Sabah kolum uyuşmuş şekilde uyandım , Ashley sağ kolumun üstüne kıvrılmış uyuyordu . Geri çekmeye çalışınca acıyla yüzümü buruşturdum .
"Ash , uyan , kolumu hissetmiyorum" uykusunda sırıttı ve mırıldandı "öpücük verirsen uyanırım" iç çekip hızlıca kafasına bir öpücük kondurdum "tamam siktir git artık" gözlerini açıp kaşlarını çattı "böyle mi günaydın diyorsun?" Dişlerimi sıktım "kolumdan kalk" biraz durduktan sonra kendini ellerinin üzerinde kaldırıp geriye attı "iyi , pislik herif" .
Küfrünü duymazdan gelip kolumu hissetmek için sağa sola sallamaya başladım "siktir siktir siktir" hissetmeye başladıkça acısı da geliyordu , Ashley tek kaşı havalanmış küçümseyici bir bakışla beni izliyordu "bu kadar hanımevladı olduğunu bilmiyordum".
"Siktir git" göz devirdi "bunu zaten söylemiştin" . İkimizin de saçları berbat haldeydi , kahkülüm havaya kalkmış , yatarken giydiğim AC/DC tişörtüm buruşmuştu . Ashleyin açık kahverengi saçları birbirine karışmış , pijamasının bir kısmı omzundan düşmüştü , uykulu gözlerle odamı inceliyordu .
"Juliaya hediye mi aldın?" Masadaki hediye paketini görünce sordu , onu burada bırakmam benim hatamdı . Cevap vermemi beklemeden masaya gidip açmaya yeltendiğinde kolumun uyuşmasını umursamadan peşinden koşup elimi elinin üzerine koydum "bırak" .
Kaşlarını çattı "ne? İç çamaşırı falan mı aldın?" "Seni ilgilendirmez" paketi cebime attım ve tekrar yatağa döndüm . "Bekle, Andrew, yoksa ona yüzük mü aldın?" Gözleri büyümüştü , yatağın yanına gelip tepemde dikildi "ona evlenme mi teklif edeceksin?! Hani hep beraber yaşayacaktık sik herif!" "Buna söz verdiğimi hatırlamıyorum" .
"Sana inanamıyorum , nasıl bu kadar aşağılık olabilirsin , sözde sorunlu olan benim!" Saçlarını karıştırıp odada volta atarken evlilik teklifi fikri yüzünden beni aşağılık ilan etmesini görmezden geldim , sırtımı duvara yasladım . Onu sakinleştirecek birkaç cümle söyleyip kahvaltıya inecektim ki (sigara ve kahve, muhtemelen) odanın kapısı açıldı .
"Ne oluyor? Sabah sabah neye bağırıyorsunuz?" İkimiz önce anneme , sonra birbirimize baktık . Bakışlarımla yapmaması gerektiğini anlattım ama dudaklarını dişleyip tekrar anneme döndü "anne Andrew evleniyormuş-" ayağa kalkıp bileğinden tuttum "Ashley her zamanki gibi sinir krizi geçiriyor , ciddi bir şey yok" .
Bileğini biraz sıkıp bıraktıktan sonra "aramızda halledemeyeceğimiz bir şey değil" diye ekledim.
Annem bize garip bir bakış atıp "iyi o zaman , kahvaltıya gelin" dedi . O odadan çıkınca Ashley bileğini çekti "bu da neydi?" "Ne neydi? Hayatımı mahvetmene engel olmamdan mı bahsediyorsun?" Göz devirdi "asıl juliayla evlenirsen hayatın mahvolacak" .
"Evlenmiyorum" diye mırıldandım "hadi kahvaltıya inelim" . Ashleyin gözleri kocaman oldu , ben merdivenden inerken peşimden koştu "gerçekten mi?" "Evlensem haberim olurdu değil mi? Hem Juliayı o kadar da sevmiyorum" son kısmı daha sessiz söylemiştim , Ashley "biliyordum!" Diye bağırdı "onunla sadece sikişmek için berabersin!" .
"Ash , sabahın onunda neden böyle bir kelimeyi bağırdığını sorabilir miyim?" Babam elindeki dosya çantasıyla merdivenin ucunda dikiliyordu , belli ki ile gitmek üzereydi ama Ashley'in tavırları engel olmuştu .
"Yok bir şey , sadece Andrew'in evlenmeyeceğini öğrendim de" babamın bakışları bana döndü "evlenmeyi mi düşünüyordun Andy? Kiminle?" "Öyle bir şey yok" dedim kısık sesle mutfağa ilerlerken , Ashley ise babama zaferini anlatıyordu "sinir bozucu kızın tekiyle , ama neyse ki onu o kadar da sevmiyormuş" "kadınlar hakkında böyle konuşmak hoş değil Andy" .
"Tanrı aşkına.." kendime kahve doldururken onlar koridorda konuşmaya devam ettiler . Annem yumurta haşlıyordu , kaynayan suyun sesi mutfağı dolduran tek şeydi. "Seninle konuşmalıyım" dedi "evet?" "Ashley...dün seninle mi uyudu?" Sorusu karşısında dudaklarıma götürdüğüm kupa havada durdu , Ashleyin aynısı olan gözlerine bakarken biraz düşünüp kahvemden sakince bir yudum aldım .
"Evet , bilirsin , cuma şovları" "Ashley onları izliyor mu ki?" Başımı salladım "hayran olduğu bir idol yarışmaya katılacakmış , başımın etini yedi , babam televizyonu kullandığı için benim bilgisayarımdan izledik" kolumu salladım "gerçi bir daha benimle uyumasına izin vermeyeceğim , onun yüzünden tüm sabah kolumu hissetmedim" .
