İçeriğe geç

Taşların sırrı

Bölüm 18 · 5 dk okuma

Taşların sırrı

Bölüm 18

Geçmişimi öğreniyorum 2

Talat abilerin evinde 3 oda vardı. Odalardan bir tanesini bize verdi. Bizim kaldığımız odada hiç koltuk yoktu. Yerde minberler vardı.

Akşam yemegini yedikten sonra Talat abi bizim kalacağımız odaya kocaman bir yer döşeği getirdi.

Talat abi amcama,

"Bu koca döşek sizin ikinizede rahatlıkla yeter. Odanın ortasına açalım rahat yatın. Eğer bir ihtiyaç olursa çekinmeden benim yattığım yere gelebilirsiniz" dedi

Talat abi gerçekten çok iyi sıcak kanlı birisiydi.

Amcamda,

"Sağol Talat bize çok yardımcı oldun Hakkını ödeyemeyiz. Iyi geceler."dedi

Talat abi,

"Ne hakkı siz benim misafirimsiniz. Uzun zamandır kimse bana gelmiyordu. Beni çok sevindirdiniz. Hadi bunları düşünme sizede iyi geceler." Dedi

Talat abi odadan çıkınca amcam ışığı kapattı. Uyumak için yatağa uzanınca kapı dikkatimi çekti. Kapının altında 4 parmak kadar aralık vardı. O aralıktan bizim odaya ışık süzülüyordu.

Talat amca daha ışıkları sondurmemişti.

Hatta bi ara kapının önünden geçince ayaklarını görmüştüm.

Talat amcam hemen uyumustu. Bende amcamdan tarafa döndüm tam uyumak üzereyken, sanki biri İlker dedi gibi geldi.

Hemen kapıdan tarafa döndüm ve baktım kapının önünde biri var. Ayaklarını çok net görebiliyordum .

Acaba Talat amaca bisey mi diyecekti. Uyanması için amcamı dürttüm, ama çok yorulmuş galiba uyanamadı.

Bende kalkıp kendim açayım dedim.

Kapıyı açtım kimse yoktu. Bir an mutfağa biri geçti. Ben biraz korkmuştum.

"Talat abi" diye seslendim. Bana kimse cevap vermeyince, yavaş yavaş mutfağa doğru gittim.

Mutfağın kapısını açınca, içeride Talat abiyi gördüm. Çeşmeden sürahiye su dolduruyordu.

Ben,

"Talat abi bize sen mi seslendin?"dedim

Talat abi,

"Evet ben seslendim. Odanıza su koymayı unutmuşum size su getirecektim." Dedi

Bende,

Önemli değil Talat abi susarsak biz kalkıp içerdik, zahmet etme dedim"

Ve elinden sürahiyi alırken, elleri dikkatimi çekti.

Hemen başımı kaldırıp yüzüne bakınca, korkudan elimden sürahi kayıp yere düştü.

O Talat abi değildi. Onu onceden de görmüştüm gene gözleri korkunç ağzı olmayan korkunç bir varlıktı.

Hemen amcamın yanına koştum. İçeriye girip kapıyı hızlıca kapatıp, içeri girmesin diye kapıya dayandım.

Bir yandan da amcama sesleniyorum ama amcam bir türlü uyanmıyordu.

Bir müddet sonra sanki dışarıda ses kesilmişti.

Kapının altindaki yariktan bakmak için ağırca başımı aşağı eydiğimde, ilk başta hiç birsey göremedim. Biraz daha bakınca aniden iki el çıkıp beni başımdan yakaladı. O an kalbim yerinden fırlayacak gibiydi.

Bir kuvvetle kendimi geri çektim ve bizim yatağa doğru yuvarlandım.

Amcamı kuvvetli bir şekilde salladım, amcam uyandi ve bana baktı, ama bir baktım o amcam değil dışarıdaki varlıktı. O an nefes alamadım. Sanki boğuluyordum .

Bir an kuvvetli bir sarsılma ile uyandım. Amcam ve Talat abi başımda beni uyandırmaya çalışıyordu.

Gördüklerimin bir rüya olduğunu farkedince derin bir nefes aldım. Amcamın bana uzattığı suyu içtim.

Amcam,

"Kötü bir rüya gördün galiba oğlum. Bağıriyordun. Seni zorla uyandirdik."

Bende,

"Çok korktum amca, hatırlamak istemiyorum"dedim

Amcamda,

"Tamam oğlum anlatma istersen. Işıklar açık kalsın öyle uyuyalım"dedi.

Amcamla birbirimize sarılarak zorda olsa uyuduk.

