İçeriğe geç

Tek Kişilik Tatil

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Tek Kişilik Tatil

Bölüm 2

1#

Merhaba güzel insan. Nasılsın? Ben kendimi çok iyi hissediyorum ama biraz da birisi ile konuşma ihtiyacı hissettiğimi söylesem yalan söylemiş olmam. Şu an yanımda konuşabileceğim birisi maalesef yok. Seninle konuşsam sorun olmaz değil mi? Sıkılmazsın?

Pekâlâ... Sanırım içimi dökmeye başlayacağım...

Aslında hayatımda şu “içi dertle dolu olan insan yazar da konuşur da” tarzı bir şey yok, aksine her şey çok yolunda gidiyor. Sadece bir gün bu anı, geleceğimde o güne göre ise geçmişimi unutmak istemiyorum. Unutacağımı biliyorum ve unutmamak için de yazıyorum.

Bugün üniversiteden sonunda mezun oldum. Yıllarca bunun için çalıştım ve bu yolda para, öfke, gözyaşı, kaygı, umut ve beklenti biriktirdim. Sonuç ne oldu? Dediğim gibi, üniversiteden mezun oldum. Bu peki bir şeylerin bittiği anlamına mı geliyor? Bence hayır. Aksine yapabileceğim bir başlangıcın da başlangıcı gibi hissediyorum. Sanki o şey için hazırlanıyordum ve şimdi ise bir adım atma vaktim geldi.

Okulda herkes o kadar heyecanlı idi anlatamam. Herkesin kafasında bir plan var.... diyemem. Bazıları okul bitti diye seviniyorlar ama sanki zorunlu olarak okumuş gibiler. Şartlara ve durumlara saygı duyarım elbet ama bu tavırda olan insanlar aynı sınıfta okudukları kişilerin modunu düşürür. Zorunluymuş gibi, elinde kırbaçla bir zebani yanlarında duruyormuş gibi gelirler okula ve sızlanıp dururlar

Tam olarak nasıl bir tiplemeden bahsetmeye çalıştığımı, sadece tiplememle aynı sınıfta okumuş/ okumakta olan kişiler anlayabilir.

Hayatta her zaman sevdiğimiz ve aynı ortamda bulunmak istediğimiz kişiler ile bir arada olamayacağımız gerçeğini kabullendiğim için bu duruma da alıştığımı söyleyebilirim.

O insana katlanırken keyif almış mıydım? Hayır. Ama dayanabildim mi? Evet.

Bu sebeple kendimi yazmaya ara verince güzel bir dem çay ile ödüllendirmeyi tam şu an aklımın köşesine yazmıyorum çünkü gerçekten canım çay çekti.

Sanırım gelecekte bu yazdıklarımı okurken kendime çok güleceğim çünkü o an ne yapmayı düşünüyorsam onu bile yazıyorum. Yanımda çayım, keyfim şu an çok yerinde.

Kafamda yapmayı planladığım öyle çok şey var ki...

Ama heyecana kapılıp girdaba kapılıp gitmek istemem. O sebeple yavaş hareket etmeliyiz

Yavaş ve sakin...

Sabreden derviş muradına ermiş.... Bize de sabretmek düşer.

Şu anda biraz birikimim var ve bu bir tatile çıkmaya yeter ama ben biraz uzun süreli bir tatile gitmek istediğim için, en azından bir süre bulduğum ise girmeyi ve hayalimdeki tatil için biraz daha para biriktirmeyi düşünüyorum. Bulaşık yıkamak, garsonluk yapmak, amatör editör olmak.... Seçenekler çok ama mekân, zaman ve güvenliği esas alarak düşünmem gerek. Mesela güvenlik düşüncesini önde tutarak bugün akşam olacak mezuniyet partisine katılmamayı seçtim çünkü öyle bir yerde parti yapmayı seçmişler ki, yarım saat içinde mafya kılıklı adamlar baskın yapmaya gelebilir. Kendime yemek söyleyip en sevdiğim filmi izleyerek bugünü geçirmeyi düşünüyorum. Küçük bir evim var ve ev düzenini de minimal ama konfor alanı gibi hissettirecek bir şekilde yapmıştım. Zaten ev küçük olduğu için bir şey yapamam diye düşünmedim ya, elimden geleni yaptım. Hatta size bir şey diyeyim mi?

