" Yıldızlar hep mutlu anlara mı şahitlik ederlerdi yoksa insanlar , yıldızlar güzel diye mutlu anlarını onların göreceği yerlerde mi yaşarlardı . Herkesin kendine ait bir gökyüzü vardı , ben buna inanıyordum . Kimi gökyüzünü yıldızlarla süslerdi , kimi sevdikleriyle , kimi güzel anılarla , kimi ise gözyaşlarıyla . Ben kendi gökyüzümü onunla süsledim . Çünkü biliyorum ki bu simsiyah gökyüzünü onunla süslersem siyah bile başka bir anlam kazanacak benim için . Benim gökyüzüm mutlu anlara şahitlik etmedi pek . Tanıklık ettiği nadir mutluluklarımı da saklıyordur herhalde . Çünkü gökyüzü benim anı kutumdu . Bana bir anne gibi sahip çıkar , anaç tavrını sonuna kadar üzerimde hissettirirdi . Kimi zaman bir baba gibi beni korur kollar , görünmeyeyim diye siyahlara bürünürdü . Hoş bu siyahlara bürünme işi bende yaralar açardı biraz ama , bunun bir önemi yoktu . Gökyüzümün bana yaptığı o kadar iyiliğe karşılık bir kere canımı yaktı diye onu acımasızlıkla suçlayamazdım .
Ben Emir , gece gözlü çocuk ... Gözleri karanlık ama ruhu gözlerinden de karanlık olan çocuk , aldatılan ama aldatmayı bilmeyen , terkedilen ama terketmeyi bilmeyen , sözler veren ama kendisine verilen sözler hep yarım bırakılan , sevilmeyen ama sevmekten de asla vazgeçmeyen o çocuk ...
Saat gece yarısını çoktan geçiyordu . Bense kaldığım tek odalı küçük evimden çıkmış sahil kenarına doğru ilerliyordum . Geceleri sahil havası almak bana iyi geliyordu . Koyu mavi bisikletime atladım ve kulaklarımı takıp rastgele bir şarkı açtım .
Esen rüzgar ve gökyüzündeki parlak yıldızlar bana yıllar öncesini hatırlatmıştı . Doğduğum gün fazla gelmiştim bu dünyaya , doğduğum gün bana annem tarafından haykırılmıştı sanki hiç sevilmeyeceğim , sevgiye layık görülmeyeceğim ... Sevse annem severdi beni . Doğduğum gün annem tarafından ıssız bir sokak parkındaki banklardan birinin üstüne bırakılmıştım . İstenmeyen biri olmuştum doğduğum gün , ne yapmış olabilirdim ki henüz hiçbir şeyin farkında değilken , daha sonra maddi durumu iyi olan bir aile tarafından evlat edinilmiş ve herkese göre harika bana göre ise kötü olan yıllarımı geçirmiştim . Belli bir yaşa gelince ise tek başıma tek odalı evime yerleşmiş orada yaşamaya karar vermiştim , ve bu hepsinden daha huzur vericiydi .
Her çocuğun yeri ailesinin yanıydı . Çocukluklarını onların yanında mutlu bir şekilde geçirirlerdi . Bense çocukluk olarak adlandırılan o dönemi ailemden uzakta ve acı içinde geçirmiştim ...
Sahile vardığımda denizin durgun olduğunu gördüm . Normalde fazla dalgalı olurdu ama bugün bir değişikti . Gökyüzünde yine yıldızlar o kadar fazlaydı ki insanlara büyük bir görsel şölen sunuyorlardı ama bu güzelliği seven pek yoktu sanırım .
17 yıldır her acımda yanımda yıldızlar vardı , annem tarafından terk edildiğimde bile ... Ben de günlük gibi kullandım onları , ne yaşadıysam hepsini gelip onlara anlattım . Hep ilgiyle dinlediler beni , hep sarıp sarmalayan taraf oldular . Bir kez bile onlar tarafından yarı yolda bırakılmadım .
