🎶Sezen Aksu = Küçüğüm
🎶Model = Sarı kurdaleler
🎶Sezen Aksu = Biliyorsun
🎶Hande Yener = Bir bela
" İsminin anlamı bile kar tanesi demekken , nasıl kirli bir kadın olabilirsin ki sevgilim ... "
1 ay önce ;
Hava soğuktu . Mevsimlerden kış , aylardan Kasım , günlerden pazartesi ...
Öyle bir soğuktu ki hava değil bedenler , ruhlar bile üşürdü bu havada . Acılar insanın ruhunu üşütürdü ama benim ruhum sıcacıktı . Evet , acı çekmemiştim fazla . Annem , babam , abim ve ben küçük bir aileydik . Şanlıurfa'da yaşıyorduk ve herhangi bir kaygımız yoktu . Gerek arkadaş ortamımda gerek ailede neşe kaynağı bendim . Enerjinin vücut bulmuş hali olarak da bilinirim . Yaşadığım şehrin kısıtlamalarına maruz kalmak yoruyordu beni de . Merkezden uzaktık , bu yüzden olsa gerek ne zaman dışarıya çıkacak olsam ' kız başına ' sıfatı üstüme bir lanet gibi yapıştırılıyordu .
Sahi ne vardı bu ' kız başınalarda ? ' Erkeklere sözlerinin geçmeyişinden miydi bu yoksa toplumun , kadını erkeğin elinin kiri olarak görmesinden miydi ?
Annemler evde yoktu ve muhtemelen de bugün gelmezlerdi . Kapı çaldığında abimin geldiğini anlayıp koşarak merdivenlerden aşağıya indim . Kapıyı açtığımdaysa karşımda gördüğüm manzara beklenmedikti . Ağzına alkol sürmeyen abim sarhoştu ve durumu berbat görünüyordu . Neşeli gülümsemem yerini koca bir meraka bırakmıştı .
" Abi ? " dedim sorgulayıcı bir şekilde . Konuşmaya mecali olmadığından emindim çünkü üzerindeki alkol kokusu yanıma kadar geliyordu .
" Berfu " dedi kelimeleri ağzında yuvarlayarak . " Lütfen bir şey sorma ve bana yardım et "
İçeriye doğru ilerlemeye çalıştı ama pek de başarılı olamamıştı . Kolunun altına girerek ona yardımcı olmaya çalıştım . Kanepeye oturtarak bende yanına geçtim .
" Abi , ne olduğunu anlatacak mısın artık " dediğimde ise merakımdan çatlamak üzereydim . Fakat o bir şeyler anlatmak yerine elleriyle yüzümü avuçladı . Gözleri tam karşımdaydı ve yeşil gözlerinde derinlik vardı .
" Çok güzelsin Berfu , bir insanın aklını başından alacak kadar güzelsin . Ve kahretsin ben artık kendimi kontrol edemiyorum "
Yüzümü ellerinden kurtardım ve biraz geriye gittim . Neler söylüyordu böyle , sarhoştu . Yoksa bana o gözle bakmazdı bunu biliyordum .
" Sarhoşsun abi , ondan böyle diyorsun . " dedim ama sesimde yalvarırcasına bir ton vardı . Sanki ' evet sarhoşum ' demesine muhtaç gibiydim . Gerçeklerin farkına varmak istemiyordum sanırım .
" Şu an sarhoş olabilirim ama bu hislerim gerçek Berfu . Uzun zamandır aklımdasın ve engellemeye çalıştıkça daha fazla aklıma geliyorsun . Ben artık ... "
Daha fazla konuşmasına imkan vermeden onu susturdum ve ayağa kalktım . Burdan gitmeliydim , odama gitmeli ve onu yalnız bırakmalıydım .
