Tek dostun bitkiler , hayvanlar ve kitaplarken kimse seninle arkadaş olmak istemez . Ve bu da dünyayı katlanılmaz kılar ... "
Sıcak bir Temmuz sabahıydı . İnsanlar havanın tadını çıkarmak için sahile ve sokaklara akın etmişlerdi . Bu güzel havanın tadını çıkaramayan tek kişi Zeynepti sanki . Zeynep iki yılı aşkın süredir kanserle mücadele ediyordu . Hastalığı ne kadar ileri düzeyde olursa olsun , o hep ümitlerine ve hayallerine bağlı yaşayan bir kız olmuştu . Dışarıda hava güzelken bile o hastaneden çıkamazdı . Artık hastane dışında bir dünyası yoktu .
O kadar uzun süredir tedavi görüyordu ki artık bıkmıştı Zeynep . Zaman içerisinde önce kilo vermiş , iştahı azalmış , saçları dökülmeye başlamış ve uyku düzeni bozulmuştu . Saçlarından ve hastalığından dolayı insan içine çıkmayı pek sevmiyordu . Onu asıl rahatsız eden şey insanların tuhaf bakışlarıydı . İnsanlarla arası iyi olmasa bile kitaplar , hayvanlar ve çiçekler Zeynep'in dünyasını oluşturuyordu . Hatta bu kasvetli hastane odasını bile rengarenk çiçeklerle süslemişti . Aslında genç kızın o kadar olumsuzluğa rağmen ayakta dik bir şekilde durmasını sağlayan biri vardı .
" Murat ... "
Murat , Zeynepten sadece bir yaş büyüktü . 20 yaşındaydı , uzun boylu , kumral , buğday tenli , kahverengi gözleri pırıl pırıl parlayan , insanlara yardımcı olmayı seven bir gençti Murat . Gönüllü olarak bir vakıfta çalışıyor ve işi gereği hastanelere giderek oradaki insanların ihtiyaçlarını karşılıyor , morallerini yerine getiriyor , en önemlisi de onlara motivasyon kaynağı oluyordu .
Murat hastaneye ilk geldiğinde , Zeynep'in ruh hali çok kötüydü . Bir çeşit bunalımda olduğu için üstüne çok gitmiyorlardı ama Murat işinin ehliydi , bu yüzden onu genç kızla görüştürdüler . Murat kapının önüne geldiğinde içeride kendisini mutsuz , umutsuz birinin karşılamasını bekliyordu ama odada gördüğü manzara , beklediğinin tam tersiydi .
19 yaşlarında genç bir kız rengarenk çiçeklerle donatılmış olan odada , pencerenin kenarında oturuyordu . Kahverengi saçları ıslaktı , üzerindeki siyah tişört sanki genç kadına birkaç beden bol geliyor gibiydi . Mavi gözleri pencereden dışarıya , gökyüzüne bakıyordu . Ama sanki kanser hastası , depresif bir hastanın odasına değil de normal birinin odasına girmişti . Kız önce biraz çekingen davransa da kısa bir tanışma faslının hemen arkasından kızın bütün çekingenliği kaybolmuş , samimi bir şekilde sohbet etmeye başlamışlardı .
Zeynep her daim ümitlerle yaşasa bile geleceği hayal edemiyordu . Ölmek üzere olduğunu biliyordu ama sonuna kadar yaşamak istiyordu ve bunun için sonuna kadar mücadele edecekti . Murat tüm bu olumsuzlukları atmıştı Zeynep'in kafasından . Zeynep artık geleceğe dair hayaller kurabiliyordu ve bütün bunlar Murat ' ın sayesinde gerçekleşmişti . Hatta zamanla bu iki genç , çok iyi arkadaş olmuşlardı .