Deniz kenarındaki banklardan birine oturacaktım ki ufak bir ağlama sesi işittim . Birisi ağlıyordu ama acıyla , hemde basit bir acı değildi bu . Acaba gecenin bir yarısı hıçkıra hıçkıra ağlayacak kadar ne yaşamıştı ?
Kafamı sağa sola çevirdiğimde ağlama seslerinin az ileride oturan kızdan geldiğini anladım . Hemen hemen benimle yaşıt gibi görünüyordu . Yanına gidip konuşmak , ne olduğunu sormak istedim ama yanlış anlamasından da korkuyordum . Tam dönüp gidecekken kalbim el vermedi ve yanına gittim . Hâla ağlıyordu ve ağlarken bir yandan da
" Söylesenize doğum günümde bunları yaşamayı hak ettim mi ? diyordu . Bugün doğum günüydü . 1 Mayıs... Onun doğum günüydü ...
" Oturabilir miyim ? " dedim bankın diğer ucuna doğru ilerlerken . Beni görünce şaşırmıştı , hemen ellerinin tersiyle gözyaşlarını silmeye çalıştı ve biraz daha kenara kaymıştı .
" Tabi ki " dedi . Titreyen ellerini ve sesini kontrol altına almaya çalışıyor ama pek de başarılı olamıyordu . Sanki acılarını kimseye göstermek istemiyor gibiydi , belki de zamanında acılarından yara almıştı kim bilir .
" Doğum günün kutlu olsun " dedim kendimden beklenmedik bir cesaretle . Kızlarla konuşmayı pek beceremesemde onunla konuşmak istemiştim , en azından doğum gününü kutlamak ...
" Teşekkür ederim " dedi ama sesindeki şaşkınlık kendini belli ediyordu . Bu bilgiyi nereden biliyorsun der gibi bakıyordu sanki . " Ama... doğum günüm olduğunu nereden biliyorsun ? "
" Az önce yıldızlarla konuşuyordun sanırım belki de denizle bilemiyorum ama onda kulak misafiri oldum biraz "
Yüzüne hafif bir tebessüm yerleştirirken " Doğum günümü ilk sen kutladın " dedi . İşte bu bana kendimi şanslı ve özel hissettirmişti .
Aynı tebessümle karşılık verirken " Bunun için mutlu olman gerekmez mi , sen ağlıyorsun " dedim . Amacım neden ağladığını öğrenmekti ama bunu doğrudan sormanın alakasız olacağını düşündüğüm için böyle bir şey yapmıştım .
" Emin ol , bu hayatta mutlu olabilecek hiçbir sebebim yok benim . Herkes senin gibi şanslı değil " son cümleyi söylerken sesinde ima vardı . İşte bu oldukça sinirimi bozmuştu .
" Şanslı mı ? Beni tanıyor gibi konuşman çok komik , bende şanslı değilim "
Dediklerimi pek umursuyor gibi görünmüyordu . Ya da yalnız kalmak istiyordu bilemiyorum .
" Tanışalım o zaman " dedi ve az önceki moralsiz ifadesinden hiç iz yoktu . Aksine bana kocaman bir gülümseme sunmuştu .
" Ben Melisa " dedi hevesle . Ellerini öne doğru uzatmıştı .
Bende uzattığı eli sıktım ve " Emir bende , memnun oldum " dedim
" Bende memnun oldum Emir , kendinden bahsetsene biraz . İyice tanışmış olalım "
Kendimden bahsetmek mi , nasıl yapacaktım ki onu ? Ne anlatmam gerekiyordu . Gerçekten bütün hayatımı kendimi tanıtma adı altında anlatacak mıydım ?
" Ben ... 17 yaşındayım . Kitap okumayı , film izlemeyi , şarkı dinlemeyi , akşamları sahile gelip kafa dinlemeyi , hayvanlarla vakit geçirmeyi , öylesine bir şeyler karalamayı , tatlı yapmayı severim . Karanlık fobim var ve anksiyetem olduğu için pek insan içine çıkmayı sevmiyorum daha doğrusu kendimi rahat hissetmiyorum . " Bir çırpıda söylediklerime ben bile şaşırmıştım . " Başka da bir şey yok sanırım " dedim ufak bir gülümsemeyle .
