Hazırlık aşamaları bittiğinde bende bitmiştim. kendime hep şunu sordum kolileri taşırken. "bu minicik evden 3 tır nasıl çıkar. üstelik 2 genç yaşıyoruz". ikimizde tırı bir gün erteleyip o gün boyunca uyuduk. evet kronometre kurdum yaklaşık 20 saat 12 dakika 38 saniye uyumuşuz. sonunda o gün gelip taşındık. bu ev dedemden bana kalmıştı. arkadaşım lonard da beni her yerden bulduğu için onu da her yerde yanıma alırdım. eve girip biraz bakınmaya başladık. sağ olsun dedem bana sadece bir ev vermiş. başka hiçbir şey yok. ama elimizde olanla yetinelim.
birkaç gün geçip eve iyice yerleştikten sonra bir anda bir konu öne sürdü lonard.
-biz nasıl tanışmıştık.
bu konu üzerinde çok konuşmuştuk. evet garipti ama anlattıkça benim için garip gelmemeye başladı hikayemiz.
-bunu seninle en az 100 kere konuştuk.
-neyse bir daha söyle lorin.
-dedelerimiz arkadaştı ve biz şu an aynı aynı spor klubünde antrenörüz.
bir anda telefonuna bildirim geldi. mesajı sesli bir şekilde okudu.
-lonard bey dedenizin bize belirlediği tarih ve saat itibariyle hazinenizde bir şey var. bu nesneyi bize söylemediler. ama en kısa zamanda gelmeniz önemle rica olunur. iyi günler dileriz.
-tamam ne duruyoruz gidelim hadi.
tamam ben aşşağı iniyorum.
-geliyorum.
banka eve yakın olduğu için yürüme mesafesiyle 5 dakikada ulaştık.
-merhabalar isminiz.
-lonard grondans.
-3987. kapı.
diye bağırdı sekreter. anında boyu uzun bir adam yanımızda bitti. bizi yönlendirerek kapıya ulaştığımızda çok korunaklı ve sağlam bir kapıydı. içeri girdiğimizde adamın ve lonardın yüzündeki heyecan ve merak yerini şaşkınlığa bıraktı. kasada sadece bir kitap vardı. bu 2 dede anlaşmışlardı sanırım bize bir şey kalmasın diye.
-bune şimdi. umarım dedem dalga geçiyordur.
-dedenin öldüğünü biliyorsun değil mi lonard.
-evet ama kitap ne. kitap. neden bir kitabı miras bırakırsın ki.
-öhöm öhöm.
dedim sinirli bir şekilde.
-kafanda bir voleybol top ile gözlerini acilde açmak istemiyorsan SUS.
anında duruşunu dikleştirdi. bir voleybolcuydum ve elim sertti. bir kere ayağına atmıştım ve hiç kasmadan atmama rağmen yere düşmüştü. bir şey olmamıştı ama o günden sonra tehdid cümlemi bulmuş bulunuyordum. bir kitap delisi olduğum için de ne demek istediğimi anlamıştı ve konuyu uzamadan kitabı alıp eve döndük.
kitapta evin yeri gösteriliyordu. sonra 2. katının krokisi vardı. krokide bir yer kırmızı bir noktayla işaretlenmişti. 2. kata çıkıp krokide belirlenen kırmızı noktayı aramaya başladık. bu uzun süreceği için zıplıyorduk ki belki farklı bir ses çıkarırdı. öylede oldu bir yerden boş ahşap kutu sesi geliyordu. herhangi bir tutma yeri olmadığı için kapağı kırdık ve o da ne.