İçeriğe geç

Tek Çatı Altında Çifte Aşk

Bölüm 9 · 2 dk okuma

Tek Çatı Altında Çifte Aşk

Bölüm 9

Bölüm 9

Yağmur dinmişti.

Fakat otelin bahçesine çöken sessizlik, az önce yaşananlardan çok daha ağırdı.

Tuna notu avucunda sıktı.

"Kapıları kapatın!"

Güvenlik görevlileri dört bir yana koştu.

Kıvanç eğilip çamuru inceledi.

"Burada boğuşma izi yok."

Tuna dizlerinin üzerine çöktü.

Çamurun üzerinde yalnızca iki farklı ayak izi vardı.

Biri Deniz'e aitti.

Diğeri ise...

Parmak uçları hafif dışa basan, ağır yürüyen birine.

Ayak izleri bahçenin arka duvarına kadar gidiyor, sonra aniden kayboluyordu.

"İmkânsız..." diye mırıldandı Kıvanç.

"Duvarın öbür tarafında da iz yok."

Tuna duvara dokundu.

Taşlardan biri diğerlerinden daha sıcaktı.

Elini bastırınca taş hafifçe içeri gömüldü.

Ardından duvarın bir bölümü gıcırdayarak yana doğru açıldı.

Herkes şaşkınlıkla geri çekildi.

Duvarın arkasında dar, taş bir tünel uzanıyordu.

Kıvanç istemsizce güldü.

"Bizim otelin altında tünel mi varmış?"

Otel müdürü bembeyaz kesildi.

"Ben... ben böyle bir yer olduğunu bilmiyordum."

Tuna el fenerini çıkarıp tünele tuttu.

Yerde yeni ayak izleri vardı.

"Gitmişler."

Hiç düşünmeden içeri girdi.

---

Tünel rutubet kokuyordu.

Duvarlardan su damlıyor, her adım yankılanıyordu.

Yaklaşık elli metre yürüdükten sonra Tuna durdu.

Yerde bir saat vardı.

Deniz'in kol saati.

Camı çatlamıştı.

Yanında buruşturulmuş küçük bir kâğıt duruyordu.

Kâğıtta yalnızca üç kelime yazıyordu.

«"Eftalya biliyor.»

Tuna notu cebine koydu.

"Devam edin."

Tam o sırada tünelin sonunda metal bir kapı göründü.

Kapı aralıktı.

İçeri girdiklerinde eski bir depo ile karşılaştılar.

Raflar boştu.

Toz tabakasının üzerinde ise yakın zamanda sürüklenmiş ağır bir sandığın izi vardı.

Kıvanç raflardan birine yaklaştı.

"Burada yıllardır kimse olmamış gibi..."

Cümlesi yarıda kaldı.

Rafın kenarında küçük bir çocuk resmi asılıydı.

Resimde iki kız kardeş el ele tutuşmuştu.

Altına titrek bir yazıyla şu cümle eklenmişti:

"Söz verdin."

Eftalya resmi görünce olduğu yerde dondu.

Dizlerinin bağı çözüldü.

Alev hemen yanına koştu.

"Abla?"

Eftalya'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

"Bu resmi..."

"...Ben çizmiştim."

Odadaki herkes sessizleşti.

Tuna yavaşça ona döndü.

"Eftalya."

"Burayı nereden biliyorsun?"

Eftalya başını iki yana salladı.

"Hayır..."

"Hatırlamıyorum."

"Yalan söyleme."

Alev ilk kez sert bir sesle konuştu.

"Abla..."

"Lütfen."

"Bir şey biliyorsan söyle."

Eftalya derin bir nefes aldı.

Yıllardır içinde sakladığı yük omuzlarına çökmüştü.

"Ben..."

"Çocukken bir adam bizi buraya getirmişti."

Alev'in gözleri büyüdü.

"Ne?"

"Eve götüreceğini söylemişti."

"Sonra?"

"Sonrasını hatırlamıyorum."

Tam konuşmaya devam edecekken Tuna'nın telefonu çaldı.

Arayan otelde kalan güvenlik şefiydi.

"Kaptan!"

"Ne oldu?"

"Alev Hanım'ın odasında bir zarf bulduk."

"İçinde ne var?"

"Tek sayfalık bir mektup."

"Kimin adına?"

Görevli birkaç saniye sustu.

Sonra alçak bir sesle cevap verdi.

"...Alev'in babasının imzası var."

Tuna'nın bakışları yavaşça Alev'e çevrildi.

Alev'in nefesi kesilmişti.

Çünkü çocukluğundan beri tek bir gerçeğe inanmıştı.

Babası ölmüştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.