" Abi ... Ben şimdi gidiyorum , seni yalnız bırakacağım ve eminim buna ihtiyacın var . Bana karşı hislerinin böyle olmadığına eminim . Ayıldıktan sonra konuşuruz " diyerek merdivenlere doğru ilerledim . Odaya girmem çok da uzun sürmemişti . Odama girer girmez kapımı kilitledim ve duvar dibine , pencerenin kenarına çöktüm . Öyle çok abartılı bir odam yoktu aslında ve ben hep sadelikten yanaydım .
Odama girince ilk olarak sol tarafta , duvarın dibindeki yatağım dikkat çekiyordu . Tek kişilik yatağım ve nevresimler beyaz renkti . Hemen üst tarafında birkaç küçük raf bulunuyordu , resim yapmayı çok sevdiğim için yaptığım tabloları odama asıyordum ve tablolarımın yeri tam olarak o rafların üstüydü . Küçük yatağımın sağ tarafında beyaz bir şifonyer vardı , üstünde birkaç gündür elimden bırakmakta güçlük çektiğim fantastik bir kitap , alıntı tutmak için minik kahverengi bir defter ve abajur vardı . Pencerem büyüktü ve sokağın en işlek yerine bakıyordu . Sağ tarafta ise kıyafet dolabım , kitaplığım ve boş zamanlarımı resim yaparak geçirdiğim için tuval ve fırçalarım vardı . Odam sade ve minimal olarak düzenlenmişti , sanırım bu yüzden odamdan çıkmak dahi istemiyordum .
Her üzüldüğümde yatağım ve pencerem arasındaki boşluğa oturur öylece ağlardım , belki etrafı izlerdim , düşünürdüm ama bu sefer farklıydı . İçimde korku da vardı , abim olabilirdi ama bu benim korkmam için engel değildi . Telefonumdan rastgele bir şarkı açtım ve dizlerimi kendime çekerek her zamanki yere oturdum . Dışarısı ıssız ve soğuktu . Herkes sıcacık yuvasında oturuyordu ve kimsecikler dışarıda gezmiyordu . Hoş bu soğukta kim kendine bu işkenceyi yapardı ki ...
Artık oturmaktan ve çalan slow şarkıdan o kadar mayışmıştım ki kalkıp yatmayı düşünüyordum . Ama kapının önünden sesler gelmeye başladı , muhtemelen abimdi . Kapımı zorluyordu ve bunu hiddetle yaptığına adım kadar emindim .
" Berfu " diyen sesi sinirli olduğunun ispatı niteliğindeydi . " Aç şu kapıyı , konuşmamız lazım aç şunu "
Açmayacaktım , açmamalıydım . Açmalı mıydım ? abimdi öyle değil mi , neden korkuyordum ki . Ama niyetini kestiremiyordum . Sarhoştu işte sırf bu yüzden kapıyı açmaktan sonsuza kadar vazgeçmiştim . Ses çıkarmazsam uyuduğumu düşünür ve gider umuduyla nefesimi tuttum , müziğin sesini kapattım ve sessizliğe sığındım .
" Uyanık olduğunu biliyorum " dedi sonra . " Eğer kapıyı kendi isteğinle açmazsan zor kullanmak zorunda kalacağım Berfu . Ve emin ol bunu ne sen istersin ne de ben ... "
İnatla kapıyı açmadım ve dizlerimi kendime daha çok çektim , sanki küçülmek ve en sonunda tamamen yok olmak istiyor gibiydim . Korkuyordum ve ağzımı kapatmak zorunda kaldım . Çünkü ne zaman korksam dudaklarımdan minik hıçkırıklar firar ediyordu .
" Pekii , bunu sen istedin " dedi ve hemen ardından kapının kırılma sesi geldi . Kapıyı kırmış ve içeriye girmişti . Kocaman bedeni alkolün etkisinden çabuk sıyrılmış olmalıydı ama hala hafifçe sendeliyordu . Ben yerimden kıpırdayamıyor , orda öylece oturuyordum .
Işık kapalı olduğu için yüz ifadesini pek ayırt edemiyordum ama odamı aydınlatan sokak lambasının ışığı sayesinde suratındaki gülümsemeyi görmem uzun sürmemişti . Bu gülümseme her zamanki gibi değildi , merhametten ve nezaketten tamamen uzak bir gülümsemeydi .
