İçeriğe geç

Tek bölümlük hikayeler

Bölüm 9 · 8 dk okuma

Tek bölümlük hikayeler

Bölüm 9

Maden ocağı

Geçimini sağlamak için girdiği yer onun mezarı olmuştu ... "

Soğuk bir kış akşamıydı . Kovadaki son kömürü de sobaya attıktan sonra mutfağa ilerledim . Annem mutfakta yemek yapıyordu . Yanına gittim ve

" Anne , babam ne zaman gelecek ? " diye sordum . Babam bir maden işçisiydi ve her gün sırf eve para getirebilmek için o tehlikeli maden ocağına giriyordu . Bir madencinin kızı olmak zordu , her gün acaba eve dönecek mi endişesi altında ezilmek çok kötüydü .

Annem derin bir nefes aldı ve hafifçe bana döndü . O da bilmiyordu ne diyeceğini . Belki hiç gelmeyecekti .

" Bilmiyorum canım , birazdan gelir sanırım . Sofrayı kurmama yardım eder misin ? "

" Tabiki " dedim ve salata kasesini masaya götürdüm . Anne ve babamı çok seviyordum , babam bizim için her türlü zorluğa katlanıyordu . Biz ise onun kıymetini biliyorduk . Bu yüzden aramızda pek anlaşmazlık çıkmazdı .

Biraz sonra kapı sesiyle irkildim ve kapıya baktım . Gelen babamdı . Üstü başı toz toprak içindeydi , çalışmaktan nasır tutmuş parmaklarıyla , bütün gün güneş ışığı almayan yüzüyle karşımda duruyordu .

" Hoşgeldin baba " dedim gülümseyerek .

" Hoşbuldum canım kızım " dedi ve elindeki mavi , oval , doğal taşı bana doğru uzattı . Böyle şeylere oldum olası merakım olduğu için bulunca hemen bana getirmek istemişti sanırım . O haliyle bile o kadar samimiydi ki . Sanki sabahtan beri en kötü şartlarda çalışan kendisi değilmiş gibiydi .

" Teşekkür ederim " dedim büyük bir sevinçle . Taşı aldım ve doğrudan odama çıkıp masamın üzerine koydum . Sonraysa aşağıya geri indim

Babam banyo yapmak üzere yukarıya çıktı . Bense kalan birkaç eksiği almak için tekrar mutfağa girdim . Biraz sonra babamın da sofraya oturmasıyla yemeğe başlamıştık . Yemekte bir kuralımız vardı , kimse konuşmazdı . Bunu sofraya olan saygımızdan yapıyorduk , yani annem öyle olduğunu söylüyordu .

Yemek bittikten sonra babam televizyonun başına , annem bulaşıkları yıkamak için mutfağa , bense ödevlerimi yapmak için odama geçmiştim . Her zamanki gibi bir akşam geçirmiştik .

Saat bir hayli geç olmuştu , ödevlerimi yeni bitirebilmiştim . Annem odamın kapısını açtı ve sahte bir kızgınlıkla

" Beyza , artık yat kızım . Yarın okul var " dedi . Gerçekten de okul vardı ve benim gibi uykuya aşık bir insan için sabah kalkmak çok zordu .

" Tamam anne , uyurum birazdan " ikna olmuş ve odamdan çıkmıştı . Bende işlerimi halledip kendimi yatağımda bulmuştum . Benim için herkes uyuduktan sonraki o saatler kendimle başbaşa kalma saatleriydi .

Kahvemi alıp telefonumdan bir film açtım , yatağımı film gecesine uygun hale getirdikten sonra kendimi yatağıma attım . Evet , tam bir film bağımlısıydım , genellikle de macera ve korku filmlerini seviyordum . Kitap okumaksa hiç bana göre değildi , çok sıkıcıydı kitaplar . Ama en yakın arkadaşım bir kitap kurduydu , kitap okuduğu yetmezmiş gibi bir de okurken ağlıyor , karakterlerle konuşuyor , onlara aşık oluyordu . Tam bir delilik

Sabah gözümü açtığımda karşımda annemi bulmuştum , hemen hemen her sabah rutinimiz sayılırdı . Şu kadının hakkını nasıl ödeyeceğim bilmiyorum , beni uyandırmak için her gün yarım saat uğraşıyordu .

" Kızım kalk artık , yarım saattir seni uyandırmaya çalışıyorum " annemin haklı isyanından sonra gözlerimi hafifçe araladım .