" Şimdi sıra bende " dedi ve konuşmaya başladı .
" 17 yaşındayım , pek kitap okumasam da felsefe ve tarih kitapları ilgimi çekiyor . Hayvanları bende çok severim , yazmayı sevmem ama yani hissederim ama bunu kağıda geçirmekte zorluk çekiyorum , arkadaşlarımla vakit geçirmeyi severim , herhangi bir korkum yok , ama bende senin gibi pek sosyal sayılmam . Hatta içime kapanık olduğumu söylerler ."
O da beni taklit ederek " Başka bir şey yok sanırım " dedi . Bu dediği gülmeme sebep olmuştu .
Birden ayaklandı ve üzerine çekidüzen vermeye başladı . Bu zamana kadar pek dikkat etmemiştim ama kumral saçları kısa kesilmişti , üzerine koyu gri salaş bir tişört , siyah bol bir kot pantolon giymeyi tercih etmişti . Fazla uzun değildi ancak yinede uzun boyu gözden kaçmıyordu . Yuvarlak yüzü , hafif kalın ve gayet biçimli duran dudakları , kahverengi ve ışıl ışıl parlayan gözleri , küçük ve hafif kalkık burnu , kavisli kaşları vardı . Ben incelemeye devam ederken sesiyle irkildim . Bu beni oldukça utandırmıştı .
" Ben ... Artık gitsem iyi olur Emir . Bu saatte dışarda dolaşmam pek uygun olmaz herhalde . Görüşürüz "
" Görüşürüz Melisa " dedim ve gözden kaybolana kadar onu izledim .
Garip bir şekilde onunla konuşurken kendimi iyi hissetmiştim . Sosyal anksiyetem olduğu için insanlarla tanışmak , onlarla arkadaşlık kurmak , kalabalık ortamlarda bulunmak benim için işkence gibiydi . Ama onunla konuşurken bu iğrenç duyguları hissetmemiştim . Sanki ruh eşimi bulmuş gibi sevinmiştim hatta . Biriyle bu kadar ortak noktamızın olması beni iyi hissettiriyordu .
Sahilde biraz daha oturup eve gitme kararı aldım , zaten bu kadar kalmak benim için yeterliydi . Bugünü unutmayacaktım , onunla tanıştığım günü asla unutmayacaktım . O da asosyal bir insandı . Biliyorum yeni tanıştığım bir insanın sözlerine hemen güvenmemek gerekirdi ama ben güvenmeyi seçmiştim işte . Sonucu ne olursa olsun ...
Daha sonra eve geçtim ve çatı katımın led ışıklarını açtım . Burayı ışıklar içinde görmeyi çok seviyordum . Kendimi hemen banyoya attım ve biraz olsun rahatlamayı umdum . Hava gerçekten çok sıcaktı ve ben bugün fazlasıyla heyecanlanmıştım .
Banyodan çıkınca aynanın karşısında biraz oyalandım . Kendime baktım . Gece gibi karanlık olan gözlerime , diğer insanlara kıyasen hafif koyu olan gözaltlarıma , uzun kirpiklerime , yumuşak ve sanki dağılmak için yemin etmiş olan ıslak olan saçlarıma , normal olan ama benim hiç sevmediğim burnuma , fazla kaslı olmayan vücuduma , sol tarafımdaki bir tutam sarı saça , tek tük sivilcelerime , diz kapağımın hizasında ve hemen altında olan kırmızı benlerime ...
Hepsini kusur olarak görüyordum , aslında çoğu insanların istemekten bıkmadığı özelliklerdi ama bana göre kusurdu işte . Mesela kahverengi saçlarım arasındaki bir tutam sarı saç . Onun neden orda olduğunu bilmiyordum . Aslında oldukça sevimli duruyordu . Beni evlat edinen ailem bu saç tutamının bana çok yakıştığını ve onun annemden bir hatıra olduğunu söylerlerdi bana . Sırf bu yüzden çocukken bu saç tutamına aşıktım . Annemden bir iz taşımak beni oldukça mutlu etmişti , zamanla ise annemin beni bilerek terkettiğini anlamamla saç tutamı benim için eskisi kadar önemli olmamaya başlamıştı .