" Bana kapıyı açmama sebebin ne güzel kardeşim " dedi o iğrendiğim ses tonuyla . Gözüme ilk defa bu kadar iğrenç geliyordu . Daha sonra yavaş yavaş yanıma gelmeye başladı . Bense çoktan ayağa kalkmış ve kaçmak için ilk hamleyi yapmıştım . Kapıya doğru koşmak istesem de iğrenç ellerini belime sarmış ve gitmeme izin vermemişti .
Duvarla bedeni arasında sıkıştığımda ise kaçacak yerim olmadığını anlamış ama tepki verememiştim . Gerçi versen ne olacaktı ki , bağırsam mesela kim gelecekti , kim beni haklı bulacaktı . Kız başına etiketi yine üzerime yapıştırılacak mıydı ? Belki sen tahrik ettin diyeceklerdi suçsuz olduğumu bilmeden . Belki hemen 18 yaşındaki o kızdan , kadınlığa terfi edecektim . Öyle nitelendirilecektim artık , insanlar beni görünce yaşadıklarımdan dolayı utanmam gerektiğini söyleyecek ve beni bu hisle ölüme terkedeceklerdi . Destek olan çıkar mıydı bilmiyorum , belki çıkardı. Belki birileri çıkıp bana ' sen haklısın ' derdi . Ama iki kişinin beni savunması neye yarardı ki ?
Elleri yavaş yavaş bedenimde gezinmeye başladığında pes etmiştim . Teslim olmuş , mücadele etmeyi bırakmıştım . Gece daha da kararmıştı sanki , belki bana öyle geldi bilmiyorum . Ama o gün orada minik bir kız çocuğunun hayalleri , umutları , neşesi, gözlerindeki ışık söndürüldü .
" O gün önce gözlerimdeki ışık , ardından yaşama sevincim alındı elimden ... "
Günümüz ;
Bugün bir ay olmuştu . Bir aydır yastaydım , belki bir ömür de sürebilirdi ama ben değişmiştim artık . O her şeye sessiz kalan , neşeli , gözleri parıl parıl parlayan o kız gitmiş yerine mücadele eden , neşesi solmuş bir kız gelmişti . Olgunlaşmıştım , belki de olgunlaşmak zorunda bırakılmıştım . Kulağa kolay gelse de o acıları atlatmak zordu . Tabi hâla atlatmış sayılmazdım . O gün evdeki sesleri birileri duymuş ve çok şükür ki hemen annemleri aramışlardı. Onlar da apar topar eve gelmiş ve bana ' nasılsın ? ' demek yerine , elalem ne der demişlerdi . Beni , hayallerimi, acılarımı umursamamışlar onun yerine beni ne yapacaklarını ve artık kirli bir kızları olduğunu düşünmüşlerdi .
Ondan sonraki bir hafta neredeyse odamdan hiç çıkmamış , mecbur kalıp çıktığım zamanlarda ise çirkin ithamlara ve bakışlara maruz kalmıştım . Şimdiden ' kadın ' olmuştum , en azından toplumun gözünde . Üstelik bunlar da yetmezmiş gibi hem ailemden hem de etraftan bazı dedikodular yayılmıştı .O gün abimi ben tahrik etmiştim , o gün kendi isteğimle ona gitmiştim , zaten bu işi her zaman yapıyordum . Herkes böyle söylüyordu . Bu duyumlara daha fazla dayanamamış ve gecenin bir yarısı yanıma aldığım birkaç parça kıyafetle evden kaçmıştım . Gecenin bir yarısı nereye gideceğim hakkında hiçbir fikrim olmadığı halde kaçmıştım .
