İçeriğe geç

Taşların sırrı

Bölüm 15 · 3 dk okuma

Taşların sırrı

Bölüm 15

Ruhların kurtuluşu

Hemen amcama,

"Amca koş hemen babamı indirelim o yaşıyordur, ölmemiştir.(aglayarak) Beni birakamaz. Bana söz verdi." Dedim

Ve ellerimi başıma götürerek yere çöktüm. O zaman sanki her yer kapkaranlık oldu. Kolum kanadım kırıldı. Ben onsuz ne yapardım. nasıl yaşardım. Her gün kalktığımda beni kim sever, kim öper. Bana kim yardımcı olur. O benim hem annem hem babamdı. Hem ben daha yeni 15 yaşına girmiştim. Küçüktüm. Ne yapacağımı bilmiyordum Şimdi hem öksüz hem yetim kaldım. Bende yaşamak istemiyordum.

Bu yaşananlar gerçek olamaz. Şu an üzerinden 5 yıl geçti ama hâlâ babasızlığa alışamadım. Benim yaşamam için kendini feda etmişti.

Sonra amcam hemen koşup hoca ile babamı ağaçtan indirdiler.

Amcam bir yandan ağlıyor bir yandan da hocaya biraz kızgın bir ses tonu ile,

"Hocam bulduğunuz yöntem bumuydu."

Derken bir yandan polisleri arıyordu.

Bekir hoca,

"Ben Ahmet beye bunu uzun uzun anlattım, ama o ben çocuğumun ölümüne göz göre göre razı olamam onun yerine beni alsınlar dedi . Ben bunu yapamam desemde, o ben ölmesem oglum ölecek, sen çocukların icin kendini feda etmez miydin? Diyerek sürekli ısrar etti. Kabul etmek zorunda kaldım." Dedi

Ve sonra amcama,

"Şimdi onların ruhlarını kurtarmak için bir kaç şey alacağım. Bu dört kişi şu an cinlerin elinde esirler" dedi

Ve hoca Babamın etrafında birseyler yaptı. Ben artık sadece babama bakarak ağlıyordum. Hocanın yaptıklarını umursayamıyordum. Aradan biraz zaman geçtikten sonra, evin önüne cenaze aracı ile polis arabası geldi.

Babamı cenaze aracına taşırlarken ben bağırmaya başladım.

"Benim babam ölmedi bindirmeyin o araca " diye bağırıyordum.

Amcamda bir yandan ağlıyor bir yandan, beni tutuyordu.

Amcam,

"Gel oğlum elimizden birsey gelmez, arabaya binelim arkalarından gidelim"dedi

Ben hâlâ,

"Amca ölmedi diyorum ölmedi. O ölemez."diyordum.

Çünkü kabullenemiyordum.

Sonra amcam beni arabaya bindirdi. Biz cenaze aracının arkasından Muğla devlet hastanesine geldik. 1 gün Babamın cenazesi incelenmek için hastanede kaldı.

Bir gün Sonra babamı köyün mezarlığına annemin mezarının yanına defnettik.

Ben amcamda kalmaya başladım. Amcam beni hiç yalnız birakmıyordu. Sanki babam bir yerlerden çıkıp gelecekmiş gibi hissediyordum. Onun ölümüne alışamamıştım.

Babamın ölümü de digerleri gibi intihar olarak kayıtlara geçti.

Aradan 1 ay kadar zaman geçtikten sonra, Bekir hoca amcamı aramış,

amcam da bana gelerek,

"Oğlum acımız çok taze o yüzden, sana bunlardan bahsetmek istemezdim ama, beni Bekir hoca aradı. Ve babanın ve annenlerin ruhlarını kurtarmak için köye gitmemiz gerektiğini söyledi. Ve biraz daha zaman geçerse onların ruhlarını da kurtarmamız imkansız olacağını söyledi. "Dedi

Bende,

"Tamam amca artık bundan sonra beni hiç birşey, ne korkutur ne de üzer. Babamların ruhlarını cinlerden kurtarmak için herseyi yaparım."Dedim

Amcam,

"Tamam o zaman hadi gidelim bi an önce onları kurtaralım "

Dedi

Ve biz yola çıktık.

Uzun bir yolculuktan sonra Bekir hocanın köyüne gelip, Bekir hocayı da alarak, bizim köye gelmiştik.

Bekir hoca, bahçedeki taşları amcamla birlikte yerinden kaldırdı. Ve taşları kenara çekip altlarını kazdı. Ve hepsinin altından testi çıktı. Testinin içinde, kıl ve birseyler yazan kağıtlar vardı. Arka bahçedeki incirin altındaki poşetide çıkardı. Hemen vakit kaybetmeden, bir ateş yaktı. Bunları ateşe atıp yok etti.

Ve bir anda bahçeye bir sürü üzerinde siyah çarşaf olan cinler gelmeye başladı. Onlar hocanın etrafında bir halka yaptılar. Sanki hocayı koruyorlardı. Hoca hem sesli bir şekilde birseyler okuyor, hemde taşlara birseyler yazıyordu.

Kuvvetli bir fırtına çıktı. Ve korkunç varlıklar gelmeye başladı. Benim sağımdan, solumdan hızlıca geçiyorlardı.

Hocanın yanına gitmeye çalışıyorlardı, ama etrafındaki halka yapan cinler hocayı koruyordu. Hocayı koruyan cinlerden en büyük olanı diğer gelen cinleri ateşe atıyordu.

En sonunda hoca okumayı bitirdi. Ve hocanın etrafındaki cinler açılmaya başladı.

Bekir hoca amcamı çağırarak ,

"bu taşları bu bahçeden çıkarmalıyız." dedi

Amcamın da yardımıyla taşları dışarıya çıkardılar.

Sonra hoca,

"Bu taşları mezara götüreceğiz" dedi

Taşları arabanın arkasına koyduk, ve mezara götürdük.

Dört tane taş vardı. Hocanın tarif ettiğine göre, taşları önce anneannemin sonra teyzemi sonra annemin ve en sonda Babamın mezarına koyduk. Hepsinin mezarının başına birer taş koyduk.

Hoca taşlara mezardaki toprakları sürdükçe hepsinin ruhu taşlardan dışarıya çıkmaya başladı.

Ben hepsini görüyordum

ve şaşkınlıkla

babama bakarak,

"Baba sen iyi misin? sizi kurtardık mı?"

Diye sorunca Babam evet der gibi başını salladı.

Ben o esnada sadece ağlayarak babama el sallayabildim. Ben ona el sallarken o da bana el sallayarak, yavaş yavaş gözden kayboluyordu.

Sonra biz amcamla arabaya geçtik. Hoca mezarda biraz daha kaldı. Bir müddet sonra hocada geldi.

(Degerli oy ve Yorumlarınızı bekliyorum)

(Devamı gelecek)

Bölüm sonu

1 yorum