Aynanın karşısında daha fazla vakit kaybetmeden mutfağa gittim ve kendime bir kahve yaptım . Biraz çatı katımda oturup sessizlikte düşünmeye ihtiyacım vardı . Kahvem hazır olunca aldım ve çatı katına çıktım .
Bugün olanlar ... Nasıl desem çok tuhaftı işte . Daha önce bu duyguyu hissetmediğimi biliyordum . Çünkü ben kimseyle pek konuşmazdım , daha doğrusu konuşmak için her türlü şeyi denesem de konuşamazdım . Kimsenin benimle konuşmak isteyeceğini de düşünmezdim zaten . Ben kendime bakınca hep kusur gördüğüm için herkes de beni öyle görüyor sanıyordum . Belki gerçekten de öyleydi bilemiyorum .
2 hafta sonra
Yaklaşık iki haftadır Melisayı görmüyordum . Sırf onu görmek için her gün sahile gitsem bile bulamamıştım onu . Açıkçası bu durum oldukça canımı sıkıyordu . Bana iyi gelen bir insanın varlığını hep yanımda istiyordum ama bu pek mümkün olmuyordu .
Bugün akşam sahile tekrar gidecektim . Aptal gibi Melisa ' nın numarasını almamıştım ve bunun için pişmanlık duyuyordum . Bir an önce yola çıksam iyi olacaktı çünkü dışarıdaki serin hava bana gelmemi söylüyor gibiydi .
Hemen üzerime beyaz basit , sade renk ve bol bir tişört geçirdim . Siyah bir şort ve beyaz spor ayakkabılarımı da giydim ve hemen bisikletimi alarak yola çıktım .
Sahile gittiğimde Melisayı geçen seferki bankta otururken buldum . Dizlerini karnına doğru çekmiş denizi izliyordu . Yanına gidip gitmemekte kararsız kalsam da en sonunda gitmeye karar verdim .
" Melisa ... " dedim ama kafasını hafifçe bana doğru çevirince
ağladığını gördüm . Kumral saçları alnına yapışmıştı ve burnunun ucu kıpkırmızı olmuştu . Ama hâlâ çok güzeldi ...
" İyi misin ? " diye sordum bu kez . Pek umrunda olmamıştı sanırım ama gözlerini yeniden denize çevirdi . Bankta biraz yana kayarak bana yer açtı .
" İyi değilim Emir " dedi . Bunu zaten anlamıştım ama neden iyi değildi ki , neden üzmüşlerdi onu ?
" Anlatmak ister misin ? " diye sordum . Dizlerini karnından çekti ve hafifçe bana döndü .