Sonrasında ise Erenle karşılaşmış ve beni evine davet ettiği için orda kalmaya başlamıştım . Eren , benim önceden beri tanıdığım ve çok sevdiğim biriydi . Kim olursa olsun artık güven konusunda sıkıntı yaşıyordum ama başka çarem yoktu . Eren ; siyah gözlü , hafif esmerdi . Boyu çok uzun olmasa da benden uzundu. İnsanları kırmak , onlara zarar vermek gibi şeyleri yapmazdı . Siyah gözleri hep sert bakardı , tabi bu bakışlar bana gelince o sertlikten eser kalmıyordu
Hava hâla soğuk olduğu için neredeyse Eren ' in evinde kalmaya başladığımdan beri doğru düzgün dışarıya çıkmamıştım . Şimdi ise Eren hem kendine hem de bana kahve yapıp getirmişti . Kendi kahvemi bana uzattıktan sonra yanıma oturdu ve kahvelerimizi içmeye başladık . Bir yudum almak bile iyi gelmişti , ruhum ısınmıştı sanki
" Teşekkür ederim , iyi geldi " dedim Eren ' e bakarak . O da gülümseyen gözlerle bana bakıyordu .
" Afiyet olsun , Berfu " dedi . Bir şeyler sormak istediğini hissediyordum ve bunu saklama gereği duymadan sordum .
" Eren ... Sanki bana bir şey sormak istiyor ama soramıyormuş gibisin . Ve hislerimde genellikle yanılmam " dedim hafif bir kıkırtıyla
" Aslında " dedi ve elleriyle saçlarını karıştırdı , yanılmadığımı biliyordum . " Bana neden anlatmadın hâla " dedi .
Ah ! Bunu soracağını elbette biliyordum ama hazır mıydım bilmiyorum . İlk günden beri neden evden kaçtığımı sormamıştı . Bunu anlayışla karşılaması hoşuma gidiyordu elbette . Fakat sormak onun da hakkıydı . Daha fazla dayanamayarak anlatmaya başladım .
" Abim ... " dedim ve devam etmek için derin bir nefes aldım . Anlatmak zordu , utanıyordum çünkü . O sırada Eren de biraz daha yanıma yaklaştı ve gözlerini gözlerime sabitledi .
" Berfu ... Zorlanıyorsan anlatma . Ben , merak ediyorum evet ama seni zorlamak istemem . "
" Hayır hayır " dedim . " Bunu artık anlatmam lazım çünkü merak etmen olağan bir şey "
Kafasını hafifçe salladı ve anlatmamı bekledi . Ben de uzatmadan söze girdim
" Önceden ailemde hiçbir sıkıntı yoktu Eren . Gayet neşeli , mutlu bir aileydik . Ve ailemizin göz bebeği yani neşesi bendim . Bir gün ailem evde yokken abim eve sarhoş geldi . Bana ne kadar güzel olduğumu ve kendini bunun karşısında engelleyemediğini söyledi . Ben sarhoş olduğu için yanlış düşünüyor sandım ve onu yalnız bırakmak için odama çıkıp kapıyı kilitledim . Ama kapımı kırıp odama girdi , ve ben o gün öz abim tarafından tecavüze uğradım Eren ... "
Anlatırken dayanamamış ve ağlamaya başlamıştım . Titreyen dudaklarım ve titreyen ellerim bana o anı tekrar yaşatıyordu sanki . Eren daha fazla dayanamadı ve aramızdaki mesafeyi kapatarak beni kendine doğru çekti . Kafam göğsündeydi ve hem kokusunu hissetmek hem de kalp atışlarını hissedebilmek çok güzeldi . Elleri istemsizce saçıma doğru ilerledi ama dokunmak istemiyor gibiydi sırf beni rahatsız etmemek için . Kalbi ve mantığı arasında gelgit yaşamış olacak ki biraz sonra elleri saçlarımda gezindi .
" Tamam , geçti güzelim " dedi yavaşça . Eren bana daha önce aşkını itiraf etmişti aslında ama ben kabul etmemiş ve arkadaş kalmak istediğimi belirtmiştim . Şu an da onun için baya utanıyordum ama bu haldeyken utanç en son düşüneceğim şeydi .
