Hava soğuk, kar fırtınası, dışarıda kar yağıyor. Rüzgârın etkisiyle kapıya ve pencereye küçük kar taneleri çarpıyor, rüzgârın uğultusu açıkça duyulabiliyordu. Sevgi'nin minik kedisi bile bu kıştan saklanıyordu. Anne evdeki sobanın başında kızına masal okur, onu kendisiyle birlikte hayallere götürüyordu. Evet artık masal bitdi. Kız tatlı rüyaya dalmıştı bile. Anne kızının üstünü sanki dışarıdaki fırtınadan ve onu bekleyen sıkıntılardan korumak istiyormuş gibi örttü.Annenin gözlerinde bir telaş vardı. Sanki kızının başı belaya girecekti ve annesi onu korumak için hiç uyumuyordu. Zamanı bilirsiniz su gibi akar gider. Artık sabah olmuştu bile. Sevgi uyandığında her zamanki gibi giyinip kedisinin yanına gitti. Ortam çok karlı ve kaygandı. Bu karlara baktığında hep annesini hatırlıyordu. Annesinin yumuşak ve narin elleri Sevginin gözleri önünde canlandı. Aslında karı çok seviyordu. Çünkü babasından ona kalan son şey kardı. O yanlız anne ve babasının karlı bir kış günü tanıştığını biliyordu. Annesi ona babası hakkında pek bir şey söylememişti. O, okula bile gitmiyordu.Bildiği her şeyi annesi öğretmişti. Sadece annesinin parası olmadığı için değil, Melek hanım onu hiç bir zaman yanlız bırakamıyordu. Sevgi oyun oynarken bi yerini ezdiğinde bile annesi ona çok sinirlenirdi. O hiç bir zaman gülmüyordu. Gülümsemiyordu bile. Surat ifadesi hep aynıydı. Çok uzun konuşmazdı hem. Sanki biri ondan en kıymetli hazinesini almış yerine Sevgini vermişdi.Biri gelip Sevgi'yi alıp götürecekmiş ve Sevgi orada bambaşka bir dünyaya düşecekmiş gibi davranırdı. Sanki Sevgi'yi hiç bilmediği bir hayata hazırlıyormuş gibi konuşuyordu hep. Onun bu konuşmaları Sevgini hep ürpertiyordu ama annesine hiç bir zaman bir şey söylemiyordu.
-Sevgi!
- Efendim anne?
-Ben sana kaç kez karda duramayacağını veya karda oynayamayacağını söyledim.!?
-Özür dilerim anne ben sadece...
Sevgi daha da bir şey diyemedi. Melek hanım Sevgiye yemek verdi ve dün kardan dolayı kırılan tahtaları onarmaya çalıştı. Daha sonra her zamanki gibi pastanesini açtı. O çok güzel tatlılar yapardı. Ama Sevginin buraya girmesine asla izin vermezdi. Bir anda Melek Hanım ununun bittiğini fark etti. Biraz un almak için evin arkasına gitmek istedi ama dünkü kar fırtınasında tahtalar kırılmış ve unun üzerine kar yağmışdı. Bir süre düşündükten sonra arkadaşı Melisayı aradı ve Sevgiye göz kulak olmasını istedi. Ne olursa olsun Sevgini dışarı çıkarmamasını rica etdi. Sevgi hiç bir şey anlayamıyordu. Ne oluyordu ki kim bilir....
Melek hanım un almak için ayrıldı. Melisa teyze her zamanki gibi Sevgiye resim yapmayı öğretmeye başladı. Burada şaşırtıcı bir şey yoktu. Çünki o, güzel bir ressamdı. Çocukluktan resim yapıyordu. O, her zaman resim hayattır, tüm duygularının boyalarla ifade edilebileceğini renklerin gizemini çözen kişinin bu dünyadaki tüm renkleri hissedebileceği söylüyordu. Ama Sevgi hala onu anlayamiyordu.