Yarı uykulu şekilde doğru banyoya gittim ve yapmam gereken her şeyi yaptım . Saçlarıma çekidüzen verdikten sonra banyodan çıkıp aşağıya indim . Babam yine erkenden kalkıp işe gitmişti , annemle yalnız kahvaltı edecektik .

Annem üzerimdeki mavi kot pantolona , beyaz çizgili kazağıma , dağınık topuz yaptığım saçlarıma hafifçe bir göz gezdirdi .

" Kızım şu giyimine biraz özen . Valla evde kalacaksın o olacak " dedi , sonunda ağzındaki baklayı çıkarmıştı .

" Ay anne ya , hava buz gibi giyimim güzel olacak diye donayım mı yani . Hem evde kalmak daha mantıklı benim için , evlenip de ne yapayım . Korkma , başına kalmam . Zaten birkaç yıl sonra Duman ' ı da alıp ayrı eve çıkacağım "

Annem umursamaz bir tavır takınıyordu . Çünkü her gün bunları söylüyordum . Bu arada Duman benim köpeğimdi . Gri renkli tüyleri , iri vücudu , simsiyah bakan gözleriyle tam bir çoban köpeğiydi . Onu çevre köylerin birinden sahiplenmiştim . Bana da çok çabuk ısınmıştı . En büyük hayalim onunla birlikte ayrı eve çıkmaktı . Mesleğimi elime alıp , istediğim bir yaşam sürmek ...

Kahvaltımı yaptıktan sonra montumu üzerime geçirdim ve çantamı alıp koşa koşa evden çıktım .

Yoğun ve sıkıcı bir okul gününü daha geride bıraktıktan sonra oldukça asık bir suratla eve doğru yol aldım . Eve vardığımda annem masada oturmuş nakış işliyordu . Benim geldiğimi görünce

" Hoşgeldin " dedi . Canım sıkkın olduğu için fazla önemsemeden

" Hoşbuldum " dedim . Canımın sıkkın olduğunu hemen anlamıştı .

" Noldu kızım , suratın niye asık ? "

" Her zamanki şeyler işte anne , okul canımı sıkıyor . Artık bıktım gerçekten . Bu okula gelmeseydim keşke , önceki okulum daha iyiydi "

" Mecburen o okula gittin kızım , alışman lazım . Zaten son senen bu sene " dedi annem . Haklıydı aslında ama benim için de zordu işte

" Öyle ama , bilmiyorum anne gerçekten . Üniversite sınavına girecek olmak beni yıprattı sanırım . Bütün yük üzerimde gibi hissediyorum " dedim anneme . Annemle arada dertleşiyorduk . Annemin bir şey söylememesi üzerine hep merak ettiğim o soruyu sordum anneme .

" Anne , babam neden madende çalışıyor . Neden başka bir iş yapmıyor . "

" Kızım baban çok küçük yaşlardan itibaren madenle iç içe büyümüş , yaşadığı yerde madencilik oldukça fazla yapılan bir meslek . O yüzden başka şansı olmadığını ve elinden başka bir şeyin gelmeyeceğini düşünüyor " annem bunları söylerken bu durumdan şikayetçi olduğunu belli ediyordu .

Biraz dinlenmek üzere oturma odasına geçtim . Babamın gelmesine az bir vakit kalmıştı . Çalan kapının sesiyle irkildim ve hemen kalkıp kapıya koştum .

Kapıyı açtığımda 40 ' lı yaşlarının sonunda olduğu açıkça belli olan , uzun boylu , zayıf , alnı çalışmaktan ve yaşından hafifçe kırışmış , yüzü gözü toz içinde olan bir madenci karşıma çıktı . Derin ve hüzünlü bakışlarını bana çevirerek " başınız sağolsun kızım " dedi .

Duyduğum cümlenin etkisiyle birkaç saniye kendime gelemedim . Bu muydu yani , basit miydi bu kadar ? Bir çocuğa baban öldü demek bu kadar kolay mıydı ? Sanırım öyleydi çünkü babam da şu an bir maden kazasına kurban giden ama iki gün gündeme geldikten sonra üçüncü gün unutulacak olan nice insandan biri haline gelmişti .

Adam bize , hafif sararmış bir zarf uzattı ve " baban bunu size ulaştırmamı istemişti kızım . İçinde ne yazıyor bilmiyorum ama dün yazdı bu mektubu , eğer ölürsem aileme ulaştırın dedi . Öleceğini hissetmiş demek ki " dedi ve derin bir nefes alıp " neyse tekrardan başınız sağolsun , ben artık gideyim " diyerek gözden kayboldu .

