-Batı.
-Efendim Mavi?
-İnci'yi aradım.
-Neden?!
-Çünkü, çünkü ondan özür diledim.
-Bunu neden yaptın?! Ben kötü bir şey yapmadım.
-Ama o daha on yaşında. Kırılabilir diye düşündüm.
-Kırılmasını istedim zaten!
-Bana bağırma. Hem bana gerçekleri söyledi.
-Ne gerçeği?
-Bana aşık-
-Ne dedi?! Neden bunu söyledi?!
-Ama ben de bunun doğru olacağını düşünüyorum.
-Düşünme Mavi. İnci bir yalancı.
-Neden yalan söylesin?
-O şımarık bir kız.
-Ailem onu seviyor diye ona şımarık diyemezsin.
-Bazen saf bir kız olduğunu düşünüyorum. Ama sonra, her şey aklıma geliyor. Neyse, ben sana aşık değilim. Sen de olmayacaksın! Ve bir daha İnci'ye inanma.
-Ama neden?
-İnanma dedim Mavi!
-Ama ona inanmazsam, annem bana kızabilir.
-Kızamaz Mavi! İnci yalancının teki.
-Değil. O benim kız kardeşim!
-Mavi, lütfen bana inan ve güven.
-Ailemden birine değil de neden sana inanayım?
-Çünkü ailen seni sevmiyor!
-Biliyorum ama onlar yine de ailem.
-Kan bağı her şeyin çözümü değildir.
-Neden olmasın Batı? Neden olmasın?
-Her şeyi düzelten ancak sevgidir.
-Aşıksın bana işte.
-Sevgi ve aşk aynı şeyler değildir.
-Ama sevgi aşkı doğurur.
-Bu sevgi aşk falan doğurmayacak Mavi!
-Neden?!
-İstemiyorum ve şu konuyu kapat. Yoksa kardeşinin kalbini kırdığım gibi senin de kalbini kırarım.
-Kırar mısın?
-Kırarım.
-Sustum tamam.
-Bak Mavi, daha eğlenceli ve boş konular konuşalım istiyorum.
-O zaman da boş konuştuğumu söyleyeceksin.
-Söylemeyeceğim çünkü ben de seninle boş konuşuyor olacağım.
-Mesela şuan boş konuşuyoruz.
-Ding dong.
-Kapı çalıyor Batı.
-Duydum.
Kim o?
-Poyraz kardeşin.
-O efendim, kimler gelmiş kimler.
-Ağamız bugün modunda sanırsam.
-Hem de ne mod, sorma.
-Bir sıkıntı yok inşallah?
-Var da, bizim sıkıntımız değil çok şükür.
-Oh, iyi bari. Geçeyim o zaman içeri.
-E tabi, aganın evi senin evin sayılır.
-Abartma oğlum. Alt tarafı geldik.
-Sen de abartma kardeşim, hadi geç.
-Yenge içerde mi?
-Ne yengesi?
-Mavi?
-La sus! Yengen değil o senin!
-Nasıl yengem değil? Ona şarkı söylüyordun dün mü ne.
-Oğlum kızın kafa yerinde değil, ne diyorsun sen? O da sürekli aşktan bahsediyor zaten.
-E, iyi yapıyor yengem.
-Sus oğlum sus! O yengen değil senin!
-Ne peki?
-Bacım gibi bir şey oldu.
-Bacı değil oğlum, kız kardeş. Onlar elit, anlamazlar bacı macı.
-Hakketten doğru diyorsun be. Kız kardeşim gibi bir şey oldu.
-Neyse. Yenge meselesini sonra konuşuruz.
-Hiç konuşmayalım bence.
-Neyse, kız on beş yıl kilitlenmiş diyordun?
-Evet ya, evden hatta odadan dışarı adım atmamış kız.
-Yazık la. Böyle zenginlik olmaz olsun.
-Ama kız kardeşini görsen, annesi babası onun için şehirler ülkeler satın alacak durumda.
-Şımarıktır o kesin.
-Hem de ne biçim! Oğlum, neredeyse mal durumunda, kendine dahi diyor.
-Harbi abartı şımarıkmış.
-Konuşan yanında sinir krizine girer. Her şeyi biliyorum, her şeyi alırım sanıyor. Ablasına züppe diyor la.
-Yazık la Mavi'ye.
-Hem de ne biçim üzülüyorum bir bilsen. Kardeşinin kalbini kırdım diye özür dilemeye aramış. O şımarık velet de daha yalan atıyor Mavi'ye.
-Bak sen züppeye. Kendini bir halt sanıyor.
-Hem de ne biçim halt sanıyor.
-Neyse la, kızı tanımadan tiksindim.
-Daha da anlatsam ikimiz de sinir krizi geçiririz herhalde.
-Herhalde değil oğlum cidden.
-Hadi la, içeri geçelim.
-Oğlum, uyumuş Mavi.
-Dur ben üstüne bir şey örteyim.
-Tamam Batı ağam.
Ne idi senin söylediğin şarkı?
-Ne şarkısı?
-Hani dışarıda söylüyordun ya kıza.
Saçların ıslanır
Ellerin bana bağlanır
Utanır söylemez
Diz çöküp sana yalvarır-
-Sus la, kız uyanacak.
-Bu ne biçim şarkı oğlum. Aşıksın işte.
-DEĞİLİM!
-Tamam la, sakin ol.