Bir gün Zeyneple sabaha kadar sohbet etmişler ve Zeynep o gün ilk defa hayallerini bir başkasıyla , Muratla paylaşmıştı . Zeynep , öğretmen olmak istiyordu . Bir sürü çocuğa bir şeyler öğretebilmek , onlara gelecek hayalleri kurdurmak , dünyanın sadece paradan ibaret olmadığını öğrencilerine göstermek istiyordu . Sonrasında ise Murat ile birlikte bir tren yolculuğu yapmak istiyordu . Artık Zeynep'in hayallerinde Murat da vardı . Murat ' ın ise hayalinde Zeynep zaten eksik olmuyordu . Zeynep hayallerini anlattıktan sonra aldığı yüksek dozdaki ilaçların etkisinden kurtulamamış ve kendini uykunun sıcak kollarına bırakmıştı . Genç kadının uyumadan hemen önce söylediği sözler adamı düşündürmüştü .
"Ne kadar da tuhaftı , her gece ölmek istiyorum diyen insanların yanında benim her gece yaşamak için çırpınışım ... "
Murat biraz daha odada kalmış , uzun uzun Zeynep'in yüzünü seyretmişti . " Sen bu kirli dünyaya fazla temizsin Zeynep ... " Dedi , gözlerini güzel kadının yüzünden ayırmadan . Genç kızda çok tuhaf bir şeyler vardı . O kadar umut doluydu ki , herkesi kendine hayran bırakıyordu . Murat o gün odadan çıkmadan önce kendine bir söz vermişti . Genç kızın hayallerini gerçekleştirmek için elinden geleni yapacaktı .
Hayat hiç adil değildi . Birileri sıcacık yatağında uyurken , birileri ise soğuk bir hastane odasında ölümü bekliyordu . Kimileri ölmek istiyordu , kimileri yaşamak istiyordu . Dışarıda gelecek planları olmayan o kadar insan varken , yeni yeni masum hayaller kurmaya başlayan Zeynep'in bu hayalleri gerçekleştiremeyecek olması çok acı vericiydi .
Yine bir yaz günüydü . Murat artık her gün hastaneye Zeynep'i görmeye gittiği için , genç kız alışmıştı beklemeye . Bu aralarında sessiz bir anlaşmaydı sanki . Murat'ı beklemek hiç yormuyordu Zeynep'i . Çünkü o beklemeye alışıktı . İyileşmeyi bekliyordu her gün , ölümü bekliyordu , ilaç saatlerini bekliyordu , yağmuru bekliyordu , güneşi bekliyordu , gökkuşağını bekliyordu , gece yıldızları bekliyordu , Murat'ı bekliyordu ... Ve işin kötü yanı bunları her gördüğünde iyice bakmaya , iyice hafızasına kazımaya çalışıyordu . Çünkü ölüm her an onu bulabilir ve Zeynep bunları bir daha göremeden ölebilirdi .
Murat'ı beklerken çiçekleriyle konuşmaya başladı . Biraz sonra kapının önünde bir hareketlilik sezdi ve dinlemeye koyuldu . Bu ses Murat'a aitti ve doktorla konuşuyor olmalıydı . Doktor " Zeynep artık hayatının son demlerini yaşıyor , vücudu ilaçlardan dolayı iflas etmek üzere . Bir hayali var mı bilmiyorum ama her ne isterse gerçekleştirmeye çalışın lütfen , bari son zamanlarını mutlu geçirsin " diyordu . Murattan uzun zaman ses gelmedi , bunu beklemiyordu , genç kadınla beraber hayal kurmuşlar , beraber gerçekleştireceklerine dair birbirlerine söz vermişlerdi . Biraz sonra doktorun ayak sesleri uzaklaştı , kapı ise yavaşça açıldı .
Zeynep az önceki duyduklarının etkisindeyken Murat'ın da ondan pek bir farkı yoktu . Sadece ikisi de üzüntüsünü içinde yaşıyor , birbirlerini üzmemeye çalışıyorlardı . Murat , Zeynep'in son günlerini mutlu geçirebilmesi için onu bir yolculuğa davet etti . Aniden " bir yolculuğa çıkmak ister misin ? diye sordu . Zeynep şaşırmıştı . " Kiminle ? " dedi .