" Babam ... Annemle evlendiklerinde yaşları çok küçükmüş . Ardından hemen ben doğmuşum , ben doğduktan sonra annem ev işleriyle ve babamın oldukça kalabalık olan akrabalarıyla pek ilgilenememiş . Babam da anneme şiddet uygulamaya başlamış , kaçarı yokmuş . Dayak yemeye , sırf bizim için o iğrenç adama katlanmaya mecburmuş . Etrafındaki herkes annemin şiddet gördüğünü bilmesine rağmen kimse ona yardım etmemiş . O adam bir müddet sonra alkol kullanmaya da başlamış ve bu sefer de eve neredeyse hiç uğramaz olmuş . Bense yaşıma başıma bakmadan annemi korumaya çalışırmışım . Düşünsene küçücük bir çocuksun ama anneni babanın elinden almaya çalışıyorsun . "
Acılarını anlattıkça tekrar yaşıyor gibiydi . Bu onun için ağır olmalıydı . Ona sarılmak , her şeyin bittiğini haykırmak isterdim . Onu gerçekten seviyordum ve bunun dostça bir sevgiyle alakası yoktu . Anlatmaya devam etti
" Annem günlerini böyle geçirmiş işte . Sessiz bir insan olduğu için o adama sesini dahi çıkaramazmış . Ben biraz büyüdükten sonra ise annem yerine konuştum hep , karşılık verdim , annemin dayak yemesini engellemeye çalıştım . Tabi bunun için bende dayaktan nasibimi aldım ama , annemin benim için yediklerinin yanında bir hiç bile değildi benimki . Annem boşanmak istedi sonrasında , ama o adam boşanırsa annemin peşini bırakmayacağını , küçük kardeşimi kendi velayeti altına alacağını söylemiş . Annem de mecburen boşanamamış . Sürekli o adamla uğraşıyoruz yani ve ben artık gerçekten bıktım . "
Göz göze geldik ama bakışlarını benden kaçırmıştı , sanki içinde acı çeken bir kız çocuğu varmış da onun o korku dolu bakışlarını benden kaçırmış gibiydi . Her insan gibi o da içinde yaralı bir çocuk taşıyordu elbet, ben onun içindeki yaralı çocuğu iyileştirmeye gönüllüydüm . Ne yapıp edip bunu başarmam gerekiyordu .
" Melisa " dedim fısıltı edasıyla . Sesim üzgün ve kısık çıkmıştı . " Bu yaşadıkların çok ağır şeyler ama bunu beraber aşabiliriz . Ben hep senin yanında olmaya devam edeceğim "
" Gerçekten mi ? derken sesi minik bir kız çocuğu gibi çıkmıştı . Sanki bunun gerçekleşmesini isteyen ama olmayacak diye de korkan bir kız çocuğu ...
" Gerçekten " dedim güven verici bir ses tonuyla . " Sana söz veriyorum bu yaşadığın her şeyi beraber atlatacağız . Aramızda kilometrelerce mesafeler de olsa ben senin yanında bir yerlerde olacağım . "
" Ya kalplerimiz arasında mesafe olursa ? " dedi . " Ya zamanla iki yabancı olursak , o zaman da yanımda olur musun ? "
İki yabancı mı ? Niye iki yabancı olalım ki , benim istediğim daha farklı bir yakınlıkken bu işler de nereden çıkmıştı şimdi .
" Neden iki yabancı olalım ki ? " dedim en sonunda , merakıma yenilmiştim .
" Bilmem ... Belki bir gün anlaşamayız ve yollarımız ayrılır . Aramıza mesafeler girer . Bu gibi şeyler hiç belli olmaz Emir , sen kimseye güvenme "
Kimseye güvenme mi ? İyi de neden böyle şeyler söylüyordu şimdi . Ben ona güvenmek istiyordum , her şeyi beraber yapmak istiyordum .
" Öyle bir gün gelir mi bilmiyorum Melisa ama , benim kalbim sana karşı hep mesafesiz olacak . Seninle aramıza mesafeler girerse biz bunu aşarız ama kalplerimiz arasında mesafe olursa işte o zaman zor olur . Fakat ben ne olursa olsun senin yanında olurum . Kötü bir şey yaşadığında sana destek olurum "
" Teşekkür ederim " dedi . Ama durgundu . Bende senin yanında olurum demedi ya da beraber atlatırız demedi , yalnızca teşekkür etti . Tabiki bunları bana teşekkür etsin diye söylememiştim ama insan karşındakinden de bir çaba bekliyordu işte .
" Kalabalık ortamlarda ellerin titriyor ve tırnaklarını eline batırıyorsun " dedi birden . Sesi sanki bunun neden olduğunu biliyor ama buna rağmen soruyor gibiydi .
" Bende anksiyete var " dedim . " Kalabalık ortamlarda ellerim titriyor , o tür yerlerde pek bulunamıyorum ama girdiğimde ya da girmek zorunda kaldığımda ise tırnaklarımı kendime batırıyorum . Ve bunu yaparken farkında bile olmuyorum . O ortamdan çıkınca ellerime bakıyorum ve işlerle dolu olduğunu görüyorum "
" Zor bir durum olmalı " dedi .
