İçeriğe geç

Tek Çatı Altında Çifte Aşk

Bölüm 30 · 3 dk okuma

Tek Çatı Altında Çifte Aşk

Bölüm 30

Bölüm 30

«"Kalan süre: 01 dakika."»

Koridorun sonu görünüyordu.

Herkes nefes nefeseydi.

Tuna en önde koşuyor, çıkışı güvence altına almaya çalışıyordu.

Kıvanç ile Baran, yaralı Aras'ı omuzlarından tutmuş ilerliyordu.

Alev ise bir an olsun babasının yanından ayrılmıyordu.

Tam çıkış kapısına ulaştıkları sırada Baran durdu.

"Eksik biri var."

Herkes birbirine baktı.

"Eftalya nerede?"

Alev'in yüzündeki renk çekildi.

"Abla..."

---

Eftalya laboratuvarda kalmıştı.

Mert, yere yığılmış hâlde nefes almaya çalışıyordu.

Tavandan beton parçaları düşmeye başlamıştı.

Mert güçlükle konuştu.

"Git..."

"Beni bırak."

Eftalya gözlerini kapattı.

Yıllarca bu adamdan nefret etmişti.

Onun yüzünden çocukluğu çalınmış, hayatı kararmıştı.

Ama onu ölüme terk edemiyordu.

"Ne yapıyorsun?" diye bağırdı Mert.

"Seni kurtarmaya çalışıyorum."

"Neden?"

Eftalya gözlerinin içine baktı.

"Çünkü senin gibi olmak istemiyorum."

Eftalya bütün gücüyle Mert'i sürükleyerek kapıya doğru ilerledi.

Tam dışarı çıktıkları anda...

Arkasındaki laboratuvar büyük bir gürültüyle çöktü.

Yer sarsıldı.

Gökyüzüne dev bir duman bulutu yükseldi.

Yirmi yıllık sırlar...

Bir binayla birlikte tarihe gömülmüştü.

---

Patron kelepçelenmişti.

Özel harekât ekipleri onu zırhlı araca bindirirken son kez arkasına döndü.

Alev'e baktı.

"Gözlerindeki öfke..."

"Anneninkine çok benziyor."

Alev sakin bir sesle cevap verdi.

"Yanıldığın bir şey var."

Patron kaşlarını kaldırdı.

"Neymiş o?"

"Ben öfkeyle yaşamıyorum."

"Ben onunla vedalaşıyorum."

Araç hareket etti.

Patron, hayatında ilk kez hiçbir şey söylemedi.

---

Aradan altı ay geçti.

Patron ve örgütün tüm üyeleri mahkeme karşısına çıktı.

Yıllarca kayıp olan onlarca çocuk ailesine kavuştu.

Örgütün bütün mal varlığına el konuldu.

Mert de yargılandı.

Mahkemede ilk kez başını eğerek suçlarını kabul etti.

Eftalya onu son kez uzaktan gördü.

İçinde ne nefret vardı...

Ne de merhamet.

Sadece kapanmış bir sayfanın sessizliği...

---

Aras ağır yaralı olmasına rağmen yaşamayı başarmıştı.

Aylar süren tedaviden sonra taburcu edildi.

İlk yaptığı şey, Baran'ın evine gitmek oldu.

Kapıyı Alev açtı.

İkisi birkaç saniye birbirine baktı.

Sonra Alev gülümsedi.

"Hoş geldin."

Aras'ın gözleri doldu.

Hayatında ilk kez...

Affedilmenin ne kadar ağır bir duygu olduğunu hissetti.

---

Kıvanç, Eftalya'nın yanına geldi.

Bahçede sessizce oturuyordu.

"Bir kahve yapıyorum."

"İçer misin?"

Eftalya gülümsedi.

"Bu kez sen yapma."

"Neden?"

"Çünkü geçen sefer şekeri unutmuştun."

Kıvanç istemsizce güldü.

"Demek hatırlıyorsun."

"Her şeyi."

Bu kez kahveyi birlikte yaptılar.

İlk kez...

Eftalya mutfakta korkmadan gülüyordu.

---

Tuna yeniden görevine dönmüştü.

Sınır karakolunda eskisi gibi disiplinliydi.

Ama artık eskisi kadar soğuk değildi.

Bir akşam nöbet dönüşü telefonuna bir mesaj düştü.

Gönderen...

Alev.

«"Babam bugün ilk kez bana bisiklet sürmeyi öğretti. Meğer çocukluğumdan kalan eksikleri tamamlamak hiç de geç değilmiş."»

Tuna uzun süre ekrana baktı.

Sonra gülümsedi.

Aylar önce olsa cevap vermezdi.

Ama artık bazı şeyler değişmişti.

Yazmaya başladı.

«"Sevindim."»

Mesajı sildi.

Tekrar yazdı.

«"Mutlu olmana sevindim."»

Onu da sildi.

En sonunda yalnızca şunu gönderdi.

«"Dikkat et, düşme."»

Mesajı gönderdikten sonra kendi kendine güldü.

Koskoca asker...

Daha düzgün bir cümle kuramamıştı.

---

Bir hafta sonra...

Alev, Tuna'nın görev yaptığı karakola geldi.

Elinde küçük bir kutu vardı.

Tuna şaşkınlıkla ona baktı.

"Buraya neden geldin?"

Alev kutuyu uzattı.

"Doğum günün."

"Hatırladın mı?"

"Babam söyledi."

Tuna kutuyu açtı.

İçinden, çocukken kaybettiği kırık ahşap oyuncak arabanın aynısı çıktı.

Sessizce gülümsedi.

"Teşekkür ederim."

Alev başını salladı.

"Gidiyorum."

Tam arkasını dönecekken Tuna seslendi.

"Alev."

Alev durdu.

"Ben..."

Uzun süre devam edemedi.

Hayatında ilk kez kelimeler ona ağır geliyordu.

"Otelde olanlar için..."

"Özür dilerim."

Alev gözlerini kapattı.

Aylarca beklediği cümle buydu.

Ama artık kalbindeki yara kabuk bağlamıştı.

Yavaşça gülümsedi.

"Seni affettim."

"Fakat affetmek..."

"...her şeyi eski hâline getirmiyor."

Bunu söyledikten sonra yürümeye devam etti.

Tuna arkasından bakakaldı.

İlk kez...

Birini gerçekten kaybetmekten korkuyordu.

Ve ilk kez anladı.

Aşk, bazen kavuşmak değil...

Geç kaldığını fark etmekti.

---

Bir yıl sonra...

Baran, Alev ve Eftalya annelerinin mezarını ziyaret etti.

Üçü de sessizdi.

Baran mezarın başına beyaz zambak bıraktı.

"Elif..."

"Sözümü tuttum."

"Kızlarımız artık güvende."

Rüzgâr hafifçe esti.

Alev, Eftalya'nın elini tuttu.

İki kardeş birbirlerine baktılar.

Onca acıya rağmen...

Hâlâ ayaktaydılar.

Çünkü bazen insanı hayatta tutan şey...

Geçmişi unutmak değil,

Geçmişe rağmen yürümeyi öğrenmekti.

Ve o gece...

Yıllar önce dört farklı kalbin çıktığı yolculuk,

Artık dört farklı hayatın yeniden başlamasıyla son buldu.

SON

Bölüm sonu

1 yorum

  • ellerine kalemine sağlık çok güzel yazmışsınnnn