuk bir ses tonuyla dillendirdi.
"Adalet."
Yoongi de Taehyung da kaşlarını çattı. Bir ara birbirlerine baktılar. Daha sonra konuşmaya devam edecek gibi duran Yoo Jung'a odaklandılar.
Genç kız son derece ciddi bir tavırla yanındaki komodinin üzerinde, çerçevesinde duran aile fotoğrafına baktı.
Anne ve babasının gülen yüzlerini daha şimdiden derin bir özlemle seyretti. Gözleri doldu. Soğuk, ciddi ve sert sesiyle tamamen farklı bir kişiliğe bürünerek konuştu.
"O kadın... Suçunun bedelini ödeyecek. Ancak o zaman... Belki yeniden nefes alabileceğim. Kendime gelecek ve o kadına bunun hesabını soracağım. Yemin ederim... Bunu yapacağım."
...