Birkaç dakika öyle kaldıktan sonra kafamı göğsünden çektim ve açık olan saçlarımı yukarıdan sıkıca bağladım . Güçlü görünmem gerekiyordu , az önce en zayıf halimi görmüştü ama bunun önemi yoktu çünkü ona güveniyordum . Masanın üzerindeki bardaktan birkaç yudum aldım ve devam ettim .
" Üstelik bu da yetmezmiş gibi toplum tarafından hor görüldüm . Abimi tahrik ettiğim söylendi bana . Nasıl olabilir Eren , nasıl olabilir aklım almıyor . Öz abim o benim ya " dedim ama sesim kızgınlık ve sitem doluydu .
Eren öfkeyle nefesini verdi ve hırslı bir şekilde " O şerefsizi öldüreceğim " dedi . " Sana bunu yaptığı için onu öldüreceğim ve o yaşamak için bana yalvaracak " dedi . Bunu o kadar korkunç söylemişti ki yapabileceği ihtimali aklıma gelmişti .
" Eren ... Boşver , gerçekten . Geçti gitti " bunları söylerken buna kendim bile inanmamıştım , çünkü geçmemişti . Hâla kabuslar görmeme neden oluyor , birisi bana yaklaşınca tedirgin oluyordum .
" O şerefsiz boş vermedi ama Berfu . Sana bunu yaşattığı için pişman olacak " dedi ve ve çalan telefonuyla birlikte izin isteyerek kalktı . Ben de aşırı yorulduğum için kaldığım odaya gidip uzandım .
Saat 23.40 ' tı ama şimdiden uykum gelmişti . Karanlıkta uyuyamadığım için artık ışık açık uyuyordum ve buna gerek olmadığını söylesem de Eren özellikle ışıkları açmamı istiyordu . Halbuki ben ona yük olmamak için istemiyordum bunu .
Gözlerimi açtığımda uzandığım yatakta uyuyakaldığımı farkettim . Saate baktığımda ise birkaç saat geçmişti .Çok bir şey yapmamış olmama rağmen hemen uykum gelmişti anlaşılan . Aşağıya inmeye karar verdim ve oturma odasına girdiğimde Eren ' in dışardan yeni geldiğini gördüm . Ellerini montunun cebine sokmuş ve burnunun ucu kızarmıştı . Beni farkettiğinde ise hafifçe gülümsedi . Gülümsemesine aynı şekilde karşılık verdikten sonra hemen sordum
" Hayırdır Eren , nereden geliyorsun ? " dedim . Kaçamak bakışlarla beni süzdükten sonra " Şey ufak bir işim vardı da , daha doğrusu yürüyüş yapmak istedim " dedi . Doğrusu hiç inanmamıştım ama fazla üzerinde durmadım .
" Pekii , Eren bugün film izleyelim mi ? " dedim . Gözleri şaşkınlık içindeydi . Sanırım teklifim hoşuna gitmişti.
" Film mi ? Olur tabi . Ne izleyelim , hatta dur hadi hazırlan market alışverişine çıkalım . " dedi . Bu halleri karşısında kahkaha atmamak imkansızdı .
" Eren , sakin ol , ayrıca alışveriş gerçekten mantıklı bir fikir . Bekle biraz hemen geliyorum " dedim ve odaya doğru koştum . Üzerime gri oversize bir sweatshirt giydikten sonra , altıma da siyah tayt giydim . saçlarımı tekrar bağlayıp aynada kendime baktıktan sonra aşağıya indim . Montumu ve botlarımı giydikten sonra evden çıkmıştık .
Alışverişi bitirip eve dönmemizin üzerinden neredeyse yarım saat geçmişti ve biz çoktan filmi seçmiş , içecekler ve yiyecekleri hazırlamış , koltuktaki yerimizi almıştık . Bugün " Titanic " filmini izleyecektik ve bu filmi uzun zamandır merak ediyordum .
Filmin ilk yarım saatini devirmişken kapı çaldı ve rahatsızlıkla yerimizden kalktık . Eren de en az benim kadar şaşkındı .
