İçeriğe geç

Tarihe aşk hayalimdeki hayat

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Tarihe aşk hayalimdeki hayat

Bölüm 1

1 bölüm

Okurken mutlu olmanız ve keyif almanız dileğiyle

Hikayeye başlıyoruz

*・゚゚・*:.。..。.:*゚:*:✼✿

" Hadi tanışalım ben Ebru Aktan gençliğimin baharında 17 yaşında bir genç kızım sözel bölüm öğrencisiyim gelecekte yapmak istediğim meslek gazetecilik mühabirilik gibi işler buraya yeni taşındım ve benim hiç arkadaşım yok arkadaşım olurmusun " dedim bir nefeste kız şaşırmıştı sonra kahkahalarla gülmeye başladı ne dedim ki ben komik miydi evet komikti sanırım

Kız gülmeyi bırakıp tebessüm ederek bana baktı ve elini uzatıp konuşmaya başladı " Ben Duha Çevik 17 yaşındayım sayısal öğrencisiyim ve gelecekte yapmak istediğim meslek yazılım mühendisliği 5 yıldır burda yaşıyorum ve benimde hiç arkadaşım yok yani arkadaş olabiliriz " dedi Duha. Duha kızıl kıvırcık şaçları ve mavi gözleriyle ve yaptığı siyah göz makyazıyla biraz ürkütücüydü ama konuşmasi samimi ve arkadaş canlısıydı

" İsmin çok güzelmiş Duha ha hiç duymadım " dedim

" Teşekürler sınıfına gittin mi? " dedi ciddi yüz ifadesiyle ayyy gerçekten korktum ciddi bakmasak mı acaba ya " Ve öyle bakmayı bırak atık "dedi ahhh gerçekten batırmıştım

" Kusura bakma biraz değişik ve farklı bir görünüşün var ama samimi ve arkadaş canlısı bir konuşma biçimin ve konuşurken gülümsemen emin ol gölgede bırakıyor görünüşünü görünüşünün kötü olduğunu söylemiyorum kızıl kıvırcık şaçların ve mavi gözlerinle gerçekten büyüleyicisin " dedim onu incelemeye başladım ince orta boylarda bende biraz uzun bir kızdı kızıl kıvırcık şaçları omuz hizasının biraz altında bitiyordu ona dikkatlice baktığımı fark edince başka tarafa bakmıştım

Bir süre hiç konuşmadık daha sonra ilk konuşan Duha olmuştu "Sınıfına gittin mi ? "Dedi yüzü eskisinden daha fazla ciddiydi

" Hangi sınıfta olduğumu bilmiyorum ki " dedim

" Okulda bir tane sözel sınıfı var ama yinede müdürün yanına gidelim beni takip et " dedi Duha takip ederken etrafa göz gezdirdim güzel bir okuldu gerçektende 4 katlıydi alt kata kantin konferans salonu ve müdür odası vardı müdür odası olduğunu tahmin ettiğim yere geldiğimizde Duha kapıyı çalıp izin istedi sonra kapıyı kapatıp bana dönüp konuşaya başladı " Hadi içeri gir ben 3 katayım 11/A sınıfın yanına gelirim ama yinede unutma " dedi Duha

Tamam unutma ama gel " dedim giderken Duha birşeyler mırıldandı ama ne dediğini anlamadım tuhaf kapıyı tekrardan çalıp içeriye girdim " Merhaba hocam ben Ebru Aktan " Müdürü görünce sözüm yarım kalmıştı bu adam müdür olmak için çok fazla iriydi ayrımcılık yapmıyorum ama gerçekten kortucuydu kemikli yüzüyle iri vücuduyla siyah gözleriyle gerçekten korkulurdu sakın ol Ebru sen Ebru Aktansın korkak biri değil hadi " Okula yeni geldim sınıfımı öğrenmek için gelmiştim"

Müdür olduğu yerden kalkıp eline bir dosya aldı yeniden masanın başına oturdu bir kağıt alarak konuşmaya başladı " Hayırlı olsun sınıfın 11/E buda sınıf listesi " dedi teşekür edip kağıdı aldıktan sonra odadan çıktım görünürde kimse yoktu sınıfım neredeydi ki Duha sınıfının 3. Kata olduğunu söylemişti demek ki bende 3 kataydım

3 kata çıktığımda sınfımı bulamadım birine sorsamıydım acaba kimsede yoktu zil çalmış olmalı nasıl bulucam ki merdivenlerde biri var ona sorabilirim merdivenlerden hızlı hızlı çıkarken farkettiğim şeyle kaşlarım çatım ne yani sınıf burdamıydı ufff kapının önüne geldiğimde nefes nefeseydim heycanlanmıştım Allahım nolur eski okulum gibi olmasın nolur güzel bir sınfım olsun nolur kapıyı tıklatıp geç sesini duyduğumda içeri girmiştim içerde 30 lü yaşlarında kapalı genç bir kadın vardı .

" Hocam ben yeni geldim bu sınıftaymışım " dedim ve sınıf listesini hocaya verdim .