Gözleri bir süre yüzümü yaradı , annemin yalan dedektörü olduğunu biliyordum , yine Ashleye benzeyen garip bir özellik, neyse ki onun kadar aklımı okuyamıyordu .
En sonunda "madem öyle , bence de izin vermemelisin" dedi "zaten son günlerde çok şımardı , öğretmenleri şikayet edip duruyor" tekrar ocağa dönüp kaynayan yumurtaları kaşıkla kaseye koydu.
"Neden? Notları mı kötü?" "Hem o , hem de arkadaşlarıyla sürekli kavga ediyormuş, kızın adı Juliaydı sanırım, annesi beni aradı ama uğraşmak istemediğim için telefonu açmadım" her zamanki bıkkınlıkla umursamazlık arası ses tonuna dönmüştü , ben şüphelenmediğini anlayıp kahvemi içerken kendi kendine söylenmeye devam etti "kim on sekizindeki kızının arkadaşını arar ki? Ne yapacağız kulağını mı çekeceğiz" .
O kendi kendine konuşurken Ashley içeri girdi "benim hakkımda mı konuşuyorsun?" Annem bıkkınlıkla kaşığı tezgaha bırakıp "evet, julianın annesi olacak kancığa söyle bir daha beni aramasın , hiç devriyeli işte çalışmadığı için insanları rahatsız etmemesi gerektiğini bilmiyor" Ashley boş gözlerle onun üstünü değiştirmek için yukarı çıkmasını izledi , sonrasında bana döndü "annem benim hakkımda ne dedi?" .
Tezgaha yaslanıp kahvemi yudumladım "neden birlikte uyuduğumuza dair üstü kapalı hesap sordu" tek kaşı havalandı, annemin buna neden takıldığını anlamıyordu "ona ne?" .
"Yani..." Dedim tavanı izleyip düşünürken , bir yandan da kahvemi yudumluyordum "insanlar genelde 20li yaşlarında birlikte uyumaz , anne bu tür şeylerden rahatsız oluyor" "...sen rahatsız oluyor musun?" "Rahatsız olsam kolumu kaybetme pahasına yanımda uyumana izin vermezdim değil mi?" Sesim nötrdü , çünkü gerçek şu ki biz buna çok alışıktık , annemle babamın bildiğinden daha fazla .
Ashley ne zaman huzursuz hissedip bir şeye öfkelense yanımda uyurdu , duygu regülasyonu yoktu yani her sinirlendiğinde gidip birini öldürmesin diye onu tutmam gerekiyordu . Bu güdüsel tavrı neyse ki büyüdükçe azalmıştı .
Ben ise ara sıra düştüğüm o depresif düşünceler geldiğinde (hiçbir şey iyiye gitmeyecek , kendimi öldürmeliyim ama öyle olursa Ashley yalnız kalır , o yüzden önce onu sonra kendimi öldürmeliyim , ama ölmek istiyor mu bilmiyorum o yüzden önce ona sormalıyım , kesin istemezdi , benim aksime hayata bağlıydı) gibi şeyler , ona sarılıp tüm gece yanımda tutar ve gamsız enerjisinden biraz beslenirdim .
Çünkü Ashley dünyadaki en kötü şeyleri yapıp hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyordu ve o kötü şeyi bana yapmadığı sürece bunu dert etmiyordum , hatta bazen yapsa da dert etmiyordum .
Sigaramı yakıp havaya dumanı üfledim , hemen yanımdaki pencere açıktı , Ashley sigara kokusunu sevmediği için uzaklaştı ama sonrasında yüzünde aynı gülümseme oluştu "eğer seni fazla sahiplendiğimi düşünüyorsa haklı" bu konuyu uzatmasına izin vermeden kapattım "onu boşver , sen okulda Juliayı tehdit mi ediyorsun?" Kollarını önünde birleştirdi "ediyorsam ne olmuş?" "Tabi , ne olmuş , sadece tüm okulda dedikodun çıkar" "eğer gerçekten evlenme teklifi etmiş olsaydın onu öldürmeyi düşünüyordum , sence dedikodu umrumda mı?" .
Güdüsel tavrı azaldı mı demiştin? Sanırım hayır , sadece onu daha yakına aldığım için uslu duruyordu . "Juliaya sataşmayı kes" dedim "sana ona aşık olmadığımı söyledim , tehdit olarak görmeni gerektirecek biri değil" aslında burada asıl kurban Juliaydı , onu sevdiğime inanıp istediğimi yapmama izin veren de , Ashleyin zorbalığıyla uğraşan da oydu ama Ashley o kadar delirmişti ki "aşık olmadığın için kendimi mi avutmalıyım?" Diye bir cümle kurdu "ona ayırdığın bir dakika bana ayırmadığın bir dakika , o kızın yok edilmesi lazım" .
İşte bakış açısı bu kadardı , masadaki domateslerden birini ağzına atarken "illa birini becermek istiyorsan fahişelere git , en azındam hayatımıza yapışıp kalmıyorlar" dedi . İşte bizim mutlu aile tablomuz , hiçbir şey olmamış gibi kahvaltısını yaparken özel hayatım hakkında konuşan kardeşim , büyük ihtimalle kaç yaşında olduğumu hatırlamayan babam , benden para istemek için sabahın köründe odama dalan annem .
Eh , sanırım daha kötüleri de vardı .
"Fahişeye verecek param olsa Juliayla çıkmazdım" diyerek onu güldürdüm , pisliğin teki olduğumu fark ettim ve bunu zaten 22 yıldır bildiğim için açık camdan serin hava vururken ağaçların manzarasını izledim .