" Birini mi bekliyordun ? " diye sordum merakla . Kafasını iki yana sallayarak karşılık verdi .
" Hayır , kimse gelmeyecekti . "
Hemen kapıya baktık ve gelen kişiler bizi şoka sokmuştu . Kapıda birkaç polis vardı ve oldukça sert bakıyorlardı . Korkuyla Eren ' in kolundan tutup ona doğru yaklaştım .
" Neler oluyor ? " diye sordum ortaya doğru . Aslında sorumu cevaplaması gereken kişi Eren ' di .
Kısa boylu olan polis memuru konuşmaya başladı
" Mehmet Bilgi ' yi sizin öldürdüğünüz doğru mu Eren bey ? " dedi . Yıllardır bu işi yaptığı için sesinde en ufak bir duygu kırıntısı yoktu .
Mehmet Bilgi ... Abim , onu öldürmüş müydü ? Gerçekten bunu yapmış mıydı , elbette onu artık sevmiyordum ama nihayetinde hâla abimdi ve donmuştum neredeyse . Bana zarar verir miydi peki , birini öldüren bir başkasını da öldürürdü . Bu konuda çekince yaşayacağını sanmıyordum .
" Eren ... " dedim sesim titrerken. " Bu ... doğru mu ? "
Hemen elleri yüzümü buldu . Bu hep yaptığı bir şeydi ama şu an şoktaydım ve bunu istemiyordum . Başkalarına bakarken sert olan o gözler yine bana dönünce yumuşamıştı . Bir şey söyleyemiyor ve anlamamı bekler gibi gözlerime bakıyordu .
Yüzümü ellerinden kurtarıp kendimi geriye çektim . " Dokunma bana ! " derken sesim istediğimden sert çıkmıştı ama o bunu sorun etmiyor gibiydi .
" Yemin ederim Berfu , o şerefsizi öldürmek için oraya gitmedim ama sana yaptıkları ve seni getirdiği hâl karşısında elim kolum bağlı oturamazdım . " dedi inandırıcı gelmişti ama yapmış olması yeterdi işte . " Hem ona pişman olup olmadığını sordum ben . Hâla pişman olmadığını ve aklının sende olduğunu söyledi . Ne yapsaydım yani aşık olduğum kadına bu iğrenç duyguları beslemesine izin mi verseydim . diyerek devam etmişti cümlelerine .
" Aşık olduğum kadın mı ? " dedim şaşkınlıkla . Bir zamanlar hisleri vardı ama bunları hâla beslemesi şaşırmama neden olmuştu . Diğer dedikleri umurumda bile değildi , bana aşıktı ve şu an sevgisine karşılık vermeyi her şeyden çok istiyordum .
" Aşık olduğum kadın ... " dedi çarpık bir gülümsemeyle . Polisler hâla kapıdaydı ve muhtemelen işleri acil olduğu için tekrar sordular .
" Mehmet Bilgi ' yi siz mi öldürdünüz ? "
Eren gözünü benden aldı ve onlara doğru döndü . İkilem yaşıyordu kalırsa sevdiği, aşık olduğu kadınla beraber olacaktı . Ama gitmesi lazımdı . Yalan söyleyemezdi , çünkü masum olmasa da bir can almıştı .
" Evet " dedi en sonunda büyük bir teslimiyetle " O şerefsizi ben öldürdüm "
Kısa boylu polis memuru yanındakine kaş göz işareti yaptı ve hemen sonra kelepçeyle Eren ' in yanına geldi biri . Kelepçeyi takıp götürmeye çalışması uzun sürmemişti . Eren ise biraz izin istedi , benimle vedalaşmak için ... Ne acı vedalar
" Berfu , bak güzelim senden defalarca kez özür dilerim ama yemin ederim yapmam gerekiyordu , seni korumak için yaptım . Ben yokken evimden çıkma olur mu , kal burda . Sanki kendi evinmiş gibi kullan . Anılarımızı burda yaşat , beni de her daim yanında hisset . Seni çok özleyeceğim ve seni seviyorum bunu unutma olur mu ? "
Uzanıp alnıma minik bir öpücük bıraktı . Polis memurunun ' yeter bu kadar ' demesine kadar her şey doğaldı . Veda vakti gelmişti . Vedalar acıydı ama başka zaman karşılaşma tesellisiydi aynı zamanda . O olmadan bu dünyada var olmak ne kadar anlamlıydı daha doğrusu bunu başarabilir miydim emin değildim ama ona çaktırmamam gerekiyordu .