" Egemen senin yanın boşmu? " dedi hoca Egemen dediği kişinin turuncu şaçları yeşil gözleri vardı hafif şişman bir yapısı vardı

" Hayır hocam benim yanımda Hakan var Mert'in yanı boş " dedi Egemenin gösterdiği yere baktığımda ismini duyunca kalkmıştı uykulu gözlerle etrafa şapşal şapşal bakıyordu Mert kumral şaçlı beyaz tenili siyah ama uyumaktan kıpkırmızı olmuş gözleri vardı

" Kendini tanıt bakalım ismin nedir bir hedef belirledinmi " dedi gülen yüzüyle hoca .Hocanın gülen yüzünden cesaret alarak konuşmaya başladım

" Ben Ebru Aktan 17 yaşındayım gelecekteki hedefim gazeteci veya muhabir olmak " dedim hocanın gülen yüzü dahada genişlemişti

" Merhaba ebrucuğum ben Safiye Durmaz Müdür yardımcısıyım aynı zamanda edebiyat dersinize giriyorum otur bakalım yerine " dedi orta sırada en arkaya geçtim bu hocayı sevmiştim güler yüzlüydü Mert hayla uyumaya devam ediyordu Safiye hocanın konuşmasıyla hocaya odaklandım

"Eğer ilgini çekerse okul gazetesinin seçmeleri var 2 hafta sonra okula ilgili haberler yapacaklar en beğenilenler şeçilecek katılmak istersen benim yanıma gelebilirsin son güne kadar yaptığın haberi getirebilirsin " bu çok güzel bu okul hep böyle gitsin nolur

" Tabikide hocam çok mutlu olurum katılmaktan katılacağımdan emin olabilirsiniz " dedim. Bana gülümseyip derse döndü bende dersi odaklanmaya çalıştım.

Ders zili çaldığında hiç kimseyle konuşmadan çıktım tüm enerjimi bugün iki kişiyle harcamıştım tuvaletler nerdeydi acaba okul alışveriş merkezi tarzında yapılmıştı bunun için kolayca tuvaletleri bulabilmiştim içeriye girdiğimde 2 kişi vardı kabinlerden birine girdim klozetin üstünü çıkardığım islak mendile silip üzerine oturdum telefonu çıkardığımda annemin iki mesaj atığını gördüm

Patroniçemmm: Kızım okulun güzelmi

Patroniçemmm: Beğendin mi okulunu

Siz: Beğendim anne çok güzel bugün güzel başladı sana eve geldiğimde bol bol anlatırım mucuk mucuk

Anneme mesaj gönderip çıkmayı planlarken annemin hemen çevrimiçi olmasıyla şaşırdım telefonun başındamı bekliyordun be anne

Patroniçemmm:Bugün baban seni alacak servisin daha ayarlanmadı haberin olsun canım kendine dikat et olurmu yavrum

Siz: Tamam anne babamı beklerim merak etme anne beni üzen hiçbirşey olamasına izin vermicem derse gitmem lazım güle güle

Patroniçemmm: Tamam kızım hadi iyi dersler

Telefonu tekrar cebime koyup çıktım kabinden tuvaleten çıkıp sınıfa giderken sınıfın önünde gördüğüm kişiyle mahcup hissettim ah aptal kafam Duha gelecekti " Ah sonunda prensesimiz geldi nerdesin be ağaç oldum "dedi yalandan bir kızgınlıkla gerçekten kızsada haklıydı zaten

" Kusura bakma Duha acil tuvalet ihtiyacım vardı " dedim yalan söyledim seni unuttum diyemem ya

" Tamam seni afferim göster bakalım nerde oturuyorsun kesin en önde oturuyorsundur sen " dedi gülerek sınıfa girdi sınıfta uyuyan Mert'en başka kimse yoktu

" Seni yanıltmak çok güzel olacak en arkada oturuyorum çünkü orta sırada " dedim yüzünde yapay bir şaşkınlık vardı

" Ne uykucu güzelinin yanındamı oturuyorsun " dedi sonra gidip sırama oturdu bana eliyle sus işareti yapıp Mert'in kulağına yaklaştı "Merttttt koş şşşş YANGIN VARRR "

" NE NERDE NASIL " dedi aniden şıçrayıp kaçmaya çalışırken yanında oturan Duhayı görünce ne olduğunu anladı birbirlerini tanıyorlardı sanırım

" Kalbimde nasılını bilmem artık sen söyliceksin " dedi Duha Mert kızmak için hazırlanırken Duha'nın verdiği cevapla Mert'in kızgınlığı gitmiş ve beni büyük bir şaşkınlık kaplamıştı Neee

" Nasıl siz sevgilimisiniz " dedim şaşkınlığımı üzerimden atmaya çalışıyordum Mert benim burdaki varlığımı yeni farketmişti sanırım

" Hayır Mert beni sevdiğini kabul etmiyor " dedi Duha sonra Merte bakıp fısıltıyla karışık bir şekilde " şimdilik " dedi bu kelimeyle duraksamıştı mert ardından bana bakmıştı konışacağı sırada arkadan gelen sesle susmak zorunda kaldı

