İçeriğe geç

Taşların sırrı

Bölüm 24 · 4 dk okuma

Taşların sırrı

Bölüm 24

Düğün

Nihayet İstanbul a gelmiştik. Ben babam öldükten sonra eve girme cesaretinde bulunamamıştım. O yüzden amcamla birlikte onun evinde kalıyorduk.

Ama Benim her şeyim,

kıyafetlerim ,kitaplarım, hepsi evimizde olduğu için amcamla bizim eve gitmiştik.

Her şey Babamın bıraktığı gibi duruyordu. Ölmeden bir gün önce çıkardığı kıyafetleri bile yatağın üzerinde öylece duruyordu.

Dayanamıyordum. Babamın yokluğu yüreğime kor gibi düşmüştü.

Benim tek sığınağımdı. O benim hem babam, hemde derdimi anlattığım tek dostumdu.

Amcam benim hüzünlendigimi görünce, sırtımı sıvazlıyarak ,

"Hadi oğlum toparlanıp çıkalım buradan" dedi

Bende,

Amca ben babam olmadan ne yapacağım. Hiç kimsesiz kalakaldım böyle deyince

Amcam,

"Baban kadar olamam ama merak etme ben hep senin yanında olacağım. Şimdi göz yaşlarını sil ve babana verdiğin sözü unutma. O senin hep mutlu ve dimdik ayakları üzerinde durabilen birisi olmanı istiyordu." Dedi

Bende,

"Evet amca babama bir söz verdim. Kendi ayaklarımın üzerinde dimdik duracağım. Sadece alışmam çok zor olacak, onu hep özleyeceğim "deyip amcama sarıldım

Sonra eşyalarımı topladım amcamla birlikte kalmaya başladım. Amcam bana bir oda ayırmıştı. Babamdan sonra en büyük destekcim amcam olmuştu.

2 haftanin nasıl geçti anlayamadan, düğün günü gelmişti. Düğüne gitmeden 2 gün önce, beni telaş sardı.

Amcama sürekli ne giysem diye soruyordum. Aslında normalde bir yere gideceğim zaman pek giydiğim şeyi önemsemezdim, ama bu defa içimden özenmek geliyordu.

Sonra bir ara kendi kendime düşündüm

(Aman her zaman ne giyiyorsam onu giyerim. Bir tişört, birde pantolon giyiveririm Neden bu kadar düşünüyorsam)diye boş vermiştim.

Diğer gün, yani düğüne 1 gun kala, gene ne giyeceğimi düşünmeye başlamıştım. Bu güne kadar gittiğim hiç bir düğün için yeni kıyafet almamıştım. Ama bu sefer gidip yeni bir kıyafet almıştım.

Aldığım kiyafeti hangi kafayla aldıysam, aslında hayatımda giymeyecegim ve benim tarzım olmayan bir kiyafetti. O kıyafetle bir tane fotoğrafım var size göstermekle göstermemek arasında gidip geliyorum.

Ama neyse göstereceğim



İşte böyle bir kıyafet almıştım. Şu an bakınca hâlâ kendime gülüyorum. Sanki damatla yarışıyormuşum gibi, neyse artık bu konuyu geçelim

Düğün günü güzelce giyinmistim. Amcam benimle,

"Oooo damat sen misin yoksa bu ne şıklık " diyerek dalga geçti.

Bende,

"Amca ya öyle deme. Gitmekten vazgeçeceğim yoksa"diye cevap verdim

Amcamda gülerek,

"Neyse oğlum güzel olmuşsun. Hadi çok gecikmeden yola çıkalim artık" dedi

Yolumuz biraz uzun olacağı için sabah çok erken yola çıkmıştık.

Uzun bir yolculuktan sonra nihayet muglaya gelmiştik. Benim içimde garip bir heyecan vardı.

Düğün, Muglada çok güzel, geniş, yemyeşil bir arazide yapılıyordu.

Her yere masa konulmuş, masalara yemekler geliyordu.