Gözlerimden akan yaşların haddi hesabı yoktu . Beni öyle görüp üzülmesin istiyordum ama elimden gelen bir şey yoktu tabi .
Eren gitti ve ben kaldım . O gitti sığınacak limanım yanmış gibi hissettim , nereye gidecektim şimdi ? Kim kabul ederdi beni . Ya da bir yere , birine sığınmak lazım mıydı ? Kendi kendime yetebilir miydim bilmiyorum ama bunu deneyecektim . Çünkü mücadele etmeyen o kızı ben o gece oraya gömmüş ve hayatıma böyle devam etmeye karar vermiştim .
Eren gideli yaklaşık 24 saat olmuştu , izlediğimiz film hâla açıktı , bilerek kapatmamıştım . Son kez beraber içtiğimiz kahve , bana yaptığı tatlı hepsi hâla oradaydı . Kaldırmayacaktım . Bu evde anıları yaşatmamı istemişti ve layıkıyla yapmalıydım . Yaşamak ilk defa ağır geliyordu bana uzun zaman sonra . Umutları kırılmış , sevdikleri alınmış bir kız ne kadar umut dolu olurdu ki zaten .
Ölmek istiyordum , ardıma bile bakmadan gitmek belki ölmek istiyordum . Hatta emindim sanırım ölmek konusunda . Korkak olmak artık en uzak olmak istediğim şeydi . Ama Eren vardı , bekleyecektim , ölmeyecektim , şimdi o olmadan bu evde geçirdiğim günleri bir gün o varken geçirecektim , hemde daha iyisini . Ama uzun zamandır hissettiğim bir şey vardı , kirli gibi hissediyordum . Değildim belki , bu psikolojik bir şeydi muhtemelen ama öyle hissediyordum .
Ne yaptığımın farkında olmadan gidip mutfaktan herhangi bir tel aldım , hemen küveti sonuna kadar soğuk suyla doldurup kendimi içine attım . Kirliydim , çok kirliydim ve arınmalı bir an evvel temizlenmeliydim . Soğuk suyun içine girdim ve teli sert bir şekilde çıplak tenime sürtmeye başladım . Sanki benliğimi kazımak ister gibi tenime sert baskılar uyguluyordum . İşe yaramıyordu işte , lanet olsun . Bu şey canımı acıtmaktan başka bir işe yaramıyordu . Krize girmiş gibiydim ve bu geçmiyordu . İlk defa olmuyordu elbet ama bu sefer yalnızdım ve ağır şekilde yaşıyordum krizi .
İşe yaramadığını anlayınca kızarmış hatta yer yer kanamış olan kollarıma ve vücuduma aldırış etmeden banyodan çıktım . Hemen elime kağıt kalem aldım ve yazmaya başladım . Bu bir mektuptu ama mektuptan daha fazlası olacaktı. Bu benim vefa borcumdu . Eren ' e ödemem gereken şeyler vardı ve ona bir şey demeden bu lanet olası dünyadan ayrılmak istemiyordum . Kağıdı aldığım gibi titrek ellerimle yazmaya başladım .
Aşık olduğum adam ' a ;
Ben o kadar kirli bir kadınım ki Eren . Bak kadın diyorum şimdiden çünkü insanlar beni hemen kadın ilan ettiler . Sanki o şeyi yaşamayı ben seçmişim gibi muamele ettiler . Bana kirli olduğumu hissettirdiler ve ben arınamıyorum , ne kadar çabalarsam çabalayayım olmuyor ... Az önce sert bir telle bedenimi kazıdım . Evet yanlış duymadın bedenimi kazıdım . O kirlerin geçmeyeceğini bile bile kendime zarar verdim . Bunu o an fark etmemiştim elbet ama şu an anlıyorum imkansız olduğunu , geçmeyeceğini ...