Hâla kendimde değildim . Annemle birlikte koltuğa geçtik ve zarfı okumaya başladık . Gözyaşlarım yanaklarımı ıslatıp aşağıya doğru inerken bir elimle de zarfı açmaya çalışıyordum . Zarfı açtım ve okumaya başladım .

" Sevgili ailem ;

Bu mektubu size yazma amacım benim sesimi ve nice benim gibilerin sesini duyurmanız . Çalıştığım madenin bakımları uzun zamandır yapılmıyor , aksatılıyor . Yapılan bu ihmaller umarım canımızı almaz . Sizden uzak kalmak benim için çok zor olacak . Dediğim gibi ihmaller ... Maden ararken ve çıkartırken kullanılan kimyasal maddelere toprak artık dayanamıyor ve bunu bize hissettiriyor . Ben öldükten sonra üzülmeyin olur mu ? Güçlü olun , benim sesimi duyurun , iki gün konuşulup sonra unutulmak istemiyorum , istemiyoruz . Size daha iyi bir hayat yaşatamadığım için ve birilerinin sobası yansın diye sizin içinizi yaktığım için özür dilerim ... "

Mektubunu böyle sonlandırmıştı babam . Sesi olmamızı istiyordu . Babam öyle istiyorsa öyle yapacaktım , o yöneticilerin yaptıklarını yanlarına bırakmayacaktım .

Sobanın yanına oturdum ve düşünmeye başladım . Babamı , anılarımı , onunla daha fazla zaman geçirmediğim için yaşadığım pişmanlığı ... Sobada yanan odunlar dikkatimi çekmişti . Sanki yanan odun değil de hayallerimdi , yanan babamın emeğiydi . Babamı öldüren maden değildi aslında ihmallerdi .

İhmaller böyleydi işte , üç kuruş fazladan harcama yapmamak için , kaç ailenin mutluluğunu harcıyorlardı "

Ertesi gün ;

Sabah erken kalkmıştık bugün babamın cenazesini almak için hastaneye gidecektik . Sonra ise yönetime dava açacaktık .

Babamın cenaze işlerini hallettikten sonra , tanıdığımız bir avukatı aradım ve herşeyi anlattım . Davayı almayı kabul etmişti ve kazanacağımıza olan ümidi oldukça fazlaydı .

Mahkemeye delil olarak babamın bize bıraktığı mektubu ve orada çalışan madencileri sunacaktık . İşçiler mahkemede şahitlik yapmayı kabul etmişlerdi . Davayı kazanınca o maden ocağını kapattıracak , yöneticileri hapse artıracak ve tüm Türkiye'ye gerçekleri açıklayacaktık .

Yarın mahkememiz vardı . Babamı çok özlemiştim , bana verdiği mavi taşı da saklıyordum . İnsan babasına olan özleminden bir taşla ya da başka bir şeyle konuşur muydu ? Mecbur kalırsa konuşuyordu . Çünkü acı bir şekilde başka şansım yoktu

Hazırlanıp yola çıktık . Mahkemeye gittiğimizde avukat bizden önce gitmişti . Biraz sonra mahkemeye girdik ve gerek işçilerin yaptıkları şahitlikler , gerek avukatın savunması ve tabiki babamın mektubu sayesinde davayı kazanmıştık .

Hakim bizi haklı görmüş ve delilleri de yeterli bulmuştu . Salondan çıktıktan sonra , polisler yönetim üyelerini tutuklamış ve hapise atmak üzere karakola götürmüşlerdi . Kelepçeli bir halde götürülürken yüzlerinde hiçbir merhamet ve pişmanlık kırıntısı yoktu . Sanki kaç aileyi parçalamamış gibi davranıyorlardı .

Maden ocağı artık bir daha kapatılmıştı ve artık tüm Türkiye gerçekleri biliyordu . Eve dönerken maden ocağının yakınından geçiyorduk . Bu zamana kadar hep buranın bize getirdiklerini düşünürdüm , şimdi ise bizden götürdüklerini düşünüyordum .

Babam bir gün öleceğini bile bile her gün bıkmadan usanmadan o maden ocağının yolunu tutmuştu . Demek ki gerçekten mecbur kalmıştı .

" Bugün babamın mecburiyetin kollarından kurtulup özgürlüğüne kavuştuğu gündü . Bugün babamın en mutlu günüydü ama babam yoktu ... "

Bölüm sonu

1 yorum

  • Maden işçilerinin mağdurluklarını çok güzel ifade etmişsin ellerine sağlıı

    1Yanıt