Bizde dayıma mübarek olsun dedikten sonra bir tane masaya oturmuştuk. Ben etrafa bakarken, Meryem in hosgeldiniz sesiyle başımı ona doğru hızlıca çevirmiştim.

Gözlerimi meryemden alamiyordum. Giydiği o buz mavisi elbise gözleriyle nasılda uyumluydu. İncecik belini saran kemer onu olduğundan da zayıf, ve bir o kadarda zarif gösteriyordu. Hayatımda hiç bir kız gözüme bu kadar güzel gelmemişti. Bana göre dünyanın en güzel kızı olabilirdi.



Bir an nefes alamayacakmışım gibi oldu. Hiç bir şey soyleyememiştim sanki nutkum tutulmuştu.

Amcamın beni dürtmesi ile Ben sadece hoşbuldum diyebilmiştim.

Sonra Meryem diğer masaya geçti. Her masaya sırayla hosgeldiniz diyordu.

Ben ise istemsizce ona bakıp duruyordum. Kalabalığın arasında sürekli gözüm onu arıyordu.

Yemeklerimizi yedikten sonra hafiften yağmur yağmaya başlamıştı. Ilk başta kimse önemsemedi, ama sonra, bir anda yağmur o kadar çok yağdı ki herkes kaçacak yer aradı.

Düğün yerine ait kantine benzer küçük bir yer vardı. Hemen hepimiz oraya gittik. Herkes oraya dolunca çok sıkıştık.

Bir an önce yağmur geçsede dışarıya çıksak diye bakıyorduk. Bu arada ben amcamı bulamıyordum. Kalabalıkta bir yerdeydi ama goremiyordum. Acele ederken birbirimizi kaybetmiştik.

Kalabalığın içinde ben amcamı bulmaya çalışırken, biri kolumdan tutup geriye doğru beni çekti. Ne olduğunu anlayamadan, bir anda kendimi küçücük bir oda da buldum.

Beni içeriye çeken Meryem di. Şaşkınlıkla ona bakarken,

Meryem,

"Burası, düğün yapan kimselerin kıyafetlerini falan değiştirmesi için yapılmış bir oda. Ben bi an seni kapının önünde öylece bakınırken görünce, burda rahat edersin, nede olsa uzak yoldan geldin diye içeriye çektim. Kusura bakma biraz kuvvetli çektim galiba"dedi

Bende,

"Te teşekkür ederim. Yok ya hızlı değildi. Yani ben sadece bi an seni görün... ııımm şey demek istedim yani yağmur çok yağıyorya ona şaşırdım"

Diyerek resmen saçmalamıştım.

Meryemde,

"Evet bende şaşırdım. Ama olsun yağmuru aslında ben çok severim. Ama tabi düğün günü yağmasa iyi olurdu" diyerek gülümsedi.

Ben bi an,konuyla alakasızca

" çok güzel olmuşsun " deyivermiştim

Meryemde,

"Gerçekten mi? Teşekkür ederim. Aslında böyle çok rahat değilim. Makyaj falanda pek yapmadığım için kendimi garip hissediyorum. " dedi.

Sonra bir anda biri kapıyı açtı. Yağmur kesildi dışarıya çıkabilirsiniz artık dedi. Bizde dışarıya çıktık.

Ben telefonumu çıkarıp bütün cesaretimi toplayarak Meryeme,

"Şey bir fotoğrafını çekebilir miyim hatıra kalır" dedim

Meryem de,

"Tabi olur" deyip, size az önce gösterdiğim fotoğrafı çekmiştim.

Sonra düğünde zaten bittiği için herkes evlerine gidiyordu. Bizde İstanbula dönmek için arabaya gidoyorduk ki,

Halil dayım,

"Gidiyor musunuz? Bizim eve geçseydik, çay içerdik" dedi

Amcamda,

"Sağolun biz gidelim malum yolumuz uzun anca varırız"dedi

Ve biz vedalaşıp arabamıza dogru gittik.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.