Her gece , onun bedenime dokunan ellerini hissediyorum sanki , ne yaparsam yapayım geçmiyor gibi . O kadar kötüydü ki Eren , kocaman ellerini ve kocaman bedenini kendi küçük bedenimin üzerinde hissetmek benim dünyadaki cehennemimdi . Sense benim cennetim ... Ama ben cenneti hak etmiyorum Eren , ben o kadar masum bir kadın değilim . Sana teşekkür ederim Eren ama ben bu ağırlıkla yaşayamam . Beni affet olur mu ?
Elveda ...
Mektubu yazdıktan sonra daha fazla dayanamadım ve evde ne kadar ilaç bulduysam aldım , işkence çekerek ölmek istemiyordum . Bu acıyı daha fazla çekemezdim ve bu ızdırap yaklaşık yarım saat sonra son bulmuştu ...
Eren ise nefsi müdafaa sağlandığı için 10 yıl hapis cezası alacaktı ve o yıllar sevdiği kadını görmeden nasıl geçecekti bilmiyordu . Hapishanede ilk günü şimdiden berbat geçiyordu . Alıştığı düzen ve buradaki düzen tamamen birbirine zıttı .
10 yıl sonra :
Eren bugün tahliye oluyordu ve büyük bir mutluluk içerisindeydi . Hemen Berfu ' nun yanına gidecek ve bütün vaktini onunla geçirecekti . Bir an evvel gidebilmek için bir taksiye bindi ve adresi söyledi . Çok uzak değildi bu yüzden de yarım saat olmadan evin önüne gelmişlerdi . Hemen taksicinin parasını ödedi ve eve doğru ilerledi . Ev sessizdi ama Berfu uyuyor diye düşünerek sessizce eve girdi . Evin altını üstüne getirdiği hâlde Berfu yoktu . Masanın üzerindeki not dikkatini çekti o an . Notu açıp okuduğunda ise resmen yıkılmıştı , Berfu intihar etmişti ve yaşanması muhtemel olan hayaller, sadece onunla kurulan hayaller yaşanmamak üzere kaldırılmıştı .
Etraftaki komşulara sorduğunda her şeyin bir çırpıda gerçekleştiğini ve Berfu ' nun mezarının yerini bildiklerini söylemişlerdi . Eren hemen mezarın yerini öğrenmek istedi ve öğrenir öğrenmez de hemen oraya gitti . Sevdiği kadının mezarına giderken kırmızı lale almıştı . Kırmızı lale ' seni seviyorum ' demekti ve Berfu belki bunu hissedecekti . Not da yanındaydı ve nota karşılık söylemesi gerekenler vardı . Berfu ' nun mezarının üzerine çiçekleri bıraktı ve toprağı okşayarak konuşmaya başladı .
" Hayır sevgilim , Sen kirli bir kadın değilsin . Berfu ... Kar tanesi demek . Kar taneleri saf ve temiz olurlar , tıpkı senin gibi . Benim hayatım boyunca tek bir hikayem olacak sevgilim , o da sensin . Ben ne yaşarsam yaşayayım kalbim senin için , temiz bir kar tanesi için atacak . " dedi Eren , sevdiği kadının mezarına bakarak .
Artık veda vakti gelmişti , gitmek zorundaydı . Sonsuza kadar burda kalamazdı elbet ama gitmek de hiç içinden gelmiyordu . Geri geleceğine dair sözler verdikten sonra oradan ayrılmak için oturduğu yerden kalktı . Son kez arkasını döndü ve mezara baktıktan sonra konuştu .
" İnsanların seni ne diye nitelendirdikleri umrumda değil sevgilim . Sen benim için hâla o minik ve umut
dolu kız çocuğusun ... "