" Sen , ben ve ümitlerimiz ... " diye yanıtladı onu genç adam . Zeynep bu nazik teklifi geri çevirmedi elbette . Yarın yolculuğa çıkmak için sözleştiler ve Murat hastaneden ayrıldı .
Zeynep yolculuk için çok heyecanlıydı . Uzun zamandır hastane dışına çıkmamıştı , şimdi ise bunu en sevdiği insanla beraber yapacaktı . Biletler alınmış , çantalar hazırlanmış , ve yolculuk planı hazırlanmıştı .
Murat ertesi sabah erkenden hastaneye geldi ama Zeynep'in odası boştu . Masanın üstünde sarı bir zarf vardı , genç adam zarfı eline aldı ve okumaya başladı . Sarı Zeynep'in en sevdiği renkti ve Zeynepe sarının her tonu yakışıyordu . Sarı zarfın içinde tren yolculuğu boyunca gitmek istediği birkaç yeri yazmıştı . Ama kağıdın birinde sadece " yaşamak istiyorum " yazıyordu . Sanki bu ihtiyacını dünyaya haykırmak istermiş gibi büyük harflerle yazılmıştı . O esnada odaya doktor girdi ve " başınız sağolsun " dedi " onu kaybettik "
Dünya bir süreliğine durmuştu sanki . Çiçekler solmuştu bir süreliğine , yağmur yağmayı bırakmıştı , güneş o kadar da parlak değildi artık , gökkuşağı Zeynep'i bekliyor gibiydi , hayaller yıkılmıştı , anılar ise özlenmek üzere kalbimin bir kenarına yerleşmişti . Çok kolaydı , " O öldü " demek çok kolaydı . Ama kimse birlikte yaşanılması umulan o güzel günlerden bahsetmezdi size . O öldü derlerdi yalnızca .
Cenazeyi görmek için morga girdiğinde genç kızın yüzüne baktı . Zeynep'in yüzü hala çok güzeldi , sadece biraz sararmıştı yüzü . Ne kadar garipti , oysaki giydiği her sarı yakışırdı genç kıza . Murat gözlerindeki yaşlar yanaklarından aşağıya doğru kendini bırakırken genç kıza sessizce " sarının bu tonu ... " dedi , cümlesinin devamını getiremeyecek gibiydi . Yutkundu ve devam etti . " Hiç yakışmamış sana Zeynep ... "
Doktor , Murat'a artık çıkması gerektiğini söyledi ve Murat hastaneden ayrıldı .
1 hafta sonra :
Murat , cenaze işlerini halletmiş ve Zeynep'e verdiği sözü yerine
getirmek için bir tren bileti satın almıştı . Genç adam yanına rengarenk balonlar ve Zeynep'in fotoğrafını alarak yola çıktı . Trene bindi ve beraber gitmek istedikleri yerlere doğru yola koyuldu . Sanki Zeynep ölmemişti de yanındaydı . Varacağı yere ulaştıktan sonra trenden indi ardından dağın tepesine doğru tırmanmaya başladı .
Nihayet dağın tepesine ulaştığında çantasındaki renkli balonları çıkardı ve şişirmeye başladı . Balonları birbirine bağlandıktan sonra ucuna sarı bir not kağıdı bıraktı . Kağıdın üzerinde " yaşamak istiyorum " yazıyordu . Kim bilir bu balon bir yere ulaşır ve başka insanlara umut olurdu . Evet genç kadın en sevdiği renkle dünyaya , yapmak istediği en büyük şeyi haykırıyordu . Murat balonu havaya doğru bıraktı ve sanki Zeynep balonları görmüş gibi hissetti . Ve kısık bir sesle " yaşamak istiyorum " dedi Murat . Daha sonra sesini yükseltti . Sadece kendinin değil Zeynep'in de sesini duyurmaya çalışıyordu .
" Yaşamak istiyorum ! " diye bağırdı . Arkadaşına olan borcunu ödemişti . Zeynep ölmüş olabilirdi ama Murat onu asla unutmayacaktı , hep içinde , ka
lbinin en derinlerinde yaşatmaya devam edecekti .