" Aile var burda " dedi tanımadığım kişi beni göstererek konuşmaya başladı " Bu küçük kızın yanıknda ayıp değilmi " bunu diyen kişi sıska uzun biriydi kıvırcık sarı saçları mavi gözleri vardı şakacı bir tavrı vardı

" Senin benimle alıp veremediğin ne Tunç Merti ikna edemediysem senin yüzünden "dedi Duha

" Napayım lan ben sizi hoca seni bekliyor " dedi Tunç

" Tamam geliyorum patlamasın o serkan manyağı ben gidiyorum ebrucum sonra gelirim " dedi

" Tamam Duha bekliyorum bu sefer sınıfta " dedim ikimizde güldük

*・゚゚・*:.。..。.:*゚:*:✼✿

Okulun ilk haftası güzel geçmişti Duhayla iyi anlaşıyorduk çoğu tenefüs beraberdik sınıftan bir kaç kızla tanıştım ama pek samimi değil. Mert genelikle derslerde uyuyordu bir hafta boyunca nerdeyse hiç konuşmadık. Tunç şakacı tavrıyla hemen ona ısınmamı sağlamıştı

Şimdi ne mi yapıyorum Ebru Aktanın sipesiyali limonlu kurabiyeyi yapıyordum fırına verdikten sonra herşey hazırdı yarın günlerden pazardı ve bizim evin bahçesinde akşam yemeği yiyecektik evimiz müstakil olduğu için önüne bahçe yapmayı düşünüyordu annem çiçekçiden aldığı çiçekleri ekmişti bahçeye ve gerçekten güzel olmuştu masa kurmuşlardı güzel örtüler de almıştım dün çok güzel olacaktı. Yarın için güzel bir menüm vardı . Duha Tuç Mert ve bizim sınıftan bir kişi daha adı neydi ya ha buldum Kerim oda gelecekti Mert'in arkadaşıydı Duha mertle iyi arkadaş oldukklarını ve o gelmezse onunda gelmeyeceğini söylemişti benim için farketmezdi sadece bir tabak fazla olurdu

Kurabiyeleri ve börekleri saklama kablarına koydum. İşimi bitirdikten sorna kısa bir duş almıştım pijamalırmı giydikten sonra aynanın karşısına geçtim cildim çok kötü durumdaydı dolapları karıştırarak bulduğum maskeyi yüzüme uyguladım olacaktı biraz bekledikten sonra yüzümü yıkadım güzel olmuştu Telefonuma gelen bildirimle telefona baktım

Kızıl cadı : Hazır mısın bir şeye ihtayacın varmı kara kız

Duha bana yanlızken böyle sesleniyordu bende ona kızıl cadı diyordum

Kara kız: Birşeye ihtiyacım yok kızıl cadı kurabiyeleri yaptım diğer yemekleride yarın yapacağım ama biraz erken gelsen iyi olur

Kızıl cadı: Tamam yemek yapmayı bilmiyorum ama istersen tatlı yapabilirim

Kara kız: Olur hemde çok güzel olur

Kızıl cadı: Tamam o zaman ben gidiyorum bay

Kara kız: Tamam güle güle

Mesajlardan çıkıp kendimi yatağa attım yorgundum. Yarın için alışveriş yapmıştım koşturup durmuştum ama çok güzel olacaktı bu defa hiçbirşey kötü gitmicekti telefonumun şarjının bittiğini görünce şarj makinesini almak için kalmıştım masadan şarj makinesini alırken gözüme çarpan şeyle şaşırmıştım bunun burda ne işi vardı dayanamadım elime aldım sayfalarını çevirdim rastgele bir sayfasını okumaya başladım

Ben hiçler yüzünden kaybettim. Dostumu canımı HİÇ özür dilemediği için kaybettim aşkımı umudumu beni HİÇ sevmediği için kaybettim

Gözlerimden yavaş yavaş akmaya başlamıştı göz yaşları başka bir sayfayı açtım okumaya başladım bu ona yazdığım bir mektuptu

Kız çocukları babalarına benzeyen erkekleri severlermiş ama fiziken değil babasında yanında hissetiği huzur duygusunu babasının yanındayken hissetiği o güvende olma hissini severmiş babası gibi seveni severmiş babam beni küçük bir çocuk gibi sever içimdeki çocuğu ölmemesi için korur ama sen benim içimdeki çocuğa zarar verdin sen benim en güvensiz hissetiğim yerdin

Ağlamalarım daha da şidetlenmişti daha da ona en son yazdımığım satırları okumaya başladım

sevdiğim bak mutlu olacağım sanırım burda senden kilometrelerce uzakta görme ihtimalimin olmadığı bu şehirde sevdiğim galiba mutluluğu bulacağım keşke sevdiğim benden nefret etmek yerine sevmeyi deneseydin belki belki mutlu olurduk beraber seni hayla seviyorum aptalım biliyorum ama işte seviyorum

Ona yazdığım mektubun sonuna geldiğimde dayanamaştım göz yaşları akmaya başlamıştı hıçkırıklarla ağlarken bedenim uykuya yenik düşmüştü

*・゚゚・*:.。..。.:*゚:*:✼✿

İlk bölümün sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.