Ben bu eve kiralayarak yerleşmiştim. Ev sahibi çok tatlı, yaşlı bir dede idi. Ev baya kötü durumda olduğu için de kira fiyatı normalde bulunduğu konumdakilere göre daha uygundu. Eve genel olarak bir temizlik yaptıktan sonra ilaçlama da yaptırdım ama ilk başta ev sahibine sorarak yatak odası ve banyodaki gereksiz eşyalardan kurtuldum. Part time çalıştığım işlerden edindiğim deneyim, yatak odamda da, banyomda da minik değişiklikleri kendim yapabilme fırsatım oldu. Yüce olana şükür ki tesisat gibi düşük fiyatta kirası olan bir evde sıkıntısı olabilme ihtimali bile endişeye düşüren bir durum görmedim. Yatak odası ve banyo evin kullandığım iki yeri oldu, bir süreliğine. Evin diğer yerlerini toparlamak için hem daha fazla işte çalıştım hem de bir süre ücretsiz bir şekilde dışarıda yemek yedim çünkü cepte biraz para birikmesi gerekiyordu. Birikimimi, güvencemi de yaptıktan sonra evin diğer yerlerini de elden geçirmiş ve ilk kiraya geldiğim günden daha iyi bir hâle getirmiştim. Bu süreçte bazı eşyaları atmak için danışma, hal hatır sormak derken ev sahibi dede ile de çok sıkı muhabbetimiz oldu, hatta bakımını bile yaptım. Bakım yapmak, destek olmak amaçlı yanına gittiğimde de çok üzüldüm. Maddi/manevi tamamen kimsesiz birisiymiş. Ölürse eğer bu ev devlete gidecekmiş ama o ihtiyacı olan birisinin üstüne vermek ve en azından ölmeden önce bir yardım etmiş olmak istiyormuş. Hâlâ kavramları karıştırırım ama sanırım bu “salih amel” denen şey. Kişinin ölmesinden sonra dahi dünyada kalacak ve ona sevap getirecek,amel defterini kapattırmayacak, öbür dünyada iyilik verecek bir şey...

Kötü durumuma rağmen yerleşmeme ve bir sürü şey yapmama rıza verdiği için ona çok minnettar idim. Kötü durum derken, mesela ilk ay kirayı ödeyememiştim. Beni evden çıkarmayıp bir ay daha müddet vermişti. İkinci ayda da kirayı fazlasıyla ödemiştim ben de. Bu arada dediğim gibi bu evi şu anki, günümüzdeki hâline dönüştürürken bu yaşlı dedeyle de çok muhabbetim oldu, hatta ahbap olduk diyebilirim.

Gerçekten o kadar tatlı bir adam, ev sahibiydi ki...

Bu arada size bir sır vereyim mi? Benim okuduğum üniveristede matematik temalı ve beni çok zorlayan birkaç ders vardı. Yaşlı dedeyle bir gün muhabbet ederken bu konudaki derslerin beni zorlaması, profesörün istediği ödevleri hazırlarken çok zorlanmamdan bahsetmiştim. Bana direk genel olarak nelerin zorladığını sordu. Şaşırmıştım ama yaşı dolayısıyla bazı şeyleri unutsa da, anlattığım şeyleri etraflıca anlama isteğine sahip olduğunu düşünerek şöyle bir anlattım. Sonra bana bir dakika işareti yaptı ve oturduğu koltuktan yavaşça kalkıp bir odaya geçti.

(Şu an oturduğum eve göre daha küçük bir eve geçmişti, bu büyük gelen evde boğulduğunu, sıkıldığını hissedince)

Birkaç dakika sonra,bir aparat ile birkaç kitap getirdi. Size aparatı nasıl tarif etsem bilemedim, bir düşüneyim...

Hani havaalanlarında vesaire valizi sürgülü bir şeye koyup götürmek mümkündür ya. İşte tam ona benzer bir şeyde *hatta aynısı da olabilir, hâlâ düşündükçe sorgularım* kitapları getirmişti.

Önce yerine yavaşça oturan adama, sonra kitaplara baktım.

Sonra etrafa baktım, sonra yine yaşlı adama...

Neden böyle şaşırdığımı söyleyeyim...

Çünkü.O.Kitaplar. okulda öğretmenlerimizin bize

“Bir şekilde bunlara erişirseniz size çok yardımcı olur,ama PDF olarak bulamazsınız.” Dedikleri kitaplardı.

Buradan da okuduğum bölümün sayısal dersler ağırlıklı olduğu anlaşılıyor,haha.

Neyse, en son nerede kalmıştım???

Hah! Şimdi yaşlı adam bana kitapları kısaca açıkladı ve ben bu kitaplara nasıl sahip olduğunu sorduğumda da

“Emekli olmuş bir üniversite öğretmeniyim çocuğum.” cevabını aldım.

Bana kitapları verdi. Sonrasında yaptığım Türk kahvelerini içtik ve bana giderken

-Sana vermek istediğim bir şey daha var ama o da bir dahaki muhabbetimizin konusu olsun yavrum

Demişti. İşte bana böyle şeyler demeyin ya demeyin! O içimdeki merak duygusu beni öyle bir kemirir ki gece uyuyamam ben. Nitekim de uyuyamadım zaten.

İlk gün için ne kadar çok yazmışım yahu. Biraz dinlensem iyi olacak. Sakin bir yürüyüş olabilir...

Ertesi güne yazacak daha çok şey biriktiririm hem.

Bana arkadaş olduğun için sağol ^^

Bölüm sonu

1 yorum