" Zor oluyor ama elimde değil , değiştirmek için çabaladım ama olmuyor "
" Emir ... Bu anksiyeteni yenmek için seninle beraber bende çabalayacağım . Söz veriyorum sana titreyen ellerini ve titreyen sesini her defasında durduracağım . "
" Söz mü ? " dedim büyük bir hevesle , çünkü sözlere pek inancım yoktu .
" Söz ... " derken yüzünde kocaman bir gülümseme peyda olmuştu .
" Sözlere olan inancımı uzun zaman önce yitirdim Melisa " dedim . Gerçekten öyle olmuştu çünkü annem her defasında beni bırakmayacağını söylermiş çevresindeki insanlara , ama bırakıp gitti ve sözlere olan inancımı da götürdü
" Sözlere olan inancını yerine getireceğim Emir , bunun için çabalayacağım "
Onunla bu konuşmayı yapmak bana çok iyi gelmişti . Hep yanımda olacağını söylemişti ve bunu yapacağına olan güvenim tamdı . O benim kısa sürede herşeyim olmuştu .
" Şey ... Melisa , numaranı alabilir miyim ? "
" Tabiki " dedi ve bunu derken bir yandan da telefonunu çıkarıp numarasını bana vermişti . Numarayı aldığım için mutluydum . Ayağa kalktı ve gitmesi gerektiğini söyledi . Haklıydı, saat geç olmuştu . Gitmesi onun için iyi olurdu .
Bende biraz daha oturduktan sonra kalkıp eve gitmiştim . Uyumadan önce Melisaya mesaj atmaya karar vermiş ve tabiki bu planımı gerçekleştirmiştim .
Emir : Film izleyelim mi ?
Melisa : Nasıl yani , beraber mi ?
Emir : Evet , beraber . Yani aslında ayrı yerlerde izleyeceğiz ama aynı anda açarsak yanyana izliyor gibi hissedebiliriz . Ne dersin ?
Melisa : Olur , peki ne izleyeceğiz ?
Emir : Bilmem , bana farketmez . Sen seç bir tane izleyelim . Ama animasyon izleyebiliriz bence :')
Melisa : Aslında uzun zamandır izlemeyi düşündüğüm bir animasyon filmi var . İsmi " arabalar " . Onu izleyebiliriz ama şu an olmaz yani bir süre sonra
Emir : Olur izleyelim . Merak ettim doğrusu . Bol yıldızlı geceler Melisa :)
Melisa : İyi geceler :)
Telefonu kapattım ve yatağımın yanındaki çekmecenin üzerine koydum . Bugün mutlu uyuyacaktım , bugün o bana iyi geceler demişti . Onu seviyordum ve o sevgimin her zerresine değecekmiş gibi görünüyordu .
3 hafta sonra :
Melisayla 3 haftadır sadece mesajlaşıyorduk . Ben yazmadığım zaman yazmıyordu ama yazınca konuşuyordu , dertlerini anlatıyordu sonuna kadar dinliyordum ama bana hiç sen nasılsın demiyordu , beni merak etmiyordu , çabalayan taraf hep ben oluyordum , bu işe canımı sıkıyordu .
Bugün sabah uyanır uyanmaz bildirim gelmiş mi diye telefonumu açıp kontrol ettim . Evet Melisadan bildirim gelmişti . Mesajı açtım ve gördüğüm mesajla dehşete düşmem uzun sürmedi .
Melisa : Emir , ben artık konuşmak istemiyorum .
Evet , beş kelime ... Hayatımda duyduğum en iğrenç beş kelime hemde . Neden konuşmak istemiyordu ki , sözler ne olacaktı ? Kolay mıydı bu kadar .