Sabah 7 gibi uyandık. Dışarıdan çok güzel kokular geliyordu. Talat abi gene bize çok güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı. Biz bir güzel kahvaltımızı yaptıktan sonra, Şerife ninenin yanına geçtik.

Şerife ninenin elinde birseyler vardı.

Bana dönerek ,

"Gel oğlum gel"dedi.

Bu sefer beni unutmamıştı. Ben Şerife ninenin yanına oturdum. Elindeki fotograflardan birini bana uzatarak,

"Bak bu Mereyem



"Birbirimize fotograflarimizi vermiştik. Ben hâlâ saklıyorum.

Meryem çok güzel, zarif, masmavi de gözleri vardı . Mesut onun büyüleyici gözlerine vuruldu. Köyün en güzeli Meryemdi diyebilirim. Ahh ama işte bu güzellik eridi gitti."

Sonra diğer fotoğrafı göstererek , eminede çirkin değildi tabi. Onunda duru bir güzelliği vardı.



Emine asil hoş bir kızdı. Ama mesut meryeme tutulmuştu. İkiside bir gurur bir inat uğruna heba oldular.

Aralarında en çirkini bendim ama kaderi en iyi olanda bendim."dedi

Ben fotoğrafları görünce dahada çok üzüldüm.

Sonra Şerife nineye,

"Şerife nine sonra ne oldu. Kağıtta ne yazıyordu."

Şerife nine,

"Kağıtta öğleden sonra çeşmenin orada buluşalım yaziyordu" dedi

Ve devam etti,

"Öğleden sonra üçümüz birlikte çeşmenin orada beklemeye başladık. Meryem yerinde duramıyordu. Ben "sakin ol Meryem şimdi gelir " desemde sakinlemiyordu.

Uzaktan mesut'un geldiğini gördük. Biz hemen çalıların arkasına saklandık. Mesut koşarak geldi Meryem'e sarıldı.

Meryem, Mesut'un yüzündeki morlukları görünce bi an kortu. Ne olduğunu sordu. Mesut başını öne eğerek bir şey diyemedi. Meryem, Mesut un yüzünü kaldırdı . Baban mı dövdü yoksa deyince, mesut boş ver önemli değil dedi. Meryem aglayarak yaralarına dokunuyordu. Mesutta Meryemin göz yaşlarını siliyordu. Mesut, meryeme bir anda( kaçalım ben sensiz yaşayamam)dedi. Meryemde hiç tereddüt etmeden (olur bende sensiz yaşayamam) dedi . Mesut (tamam yarın sabah bu çeşmede seni bekliyor olacağım) dedi . Meryemde kabul etti.

Sonra Mesut gitti. Biz çalılarin ardından çıktık.

Emine (nasıl olacak Meryem, Zülküf ağayı bilirsin sizi yakalarsa sağ bırakmaz) dedi Meryemde (asıl ben mesut ile evlenmessem o zaman ölürüm) dedi. Biz hiç bir şey diyemedik.

Diğer gün hava aydınlanmadan Meryem ile mesut kaçmışlar. Hava daha yeni aydınlanırken, Meryemin annesi bizim kapıyı çaldı. Kapıyı ben açtım.

Meryemin annesi

(Kızım Meryem yatağında yok buraya geldi mi?) Dedi Ben de korkuyla,

"Yok gelmedi diyebildim"

O an kaçtıklarını anladım. Meryemin annesi bu sefer hemen Emine'lerin evine gitti. Bende arkadan gizlice gittim.

Meryemin annesi aynı soruları Emine'yede sordu. Eminede yok gelmedi. Buraya deyince Meryemin annesi oradanda ayrıldı. Ben hemen eminenin yanına çıktım.

Tam Emineyle konusacakken bi bağırma sesi ile irkildik.

Meryemin annesi Zülküf ağanın evinin önünde yukarıya doğru

(Zülküf ağaaa çık dışarıya)diye bağırıyordu.

Bunu duyun Zülküf ağa ile eşi balkona çıktı.

Meryemin annesi

(Benim kızıma ne yaptın)diye bağırdı

Zülküf ağa

(Ne bağırıyorsun be kadın, ben senin kızını ne yapayım)dedi.

Bunun üzerine Zülküf ağanın eşi içeriye bakıp geldi.

Zülküf ağaya

(Ağam mesut ta yok) deyince

Zülküf ağa bir hışımla aşağı indi. 5 dakika sonra 4 kişi Zülküf ağada olmak üzere atlara binip gittiler.

Biz Emineyle sadece dua ediyorduk. Insallah yakalanmazlar diye

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.