Emir : Ne demek konuşmak istemiyorum ? Birkaç hafta önce beni asla yarım bırakmayacağını söyleyen o kız nerede şimdi ? Bana sözler verdin Melisa . Onları yapmadan ve sözlere olan inancımı geri getirmeden hiçbir yere gidemezsin
Bunu sinirle söylememiştim . Bunu ümitle söylemiştim . Yapması gerektiğini hatırlatıyordum o kadar
Melisa : Sözlerin benim için önemi yok Emir , seninle çok güzel zamanlar geçirdim ama artık bitirmek istiyorum , konuşmak istemiyorum
Ne denirdi ki , sizi yarı yolda bırakan birine ne deseniz boştu . Bana karanlık korkumu , kalabalık ortamlarda titreyen sesini ve ellerimi geçireceğine dair sözler vermişti ama yapmadı . Verdiği sözlerle, beni öylece ortada bıraktı .
Hiçbir şey yazmadım mesaja , bitirmek istiyorsa bu bitmeliydi . Zaten sadece benim çabamla olan bir şeyi artık istemiyordum . Saat henüz sabahın erken saatleriydi . Ama sahile gidecektim . Onu görmek değildi amacım , aslında bunu deli gibi istiyordum ama mümkün değildi bu . Amacım sadece o banka oturmak ve herşeyi düşünmekti .
Hazırlanıp çıkmam on beş dakikayı bile bulmamıştı . Hemen bisiklete atlayıp sahile gittim ve her zamanki bankın yanına gittim . Bankta 65 ' li yaşlarında , yer yer beyaz saçlara sahip , boyu uzun , suratı yılların tecrübesini adeta haykıran bir amca gördüm . Kahverengi ve beyaz renklerindeki gömleği , son derece özenli , ütülenmiş olan pantolonu ile eski zamanın İstanbul beyefendilerini aratmıyordu .
Orada ne işi olduğunu merak ediyordum . Yanına gittim ve selam verip oturdum . Düşüncelere dalmışken yanımda oturan adamın sesiyle irkildim .
" Hayırdır evlat , nedir seni bu çağında bu denli düşüncelere boğan ? " Sesinde merak vardı elbet ama bir yandan da sanki anlamış gibiydi .
" Yarım bırakıldım " dedim oldukça üzüldüğümü belli eden bir sesle
" Herkes yarım bırakılır " dedi bu sefer , yeşil gözlerinde acı vardı , zamanında kendisi de yaşamıştı muhtemelen
" Ama bana sözler vermişti " sesim mızmız ve inatçı bir çocuk gibi çıkmıştı . Alaycı ama kısa süren bir kahkaha attıktan sonra konuşmaya başladı
" Ah ! Sözler ... Onlar çoğu zaman anlamsız melodilerdir. "
Sonrasında ise bir şeyler sormama fırsat olmadan yanımdan kalktı ve yavaş adımlarla ilerlemeye başladı .
" Sen gittin ya daha da korkar oldum karanlıktan . Sen gittin ya daha da titredi ellerim ve sesim . Engel olamadım , her titrediklerindeyse seni aradım yanı başımda . Gelmeni ve ellerimi tutarak bu iğrenç titremeyi geçirmeni bekledim ... "
23 Ekim 2007 : Doğduğum gün annem tarafından sıcak bir yuvaya layık görülmemiş , sokağa atılmıştım . Yıldızların altına bırakılmıştım
Yaş 3 : Çok şeker yedim diye bakıcımız tarafından bahçeye atılmış ve birkaç saat orda bekletilmiştim . Yıldızların altına bırakılmıştım
Yaş 9 : Gezi esnasında gece kaybolmuş , kimse tarafından merak edilmemiş , yıldızların altına bırakılmıştım
16 yaşında : Birinin yuvam olacağını hissetmiş , soluğu yıldızların altında almıştım . Ama bu sefer farklıydı , ilk defa zorla bırakılmak yoktu . Bir kez olsun mutluluğu hissetmiş , acılarım varken sığındığım yıldızlara sığınmıştım
17 yaşında : Sözlere olan inancımı yitirmiş , aşk ve acı ile olgunlaşarak kocaman bir adama dönüşmüş , kurduğum hayallerin yıkılışına yıldızların altında şahit olmuştum
